The Good Lie

The Good Lie

Baixar Legenda em Turkish

Informações de lançamento

The Good Lie 2014 BluRay 1080p DTS x264-PRoDJi
Um comentário por 1see0ne
iTunes altyazısıdır. Süre: 01:49:59.979

Tags

bluray
hd
1080p
x264
bluray
Publicado em: 2025-02-03
Downloads: 73
Deficientes Auditivos: No
FPS: 23.976

Pré-visualização das legendas em Turkish

As primeiras 200 linhas.

1983 yılında Sudan'da Kuzey'le Güney arasında

kaynaklar ve din yüzünden kanlı bir iç savaş çıktı.

Kuzey hükümetinin ordusu ve milisleri köyleri yıktı.

Binlerce öksüz çocuğu çıplak ayakla Sahraaltı Afrika'ya kaçarak

Etiyopya ve Kenya'ya kadar bin kilometreden fazla yolu

yürüyerek geçmek zorunda bıraktı.

13 yıl sonra 3600 mülteci ABD'ye yerleştirildi.

Onlara "Sudan'ın Kayıp Çocukları" dendi.

Bu film onların hikayesinden esinlenmiştir.

KAKUMA MÜLTECİ KAMPI, KENYA

Amerika'da bizi unutma sakın.

Bunun anlamını sonunda öğrenebileceğiz.

Bu, benim kardeşlerimin hikayesi.

Küçükken pek bir şey bilmezdik.

Dünyanın büyük olduğunu ya da bizimkinden farklı olduğunu bilmezdik.

Sadece Sudan'daki köyümüzü bilirdik.

Binlerce yıldır orada olan köyümüzü.

Güney Sudan demeliyim.

Bunun önemli bir ayrım olduğunu yakında öğrenecektik.

BAHR EL GAZEL, GÜNEY SUDAN 13 YIL ÖNCE

Başla!

İlk dedemiz Mading'di.

- Sonra Majok. - Atem.

- Sonra Deng. - Yine Mading.

Yanlış. O dördüncü dedemizdi, beşinci değil.

- Agong. - Ajak.

- Dur. - Ben kazandım.

Bizim adımızı unuttun. Deng. Ben kazandım.

Benim cesaretim var. Senin sadece gücün var.

Kavga! Kavga!

Büyü artık Mamere.

Yine de ben kazandım.

Abital! Abital!

Simon! Gabriel! Daniel! Koşun! Gelin!

Theo!

Mamere!

Onların yanında kal. Benim babamı bulmam lazım.

Baba? Baba?

Abital!

Annem?

Annemi buldun mu?

Bizden başka kimse kalmadı.

Reis artık sensin, Theo.

Büyüklerimiz bir şey olursa Etiyopya'da güvende olacağımızı söylemişti.

Doğan güneşe doğru yürümeliydik.

Bize öğrettikleri, doğanın tehlikelerinden kaçınma

ve nimetlerinden faydalanma yöntemlerini hatırladık.

Sen pişir.

Neden ben?

Yemeği kızlar yapar.

DOĞUDA ETİYOPYA'YA DOĞRU 420 KM YÜRÜNDÜ

Yaşamak istiyorum.

Ölmek istemiyorum.

Yaşamak istiyorum. Ölmek istemiyorum.

Yaşamak istiyorum. Ölmek istemiyorum.

- Kwol. - Mading.

- Majok. - Agong.

- Kwol. - Mading.

- Majok. - Agong.

Nereye gidiyorsunuz?

Neresi güvenliyse oraya.

Etiyopya'ya gittik ama dönmek zorunda kaldık.

Neden?

Orada da askerler var.

Ne kadar yol yürüdünüz?

Beş dolunay boyunca.

İNCİL

Olay olduğunda sığırlarımızın yanındaydık.

Biz de.

Biz kuzeyden geliyoruz.

Beni asker yapmak istediler ama ben kaçtım.

Bakabilir miyim?

Ben Jeremiah. Bu da Paul.

Ona Musa'yı anlatıyorum ama bana inanmıyor.

Musa bu kitapta yaşıyor, Paul.

Musa, suyla sihirli şeyler yapabiliyordu.

Ben de yapabiliyorum. Ben su bulabiliyorum.

Göster.

Yavaş iç.

KENYA'YA DOĞRU GÜNEYE 920 KM YÜRÜNDÜ

Su! Bir nehir var.

Gitmeliyiz.

Nehrin ilerisinde tehlike var. Karşıya geçmeliyiz.

Bu grup içinde daha güvende değil miyiz?

