The Barefoot Contessa

The Barefoot Contessa

Baixar Legenda em Turkish

Informações de lançamento

The Barefoot Contessa 1954 1080p BluRay DDP 5 1 x264-SPiRiT
The Barefoot Contessa 1954 1080p BluRay REMUX AVC DTS-HD MA 5 1-EPSiLON
Um comentário por 1see0ne
Amazon Prime altyazısıdır. Süre: 02:10:13.268

Tags

bluray
hd
bluray
1080p
x264
remux
Publicado em: 2025-02-03
Downloads: 53
Deficientes Auditivos: No
FPS: 23.976

Pré-visualização das legendas em Turkish

As primeiras 200 linhas.

Sanırım insan hayatının çoğunu tek bir meslekle geçirince

mesleki bakış açısı diyebileceğimiz bir şey geliştiriyor.

O yüzden belki de o sabah düşündüğüm

ilk şey için affedilebilirim.

Çünkü kendimi, Maria'nın cenazesinin

dekorunun, düzeninin, ışıklandırmasının bile onun istediği gibi olduğunu

düşünürken buldum.

Adım Harry Dawes.

Çok uzun zamandır

sinema filmleri yazarı ve yönetmeniyim.

Eskilerdenim,

sinema filmlerinin iki boyutlu,

tek boyutlu ve bazen boyutsuz olduğu dönemlerden.

Maria Damata'nın oynadığı üç filmi ben yazıp yönettim.

Kısa kariyerinin tamamını, baştan sona.

Ben yazdım ve yönettim, beyaz perdede.

Orada ne mi yapıyordum?

Miereler ve Erinyelerveya kısa, dolu dolu hayatını

kim yazıp yönettiyse bunu onlar halletmişti.

Neyse, işte orada,

Hollywood ve Vine'dan çok uzakta

Rapallo, İtalya'da küçük bir mezarlıkta,

Kontes Torlato-Favrini'yi gömmelerini izliyordum,

altı ay önce adını bile duymadığı bir yere,

yeri belli olsun diye dikilen taştan bir heykelle.

Hayat ara sıra

çok sayıda kötü film izlemiş gibi davranır.

Her şey yerli yerindeyken.

Başı, ortası ve sonu.

Girişinden çıkışına kadar.

Benim girdiğim noktada Kontes, kontes değildi.

Maria Damata adında bir film yıldızı bile değildi.

Benim girdiğim noktada adı Maria Vargas'tı,

Madrid, İspanya'da bir gece kulübünde dans ederdi.

Oley!

Oley!

Vaktiyle, üç yıl önce Madrid'e geldik,

Maria Vargas'ı dans ederken görmek için pek de şık olmayan bir gece kulübüne.

Size kimdik, onu anlatayım.

Suratı terli, korkarak bakan adam

Oscar Muldoon'du, hâlâ öyle.

Halka ilişkiler danışmanı,

bu birçok şey olabilir, kimisinin kanunen cezası var.

Sarışın olan Hollywood, ABD'den çıkma. Adı Myrna'ydı ve seyahat ederdi.

Ben de durumu çok da iyi olmayan bir yazar ve/veya yönetmendim.

Hepimiz Kirk Edwards'ın çalışanlarıydık.

Tanıştırayım, Kirk Edwards.

Kendi kendinize şöyle diyorsunuz: "Demek böyle biriymiş.

Dedesi çok iyi para kazanmış, annesi kendisine 200 milyon dolar bırakmış

bir adam böyle oluyormuş demek ki.

Zavallı küçük zengin çocuk."

Aç bir psikiyatr değilseniz Kirk Edwards'a üzülmeyin.

Kirk bir sinema filminin yapımcılığını üstlenmişti, ilk filminin.

Ben nükleer fizikten ne kadar anlarsam

o da yaratıcı şeylerden o kadar anlardı.

"Yeni bir yüz" denilen şeyi arıyorduk.

Çoğu standarda göre

yeni bir yüz aramak için Madrid'e kadar gitmek

çok zahmetli bir şey gibi durabilir.

Ama iyi tütsülenmiş balık yemek için daha uzaklara giden yapımcılar biliyorum.

Hey.

