One from the Heart

One from the Heart

Download Turkish Subtitle

Release info

One from the Heart (1981)
A Commentary by 1see0ne
MUBI altyazısıdır.

Tags

webdl
Published on: 2025-01-29
Downloads: 60
Hearing Impaired: No

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

Bir dolarım olsaydı keşke

Karşıma her çıktığında

Şu üç kuruşluk Romeo'lar

Şu âşık numarası yapanlar

Nedense aklıma gelir

Son hüsrana uğrayışım

Bilsem de âşık olacağını

Bir zaman

Bir

Yerlerde

Çağlar boyunca

Bütün bilgeler

Paranı aşka harcama demiş

Hile, hurda olur o işte

Herkes girmesin öyle

Eski defterlere bak

Neler var neler

Yol ayrımlarında

Bir sorun vardır ortada

Köprüyü su basmıştır, yol kapalıdır

İyi bir sebep vardır

Şüphen olmasın

Aşk demek sömürmek, aldatmak demek

Dahası da vardır

Ne zaman yollasan onlara

Yüreğinde yanan ateşi

Göreceksin

Aslında basit bir birleşme

Geleneği sürdüren

Paranı aşka harcama

Herhangi bir kenti, Bir şehri, bir kasabayı seç

Çık ana caddeye

Git sonuna kadar yolun

Görürsün, aşk mezarlığını

Onlarla dolu her yer

Kendi düşen ağlamaz

Bedeli ağır olur

Küreğin bir kadeh

Kaz kendi çukurunu

Göm zavallı ruhundan kalanları

Çağlar boyunca

Bütün bilgeler

Paranı aşka harcama demiş Paranı aşka harcama

Hile, hurda olur o işte

Herkes girmesin öyle

Eski defterlere bak

Neler var neler

Yol ayrımlarında Yol ayrımlarında

Bir sorun vardır ortada

Köprüyü su basmıştır

Yol kapalıdır

Trafik. Kalabalık. Gürültü.

Las Vegas'tan çıkın ve cennete gelin.

Bora-Bora'yı keşfedin. Tahiti'yi keşfedin.

Tur fiyatlarımız değişmedi.

Dolarınız hâlâ bir dolar. Her gün uçak!

Huzur.

Tropikal cennet.

İşte geliyor gelin

Ve karşınızda damat

Sanki bir kasırga

Geçmiş bu odadan

Bilardo salonu gibi kokuyor

- Öbür ayakkabım nerede -Git. Hoşt!

Bıktım usandım

Arkanı toplamaktan

Geceyi siperde geçirmiş gibisin

Haydi, söyle bana

Ne zamandır kederle tarıyorsun saçını

Bu da ne?

- Güller soldu -Bu harika, Frannie.

Menekşeler gibi

Bıktım usandım arkanı toplamaktan

-Kimse var mı? Frannie? - Sana söylemiştim

Bir daha söylemeyeceğim

Buzlar kalemle çözülmez

Demiryolundaki bu daireyi

Tutkal tutuyor bir arada

Ve ben bıktım usandım

Arkanı toplamaktan

Tanrım! Korkuttun beni! Alo?

Alo? Alo.

Kapattı lanet olası.

-Kim aradı acaba? -Sevgililerinden biridir.

-Senin sevgililerinden biridir. -Tabii ki. Kesinlikle.

-Kim bilir? -Kim bilir?

Yarın ne biliyor musun, Frannie?

Dört Temmuz. Tanıştığımız gün.

Beş yıl önce.

Bence hediyeyi hak ettin.

-Bu bizim için. -Tatlım benim.

-Ben de bize hediye aldım. -Öyle mi?

Evet. Mutlu yıllar, Frannie. Seni seviyorum bebeğim.

-Ben de seni seviyorum. Hediyeni aç. -Hediyeni aç.

-Önce sen aç. Haydi. -Peki.

-Ne bu? Ne aldın? -Sürpriz.

Bilet.

Bora-Bora'ya iki bilet.

-Bora Bora mı? -Evet.

Sahilde sadece sen ve ben.

Biraz seks. Biraz sörf. Altımızda kum.

Seks ve sörf. Denizim, kayağım var.

Haydi. Bir de buna bak. Açsana.

-Bir tapu. -Evet.

-Bir tapu! Ev tapusu. -Bu evin tapusu.

