The Boy in the Striped Pyjamas (The Boy in the Striped Pajamas)

The Boy in the Striped Pyjamas (The Boy in the Striped Pajamas)

The Boy in the Striped Pyjamas

Baixar Legenda em Turkish

Informações de lançamento

The Boy in the Striped Pajamas 2008 RERIP 1080p BluRay DD5 1 x264-CtrlHD
Um comentário por 1see0ne

Tags

BluRay
x264
1080
HD
Publicado em: 2024-04-01
Downloads: 137
Deficientes Auditivos: No

Pré-visualização das legendas em Turkish

As primeiras 200 linhas.

"ÇOCUKLUK, AKLIN KARANLIK VAKTİ GELMEDEN ÖNCEKİ

"SESLER, KOKULAR VE GÖRÜNTÜLERDEN İBARETTİR."

JOHN BETJEMAN

- Yürüyün! - Çabuk!

Yürüyün!

Yürüyün!

Hemen!

Burası bizim ev.

- Hoşça kal Bruno! - Hoşça kal Bruno!

- Merhaba tatlım. - Anne, neler oluyor?

- Kutlama yapıyoruz. - Kutlama mı?

Baban terfi etti.

- Yani daha iyi bir iş aldı. - Terfinin ne olduğunu biliyorum.

Biz de kutlamak için küçük bir parti veriyoruz.

Yine asker olarak kalacak, değil mi?

Evet, kuzucuğum. Evet, artık daha önemli bir asker olacak.

Daha da heyecan verici haberler var

ama sanırım babanız size kendi söylemek istiyor.

- Taşınıyor muyuz? Nereye? - Şehir dışına.

Ama orası kilometrelerce uzakta. Karl, Leon ve Martin ne olacak?

Tatlım, zor olduğunu biliyorum

ama şimdilik hepimiz arkadaşlarımıza veda etmek zorundayız.

Zaten gittiğimiz yerde yeni arkadaşlar ediniriz. Değil mi?

Elbette edinirsiniz. Birçok yeni arkadaş edineceksiniz.

Bruno, sabah gitmeden önce arkadaşlarını çağırabilirsin.

Bu taşınmayı bir macera olarak düşün, tıpkı kitaplarındaki gibi.

Ama bu dünyanın en güzel evi.

Hiç belli olmaz. Gideceğimiz ev daha da güzel olabilir.

Baban bahçeli olduğunu söylüyor.

Bak Bruno, işin aslı şu ki bir askerin hayatı

kendi seçimlerine değil, daha çok görevine bağlıdır.

Yani ülken için bir yere gitmen gerekirse, gitmek zorundasındır.

Elbette ailenin seve seve seninle geldiğini bilince,

başka bir yere gitmek daha kolay olur.

Bruno! Seni her seferinde daha büyümüş görüyorum.

Sadece bir hafta oldu Nathalie.

Belki de ben küçülüyorumdur.

Siz ikiniz,

olanlar hakkında ne düşünüyorsunuz? Berlin'den taşınıyorsunuz.

Annemle babam iyi bir şey olduğunu söylüyorlar,

o halde öyle olmalı diye düşünüyorum.

Çocuklar, bir iyilik yapar mısınız? Konuklarımıza yiyecek ikram edin.

Heil Hitler!

Tebrikler.

- Harikulade görünmüyor mu? - Kesinlikle.

Seninle gurur duyuyorum oğlum.

Tanrım. Bazen tüm bunlara ben mi sebep oldum diye düşünüyorum.

Ne de olsa küçükken müsamerelerin için sana kostümler hazırlardım.

- Giyinip kılık değiştirmeye bayılırdın. - Nathalie...

Hala sana kendini özel mi hissettiriyor, Ralf'çığım?

Üniforma ve temsil ettikleri yani.

Anne, bir partideyiz. Bunu mahvetme.

Ben mi mahvediyorum?

Dikkatli olmalısın.

Fikirlerini alenen dile getirmen başını derde sokabilir.

