As primeiras 200 linhas.
GELİN, EY ÇOCUKLAR, DİNLEYİN BENİ
SİZE ÖĞRETEYİM RAB 11
Ben küçük bir kızken...
...annem her gece yatmadan önce kalbimi Tanrı'ya açmamı hatırlatırdı.
Çünkü o iyi, merhametli ve adildi.
Birkaç yıl sonra babam ölüp de annem beni ve kardeşlerimi...
...Mojave Çölü'nde tek başına büyütmek zorunda kalınca işler değişti.
Bir daha iyi ve merhametli Tanrı'dan hiç bahsetmedi.
Onun yerine, kehanetten bahsetti.
Bütün dünyanın karanlığa gömüleceği ve insanoğlunun...
...kaderinin belirleneceği bir zamandan.
Bir gün cesaretimi toplayıp anneme Tanrı'nın neden değiştiğini...
...çocuklarına neden bu kadar kızdığını sordum.
"Bilmiyorum" dedi, üzerime yorganı örterken.
Herhalde tüm bu saçmalıklardan bıkmıştır.
Los Angeles, 23 Aralık Sabah 01:02
Kahrolası hayvanlar.
Böyle gecelerde bu şehre bir kibrit çakmak istiyorum.
Sırf şu pislikleri yanarken görmek için.
Mangal partisi gibi yani.
Yeni bir başlangıç. Buraya gereken o.
Tanrım.
Kahretsin.
Ne oluyor?
Dur! Çantayı bırak. Ellerini başının üstüne koy.
Yaralı polis! Tekrar ediyorum, yaralı polis.
Başladı.
Fazla zaman yok.
Kes sesini ve çantalarını bırak.
Ellerini başının üstüne koy.
Başının üstüne!
Arkanı dön. Arkanı dön lan!
Hayır. Bırak onu.
Ateş et, Burton.
Bırak o pislik...
Ne o...
Ne yapıyorsun, Michael?
-Böyle emir almadık. -Ne diyorsun?
Hayır, ben artık kendi emirlerimi uyguluyorum.
O zaman sen de çocukla birlikte ölürsün.
Burton, bu herifi tanıyor musun? Ne halt ediyor...
İyi misin, Jeep?
Uyandırdığım için özür dilerim, Charlie.
Hayır. Sen uyandırmadın.
Bütün gece tekmeleyip durdu.
Benim bilmediğim bir şeyi biliyor herhalde.
Yine mi kabus?
Sadece stresten, Jeep.
Çok fazla endişeleniyorsun.
Burası için, baban için.
Benim için.
Sadece senin için endişelenmeyi seviyorum.
İşte, bak. Sekiz aylık hamile bir kadın için endişeleniyorsun.
Üstelik bebek senden bile değil.
Kabus görmek için yeterli.
Alay et bakalım. Herkes ediyor zaten.
Hadi.
Senin ve Bob'un benim için yaptığı her şey için minnettarım.
Bir ay sonra bu bebeğin yeni bir ailesi olacak.
Hayatımı nasıl yönlendireceğimi çok iyi düşünmem lazım.
Hala düşünüyor musun?
Anne olmaya hazır değilim.
Kendime bile zar zor bakabiliyorum.
Sana yardım edebilirim.
Birlikte üstesinden gelebiliriz.
Bunu istiyorum.
Bütün dünyayı omuzlarında taşımayı bırak artık.
Henüz kanatlarımı kazanmadım. O yüzden ikinci sınıf meleğim.
Kanatsız bir melekle görünmekten pek hoşlandığımı söyleyemeyeceğim.
Kazanmam gerekiyor. Sen de yardım edeceksin, değil mi?
Tabii.
Tanrı şahidim olsun Bob, bir gün o şey de sana vuracak.
Olur mu öyle şey, Percy? Bizim özel bir ilişkimiz var.
Evet, öyle bir ilişkiye isim bile vermişler.
İğrenç.
Haklısın. İğrenç.
İnsan bu halde nasıl dışarı çıkar?
Bilmiyorum. Ona soralım mı?
Hayır, Howard, sorma. Beni utandıracaksın.
Audrey, hayatım, bugün giyinirken niyetinin...
...bütün dünyaya kıçını göstermek olup olmadığını merak etti annen.
Evet, çünkü uyandığımda tek istediğim, çölde...
...bir barın tuvaletinde kafası dumanlı iki kamyoncuyla aynı anda takılmaktı.
İyi ki burada mahsur kaldık.
Bu cevap beni tatmin etti. Gerçekten.
Bir şey yüzünden cezalandırılıyorum. Eminim.
Kahretsin.
PARADISE FALLS'a hoş geldiniz.
Sonraki istasyon 80 km sonra.
80 kilometre mi?
Mutlu Noeller.
Nesi mutlu?
O şey bebeğe iyi gelmez.
Bırakmayı bir düşüneyim o zaman.
Bırakmadan önce senden otlanabilir miyim?
İçerden bir paket alabilirsin.
Şimdi senden bir tane alsam da...
...içerde bana satacağın paketten sana iki tane versem?
Baksana, kayboldum galiba.
-Burada mıyım? -Alakası bile yok.
Hay sıçayım.
Buralarda çalışan bir telefon var mı?
Nazikçe sorarsan, Bob lokantadaki telefonu kullanmana izin verir.