Theo, bu dereyi geçemeyiz.

Geçebiliriz.

Bana bir şal, bir de bir cam lazım.

Theo!

Yüzme bilmiyorum!

Musa da bilmiyordu.

Git hadi.

Şimdi sen git.

Gabriel!

Gabriel!

Gabriel!

Savaş etrafımızı sarıyor.

Bana bir sopa getirin. Sırtlanları kovmak için lazım.

Teşekkür ederim.

Gitmelisiniz. Kenya'ya doğru, şu tarafa gidin.

Orada yemek var.

Teşekkürler.

Bu sana.

Teşekkür ederim. Tanrı seni korusun.

Theo!

Nehri geçtikten sonra asker görmedik.

Daniel hasta. Uyuyalım.

İlk dedemiz Mading'di.

Sonra Majok.

- Sonra Atem. - Sonra Deng.

Agong.

Kalkmayın.

Arkadaşlarımı kaybettim.

Theo.

Şef artık sensin.

Theo sen yaşayasın diye öldü.

1250 KM YÜRÜNDÜ KENYA SINIRI

KAKUMA MÜLTECİ KAMPI, KENYA

Bu sizin.

Alın bakalım.

Yemeği koyabileceğiniz kap kalmadı.

Beklemeniz lazım yani.

Evet tamam, bu olur.

Bazı insanların rengi yok.

Çünkü onlar derisiz doğmuş.

Yemeye çalış, Daniel.

Merhaba.

Merhaba. Bakabilir miyim?

Sıhhiye çadırına götürüp doktora göstermek gerekir.

Sıhhiye çadırı.

Ben Daniel, baktım.

Biri ırmağın bu kıyısında,

öbürü öbür kıyısında duran

başka iki varlık gördüm.

İkisi kardeşti.

Biri öndeydi, diğeri arkada.

İçlerinden biri, ırmağın suları üzerinde duran

keten giysili adama

"Bu dertlerin son bulması ne kadar zaman alacak?" diye sordu.

Şöyle yanıtladı. "Sen git Daniel.

Bu sözler, son gelinceye kadar saklanıp mühürlenecek.

Amin.

13 YIL SONRA

KAKUMA MÜLTECİ KAMPI HASTANESİ

Nefes al.

Nefes ver.

Mükemmel.

Solunum yolu enfeksiyonu.

Çok güzel Mamere. Devam edelim.

Doktor Monyang?

Geliyorum.

- Evet? - Bence onda Gine kurdu var.

Seni iyileştireceğiz, tamam mı?

Bir gün doktor olduğunda senin kadar akıllı biri çıkarsa

onu dinlemekten çekinme.

Olur.

Paul, nerelerdeydin? Üstün nerede?

Bunlarla değiştim.

Mal takası deniyor.

Çok güzel.

Yemek hazır.

- Güzel mi? - Çok güzel.

James. Yemek.

Naber?

Dolanıyordum.

Kamptaki daha iyi hayat vaatleri biz geldikten hemen sonra

uçup gitmişti.

Haftalar aylar oldu. Aylar, yıllar oldu.

Birbirimizden güç aldık.

Ama buradan ayrılma umudumuz giderek azalıyordu.

Yeni liste çıktı.

Koşun. Koşun.

Haber var mı?

Evet var.

Adlarımız listede!

- Hepimizin mi? - Evet.

Kansas City, Missouri'ye gidiyoruz.

- Emin misin? - Eminim.

Gerçekten mi? Amerika'ya mı gidiyoruz?

Bizi Kansas'a gönderen Tanrı'nın bir lütfu.

Ben yokum.

Önemli değil.

Önemli değil.

Amerika'da kışlar böyle oluyor.

Bu donmuş su. Buna buz deniyor.

Bildiğiniz üzere, Amerika'da dört mevsim var.

Evet Jacob?

Gittiğim yer de bu kadar soğuk olacak mı?

Nereye gidiyordun?

Fargo.

Evet. Çok soğuk olacak.

- Mamere? - Eğitim nasıl olacak?

Koleje, oradan da tıp fakültesine gitmek istiyorum.

Eğitimin hepiniz için önemli olduğunu biliyorum. Onu yarın konuşacağız.

Ama şimdi işe odaklanalım.

İş bulmak için birkaç ayınız olacak.

Ayrıca uçak biletini geri ödemeniz gerekecek.

- Doğum tarihin bilinmiyor mu? - Evet.

Diğerlerinin çoğu gibi sana da 1 Ocak verilecek.

Neden o tarih?

Çünkü illa ki bir parti olur.

Comentários

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left