As primeiras 200 linhas.
KONUŞ - DİNLE - KAPI
Dick Laurent öldü.
Bu gece kulübe gelmememi sorun etmezsin değil mi?
Ne yapacaksın?
Evde kalır, okurum.
Okur musun?
Okur musun?
Ne okuyacaksın Renee?
Seni hâlâ güldürebildiğimi bilmek güzel.
Ben gülmeyi severim Fred.
Seninle bu yüzden evlendim.
İstersen eve geldiğinde beni uyandırabilirsin.
O ne?
Bir video kaset.
Dışarıda merdivenlerde buldum.
Kimden?
Bilmiyorum.
Zarfın üstünde bir şey yazmıyor.
Kasetin üzerinde bir şey yazıyor mu?
Hayır, hiçbir şey yok.
Bakalım içinde ne varmış.
Hadi.
Bir emlakçı bırakmış olmalı.
Olabilir.
Sorun değil.
Sorun değil.
Sorun değil.
Dün gece bir rüya gördüm.
Evdeydin…
İsmimi sesleniyordun…
Fred.
Fred.
Neredesin?
Seni bulamadım.
Sonra karşıma çıktın…
Yatakta yatıyordun…
O sen değildin.
Sana benziyordu ama sen değildi.
Fred, iyi misin?
Erken kalkmışsın.
Şu köpek beni uyutmadı.
Bu köpeğin sahibi kim?
Bu ne?
Bir video kaset daha mı?
Evet.
İzlemek istemiyor musun?
Sanırım.
Ee, izlemeyecek misin?
Tamam.
Aynı şey.
Hayır, değil.
Fred?
Ne?
Polisi aramalıyız.
Doğrudur. Evet.
Birisi biz uyurken içeri girip bizi kayda almış.
Bu yeterli değil mi?
7035 Hollis.
Rasathanenin yakınında.
Evet.
Buradayız.
Ee?
İki dedektif gönderiyorlar.
Bu kadar.
Ne düşünüyorsun?
Gerçekten bilmiyorum.
Koridorla yatak odasına bakalım.
Yatak odası burası mı?
Burada, bu odada mı uyuyorsunuz?
İkiniz?
Yatak odamız burası.
Başka yatak odası yok mu?
Yok.
Yani…
Burayı prova odası olarak kullanıyorum.
Ses yalıtımı var.
Müzisyen misin?
- Evet. - Ne enstrüman çalıyorsun?
Tenor. Tenor-Saksafon.
- Sen… - Hayır, müzik kulağım yok.
- Video kameranız var mı? - Hayır.
Fred nefret eder.
Olayları kendi bildiğim şekilde hatırlamayı severim.
Ne demek istiyorsun?
Kendi hatırladığım kadarıyla işte.
İlla ki yaşandıkları şekilde hatırlamaya gerek yok.
Alarm sisteminiz var mı?
Evet. Aslında var.
Ama son zamanlarda kullanmıyorduk.
Neden?
Sürekli çalıyordu.
Bir sebepten…
Yanlış alarmlar veriyordu.
Tekrar kullanmayı deneyebilirsiniz.
Evet.
Tamam mı?
Pencereleri ve kapıları kontrol edip içeri girmeye çalışan olmuş mu bakalım.
- Evi gözetleyeceğiz. - Elimizden geleni yaparız.
- Bir şey olursa bizi ararsınız. - Arayacağız.
- Sağ olun çocuklar. - İşimiz bu.
Selam Andy. Partime hoş geldin.
- Büyüleyici görünüyorsun. - Teşekkür ederim.
Fred.
Lütfen.
Lütfen.
- İki duble viski, sek. - Tamam.
Daha önce tanışmıştık, değil mi?
Sanmıyorum.
Nerede tanıştığımızı düşünüyorsun?
Senin evinde. Hatırlamıyor musun?
Hayır, hatırlamıyorum.
Emin misin?
Elbette.
Aslına bakarsan tam şu anda oradayım.
Ne demek istiyorsun? Neredesin şu an?
Senin evinde.
Kafayı yemişsin dostum.
Ara beni.
Numaranı tuşla.
Hadi.
Sana burada olduğumu söylemiştim.
Bunu nasıl yaptın?
Bana sor.
Evime nasıl girdin?
Beni sen davet ettin.
İstenmediğim bir yere girmek âdetim değildir.
Kimsin sen?
Telefonumu bana geri ver.
Seninle konuşmak bir zevkti.
- Bana içki alacaksın sanıyordum. - Bekle bir dakika.
Andy, şu merdivendeki herif kim?
Siyahlı adam?
Adını bilmiyorum. Dick Laurent'ın bir arkadaşı sanırım.
Dick Laurent mi?
Evet, sanırım.
Ama Dick Laurent öldü, değil mi?
Öldü mü?
Dick'i tanıdığını bilmiyordum.
Öldüğünü nereden biliyorsun?
Bilmiyorum.
Onu tanımıyorum.
Dick ölmüş olamaz.
Sana öldüğünü kim söyledi?
Kim canım?
Kim ölmüş?
Hadi eve gidelim.
- Ama… - Hemen. Hemen gidiyoruz.
Buraya en başından hiç gelmemeliydik.
O Andy denen pislikle nasıl tanıştın ki zaten?
Uzun zaman önceydi.
Moke's denen bir yerde tanıştık.
Arkadaş olduk.
Bana bir işten söz etti.
Ne işi?
Hatırlamıyorum.
Neyse…
Andy iyidir.
Bayağı boktan arkadaşları varmış.
Arabada kal.
Sana arabada kal demiştim.
Neden?
Ne var?
Beni ne diye dışarıda beklettin?
Beklettim çünkü evde biri var sandım.
Var mıydı?
Hayır, elbette yoktu.
Fred?
Fred, neredesin?
Renee.
Renee.
Otur katil!
Onu ben öldürmedim.
Bana onu öldürmediğimi söyleyin.
Biz jüri olarak sanığı birinci dereceden cinayetten suçlu bulduk.
Fred Madison,
jüri sizi birinci derece cinayetten suçlu bulmuştur,
verdiğim hüküm elektrikli sandalyede infaz edilmeniz yönündedir.
- Kendini evinde gibi hisset, dostum. - Bir şeye ihtiyacın olursa bekçiye sor.
Elini dışarıya uzat başkan.
Bir sorun mu var?
Başım…
İyi uyuyabiliyor musun?
Hayır.
Uyuyamıyorum.
Şimdi uyuyacaksın.
Hücresine geri götürün.
Tamam.
Hadi.
Gardiyan!
Gardiyan!
Gardiyan!
Ne istiyorsun?
Aspirin.
Başım…
Sıçayım…
Şu karısını öldüren katil siki tutmuşa benziyor.
Hangisi?
Pete.
Lütfen, gitme!
- Hayır. Pete! - Pete! Bekle!
No comments yet. Be the first to leave one.