The first 200 lines.
"Joliet Islahevi Illinois Islahevleri Dairesi"
"Otostopçuları Arabanıza Almayın"
Müdür yardımcısı bunun bloktan erken erken çıkarılmasını istiyor.
İşi hemen bitirmek istiyor.
Tamam. Hadi yapalım.
Hey, uyan bakalım. Vakit geldi.
Uyan. Hadi gidelim. Vakit geldi.
İşte bu kadar.
7474505B.
- Hangi bina? - Azami güvenlik binası, Blok 9.
Standart salıverme mi?
Şartlı tahliye, beşte üç. İyi davranış.
Bir dakika.
Bir adet Timex dijital kol saati. Bozuk.
Bir adet kullanılmamış prezervatif.
Bir adet kullanılmış.
Bot, siyah. Kemer, siyah.
Bir adet siyah takım elbise ceketi.
Bir adet siyah takım elbise pantolonu.
Bir şapka.
Siyah.
Bir adet güneş gözlüğü.
Yirmi üç dolar ve yedi cent.
Burayı imzala.
- Bu nedir? - Ne?
Bu araba.
Bu şapşal araba.
Cadillac nerede?
Caddy. Caddy nerede?
Ne nerede?
Bizim Cadillac. Bluesmobil.
Onu takas ettim.
- Bluesmobil'i bununla mı takas ettin? - Hayır, bir mikrofonla.
Mikrofon mu?
Tamam, bunu anlayabilirim.
- Ya bu nedir? - Bunu kelepir düşürdüm.
Bunu geçen ilkbaharda Mount Prospect Şehri Polis Mezadından aldım.
Eski bir Mount Prospect polis arabası. Neredeyse bedava veriyorlardı.
Eh, teşekkürler, ahbap.
Hapisten çıktığım gün...
öz kardeşim gelip beni bir polis arabasıyla alıyor.
"Doğu 95. Cadde Köprüsü Chicago Şehri"
"Dur"
Beğenmedin mi?
Hayır, beğenmedim.
Bu arabanın müthiş çekiş gücü var.
Aynasız motoru var, 7,21 litrelik motor.
Aynasız lastikleri, aynasız süspansiyonu, aynasız amortisörü.
Katalitik dönüştürücülerden önce yapılmış bir model...
onun için normal benzinle pek güzel çalışıyor.
Ne dersin? Yeni Bluesmobilimiz mi, ne?
Çakmağı tamir ettir.
"Saint Helen Kutsal Kefen Yetimhanesi"
"Hizmet Etmek ve Korumak İçin"
Burada ne işimiz var?
Çıkınca onu ziyaret edeceğin konusunda Penguen'e söz vermiştin.
Evet. Yalan söylemiştim, n'olacak.
Bir rahibeye yalan söyleyemezsin.
Gidip Penguen'i ziyaret etmeliyiz.
Hayatta olmaz.
Kim o?
Jake ve Elwood.
İçeri girin.
Merhaba, çocuklar.
Sizi gördüğüme memnun oldum.
Lütfen oturun.
Hayır, çocuklar.
Buraya, önüme gelin.
Yüzünüzü görmek istiyorum.
İlçe belediyesi geçen ay bu bina için vergi tespit etti.
5 bin dolar istiyorlar.
Bunu Kilise ödemeyecek mi?
Eğer burayı ellerinde tutmak isteselerdi, öderlerdi.
Ama istemiyorlar.
Başpiskopos bu binayı Eğitim Dairesine satmak istiyor.
Size ne olacak?
Beni denizaşırı misyonlardan birine gönderecekler...
Afrika, Latin Amerika...
- Kore. - Boş versene!
Beş bin papel? Sorun değil. Sabaha hazır ederiz. Hadi gidelim.
Sizin kirli, çalınmış paranızı istemiyorum!
Eh, n'apalım. Öyleyse boku yedin demektir.
Anlayamadım. Ne dedin?
Sana yardım etmeyi teklif ettim.
Paramızı almayı reddettin.
Ben de o zaman, "Öyleyse boku yedin demektir" dedim.
- Allah kahretsin, Jake, ağır ol be. - Elwood!
- Ah! Kahretsin! - Aman Tanrım!
- Kahretsin! - Tanrım!
- Lanet olsun! Allah kahretsin! - Kahpe evladı!
Seni şişko Penguen!
Yetti be!
Siz ikiniz beni o kadar hayal kırıklığına uğrattınız ki.
Sizin için ne kadar dua ettim.
Kendi ellerimle yetiştirdiğim...
On Kutsal Emre uymayı öğrettiğim...
iki delikanlının...
ağzı bozuk, iğrenç tavırlı iki hırsız olarak...
geri dönmeleri ne kadar üzücü.
Defolun!
Ve günahlarınızı affettirmeden...
asla geri dönmeyin.
Çocuklar, rahibelerle öyle konuşulmayacağını öğrenmelisiniz.
Curtis!
- İyi görünüyorsun! - Seni gördüğümüze çok sevindik!
Size bir içki ısmarlayabilir miyim?
Çocuklar, durum kötü.
