As primeiras 200 linhas.
Zevk, yolu izi olmayan ormanlarda;
Coşku, ıssız kıyılarda;
Kimsenin rahatsız etmediği kalabalıklar,
Derin denizlerde, ve müzik var kükreyişinde:
Severim sevmesine insanı, ama daha çok severim doğayı... - Lord Byron
Anne!
Anne! Yardım et.
Ne oldu?
Rüya görmüyordum Walt. Hayal görmüyordum.
Onu duydum. Onu duydum. Onu duydum. Chris'i duydum.
-Onu duydum! -Biliyorum.
Hayır. Hayal değildi Walt.
Hayır, duydum. O... O...
-Onu duydum! -Billie.
ALEXANDER SUPERTRAMP NİSAN 1992
WAYNE,
FAIRBANKS'TEN SELAMLAR!
BURAYA İKİ GÜN ÖNCE GELDİM.
YUKON BÖLGESİ'NDE OTOSTOPÇU ALAN BİRİNİ BULMAK ÇOK ZORDU,
AMA NİHAYET BURAYA ULAŞTIM.
YEREL BİTKİ VE HAYVANLARI ANLATAN YENİ BİR KİTAP BULDUM.
BİRKAÇ AY BOYUNCA TOPRAĞIN VERDİKLERİYLE GEÇİNEBİLMEK İÇİN
GEREKEN HER ŞEYİ STOKLADIM, HAZIRIM.
GÜNEYE DÖNMEM ÇOK UZUN SÜREBİLİR.
SADECE HARİKA BİR ADAM OLDUĞUNU SÖYLEMEK İSTEDİM.
KIŞ BOYUNCA KAPALI
STAMPEDE YOLU
Seni buradan öteye götüremem.
Pekala. Teşekkür ederim.
-Pılını pırtını bırakmışsın. -Sende kalsın.
Keyfin bilir.
Tekrar teşekkürler.
Hey, dur biraz.
Al şunları. Ayakların ıslanmaz.
Orada sağ kalmayı becerirsen beni ara. Çizmelerin içinde numaram var.
Sağ ol.
ŞİMDİ YÜRÜYORUM
Hey!
Kimse yok mu?
Yok herhalde!
MUCİZEVİ MİNİBÜS GÜNÜ
İki yıl yürüyerek dünyayı dolaşıyor.
Telefon yok, havuz yok, evcil hayvan yok,
sigara yok.
Nihai özgürlük.
Uçlarda yaşayan biri. Yolları yurt bellemiş,
güzellik aşığı bir seyyah.
"Dinle ihtiyar. Ruhumu didikleme, tamam mı?
"Kapa çeneni. Seni gittiğimiz yere götürüyorum."
"Nereye gidiyorsunuz?"
"Sana söyledim ya. Hiçbir yere gitmiyoruz!"
İki yıl dolaştıktan sonra sıra son ve en büyük maceraya geliyor.
İçimdeki sahte varlığı öldürmek
ve ruhsal devrimi
zaferle sonuçlandırmak için verilecek nihai mücadele.
Artık uygarlık onu zehirleyemeyecek, o kaçıyor
ve vahşi doğada kaybolmak için
tek başına yürüyor.
ALEXANDER SUPERTRAMP MAYIS 1992
Emory Üniversitesi, Atlanta, Georgia. "Mucizevi" minibüsten iki yıl önce...
...burada çok çalıştılar ve cemiyetimize çeşitli katkılarda bulundular.
Sizleri selamlıyor ve hepinizi
bir kere daha alkışlayarak tebrik ediyoruz.
Nina Lynn Lockwynn.
Vanessa Denise Lowery.
Christopher Johnson McCandless.
Regina Victoria McNabb.
Onları, üniversitelerinin kapısının önünde dururlarken görüyorum.
Babam koyu sarı kumtaşı kemerin altında ileri geri yürüyor.
Kırmızı tuğlalar başının arkasında kanlı tabakalar gibi parlıyor.