Bunu biliyorsun.

Senden ne kadar uzak kalacağız oğlum?

- Tahminimce savaş kazanılana dek. - Demek ki uzun süre değil.

Bruno!

Haydi Bruno. Veda etme vakti.

- Hoşça kalın. - Güle güle!

"Geldi çattı uyku zamanım Şükürler olsun sana Tanrım

"Üzerimi örten bu gecede kolla Ve sana inanmayı öğret bana

"Koru çocukları, hastaları, yoksulları Onlara bahşet Tanrım, daha fazlasını

"Ve İsa adına ettiğim bu dua ile Ailemi de koru aynı şekilde"

Amin.

Çocuklar, bakın. Bakın! Yeni evimiz.

Halletmem gereken bazı işlerim var. Hemen dönerim.

Ne düşünüyorsunuz?

Yapmayın. Çok hoş.

Odalarınızı seçin. Maria'yı çağıracağım,

yerleşmenize yardım etsin.

Sence nasıl Maria? Yeni ev.

Bunu söylemek bana düşmez.

Ama evimiz gibi hissetmedikçe evimiz gibi gelmez, değil mi?

Kalktı mı?

O kimdi?

Herhalde babanın askerlerinden biri.

- Çok ciddi görünüyordu. - Hepsi öyle, değil mi?

- Neden fısıldaşıyoruz? - Bilmiyorum.

- Kiminle oynayacaksın? - Çiftlikteki çocuklarla.

Çiftlik mi? Ben çiftlik falan görmedim. Şunu da ver.

Sadece benim odamdan görünüyor.

Orada çocuklar mı var?

- Evet, bir sürü. - Ne güzel.

- Yani onlarla oynayabilir miyim? - Neden olmasın?

Nasıl tipler olduklarını anlamak için biraz bekleyeceğim

- Çünkü biraz tuhaf görünüyorlar. - Çocuklar mı?

- Çiftçiler de öyle. - Tuhaf derken neyi kastediyorsun?

Özür dilerim.

Sebzeler.

Şuraya.

Bruno, her şeyini yerleştirdin mi?

Çünkü bence yukarı çıkıp işini bitirmelisin.

Teşekkür ederim hanımefendi.

Bruno.

- Tuhaf olduklarını söylemiştim. - Kimin?

Çiftçilerin. Pijama giyiyorlar.

Bruno, ben de seni aramaya geliyordum.

Bunun için teşekkürler. Çok faydalı oldu.

- Daha sonra seni görmeye gelirim. - Elbette komutanım.

İçeri gel.

Otur, otur.

Ne düşünüyorsun bakalım?

Tanrım.

Eve gitmek istiyorum.

Zaten evindesin Bruno. Ailen neredeyse evin orasıdır.

Öyle değil mi?

Bruno, buraya en azından bir şans vermelisin.

İnan bana, çok geçmeden...

Neden çiftçiler pijama giyiyor? Onları penceremden görebiliyorum.

İşin aslı Bruno, o insanlar...

Onlar aslında insan bile değil.

Bruno, oranın çiftlik olduğunu kim söyledi?

- Maria mı? - Hayır.

Orası bir çiftlik, değil mi?

Evet.

Yeni işinle bir ilgisi var mı?

Buradaki işimle ilgili bilmen gereken tek şey Bruno,

ülkemiz ve senin için çok önemli olduğu.

Bu dünyayı, içinde büyüyeceğiniz daha iyi bir yer yapmak için

canla başla çalışıyoruz.

Ama sen çiftçi değilsin ki. Askersin.

Bruno, gelip mutfağı düzenlememe yardım eder misin?

Yine de onlarla oynayabilirim, değil mi? Çocuklarla yani.

Sanmıyorum Bruno. Hayır.

Dediğin gibi, biraz tuhaflar. Biraz...

Farklılar.

Üzülme hayatım. Sana yeni arkadaşlar buluruz

ama çiftliktekiler olmaz.

Ralf, söz vermiştin.

