As primeiras 200 linhas.
Bir saniye.
Evet canım.
Evet, tamam.
Sorun değil, oyalanmadan gelirim eve.
Cathy'den sana bir şeyler hazırlamasını iste.
Tabii ki.
Evet canım.
Baban eve erken gelecek. Ben de elimi çabuk tutacağım.
Kapatıyorum. Öptüm.
Grangier de olacak. O gerzekten önce konuşmaya bak.
- Bir fotoğraf sadece. - Harika, teşekkürler.
Hadi. Teşekkürler.
Ekonomiye saldırdıklarında
zırt pırt ayaklanma çıktığından bahset.
- Merhaba Jacques. - Selam France.
Sayın Bakan...
- Siktir et onu. - Ciddi misin?
Salla!
- Şirret mi olayım? - Abartmadan.
Sorular başlayınca ayağa kalk.
- Harcayayım mı onu? - Kesinlikle.
Biletini kes!
France!
Hanımlar, beyler...
Hükümet yetkilileri...
France de Meurs?
Hazır halkımızın
kulağı buradayken hemşerilerimizin beklentilerini
özetlemek için sizlerle bir araya gelmek istedim.
Şimdi sorularınızı alabilirim.
Mikrofonlar bende değil.
I'den France de Meurs.
Sayın Başkan, Fransız toplumunun
isyancı ve eleştirel durumu
merak ediliyor haliyle.
Bu durum karşısında gafil avlandığınızı düşünüyor musunuz?
Bana hiç yardımcı olmuyorsunuz.
Evet...
İlk konuyla ilgili olarak...
Eksiklerim oldu ve daha iyisi her zaman yapılabilir,
ama gafil avlanmadım.
Ne var ki
burası
eylemlerin yanı sıra, hoşnutsuzlukların
kesin bir dille ifade edildiği,
gerekli değişiklikler için
oybirliğinin nadiren sağlandığı bir ülke.
Şahsen ben
inandığım projenin ilk iki yılında
gayet sağlam durduğumu düşünüyorum.
Fransız halkına, hemşerilerimize cevap borçluyuz.
Karikatürleştirmeden uzak duralım bence
ve reformları hayata geçirmeye bakalım.
"Daha iyi çalışma" taahhüdümüzün arkasındayım,
sorunuza yanıt olarak yani...
Öngördüğümüzden de ileri bir seviyeye
erişebileceğimizi düşünüyorum.
Odak noktası sendin.
İnsanlar seni seçeceğini bildiği için yay gibi gergindi.
Birbirinize attığınız o gülüş...
Çok çılgındı!
Benim için bile inanılmazdı.
Ben...
Aranızdaki o şey...
İnsanlar France'ı seviyor.
Hiçbir fikrin yok ama oradan galip çıktın.
Büyülenmiş duruyordu.
- O gülüş... İnanılmaz. - Bana kayıtsız kalamadı.
Her yerde "Devlet Başkanı adayım France de Meurs!" lafları...
- Saçmalık... - Ortalık kaynıyor, desene.
İnsanlar seni çok seviyor.
Hem de ne kaynamak...
Sen Fransa'nın en büyük gazetecisisin France.
France!
İmza lütfen!
İnsanlar çok...
- René! - Merhaba!
- Sizin için uygun mu? - Evet, Lou'yu görün.
Sizi arayacağım René. Gidelim.
Soru şu aslında: Öncelik nedir?
Borcu azaltmak eşitsizliğe mi zarar veriyor?
Çalışan insanlar prim ve vergi ödeyecekler.
Böylece borç küçülecek.
Bunun adı "sihirli düğme".
Ona basınca her şey tıkır tıkır işler.
Ne var ki ekonomik gerçeklik farklıdır.
Affedersiniz!
Korkarım durmak zorundayız.
Bu büyük bir mesele.
Dinleyin...
Bu gece bir uzlaşmaya varılamayacak.
İzleyicilerimiz bu politikanın risklerini ve muhtemel faydalarını görüyor.
