The first 200 lines.
Buraya gelirken hepimiz kaybettik.
Eşimi kaybetmedim. Nerede olduğunu biliyordum.
Olay olduğunda başka bir şehirdeydi.
Adam onu uçağa bindirmediği için öldü.
ÖNCEKİ BÖLÜMLERDE
Onu o gece gördüm.
Onu gördüm.
Dünyanın haberleri burada.
Ajan Pace, öldür onları.
İnsanlar hayatta kalanların
olduğunu bilmeli.
- Onlara gerçeği söyleyeceğim. - Hayır.
Önce Cal, sonra Billy.
Oydu.
Onu indireceğiz.
Silahsız birini indirmek zor olacak.
- Silahlar var. - Arenanın alt katı.
Bir şifre giriyorsun.
Benim göreve başlama tarihim.
Nasıl alınır biliyorum.
Yukarı çık, kardeşini
ve bir çanta al. Sırt çantana ne sığdırabilirsen.
Hey, Carl! Senden bir iyilik isteyeceğim.
SİZE YALAN SÖYLÜYORLAR
Uçağım hâlâ vaktinde.
Toplanmayı bitirmeliyim.
Ders için müdürün odasına çağrılmak
şu an ihtiyacım olan son şey.
Evet, biliyorum.
Pasta yüzünden başı dertte mi?
Evet, bir sürü pasta yüzünden.
Mavi ceketimi gördün mü? Valize koymam gerek.
Ne?
Ya ceketimle bir sorunun var ya da benimle.
Bir şey demedim.
İşim beni Atlanta'ya götürüyor.
- Uğruna çalıştığım her şey... - Biliyorum.
Biliyorum.
Başkan seni yine geç saate kadar tutmazsa
eve vaktinde gelip bana veda öpücüğü verebilirsin.
Bu hafta zor geçiyor
- Hızlıca sevişebiliriz. - Beşte evde olurum.
Bay ve Bayan Collins.
Bay Collins ve Dr. Rogers-Collins, aslında.
Tabii ki. Girin.
Her sekizinci sınıf öğrencisinden dünyamızı olumsuz etkileyen
bir sorunu araştırması isteniyordu.
Presley'nin projesinin adı "Bir Yiyecek Eşitsizliği Sergisi"ydi.
Adaletsizlik.
Efendim?
Projesinin adı "Bir Yiyecek Adaletsizliği Sergisi"ydi,
"Eşitsizlik" değil.
Adaletsizlik, adaletsiz eşitsizliklerin sonucudur.
- Aynı değiller. - Başlığın bir önemi var mı?
Proje saçmalıktan ibaretti.
- Pardon? - Tanrım.
Tamam, başlığı aldık. İyiyiz.
Lütfen devam edin.
Öğretmene göre,
Presley her öğrenciye temsil etmesi gereken bir ülke ya da sınıf atadı.
Sonra ideal küresel gıda güvenliğini göstermek için
her öğrenciye bir dilim pasta verdi.
Sonra pastayı yeniden dağıttı,
gıda adaletsizliğini göstermek için.
Evet, Charlie'yi milyarder yaptı.
Pastayı herkesten aldı ve hepsini ona verdi.
Fakir ülkeleri temsil eden tüm çocuklar ona yemesi için tezahürat yaptı.
Çok fazla pasta yedi!
Pekâlâ, tamam. Yemek zorunda değildi ki.
- Bir noktaya parmak basıyordu. - Deli işi bir projeydi, biliyorsun.
- Kızım deli değil. - Teri!
Beş yıl sonra çocuklara hangi projeden etkilendiklerini...
Bayan Collins, konu bu değil.
- Konu bu değil mi? - Presley bir uyarı alacak.
Görevi bir sorunu ele almaktı, değil mi?
O sorunu çok iyi ele aldı.
Bir noktaya değinmesini söyledin, o da değindi.
Onun sayesinde çocuklar artık
makarnayı çöpe atmadan önce iki kez düşünecek
- ama siz... - Presley sert bir uyarı alacak.
Anlıyoruz. Teşekkürler.
Charlie çöp kutusuna kustu.
Çocuk küçük düştü, okula gelmeyi reddediyor.
Bir fikrim var.
Onu arabaya bindir ve okula gideceğini söyle. Bunu dene.
Bana kimin kaçık olduğundan bahsetme.
Seni görmek güzel Cliff.
Şu an beni çok seviyorsun.
Hem de hiç.
Onu bu okula sokmak için ne kadar uğraştık,
diğer ebeveynleri böyle kızdıramayız.
Hadi ama. Kendilerine ebeveyn mi diyorlar?
Charlie tam bir zorba.
1984'ten fırlama. Eski usul Kobra Kai.
Kirli bant olayı mı?
- Tuvalet suyu falan? - Hı-hı.
O Charlie miydi? - Hı-hı.