Burayı Eğitim Dairesine satacaklar...
ve ben de sokakta kalacağım.
O paranın 11 gün içinde Cook İlçesi Vergi Dairesine yatırılması gerek.
Seni sokağa atmazlar, değil mi?
Saçmalama. İhtiyar bir pis zenci Eğitim Dairesinin umurunda mı?
Curtis, bizim sen ve Penguen'den başka ailemiz yok.
Sen bize iyi davranan tek insansın...
bize bu katta Elmore Jones şarkıları söyler, ağız mızıkası çalardın.
Aslında, rahibe haklı. Biraz kilise terbiyesine ihtiyacınız var.
Triple Rock kilisesine gidin...
ve Rahip Cleophus'u bulun.
Söylediklerine bir kulak verin.
Ben, cennet ve cehennemden edebiyatı yapan...
goygoycu bir rahibi dinlemek istemiyorum.
Aklını başına topla. Kiliseye git!
"Triple Rock Baptist Kilisesi"
Tek söylediğim, bu parayı dürüstçe elde etmek için...
bir yol bulmamız gerektiği.
Bu biraz zor olabilir.
Penguen'in dediği gibi.
Günahlarımızı affettirmemiz lazım. Kiliseye gitmemiz lazım.
"Günahlarımızı affettirmemiz lazım. Kiliseye gitmemiz lazım. "
Saçma.
Hadi gel.
Şimdi de, bu hafta...
vaaz verecek olan sevgili, Rahip Cleophus James!
Ve şimdi, millet...
Ve şimdi de, millet...
Bu sabah uyandığımda, rahatsız edici bir ses duydum.
Dedim ki, bu sabah uyandığımda...
rahatsız edici bir ses duydum!
Duyduğum ses, binlerce yolunu kaybetmiş ruhun...
şamatasıydı!
Bu hayattan ayrılmış olan ölümlü adamların ve kadınların...
ruhlarından bahsediyorum.
Durun bir dakika!
Göze görünmeden dünyanın üzerinde dolaşan, bu ıstıraplı kayıp ruhlar...
ilahi ışığı arıyorlardı...
ama onu bulamayacaklar, çünkü artık çok geç!
Çok geç! Evet! Bir zamanlar görmezden geldikleri o ışığı...
bir daha görebilmeleri için çok geç! İşte böyle!
Zamanı geldiğinde kaybolmayın!
Çünkü Tanrının hesap günü...
gece yaklaşan bir hırsız gibi geliyor!
Amin
Amin deyin!
- Hadi hepimiz - Hepimiz dönelim
- Dönelim eski - Eski rehberimize
Tanrının hizmetinde kusur etmeyerek
- Haydi vaaz edelim - Duyuralım Tanrının sözünü
- Duyurmalıyız onu - Sonuna kadar duyurmalıyız
Onu yerine getir, onu bil, hisset onu
Jake, iyi misin sen?
Tanrıya şükürler olsun
Orkestra.
Işığı görüyor musun?
Ne ışığı?
Işığı gördün mü?
Evet! Aman Step Dansı Yapan Tanrım!
Işığı gördüm!
Orkestra!
- Tanrıya şükür! - Tanrı Birleşik Amerika'yı kutsasın!
Tanrının hizmetinden şaşma
Ya, Allah
"Sam ve Dave'in En İyileri"
Grubu tekrar bir araya getiririz, birkaç yerde çalarız...
biraz para yaparız. Pat... beş bin dolar!
İyi ama, grubu tekrar bir araya getirmek o kadar kolay olmayabilir.
- Sen neden bahsediyorsun? - Dağıldılar.
Hepsi bir işe girdiler.
Öyle mi? Demek ki nerede olduklarını biliyorsun.
Onlarla ilişkini sürdürdüğünü söylemiştin.
Elimde birkaç ipucu, birkaç telefon numarası var.
Ama, yani, kaçı seni ziyaret etti ya da hatta mektup yazdı?
Onlar mektup yazacak adamlar değil.
Sen dışarıdaydın. Ben ise içerdeydim.
Grupla ilişkiyi sürdürmek senin görevindi.
Tekrar çalacak mıyız diye hep soruyordum sana.
Ne yapsaydım yani, tek umudunu da elinden mi alsaydım?
Orada seni ayakta tutan tek şeyi de elinden mi alsaydım?
Sana maval okumayı tercih ettim. Tamam mı?
- Bana yalan söyledin. - Yalan değildi. Sadece palavraydı.
- Allah kahretsin. - Ne?
- Aynasızlar. - Yapma.
Lanet olsun.
- Ne? Ne yaptım? - Kırmızı ışıkta durmadınız.
Işık sarıydı, efendim.
Ehliyetinizi görebilir miyim, lütfen?
Allah kahretsin!
Altı aydır polis tarafından hiç durdurulmamıştım.
Eminim o aynasızlarda SCMODS vardır.
Eyalet İlçe Belediye Suçlu Bilgi Sistemi.
"Blues, Elwood - Illinois Ehliyeti - Halen Ehliyeti Askıya Alınmış Durumda
No comments yet. Be the first to leave one.