A Knight of the Seven Kingdoms

A Knight of the Seven Kingdoms

Скачать Turkish субтитры

Сезон 1

Информация о релизе

A Knight Of The Seven Kingdoms S01E01 1080p AMZN WEB-DL DDP5 1 Atmos H 264-FLUX
Комментарий от BartuW

Теги

webdl
Опубликовано: 2026-01-19
Загрузки: 291
Для слабослышащих: No

Предпросмотр субтитров (Turkish)

Первые 200 строк.

Ne diyeceğimi bilmiyorum.

Bunu bir septon yapmalıydı.

İyi bir şövalyeydiniz.

Sizden haksız yere dayak yemedim.

Siktir.

Bakire Havuzu hariç.

Dul kadının turtasını han görevlisi yemişti.

Ben değildim, söylemiştim.

Neden yaptın?

Artık önemi yok.

Kılıcı yanınıza gömerdim...

Ama toprakta çürüyüp gider.

Keşke ölmeseydiniz efendim.

Atlara çok iyi bakacağım.

Üçünüzü satarsam krallar gibi yaşarım.

Bir iki yıl.

Sonra ne olacak?

O yol kanunsuzluğa ya da sefalete çıkar.

Bir şehre gidebiliriz.

Kral'ın Toprakları? Lannisport?

Nöbete katılabilirim.

Buna hemen son verin!

Elime onunki gibi tam oturuyor.

Ashford'da bir turnuva yapılacak.

Merhaba.

Seyis sen misin?

Tımar edilmelerini ve beslenmelerini istiyorum.

- İlgilenebilir misin? - İstersem ilgilenirim.

Bırak bunları. Atlarla ilgilen.

Yaparsan bir bakır, yapmazsan şaplak alırsın.

İstediğiniz yere oturun.

Kuzu var, otlarla pişirdim.

Oğlum ördek de vurdu. Hangisi olsun?

İkisi de.

Bu cüsseye ancak yeter.

- Ashford'a ne kadar kaldı? - Bir gün.

Oğlum atlarla mı ilgileniyor yoksa kaçtı mı?

- Atların başında. - Kasabanın yarısı turnuvada.

Bıraksam o da giderdi.

Nedenini bilmiyorum. Şövalyeler de diğer erkekler gibi.

Yumurta fiyatının dövüşle değiştiğini görmedim.

Turnuvaya mı gidiyorsunuz?

Seni rüyamda gördüm.

Benden uzak duracaksın, anladın mı?

Lordum?

Siz onu kafanıza takmayın. Yemeğinizi hazırlayayım.

Hey!

- Lordum. - Hırsız velet.

Yanlış bir şey yapmak istemedim.

O zırhı üstünden çıkar, hemen.

Ahmak kafana çifte atmadığına şükret.

O bir savaş atı, midilli değil.

Ben de binebilirdim.

Ağzını açma küstah velet.

Bir şövalye olduğumu unutma.

Şövalyeye benzemiyorsunuz.

Tüm şövalyeler aynı mı görünüyor?

Hayır ama sizin gibi de görünmüyorlar.

Kemeriniz halattan.

Kınımı taşıdığı sürece iş görür.

Turnuvaya mı gidiyorsunuz?

Katılacak mısınız?

- Evet, öyle düşünüyorum. - Beni de götürün efendim.

Lütfen.

- Annen bu duruma ne der? - Bir şey demez.

Annem öldü.

Hancı kadın değil mi?

- Sen öksüz müsün evlat? - Ya siz?

Bir zamanlar öyleydim.

Birisi sahip çıkana dek.

Silahları ve at binmeyi öğretti.

Her şeyi o öğretti.

Elinden geldiğince.

Beni de Ashford'a götürürseniz size yaverlik ederim efendim.

Elinizden geldiğince öğretirsiniz.

Bir yavere ihtiyacım yok evlat.

Her şövalyenin olur.

Hem herkesten çok ihtiyacınız var gibi.

Senin de kulağına şaplağa ihtiyacın var gibi.

Bana bir çuval yulaf getir. Ashford’a gideceğim.

Yalnız.

Bak evlat...

Benim gibi birinin yaveri olmaman daha iyi.

Yardımın için.

Dilediğin kadar somurt. Ben gidince kapacaksın.

Affedersiniz.

Yardım ister misin? Seve seve ederiz.

Defolun gidin.

Affedersiniz beyler.

Dövüşlerin sorumlusuyla görüşeceğim.

Ne istiyorsun adam?

Tekrar yakaladım!

Ben turnuva için gelmiştim.

Lordumun turnuvasında şövalyeler dövüşür.

Şövalye misin?

Hey!

Şövalyemizin bir adı var mı?

Dunk.

