As primeiras 200 linhas.
BİR DAİEİ LTD. ŞTİ. YAPIMI
~ ZATOİCHİ'NİN KUTSAL YOLCULUĞU ~
Yapım: İKUO KUBODERA
Hikâye: KAN SHİMOZAWA Senaryo: KANETO SHİNDO
Sinematograf: SENKİCHİRO TAKEDA
Sanat Yönetmeni: YOSHİNOBU NİSHİOKA
Müzik: İCHİRO SAİTO
Editör: TOSHİO TANİGUCHİ
Oyuncular:
SHİNTARO KATSU
MİCHİYO YASUDA TAKAHİKO TONO
İSAO YAMAGATA RYUTARO GOMİ, JOTARO SENBA
HİSASHİ İGAWA, KUNİE TANAKA, MASAO MİSHİMA
MANABU MORİTA SABURO DATE, YUKİO HORİKİTA
SHOSAKU SUGİYAMA YUSAKU TERASHİMA, SEİSHİRO HARA
JUN KATSUMURA TOKİO OKİ, RYONOSUKE AZUMA
KEİKO SONO, MASAKO MORİSHİTA KANAE KOBAYASHİ
Yönetmen: KAZUO İKEHİRO
Çeviri: hymaster
Çığlığı duyunca dönüp baktım, bir de ne göreyim,
eteğinin altındaki kar gibi bembeyaz, telaş içinde, sütun gibi iki bacağıyla,
17-18 yaşlarında bir kız, açmak üzere olan bir çiçek tomurcuğu.
Onu tahtırevanda taşıyan, bedenleri ayı postu gibi kalın kıllarla kaplı,
üstünde peştamal dışında hiçbir şey olmayan iki kırmızı dev.
Öndekinin eli göğsünde, arkadakinin de,
kızın yerinde duramaması, tekmelemesi ve
kendini teşhir etmesiyle zevkten dört köşe olmuş bir şekilde
ağzı kulaklarına varıyordu.
Sonra?
Günün öğle saatlerinde Otsu-Kyoto arasındaki yol üzerinde
bariyerli kapıya yaklaştılar.
Orayı anladık zaten. Çabuk anlat, asıl meseleye gel!
Avazı çıktığı kadar çığlık atsa da kızı duyabilecek kimsecikler yoktu.
Fırtına savurup duruyordu, acaba narin tomurcuğumuz düşecek miydi?
Kötü bir devirde yaşıyoruz.
Kanunların işlemediği bir çağdayız. Dünyayı ipsiz sapsız tipler kuşatmış.
"Durun bakalım!"
diye bağırdım.
Ne? Sen mi?
– Hikâye şimdi güzelleşmeye başladı. – Sahiden öyle mi yaptın?
Aynen öyle. Size olanı söylüyorum.
Ben gerçeklere saygılı biriyimdir.
Sen şimdi, kırmızı devlere gidip "durun bakalım" diye kafa mı tuttun?
Saygısızlık etme! Galiba sen bana inanmıyorsun.
– Neden bana inanmıyorsun? – Pekâlâ.
Öyle yapamazsın, lütfen gücenme ama
tahtırevanı taşıyan iki kırmızı deve posta koyabilecekmiş gibi bir hâlin yok.
Doğru olanı bildiğin hâlde seyirci kalmak erkekliğe sığmaz.
Ne yapacağına karar verirken sonunu düşünmeyeceksin.
Bayım!
Çok feci bir fırtınaya yakalandık. Herkesten çok özür dilerim.
Dikkat etsene be adam, yığınla para ödedik!
Cehenneme mi gidiyoruz, kutsal yolculuğa mı, belli değil.
Gerçekten çok özür dilerim.
Param? Kesem kayıp!
Şu adam! Keseyi o aldı.
Hırsız var!
Aşırırken onu gördüm.
Sen bana "hırsız" mı diyorsun?
Seni alırken gördüm. Bu adamın para kesesini çaldın.
Demek öyle. O hâlde soyunacağım. Göreceğiz.
Ama temiz çıkarsam ben size yapacağımı bilirim.
İşte orada!
Para kesem!
Aşağılık!
– Şansın varmış. – Teşekkürler.
Peki, ben hırsızım.
Para kesesini aşırdım.
Ama elime yüzüme bulaştırdım.
Bu kez açıkça kabul ediyorum.
Bir diyeceğin mi var?
Bu kez elime yüzüme bulaştırmayacağım.
Para keseni ben alıyorum.
Bir itirazın mı var ulan?
"Ben alıyorum" dedim sana.
Dümbük!
Sana ne girdi ulan?
Bir diyeceğiniz var mı?
Şimdi anlat da dinleyelim, hikâyeden çıkardığın o ders neydi?
Ortada bir haksızlık var, bu durumda ne yapman gerekiyor?
Destursuz atan dürzü seni!
Yavşak!
Ne var ulan?
Ne bakıyorsun ulan?
Kes zırlamayı! Sustur şunu!
Ve böylece herkesin gözü önünde adamın kesesini aşırmış oldun.
Gözle görülür, elle tutulur hâle geldin, yaptığınla övünüyorsun.
Ben çok yer gezdim, çok adam gördüm.
Ancak ettiği kötülükle övünen birine hiç rastlamamıştım.
Sana o keseyi iade etmeni tavsiye ediyorum!
Ne dedin sen?
Sana güzelce "keseyi iade et" dedim!