Belki küçük bir ödeme yaparsın.
Halledebilirim sanırım.
İçerde yiyecek bir şey var mı? Gözleme veya...
Evet. kaymaklının paketi 3,75 dolar.
İstersen yumurtalı ekmek 4 dolar ama ben gözlemeyi tercih ederim.
-İyi misin, Charlie. -Evet.
İyiyim. Bu adam kaybolmuş.
Kim o?
-Sen kullanınca böyle oluyor. -Ben ne yapayım şimdi?
Konuş onunla.
İki saat önce hazır olması gerekiyordu.
Daha iki saat olmadı.
Salem Light içersin umarım çünkü başka kalmadı.
Charlie, neredeydin?
Burası otel değil. Siparişler birikiyor.
Bir daha da sigara içme.
Senin durumunda bir kız.
Bob, nerede olduğumu görüyorsun. Durum daha kötü olamaz.
Ayrıca, sen bir şey diyemezsin.
Ne? Ben iki yıl önce bıraktım.
Öyle mi? O zaman o gösterişli çakmağı neden hala taşıyorsun?
Eski karımın hediyesi. Biraz duygusalım da.
Ondan ne kadar nefret ettiğimi hatırlamak istiyorum.
Telefonunuzu kullanabilir miyim?
Cep telefonum çekmiyor. Dışarıdaki ankesörlü telefon bozuk.
Pardon, arabamın tamiriyle ilgili bir gelişme var mı?
İki saat önce yola koyulabileceğimizi söylemiştin.
Bu hızla gidersek, Noel'de Scottsdale'de olursak şanslıyız.
Bu BMW'nin kaportası açık. Sana bir şey ifade ediyor mu?
Evet.
Seni işini yapmaktan alıkoyan o kadar önemli şey ne?
Hiç.
Ardiyede bir sürü şey buldum.
Asla bir şey atmadığını biliyorum.
-Ne yapıyorsun? -Ne?
Bak Jeep, Charlie'yi severim. Gerçekten.
Ona yardım etmen falan da çok iyi gerçekten.
-Beni rahat bırak. -O senin sorumluluğunda değil.
Seninle konuşurken arkanı dönüp gitme.
Daha ne kadar yavru köpek gibi onun peşinden gideceksin?
O, sen hariç her erkekle çıkarken sen de onun arkasını topluyorsun.
Böyle konuşma. O, öyle biri değil.
Sana anlamsız geldiğinin farkındayım.
Bazen bana da anlamsız geliyor.
Onunla ilgili rüyalar görüyorum.
Bazıları o kadar kötü ki...
...keşke bir daha hiç uyumasam diyorum.
Açıklayamıyorum, baba.
Bir şey yapmam gerekiyormuş gibi hissediyorum.
Annen...
...burayı almak ve hepimizi bu ıssız yere getirmek istediğim için...
...deli olduğumu düşünmüştü.
Ama bunu yapmam gerektiğini biliyordum.
Ben de senin gibi açıklayamıyordum.
Annene "Bana güven. Göreceksin." dedim.
"Şu yıllardır planladıkları alışveriş merkezini...
...inşa ettikleri zaman burası altın madeni olacak." dedim.
Tek sorun, fena halde yanıldım.
Lanet şeyi gittiler Mesa County'ye yaptılar.
Ben de aptal durumuna düştüm.
Şimdi senin de aynı hatayı yaptığını görüyorum.
Asla gerçekleşmeyecek bir şeye inanıyorsun.
Dinle beni oğlum.
Buradan gitme zamanın geldi.
Bir sabah yaşlı ve öfkeli bir adam olarak uyanarak...
...kaybettiğini anlamanı istemiyorum.
Yolu buraya düşen herkes gibi.
Hadi. Arabayı tamir et. Adamlar gece olmadan gitmiş olsun.
Bitirmesine bu kadar kalmış.
Bu televizyonun nesi var bugün?
Uydu alıcısı al dedim ama beni dinlemedin.
-Onda ne seyredebilirim ki? -History Channel'ı.
Bana gereken tarihi öğrendim ben.
-Orası kesin. -Neyi dert ettin ki şimdi?
Bunu seyretmene zaten gerek yok senin.
Hadi bebeğim. Hadi, bu sefer olacak.
BU DENEME DEĞİLDİR
Cam gibi oldu.
Bu da ne?
Şu deneme yayınlarından biri.
Deneme yayınına benzemiyor.
Dostum, telefonu kullanmam lazım.
Arkada. Mutfağı geçince.
Affedersin, gerçek bir acil durum olsaydı...
...ne yapacağımıza dair bilgi vermezler miydi?
Şu senin eski radyonu bir açsana.
Televizyonla ilgili bir haber var mıymış?
Yarın sabah 11'de adliyede. Biliyorum. Geleceğim.
Telefonu oğluma ver.
Çünkü bir babanın oğluyla konuşabiliyor olması lazım da ondan.
Avukatının ne dediği umurumda değil. Benim de avukatım var.
Lanet telefonu ona ver şimdi.
Alo?
Hat gidip geliyor. Beni duyuyor musun?
Kahretsin.
Belki de deprem olmuştur.
-Çok kişi yaralanmış olabilir. -Merkezi çölün ortasıysa olmamıştır.
No comments yet. Be the first to leave one.