Sör Dunk.

Eskiden beri Pennytree'li Sör Arlan'ın yaveriydim.

Ölmeden önce beni kendi kılıcıyla şövalye ilan etti.

Kabzada gördüğünüz de ona ait.

Bunun bir kılıç olduğuna şüphe yok.

Pennytree’li Arlan'ı hiç duymadım.

Onun yaveriydin, öyle mi?

Her zaman kendi gibi bir şövalye olmamı isterdi.

Bir gün sizin gibi bir şövalye

olabilir miyim?

Son anlarında kılıcını istedi, bana diz çöktürdü.

İyi bir şövalye olup zayıf ve masumları korumamı emretti.

Krallığa var gücümle hizmet edeceğime yemin ettim efendim.

Bir şövalyenin buna yetkisi var.

Buna şahitlik edecek kimse var mı?

Sadece bir ağaçtaki kızılgerdan.

Burası Ashford delikanlı.

Kutsal yeminleri çiğneyenlere ne olur biliyor musun?

- Hayır. - Seni çıplak asarız,

ellerinden ve ayaklarından.

Seni yavaşça oturtup sivri kazığı kuru kuru kıçına sokarız.

Bu Ashford sandalyesi.

Bir daha soruyorum.

Siktiğimin ötücü kuşu dışında şahitlerin var mı?

Aslında, şey...

Yağmur yağıyordu.

Seninle kafa buluyorum oğlum.

Ashford sandalyesiymiş.

Kafayı mı yedin?

- Burası Menzil, Nehirova mı? - Ashford sandalyesi.

Turnuvaya katılmaya çalışanları

savuşturduğumuzu mu sandın?

Bunun için para,

zırh, atlar, askerler ve eğitim gerekir. Tanrılar yardım etsin.

Ya zavallı bir çiftçi Lyonel Baratheon'a saldırsa?

- Şey olurdu... - Farklı bir gösteri.

Ben çiftçi değilim.

Ama öyle giyinmişsin.

Bak dostum.

Lort Ashford kendini çok önemli sanıyor, Tanrılar bilir neden...

Meydan okuyan her şövalye ve askerle

uğraşmak zorundayım.

Anladın mı? Etrafta prensler var.

Evet, tabii ki.

Şu ölen ustan.

Buradaki şövalyeler onu tanır mı?

Bir çadır vardı.

Dondarrion sancağı taşıyordu.

Evet, Sör Manfred o haneden.

Sör Arlan Dorne’da babasına hizmet etmişti.

Sör Manfred hatırlar.

Sadece kokudan bile tanır.

İyi konuşacaksa yeni günde,

turnuvalar başlamadan getir. Eşlikçileri olmadan.

- Nasıl isterseniz... - Evet.

Yenilenlerin silahlarını, zırhlarını ve atlarını verip

almak için fidye verdiğini biliyor musun?

- Evet. - Fidye ödeyecek kadar paran var mı?

Tabii ki yok...

Yani buna gerek kalmayacak.

Yedi kere seni...

Sen onlara bakma. Aferin.

Affedersiniz, Sör Manfred'la konuşmalıyım.

Uyuyor efendim.

Sadece geyik için kalkar.

Ben...

Benim bir geyiğim yok.

Geyiği olmayan şövalye mi?

- O gezgin bir şövalye, değil mi? - Ne?

Bir şövalye gibi ama daha üzgünü.

Üzgün falan değilim.

Orada burada uyur çünkü kabul edilmez.

Ne üzücü...

Sör Manfred karısıyla yatıp kalkar.

Hayır, benim karım da yok.

Eskiden eşler gelip giderdi.

Karılarını düzmeyi sever.

Neredeyse bizim kadar.

Dünyayı kızıla boyamak gibi bir görevi varmış.

Biz zaten kızılız.

Evet, öyleyiz.

Sizce Sör Manfred ne zaman uyanır?

Akşamüstü tekrar deneyebilirsin.

Akşamüstü.

- Güle güle. - Evet.

Buradan.

Neden öyle söyledi?

Ben üzgün değilim.

Yani üstüne konuşulacak kadar değilim.

Zaten Sör Arlan demişti ki

"En iyi şövalye gezgin olandır."

İlk yarışı kazanırsak

kaybedenin zırhı, atları, altınlarını alırız.

O zaman üzülmem.

Biliyorum. Kazanırsak diye dedim.

Güzel şeyler düşünmek yasalara aykırı değil.

Benimle alay etme Raymond.

Hiçbir işe yaramazsın faydasız sıçan.

Niye aval aval bakıyorsun maviş?

O taşıdığın uzun kılıç mı?

Evet, tüm hakları bende.

Çok garip konuşuyorsun.

Комментарии

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left