Hey, Mac.

Buyurun sinyor?

Grup neden mola veriyor?

- Lütfen. Bir anlamı yok. - "Sinyorina."

"Sinyorita." Artık İspanya'dasın dostum.

Sinyorita… Neydi? Maria Vargas.

- Artık dans etmiyor mu? - Artık etmiyor sinyor.

Yani bir kere dans etti, bitti mi?

Evet. Artık etmiyor. Bir kez etti, bitti.

Belki bu akşamlık bir kere daha dans edebilir.

Bir daha etmez. Bir kere etti, bitti.

Biraz daha dans ettirsene. Patron sensin.

Maria Vargas o! Maria Vargas'a kimse patronluk edemez.

Ne tuhaf, kadınlar iki seferlik sanıyordum. Söylesene Oscar.

- Oscar, onu masaya getirt. - Çok özür dilerim sinyor

ama Sinyorita Vargas konuklarla masada oturmaz.

Eminim Bay Kirk Edwards'ı sıradan bir konuk olarak görmüyorsundur.

Dediğim gibi, Sinyorita Vargas'la bu mümkün değil.

Belki bu seferlik Bay Kirk Edwards için bu kuralda bir istisna yapabilirsin.

Kural benim değil. Sinyorita Vargas'ın.

Üzgünüm, izninizle hanımlar ve beyler. İzninizle.

Oscar, git onu getir.

Hemen geliriz.

Bu yolculukta pek konuşmadın Harry.

Gülmek için sana, bazı çok bilinen parlak laflarına bel bağlamıştım.

- İçki içmeyen kişi sıkıcı oluyor herhâlde. - Olabilir.

- Oscar viskisine dokunmadı. - Hayır, sağ ol.

- Ne kadar oldu? - Önümüzdeki salı beş ay olacak.

Bu sana ders olsun Myrna.

Karakterini geliştirmek için asla geç değildir.

Vaktim var benim.

Kirk, senin hiç içki içmemen

sarhoşluk için bildiğim en büyük argüman.

Yanında çalışmaya başlayınca içkiyi neden bıraktım, biliyor musun?

Çünkü kafam karışıkken etrafımda olmanı istemedim.

Bir anda ruhumu satın alabilirsin.

İnsanların ruhunu satın alamazsın. Onlar Tanrı'ya ait.

- İspanyolca şampanya ne demek? - Oscar'ın dönmesini bekle.

Her zaman değil Kirk. Bazen tam bir mücadeledir.

- Faust'u hatırlar mısın? - Hatırladığımı sanmıyorum.

Faust senin gibiydi Kirk,

sadece dünyanın tüm parasına sahip olmak yerine

o tüm bilgisine sahipti.

Ama senin gibi, bilmediği tek şey

gerçek bir mutluluk anıydı, o da şeytanla bir anlaşma yaptı.

Bir anlık o mutluluk karşılığında ruhunu

şeytana sattı.

Nasıl sonuçlandı?

Şey, Tanrı, Faust'un ruhu için şeytanla mücadele etti.

Kıyasıyla bir mücadeleydi. Çoğu insan Tanrı kazandı sanıyor.

Ben şahsen hep berabere bittiğini düşünmüşümdür.

Bence saçma bir hikâye.

Onca para ve bilgiye sahip biri asla bir anlık mutlu olamaz.

Elbette saçma bir hikâye.

Kirk'ün öyle bir konumda olduğunu düşünsene.

En kötü ihtimalle Tanrı'yı satın alır.

İçki içen bir kadın yeterince kötü zaten.

Tanrı'ya küfredip hakaret eden bir kadına hiç katlanmam.

Şimdi çık git buradan. Hemen! Defol!

İspanya, Madrid'deyiz. Sunset Bulvarı'nda değiliz.

Özel uçağınla Roma'dan geldik, unuttun mu?

O zaman yolu kendi bulsun.

Başka uçaklar, trenler, otobüsler olmalı. Ona biraz para ver.

Üstünü mü değiştiriyor?

O zaman niye onu getirmedin?

Müşterilerle masada oturmazmış.

Onunla konuştun mu?

Kapıdan. Şu kadar araladı.