Annemi görüyorum, kalçası hizasında birkaç hafif kitap,
küçük tuğlalardan örülmüş sütunun başında duruyor, ferforje kapılar
arkada hala açık, parmaklıkların keskin demir uçları mayıs göğüne uzanıyor.
Mezun olmak üzereler.
Evlenmek üzereler. Henüz çocuklar ve salaklar.
Masum olduklarını, kimseyi incitmeyeceklerini biliyorlar sadece.
Yanlarına gidip "Durun, yapmayın" demek istiyorum.
"O yanlış kadın, o yanlış erkek.
"Tahmin bile edemeyeceğiniz şeyler yapacaksınız.
"Çocuklara kötü şeyler yapacaksınız.
"Hiç işitmediğiniz biçimlerde acı çekeceksiniz.
"Ölmek isteyeceksiniz."
O mayıs sonu güneşi altında yanlarına gidip bunu söylemek istiyorum.
Ama bunu yapmıyorum. Yaşamak istiyorum.
Onları erkek ve dişi kağıt bebekler gibi alıp tam kalçalarından
birbirlerine vuruyorum, çakmaktaşı gibi, kıvılcım çıkarmak ister gibi. Diyorum ki
"Ne yapacaksanız yapın, ben de bunu anlatacağım."
İşte geldiler Walt. Tamam mı?
Kim yazdı bunu?
İkimizden biri olabilirdi, öyle değil mi?
Carine'e neden araba kullandırtıyor ki?
Burada harika şiirler var.
Onunla bu konuda konuşmalıyım.
Sen otur.
Affedersiniz. Oğlumu karşılayacağım.
Bugün Emory Üniversitesi'nden mezun oldu.
Ben onu getiririm. Ben getiririm.
Chris, merhaba! Biz de bekleyip duruyorduk.
Sahneye sıçradığında korkudan öldürecektin beni.
-Merhaba baba. -Tebrik ederim oğlum.
-Bu büyük bir adım. -Sağ ol baba.
Pekala.
Georgia'da araba kullanamazsın.
Neden? Ehliyetim var.
Çünkü acemi sürücü belgesiyle
başka bir eyalette araba kullanmak yasalara aykırı. O yüzden.
Bunu bilmiyordum. Yasal bir belge yeterli sanıyordum.
Şey, hadi...
-Böyle devam edecekler mi? -Hayır.
Galiba bugün herkes kutlama yapıyor.
-Barda kalacaklar, değil mi? -Evet.
Notlarım yeterince iyi, sanırım Harvard Hukuk'a girebilirim.
Chris, bu harika.
Bu çok önemli bir şey.
Üniversite fonunda kaç para kaldı?
Tam olarak 24.500,68 dolar.
Çok kesin konuştun.
Bu sabah bankaya gitmem gerekti anne.
Annenle ben, Harvard için gereken parayı tamamlamaya hazırız.
Çok doğru.
Ne yapacağıma karar vermeliyim.
Önce burada halletmem gereken birçok şey var.
Babanla ben sana bir hediye vermek istiyoruz.
Seni o külüstürden kurtarmak istiyoruz.
Hangi külüstürden?
Şu.
-Sana yeni bir araba alacağız. -Çok doğru.
Yeni araba mı?
Yeni arabayı ne yapayım?
Datsun gayet iyi.
Gıcır gıcır bir araba isteyeceğimi mi sandınız?
Komşular ne düşünür diye mi endişeleniyorsunuz?
Yepyeni bir Cadillac alacak halimiz yok Chris.
Sadece güvenle kullanabileceğin güzel, yeni bir araba alacaktık.
Dışarıdaki hurda her an dağılıp gidebilir.
Dağılmak mı? Delirdiniz mi siz? O harika bir araba.
Yeni bir arabaya ihtiyacım yok. Yeni araba istemiyorum.
-Hiçbir şey istemiyorum. -Pekala.
-Ah şu şeyler, şeyler, şeyler. -Tamam.
