As primeiras 200 linhas.
15 Kasım 1959
Kimse yok mu?
Nancy?
Kesinlikle.
Ama hiç değilse gerçekler konusunda dürüst olmalı.
-Ben böyle düşünüyorum. -Kim dürüst ki?
Ben dürüstüm.
Yazdığım şeyler hakkında dürüstüm.
Otobiyografik mi, benimle ilgili mi, değil mi size bildireceğim.
Ama hayatımın bu döneminde otobiyografik öyküleri çok sıkıcı buluyorum.
...insanlar kendini olduğundan farklı tanıtıyor.
Kendin hakkında dürüst olmak önemlidir.
Tüm yaşamının psikanalizini yapmalısın demiyorum.
-Ama korkmayın. -Evet, ben... Ama korkmayın.
Geçen gün Jimmy Baldwin ile öğle yemeği yedim.
-Nasıl biri? -Harika bir insan.
Bana yeni kitabının konusunu anlattı.
"Ama bunun sorunlu romanlardan biri olmamasına çalışıyorum" dedi.
Ben de ona dedim ki, "Jimmy,
"romanın, bir Yahudi'ye aşık olan zenci bir eşcinsel hakkında.
"Sen olsan buna sorunlu demez miydin?"
Bana bakıp güldü çünkü haklı olduğumu biliyordu.
Eğer böyle bir şey yazacaksan, en azından
bunu niye yazdığın konusunda dürüst ol.
Dürüst olamaz mıyız?
Aslında illa dürüst olmanız da gerekmez.
Ama güneyli bir beyaza, aynı cinsten iki kişinin
yani bir Yahudi'yle sevişen siyah bir adamın öyküsünü anlatan
kitabım sorun yaratır mı diye
sorma!
Bana bunu sorma!
Yok canım, bu hiç sorun olmaz.
Herkes bu konuya bayılacaktır.
Ya sen Truman? Eşcinselliğini kabul eder misin?
Ama ben hiç de o kadar sorunlu değilim.
Değilim! Değilim! Hiç de değilim.
Ben o kadar sorunlu değilim.
Yapmayın ama.
VARLIKLI ÇİFTÇİ VE AİLESİ KATLEDİLDİ
H. W. Clutter, Eşi ve Çocukları Kansas'taki Evlerinde Ölü Bulundu
ÖLÜ BULUNDU
Merhaba. Ben Truman. William Shawn ile görüşebilir miyim lütfen?
New York Times'ın baş sayfasında çıkan
Kansas'taki katliamla ilgili yazıyı okudunuz mu?
Sanırım bu konuda bir kitap yazmak istiyorum.
Bu akşam gitmek istiyorum.
-Treni kaçırdın sandım. -Özür dilerim.
Önemli değil. Kansas'a tek başıma gideceğim diye korktum.
Gelmeyi kabul ettiğin için öyle sevindim ki.
Hem araştırma asistanı hem de özel koruma olabilecek
vasıflara sahip tanıdığım tek kişi sensin.
Teşekkür ederim.
Çok gerginim.
Evet?
Bay Truman Capote ve Bayan Nelle Harper Lee?
-Biziz. -Bunları nereye koyayım efendim?
Oraya, kapıların arasına bırakabilirsiniz.
Ne getirdin böyle?
Birkaç şey işte.
-Çok teşekkür ederim. -Teşekkürler.
Rica ederim.
Sizi ağırlamak bizim için bir onur efendim.
Umarım söylememin sakıncası yoktur,
son kitabınızı ilkinden de daha iyi buldum.
Teşekkür ederim.
Biz bundan iyisi yazılamaz derken daha da iyi romanlar yazıyorsunuz.
-Çok teşekkür ederim. -Hanımefendi.
Acınası bir haldesin.
-Ne? -Bunları söylemesi için ona para verdin.
Bunları söylemesi için ona para verdin.
Nasıl anladın?
"Biz bundan iyisi yazılamaz derken..." mi?
İyi bir replik olduğunu düşünmüştüm.
-Sence fazla mı abartılıydı? -Evet, biraz.
Anahtarınız.
-Burayı imzalayın lütfen. -Teşekkür ederim.
Alvin Dewey,
Kansas Araştırma Bürosundan.
KBI.
KBI.
Merhaba. Alvin Dewey'i arıyorum.
ŞERİF
Merhaba.
Bay Dewey. Ben New Yorker'dan Truman Capote.
-Bergdorf's. -Efendim?
-Atkımı oradan aldım. -Ah.
-Çok hoş. -Teşekkür ederim.
Bay Dewey, bir röportaj ayarlayıp konuşabilir miyiz acaba?
Ne hakkında?
İlk elden bilgi alma peşinde falan değiliz.
Bunu yapanları yakalayıp yakalamadığınız umurumda değil.
Clutter katliamının bölge halkını nasıl etkilediği hakkında bir makale yazıyorum.
Yani neler hissettiğiniz hakkında.
Benim umurumda.
-Efendim? -Benim umurumda.
Bu işi yapanların yakalanması benim umurumda, hem de çok.
Anlıyorum.