Roma'daki adam haklıymış. İngilizcesi kötü değil.

- Meseleyi söyledin mi? - Biliyordu.

Senin kim olduğunu da biliyordu. Müşterilerle masada oturmazmış.

Garsonlardan biri onun kimseyle samimi olmadığını söyledi.

Sence bu seferlik kendin gitmen gerekmez mi?

Bu defa senin gitmeni istiyorum.

Üzgünüm, sözleşmem ve üye olduğum birliklerin tüzüğü gereği

sana senarist ve yönetmen olarak hizmet verebilirim.

Halka ilişkilerini yapmak zorunda değilim.

Birileri bir anda Christopher Ödülü adayı oldu.

- Oscar. - Oyuncu seçmelerinde

figüranların önünde yüzüstü düşmüş eski bir alkolik.

Kes sesini Oscar.

İlişkimizi temelli düzeltmek için

çok iyi bir zaman bu Harry.

Bana çalışıyorsun. Sana para veriyorum.

Yönetmen ya da fabrikalarımdan birinde temizlik görevlisi ol,

bunun benim için tek anlamı var:

Ben senin patronunum.

Ayrıca bu prodüksiyonu

şu an komple iptal eder,

paranı verir ve seni yollarım.

Çoğunu nasılsa devlet ödeyecek.

Oscar'ın yardımıyla senaryonun çekilmeye değer olmadığını

ve senin de çekecek durumda olmadığını yayarım.

Belki tekrar içkiye başladın, kim bilir?

Büyükler seni zaten istemiyor.

Bağımsız bir çalışan olarak paranı ben karşılayamazsam kim karşılayabilir?

Yeni bir yüzle tanışmak için bunca şey.

Dediğimi yapmanı istediğim için bunca şey.

Bu, ben deyince şapkamı yerden almak olsa bile.

Bana Roma'ya dönmeme yetecek kadar para ver Oscar.

Yolun geri kalanını ben hallederim.

Sen de gelsene Harry.

Onun içine viski koy istersen.

Ruhun için de endişelenme.

Uzun zaman önce bir ön gösterimde kaybetmiş olmalısın.

Sinyorita Vargas?

Teşekkürler.

Sinyorita? Çıplak ayaklarınız görünüyor.

Ben İspanyolca bilmiyorum. Siz İngilizce biliyorsunuz.

İlerleme kaydetmemizin tek yolu…

- Girin demedim. - Girmeyin de demediniz.

- Aslında bir şey demediniz. - Hiçbir şey.

İngilizceniz çok iyi. Nerede öğrendiniz?

- Bu adam benim kuzenim. - Bu adam sizin kuzeniniz mi?

Suratı terli adamla aynı sebepten mi beni görmeye geldiniz?

Evet ama gördüğünüz gibi benim yüzüm terli değil.

O yüzden Kirk Edwards sizi ikna edebileceğimi düşündü…

- Müşterilerle haşır neşir olmam. - Sadece kuzeninizle mi olursunuz?

Terli adam sizden daha hoştu.

Pek sayılmaz.

Bay Kirk Edwards kim, biliyor musunuz?

Adını duymuştum. Teksas'ın sahibi.

Bu doğru.

Ama yakın zamanda Bay Edwards film yapımcısı olmaya karar verdi.

Bu sebeple Kaliforniya'yı da satın aldı.

- Şimdi de beni mi satın almak istiyor? - Pek sayılmaz.

Bay Kirk Edwards ilk yapımında oynayacak

sizin gibi birini arıyor. Sizinle bunu konuşmak istiyor.

Siz kimsiniz?

Ben önemli değilim. Filmi ben yazıyorum ve yöneteceğim.

Adım, Harry Dawes.

Harry Dawes.

Harry Dawes.

Jean Harlow ve Carole Lombard'ın yönetmenliğini yapmamış mıydınız?

Küçükken sinemaya gitmiş olmalısınız.

Adımı nereden bildiniz?

On bin sinemaseverden sadece biri…

Size Lubitsch, Fleming, Van Dyke ve La Cava isimlerini de sayabilirim.

- Beni de öldü sanmıyordunuz ya? - Maria.

Comentários

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left