Moe'nun hissesini aldım.

-Dalga geçme? -Onu oyuna getirdim.

-Hayır. Hissesini satın aldım. -Bu evin tapusu mu bu?

-Evet. Bizim oldu! -Harika.

-Bu ev mi? -Evet.

Güzel. Hank, bu eve? İyi bir tadilat gerekir.

Tam elden geçirip satılacak ev.

Neler, neler yapılır. Ne diyorsun sen?

-Bilemiyorum. -Harika bir ev, Frannie.

Bayılacaksın bak. Tamir ettireceğiz ve kendi evimiz olacak.

-Pekâlâ. -Göreceksin.

O zaman istediğin her yere gidebiliriz.

-Ben Tandaleo'yum. -Tandaleo mu?

Sen kimsin, pagan köle?

-Diz çök. -Dans edelim mi, Tandaleo?

-Ben dans etmem, bana sorma. -Dans et yavrum.

-Güney Denizlerini seveceksin. -Bilekler güzelmiş.

Harika bir fikir ama şu an buna para ayıramayız.

Çünkü biliyorum

Kazıklandım

Böyle anlaşmamıştık

Üstelik umurunda bile değilim

Neden kendi evin yok?

Orada dilediğin gibi yaşarsın

Bıktım usandım artık

Arkanı toplamaktan

Merhaba Hildie. İyi akşamlar.

Neyin varsa al

Ayakkabılarını da unutma

İnan bana mutsuz olmam

Sen gidersen

Tavuk yer şarap içerim

Biz ayrıldıktan sonra

Bulacağım birini

- Senden sonra -Ne yapıyorsun?

Özel yıl dönümü yemeği yapıyorum.

-Sen neden böyle giyindin? -Dışarıda yeriz dediğini sandım.

Hank, kavga etmeyelim.

Ne alakası var? Seni seviyorum.

Tatlım, söz verelim.

Bir daha kavga etmeyelim, olur mu?

-Söz mü? -Söz.

Öperek onayla.

Gayet açık görüyorum

Hiçbir şey belli değil

Darmaduman oluyorum

Her geçen yıl

Israrla

Çizelim altını

- Hiç cazibesi yok -Bir saniye. Hemen geliyorum.

- Kurtulmanın yolu yok mu bu rüyadan? -Bu seferlik olmasa olmaz mı?

-Belki çocuğumuz olur. - Hüzünlüyüm

-Evli bile değiliz. - Alabildiğince

Yok mu bana göre başka birisi?

Yaz günleri

Kalırken geride

Eksik kalıyor bir şeyler

Bu rüyadan kurtulmanın yolu yok mu?

Yaz günleri

Kalırken geride

Eksik kalıyor bir şeyler

Yok mu bir yolu

Bu rüyadan

Kurtulmanın

Biliyor musun Frannie, bence bir tatil macerası

çok iyi bir fikir bizim için.

Bu ev oldukça sağlam değil mi?

Yani, gayet iyi bir ev.

-Bu ev belki de... -Aslında, Bora-Bora'da...

-Özür dilerim. Söyle. -Sen söyle.

-Hayır. Sen söyle. -Yani, önemli olan şu tatlım.

Bu iyi bir yatırım olabilir.

Biliyorum. Paramız yetseydi.

Nasıl yani? Satın aldık. Bizim oldu.

Sen aldın.

Ama bizim paramızla.

Bizim paramız mı? Paramızı bana sormadan mı harcadın?

-Biletleri neyle aldın? -Biletle ev bir mi?

Bilette özel indirimim var.

İnan bana tatlım. En iyisini yaptım.

Bu arada, yıl dönümümüz kutlu olsun.

Yıl dönümümüz kutlu olsun.

Seninle tanıştığımda Hank,

bu adam bana göre değil diye düşünmüştüm.

Olamaz. Ona benzemiyordun. Onun gibi konuşmuyordun.

Sen o değildin.

O kim?

Yani sen,

beyaz atlı prensim değildin.

Yine de senden hoşlanmaya başladım.

Sonra da seni sevmeye başladım. Çünkü iyiydin.

-İyi mi? -Evet. Sen iyiydin.

Gerçekten iyiydin.

Sen biraz değişirsin, ben de biraz değişirim diye düşünmüştüm.

Bir yerde uzlaşırız ve her şey yoluna girerdi.

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left