Jackie Brown

Jackie Brown

Baixar Legenda em Turkish

Informações de lançamento

Jackie Brown 1997 1080p UHD BluRay DD+ 5 1 DV HDR x265-SQS SM737
Jackie Brown 1997 REPACK 2160p UHD Blu-ray Remux DV HDR HEVC DTS-HD MA 5 1-CiNEPHiLES
Um comentário por 1see0ne
Netflix altyazısıdır. Süre: 02:34:47.987

Tags

bluray
uhd
2160p
1080p
x265
remux
bluray
dv
hdr
Publicado em: 2025-02-03
Downloads: 120
Deficientes Auditivos: No
FPS: 23.976

Pré-visualização das legendas em Turkish

As primeiras 200 linhas.

- Nasılsın? - İyiyim Jackie.

710 numaralı Cabo San Lucas uçuşu birinci sınıf yolcuları için

kapı numarası 103.

Sefer sayısı 710, Cabo San Lucas, kapı numarası 103.

Sadece birinci sınıf.

Buenos dias.

Hoş geldiniz. Uçağımıza hoş geldiniz.

SİLAH SEVEN HATUNLAR

Merhaba, ben Sidney.

Kişisel antrenör ve Orange County güzellik finalistiyim.

- Bu da benim TEC-9'um. - Bak, işte bu TEC-9.

Güney Miami yapımı, sudan ucuz bir tabanca.

HERMOSA BEACH, KALİFORNİYA

Perakende 380 dolara satılıyor. Ben 200'den alıp 800'den satıyorum.

Bu silahın Amerikan suç dünyasındaki en gözde silah diye reklamı yapılıyor.

Buna inanabiliyor musun?

Kullanma kılavuzunda aynen böyle yazıyor.

"Amerikan suç dünyasının gözde silahı." Sanki bununla gurur duyuyorlar.

TEC-9' umu çok seviyorum.

Biraz geri sarayım.

- ...bu silahın tasarım amacı. - Örneğin bu silah.

Şimdi, buna Steyr AUG derler. Steyr AUG tam bir pisliktir. Dinle.

SESSİZE AL

Çok da pahalıdır dostum. Avusturya üretimi.

Müşterilerim bu silahtan bir bok anlamaz, bu yüzden talep de yok.

Bebeğim.

Şuna biraz daha buz koyar mısın?

Dur.

Sana bir şey diyeyim mi dostum?

Bu canavar, bir filmde boy gösterirse bütün pislikler bundan isteyecektir.

Çok ciddiyim bak. Şu Hong Kong filmleri geldiğinde

ne kadar zenci varsa bir 45'lik sahibi olmak istiyordu.

Hatta bir de değil, iki tane istiyorlardı

çünkü hepsi filmdeki katil olmak istiyordu.

Ama filmlerin bahsetmediği, onların da bilmediği nokta

45'lik tabancanın çok ciddi bir tutukluk sorunu olduğuydu.

Şimdi müşterilerimi dokuz milimetre tarafına çekmeye çalışıyorum

çünkü neredeyse aynı silah ve tutukluk sorunu yarı yarıya daha az.

Ama dışarıdaki serserileri biliyorsun. Bir bok anlatamazsın.

45'lik istiyorlar. Katilde 45'lik vardı, onlar da 45'lik istiyor.

Teşekkürler bebeğim.

Kiminle çalışıyorsun?

Bay Walker diye bir çakalla. Meksika'da balıkçı teknesi var.

Ben malı ona veriyorum, o da müşterilerime dağıtıyor.

En azından toptan satışlarımda durum bu.

O pisliğin elinden tutmasam

meteliğe kurşun atar, açlıktan ağzı kokardı.

Herif şimdi para içinde yüzüyor.

Kendine yüksek teknoloji navigasyon zımbırtılarıyla dolu bir yat almış.

İşte bu. AK-47, piyasadaki en iyi silah.

Odadaki bütün pislikleri mutlaka öldürmen gerekiyorsa

bundan şaşmayacaksın.