-Her şey illa zor olmalı. -Sağ ol.
-Sen sağ ol. -Belki öyle demek istememiştir.
Belki sadece eski arabasını istiyordur. Büyütülecek bir şey yok.
Teşekkür ederim. Hiçbir şey istemiyorum.
Chris kendini ve etrafındakileri
çok katı ahlak kurallarıyla yargılıyordu.
Hoşça kal Chris!
Amansız bir yalnızlığın onu beklediği bir yola çıkmayı göze aldı,
ama sevdiği kitaplardaki karakterler ona eşlik ediyordu.
Tolstoy, Jack London ve Thoreau gibi yazarların yarattığı karakterler.
Onların sözlerini her durumda uygun bir şekilde kullanabiliyor,
bunu hemen her fırsatta yapıyordu.
OXFAM AMERICA HESABINA ÖDEME EMRİ - 24.000,00 DOLAR
Bütün birikimim bu Bu parayla birilerini doyurun
Mezuniyet yemeği için kimden alıntı yapacağını sormayı unutmuştum,
ama başlıca hedefin kim olacağını iyi biliyordum.
Chris'in kaçıp gitmesi kaçınılmazdı.
Ve bunu tam ondan beklenecek bir aşırılıkla yaptı.
1. BÖLÜM: KENDİ DOĞUMUM
"Plansız yaşamanın bizi daima heyecanlandırdığını inkar edemeyiz.
"Zihnimizde bunu tarihten, baskılardan, kanundan
"ve usandırıcı yükümlülüklerden kaçışla bağdaştırırız.
"Mutlak özgürlük.
"Ve yol daima batıya götürmüştür."
TAŞKIN ALANI
Mead Gölü, Arizona Temmuz 1990
Yenebilir Yabani Bitkiler KUZEY AMERİKA SAHA REHBERİ
Bir isme ihtiyacım var.
ALEXANDER SUPERTRAMP TEMMUZ 1990
Haziranın sonlarına doğru
Emory, annemlere Chris'in son not çizelgesini postaladı.
Hemen tüm derslerden A almıştı.
Güney Afrika Toplumunda Ayrımcılık'tan A.
Çağdaş Afrika Politikaları ve Afrika'daki Beslenme Krizi'nden A-eksi.
Ve böyle devam ediyordu. Ağabeyim akıllı çocuktu.
Ama temmuz sonunda ondan hala haber almamıştık
ve annemle babam endişelenmeye başlamıştı.
Chris'in hiç telefonu olmamıştı,
dolayısıyla Atlanta'ya kadar gidip ona sürpriz yapmaya karar verdiler.
Emory Üniversitesi
Kaldığı daireye "Kiralık" tabelası asılmıştı.
Apartman yöneticisi, Chris'in mayıs sonunda taşındığını söyledi.
Evet. İki ay önce gitti.
Eve döndüklerinde
Chris'e o yaz gönderdikleri bütün mektupları teslim etmem gerekti.
Bir tomar halinde geri gönderilmişlerdi.
Chris, postanenin mektupları 1 Ağustos'a kadar tutmasını ayarlamış,
böylece biraz vakit kazanmış.
Bundan haberin var mıydı?
Hiçbir şey söylemedi.
Ne yaptığını anlıyordum. Üniversiteden mezun olmak gibi
saçma ve can sıkıcı bir görevi tamamlamak için dört yılını harcamıştı,
şimdi o soyutlama dünyasından, sahte güvenlikten, ebeveynlerden
ve maddi bolluktan, yani kendisini varlığının özünden uzaklaştıran
her şeyden bağımsızlığını ilan etmişti.
Pacific Crest Patikası, Kuzey Kaliforniya Ağustos 1990
Hey!
-Selam. Bin hadi. Atla. -Tamam, harika.
Şu çılgın şapkan yüzünden seni az kalsın göremeyecektik.
Kapı biraz arızalı. Oldu işte. Atla.
Bu Rainey.
No comments yet. Be the first to leave one.