Sen kendini ne sanıyorsun?
"Körle yatan şaşı kalkar" sözündeki köre benziyorsun sen.
Hırsızsın, onu anladık.
Peki, sen hırsızlıkta ne kadar ustasın?
İşini bilen hırsızlar böyle ulu orta yakalanmaz.
Bu durumda yapabileceğin en isabetli şey
böyle konularda övünmemek olurdu.
Öteki elin sende kalsın.
Artık aynı şeyi yapabilmek için kendini hayli zorlaman gerekecek.
Al.
Galiba çok fazla basamak var.
Biraz daha ağırdan alıp
büyük adımlarla, farkına bile varmadan zirveye ulaşmış olacağım.
Ey Konpira!
Sen yücesin, umarım beni anlarsın.
Lütfen duama kulak ver.
Pek çok can aldım ama hiçbirini kasten öldürmedim .
Onları öldürürken kendimden bile emin değildim.
Belki sebebini bana sen açıklarsın.
İnsanın en kötüsü bile
öldüğünde Buda olurmuş.
Ruhlarına dua etmek için
Shikoku'da bulunan 88 tapınağa doğru kutsal yolculuğa çıktım.
Ey Konpira, yalvarıyorum sana!
Beni bu yolculuğum sırasında birini öldürmekten esirge.
Duam budur.
Duam budur.
Sen Zatoichi misin?
Evet.
Ben Eigoro Serigazawa.
Eigoro, anladığım kadarıyla
kılıcın kınında değil.
Mesele neydi, bilmem ama
pişman olursun.
Hiç tavsiye etmiyorum.
Eigoro!
Bana anlatman gereken bir durum yok muydu?
Neden beni öldürmeye çalıştın?
İstediğin bir şey mi vardı?
KİRİHATA HANI'NA GİDER
Artık vedalaşmalıyız.
Artık yola seninle birlikte devam etmek istemiyorum.
Taro!
Tek başına mı geldin?
Siz kimsiniz?
Eigoro'nun akrabası mısınız?
Ne duruyorsun?
Ağabeyim aptalın tekiydi.
Bir gün kendini öldürteceği belliydi.
Neden geri çekilmedin?
Biliyorum, isteseydin beni öldürebilirdin.
Neden karşılık vermedin?
Sebebini ben de bilmiyorum.
Seni görünce içimden kaçmak gelmedi.
Beni görünce mi?
Görebiliyor musun?
Hayır, göremem ama anlayabilirim.
Kichi, ağabeyin!..
Yasuzo, kapat kapıyı!
– Eigoro nerede? – Artık geri dönmeyecek.
Patronun mekânına da gelmedi. Ne oluyor?
Ne olduğunu sizin benden daha iyi bilmeniz gerek.
Zatoichi'den korkunca bizi satmıştır.
O korkak değildi!
Zatoichi'nin ne tarafa gittiğini biliyoruz. Gidip bulalım.
Eigoro dönerse ona patronun mekânına gelmesini söyle.
Artık sen de öğrendin.
Tohachi ilerideki vadide seni öldürmesi için
ağabeyimi göndermişti.
Ama asıl maksadı sana ağabeyimi öldürtmekti.
Ağabeyimi parmağında oynattı.
Peki, ağabeyinin
Tohachi'nin her istediğini yapmak zorunda kaldığı bir sebep var mıydı?
Tohachi'nin neyin peşinde olduğunu biliyordu,
sen ona bir şey yapmamış olsan bile seni öldürmeye geldi.
30 ryo için yaptı.
Bayım!
Eigoro'yu nerede öldürdün?
Söyler misin bayan, kimdir bu adam?
Ben çiftçiyim.
Sen dürüstçe geçimini sağlayan birisin.
O Tohachi denen herif nasıl biridir?
İlerideki vadiyi kontrolü altına almış bir hayduttur.
Merasında 50-60 baş atı var.
Kumarbazdır, vahşidir,
istediği her şeyi elde etmeyi arzulayan psikopatın tekidir.
Peki, bu Tohachi'nin
bana ne garezi var?
Ne tarafa doğru gideceğimi nereden öğrendi?
İchi Eigoro'yu öldürdü. Tıpkı söylediğim gibi.
Zatoichi'nin parıldayan kılıcını
her yerden, her kesim iyi bilir.
Onu devirmek öyle kolay değildir.
Şu misafirimize bakın.
Kardeşinin öcünü almak için İchi'yi ta buralara kadar takip etmiş.
Ancak tek yapabildiği takip etmek. Yoksa bu, İchi'nin kılına bile dokunamaz.
En sonunda bana gelip benden İchi'yi öldürmemi istedi.
Ben de "olur" deyip Eigoro'yu gönderdim.
Eigoro bu sabah onun peşine gitmişti. İyi bir konum bulması zaman almıştır.
Zaman alsa bile en geç öğlene kadar işi bitirmiş olacaktı.
Ancak geri dönmedi.
Demek ki öldü. İchi onu öldürdü.
İstediğini elde ettin patron.
Doğru. İstediğimi elde ettim. İstediğimi elde etmekten zevk alırım.
Hayattaki tek gayem budur.
– Zatoichi sence nereye gitmiştir? – Bana ne Zatoichi'den?
Eigoro'yu öldürdü, onunla işimiz kalmadı.
Artık Serigazawa'yı basacak mıyız?
No comments yet. Be the first to leave one.