Mankafa olanı Charlie G sanıyordum.
Hayır, o Charlie'ydi.
X, kızın sadece harika bir proje yapmadı.
Yüzyılın intikamını aldı.
Olay çıkarmana gerek yoktu.
Tek söylediğim bu.
Bazen yapman gereken tek şey olay çıkarmaktır.
Tatlım, seni seviyorum.
Sen dünyadaki en nazik, en sakin, en öz güvenli insansın.
Ama bir gün sınırına ulaşacaksın.
Bir gün zavallı bir pislik seni olay çıkarmaya zorlayacak.
Bu olduğunda da
olayın diğer tarafındaki lavuk olmak istemem.
Şuna cevap ver.
Bu çocuk kusmadan önce ne kadar kek yedi?
Teri bir ara babaya yumruk savuracak gibi görünüyordu.
Şehirden ayrılması iyi bir şey.
Yine mi Atlanta?
Evet, işinde büyük adımlar atıyor. O...
O harika biri.
Sizi yalnız bırakayım efendim.
Collins, bekle.
Evet efendim?
Saha gezisi. Ne dersin?
Geç oluyor.
İşinizi bitirmek istemez misiniz?
Yapacak ne var?
Hepsi düzeltilemez hâlde.
Bana Versay Protokolü'nü anlatmanı istiyorum.
İşler sarpa sararsa beni nereye götürürler?
Yani, asıl işlerin ne olabileceğine
veya ne zaman sarpa sarabileceğine dair hiçbir detay bilmediğini biliyorum
ama lojistik açıdan beni buradan nasıl çıkarırlar?
Protokolü biliyorsunuz.
Aslında bilmiyorum.
Marsha, gelir misin?
Xavier beni yürüyüşe çıkaracak.
Bu gecelik bu kadar yeter.
Tamamdır Sayın Başkan.
Onu çok geçe kadar bekletme Xavier. Yarın okul var.
Söz veriyorum.
Sadece bak. Bak.
SİZE YALAN SÖYLÜYORLAR
SADECE BODRUM KATI GİRİŞİ
Neden gökyüzümde hâlâ kelimeler var? İlgilenecektiniz hani.
Anlaşılan onları indiremiyoruz.
Nasıl yani?
Bunu yapan bizi sistemin dışına attı.
Carl Jenkins?
Oh...
Evet.
Evet.
Bu da Lucy.
Ne? Köpeği buraya nasıl getirdin?
Xavier bu yüzden saklanmamı istiyor, ararlarsa diye.
Nereye gideceğim?
Tek bildiğim, burada kalmamızı söylediği. En güvenlisi burada olmanız.
Çocuklar arka odada.
Birazdan oradayım. Kardeşinin çantasına fazladan atıştırmalık koydum.
Ne yapıyorsun?
Gidiyor musun? Babam o dönene kadar burada kalmamızı söyledi.
Ne dediğini biliyorum.
Ama James, beni dinle.
Havalı şeyler yapmana izin vermemi istiyorsun ya hep?
Benim için havalı şeyler yapman gerekecek.
Teşekkürler.
Dışarıda büyük bir olay var.
Zırvalamayı keselim.
Hadi. Evet.
Beni çağırmana sevindim çünkü orada her ne oluyorsa
kolektif endişeyi dindirmek için dikkatlice hazırlanmış mesajlara...
Pardon, zırvalamayı kesecektik hani?
"Orada her ne oluyorsa" mı?
Olan şey Ajan Collins.
Neyin ne olduğunu bilmiyormuş gibi davranmamıza gerek yok.
Xavier mı?
Vay canına.
Duşta bir adamla yatıyorsun ve şehirdeki statükoyu
ne zaman devireceğini bile söylemiyor.
Erkekler işte, değil mi?
Ben...
Seni yerden kaldırdım Samantha.
Sen ise evimin mahremiyetini mi ihlal ettin?
Olay şu.
Bu şehri seviyorsun.
Ben de seviyorum.
Korumak istiyorsak
gidip erkeğinle güzel bir yemek yiyip
neler yaptığını öğrenmelisin.
Lokantaya giriş yaptı.
Dışarısı tuhaf, değil mi?
Son geldiğinde peynirli patates kızartmasına dokunmamıştın.
Tekrar denemek ister misin?
Biftek yeterli, teşekkürler.
Gerçek eti daha çok özleyeceğimi sanıyordum.
Bu bitki bazlı şeyler de fena değil.
Çok ikna edici görünüyor.
- Xavier! - Ayrıca aklıma takılan
bir şey var doktor.
Dünya sona ermeden önceki,
gerçek et yediğimiz zamandan kalma bir şey.
Eskiden inekleri kesmek için nasıl yakaladıklarını düşünmeden edemiyorum.
O zamanlar düşünmezdim. Ama şimdi...
No comments yet. Be the first to leave one.