- Kamp kilometrelerce uzakta demiştin. - Öyle.

Odasının penceresinden görebileceğini nereden bilebilirdim?

Onlardan biri mutfağımızdaydı.

- Efendi Bruno, bugün nasılsınız? - Sıkıntıdan patlıyorum.

İki haftadır her gün aynı şeyi söyledin.

- Doğru da ondan. - Dışarıya çıkıp oynamalısın.

- Kiminle oynayacağım? - Bilmiyorum. Gretel'la olmaz mı?

- Kendi eğlenceni yaratabilirsin. - Ben de öyle yapmaya çalışıyorum.

Kesin olan bir şey var ki

o da miskin miskin oturmanın mutluluk getirmeyeceği.

- Bruno, ne yapıyorsun? - Keşfe çıktım!

Hayır! Hayır, arka tarafta olmaz. Sana söylemiştim, orası yasak.

- Ön tarafta keşfe çık. - Ama orada keşif yaptım.

- Yapacak başka bir şey bul. - Ne gibi?

Şimdi içeri gel, bir şeyler düşünürüz.

Çocuklar, bugün ne yapacaksınız?

- Dün yaptığımızın aynısını. - Dün ne yaptınız?

- Önceki gün yaptığımızın aynısını. - Ama keşfe çıktın.

- Keşfe çıkmayı seviyorum. - Nereye gittin?

Arka bahçeye bakmak istedim ama annem izin vermedi.

Arka bahçeye mi?

Tanrı korusun.

Herhalde arkadaşlarını özlüyorsundur.

Okulu bile özlüyorum.

Senden bunu duyacağım hiç aklıma gelmezdi.

Neyse, bu özlemin fazla uzun sürmeyecek.

- Sahi mi? - İkinize bir özel öğretmen ayarladım.

Bay Liszt haftada iki kez ziyarete gelecek.

Yani okula gitmeyecek miyiz?

Okul mu buraya gelecek?

Sanıyorum külüstür bir bisikletle.

Bu bir kuş ve...

Günaydın delikanlı. Bu sabah nasılsın?

- Senden bir iyilik isteyebilir miyim? - İsteyebilirsin.

Buralarda fazla araba lastiği var mı?

Kamyonlardan falan kalan eski bir lastik.

Buralarda gördüğüm tek fazla lastik

Teğmen Meinberg'de.

- Peki onu kullanıyor mu? - Evet, hatta her gün daha da şişiriyor.

Kes şunu. Espriyi anlamıyor. Daha sekiz yaşında.

Sen de daha 12 yaşındasın, daha büyükmüş gibi davranmayı bırak.

Lastiği ne yapacaksın ki?

- Salıncak yapmak istiyorum. - Salıncak mı?

Heyecan verici bir fikir.

Sen!

Hemen buraya gel.

Çabuk!

Şu çocuğu arka bahçedeki müştemilata götür.

Orada birkaç araba lastiği var. Birini seçecek.

Nereye isterse taşıyacaksın. Anladın mı?

Ne bekliyorsun delikanlı?

Şuna ne dersin?

Annem nerede?

Dışarıda.

- Ne zaman dönecek? - Herhalde birazdan döner.

Ama merak etme.

- Ama kan kaybından ölebilirim. - Hayır, ölmezsin.

- Hastaneye gitmem gerekecek mi? - Hayır. Sadece küçük bir kesik.

Yapma. O kadar da kötü değil.

İşte, şimdi daha iyi.

- Adın ne? - Pavel.

Yaralı bacağınla yürümeden önce

birkaç dakika hareket etmeden oturmalısın.

Anneme yaramdan söz edecek misin?

Sanırım zaten kendisi görür.

Büyük ihtimalle beni doktora götürür.

Sanmıyorum.

- Göründüğünden daha kötü olabilir. - Değil.

Nereden biliyorsun? Doktor değilsin ki.

More Turkish subtitles for The Boy in the Striped Pyjamas (The Boy in the Striped Pajamas)

Comentários

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left