Hepinize teşekkür ederim, şimdi sırada Alexandre Debert var.
Günün gelişmeleriyle karşınızda olacak.
Haftaya pazartesi saat 19.00'da görüşmek üzere.
İyi geceler.
DÜNYAYA BAKIŞ
Teşekkür ederim.
Arkadaşlar...
Birbirinizi dinleyin!
Hiçbiri mantıklı değildi.
Gelmemin bir anlamı olmadı.
Dur Nabil.
Nabil...
Size sorunun ne olduğunu söyleyeyim.
Neymiş?
Sikin kalktı diyebiliriz.
Seni o açıdan kadraja alamayız.
Her zaman nazik bir lafın vardır.
Size sorunun ne olduğunu anlatacağım.
Cinsiyet değiştireceğini söyledi.
Yok canım!
Canlı yayında mı söyleyecek?
Haberlerde yalan söylemek de olmaz.
"Hava durumu sunucusu bey."
Haftaya görüşmek üzere?
Cuma görüşüyor muyuz?
Cuma, 21.00.
Anlaştık. Görüşürüz.
Tartışmak yok!
İkisi birlikte süper olurdu.
Bunlar ibne mi?
Şaşırdım.
Hayır, aslında...
...beklemiyordum.
Hoşça kal Jojo. Güle güle demek yok mu?
Kime diyorum?
- Jojo. - Beni rahat bırak.
- Uçağım var. - Yapma.
- Ne oynuyorsun? - Sana ne!
Kabalık etme.
Yapma.
Öpme.
Yapma!
Öldüm senin yüzünden.
Ortamlarımız farklı. Benden hoşlanmıyor sadece.
Tipi değilim.
Bugünün görevi ne?
Cihatçılarla mücadelede destek sağlanan
bir Tuareg lideriyle buluşuyoruz.
Teşekkür ederim. Oldu mu Lolo?
- Teşekkür ederim. - Rica ederim.
Bir de karşı açıdan çek.
Tamam mı?
Ben sorayım, siz çevirin.
Fransız ordusu IŞİD'e karşı sizi destekliyor.
Fransa'nın
iç işlere olan bu müdahalesini
halk nasıl değerlendiriyor?
İnsanlar
yıllardır her gün acı çekiyordu.
Fransız ordusu Allah düşmanlarına karşı
savaşmamızda bize yardım ediyor.
Buradaki herkes
toprağı için savaşan köylüler.
Baştan alalım. Olur mu?
Tamam.
Fotoğraf mı çekecektiniz?
Viski!
Soruları soralım.
Beni takip et.
Teşekkür ederim.
Suyu arkama alayım.
- Soruyu tekrarlayacağım. Hazır mısın? - Evet.
Sen başla de.
Tamam, evet.
- Hazır mısın? - Evet.
Fransa...
Fransız ordusu...
Fransız ordusu IŞİD'e karşı mücadelenizi destekliyor.
Fransa'nın iç işlere müdahalesini
yerel halk nasıl değerlendiriyor?
Oldu mu?
Kesitler halinde çekelim.
Şu askerlerden birini de al.
Pardon...
Acaba bana çeviri konusunda yardım eder misiniz?
Gelebilir misin?
Birkaç kesit alacağız.
Kameranın oradan şöyle geçebilir misiniz?
Ona bakacaksınız.
Bir dakika, kadrajdayım.
Siz hadi deyin.
Şimdi! Düz gelin, bana bakın.
Harika.
- Oldu mu? - Evet.
Lideri de çekelim...
Şöyle durun.
Beyefendi...
Kamera için yukarıya bakar mısınız? Şuraya.
Elime bakın, şöyle.
Buraya bakın, işte bu kadar. Harika.
Hayır.
Ona bakmasını söyler misiniz?
Oldu mu Lolo?
Şimdi yukarıya bakın.
Çek hadi.
Oraya!
Yukarıya.
Hayır, sadece bakacaksınız.
No comments yet. Be the first to leave one.