-Buradaki birçok insan gibi. -Elbette.
Basın kartınız var mı?
-New Yorker nedir? -Bir dergi.
Dergiler o tür bilgi...
Diğerleriyle basın konferansına katılabilirsiniz siz de.
Sears, Roebuck marka.
Oğulları 16 yaşında mıydı?
15 yaşındaydı.
Nancy 16 yaşındaydı.
Onları bulan Nancy'nin arkadaşı mıydı?
-Laura Kinney. -Nasıl yazılıyor?
Sanırım Laura kısmını kodlamama gerek yok.
K-I-N-N-E-Y.
Ama lütfen onu rahat bırakın.
Bu işte bir grup Meksikalının parmağı olduğuna dair söylentiler var.
Merhaba George.
Seni tekrar görmek ne güzel.
Bunun bir kişi tarafından mı, senin dediğin gibi "bir grup" tarafından mı
yapıldığı konusunda bir fikrim var aslında,
ama bu önemli değil.
Meksikalı, Metodist veya Eskimo olmuş, hiç fark etmez.
Bunu yapanları bulacağız.
Halkımız arasından dört iyi insan öldü.
Bunu unutmayalım.
Batı Kansas Çiftçiler Komitesi,
katili veya katilleri yakalamamıza yardım edecek
bilgi verenlere 1000 dolarlık ödül vaat ediyor.
Lütfen bunu yazın.
Geldiğiniz için hepinize teşekkür ederiz.
O ihtiyar adamı tilki kurnazlığıyla geçiştirdi.
Burayı görünce Alabama'yı özlüyor musun?
Zerre kadar özlemiyorum.
-Yalan söylüyorsun. -Yalan söylemiyorum.
-Günaydın. -Merhaba.
Laura Kinney'yi nerede bulabilirim, bana söyler misiniz?
Şu kız mı? Çocuğun yanındaki mi?
Evet, Danny Burke'ün yanındaki.
Danny Burke mü?
Laura?
Teşekkür ederim.
Truman.
Kızın nerede oturduğunu öğreneceğim.
Bunu yalnız yapabilir miyim?
Olur mu?
Peki.
Bu sabah arkadaşlarından birini korkuttum galiba.
Yazı yazdığım sırada, seni sormaya geldi.
-Arkadaşlarımdan nefret ediyorsun. -Hayır, hiç de değil.
Yani, kapımı çalmadıkları sürece nefret etmem.
Bugün cesetleri gördüm.
-Hangi cesetler? -Clutter'ların cesetleri.
Tabutların içine baktım.
Dehşet verici bir şey.
Beni rahatlatıyor.
Böylesine dehşet verici bir şey...
Ferahlama hissi veriyor.
Normal hayat yok olup gidiyor sanki.
Ama ben hiç normal hayatla ilgilenmedim zaten.
Doğru.
Evet, buranın halkı benimle konuşmuyor.
Senin gibi ya da Nelle gibi birini istiyorlar.
Benden nefret ediyorlar.
Nelle ile ortak olan tek bir yanımı bile düşünemiyorum.
-Şey... -Belki erkeksilik olabilir.
-Günaydın Henry. -Günaydın beyefendi.
Gidelim.
Hoşça kalın.
Selam Danny. Ben Harper Lee.
Nancy çok yakın arkadaşın mıydı?
Evet, çok yakın arkadaşımdı.
Danny nasıl peki?
Çok sarsıldı.
Daha önce başına bu kadar korkunç bir şey gelmemişti.
O gece o eve en son giren kişi Danny oldu.
Bu nedenle, Bay Dewey durmadan onu sorguya çekiyor.
Bu işle bir ilgisi olduğunu düşünmüyorlar.
Sadece olağandışı bir şey hatırlayıp hatırlamadığını soruyorlar.
Ama kasabalılar, bu işle bir ilgisi olduğundan şüpheleniyor sanki.
Evet. Danny için bu çok zor oldu.
Başkalarının senin hakkında bir önyargısı olması
ve bunu değiştirememen, dünyanın en zor şeyidir.
Çocukluğumdan beri, insanlar beni hep belli kategorilere sokuyor.
Tarzım yüzünden...
Varoluş tarzım yüzünden.
Yani, konuşma tarzım falan.
Ama hep yanılıyorlar.
Demek istediğimi anlıyor musun?
Evet.
Size bir şey göstermek istiyorum.
Belki bu size olanlar hakkında bir fikir verebilir.
-Nedir bu? -Senin günlüğün.
"Danny bu gece buradaydı, birlikte televizyon seyrettik.
"Onunla olmak o kadar hoş ki.
"Saat 11'de gitti.
"Hamiş: Gerçekten sevdiğim tek kişi o."
Hepsi bu kadardı.
Laura "sarsıldı" mı demişti?
"Çok sarsıldı. Daha önce başına hiç bu kadar korkunç bir şey gelmemişti."
Duyduğum şeylerin % 94'ünü aynen hatırlarım, biliyor musun?
% 94'ünü mü?
Kendimi test etmiştim.
Ee,
bu nasıl oldu peki?
No comments yet. Be the first to leave one.