SES

Hiçbir şey AK ile arama giremez.

Bu Çin modeli. Bunları 850'ye alıp iki katına satıyorum.

- Telefonu açar mısın bebeğim? - Seni aradıklarını biliyorsun.

Ayağımı kıçına sokturtma kızım.

AK-47 dünyadaki en popüler taarruz tüfeğidir.

Bu bir Çin modeli. Üzerindeki ekstra perçinlerden anlayabilirsiniz...

Alo? Seni arıyorlar.

Hey, haziran böceği. Ne haber?

Evet. Hâlâ şu striptizci Chantelle'le misin?

Sıkıcı, değil mi?

Bir kereliğine katlanabilirim.

Kendini Joe Gunn sanıyor.

Etkilendim doğrusu. Çok şey biliyor gibi.

Sağdan soldan duyduklarını tekrarlıyor.

Silah konusunda benden fazla bir şey bildiği yok.

İster misin?

- Tabii. - ...saniyede 500 tam metal kaplamalı

dokuz milimetre Luger mermisini 387 metreye kadar atabiliyor.

Toplam 4,5 kilogram ile böyle küçük bir silah için gerçekten ağır.

Demi Moore.

...ateş esnasında namlu alevini ciddi ölçüde azaltıyor.

Daha önce bu kadar güçlü hissettiren bir şeyi elime almamıştım.

Hapisten ne zaman çıktın?

Dört gün önce.

Hangi hapishanedeydin?

Susanville.

Ne zamandır?

İki ay daha kalsam dört yıl olacaktı.

Dört yıl mı?

Sebep?

Banka soygunu.

Gerçekten mi?

- Tamamdır. Görüşürüz. - Siktir. Etkilendim.

Ne demiştim?

New York'ta adamın biri

dokuz milimetre Smith&Wesson model 5946 istiyormuş.

Peki neden istiyor?

Çünkü bu, New York Undercover'daki zencinin kullandığı silah.

O zenci sayesinde bu zenciden 1.250 dolar kazanacağım.

- Peki... Masrafın ne kadar? - İki yüz küsur.

- Ciddi misin? - Söylüyorum sana Louis.

Hesap yapmaya başladığın an bu varken başka iş yapılmaz, dersin.

- Beş tane de M60 makineli tüfek aldım. - Alo.

Pislikler Körfez Savaşı'ndan çıkıp direkt buraya geldiler.

Tanesi 20.000'den üç tane sattım bile.

İyi para.

Bu işle milyoner olacağım dostum.

Şu an bile Meksika'da yarım milyonum yatıyor.

Bu partiyi teslim ettiğimde yarım milyon daha kazanacağım.

- Peki ya sonra? - Sonra ben kaçar.

Ömrümün kalanını para harcamaya harcarım.

...tetiği çek ve bırak ortalığı dağıtsın!

Merhaba, benim adım Melinda.

Kim olduğunu söylemeyecek misin?

Beaumont.

Benimle dalga geçme sürtük.

Beaumont, ne haber?

Hapishanede ne bok yiyorsun be?

Onu ne bok yemeye yaptın?

Lanet olsun dostum.

Belinde silahla sarhoş hâlde araç kullanacak kadar mı kafasızsın?

Beaumont.

Beaumont.

Beni dinle.

Öncelikle sakin ol.

Evet. Korkarsın tabii.

O pisliklerin işi bu.

Seni korkutmak. Onun için para alıyorlar.

Yargıcın sikinde bile olmaz.

Seni içeri tıkmak için fırsat kolluyor. İstediğin bu mu?

CARSON ŞEHRİ

On yıl yatmak mı istiyorsun?

Söz veriyorum, yarın seni çıkaracağım

ama bu gece gelip seni almam lazım.

Reggie, elimizden gelen bir şey yok.

Geceyi hapiste geçireceksin ama dediğim gibi, yarın seni çıkaracağım.

Neredesin şu an? Annenin yanında mısın?

Anneni versene.

Bayan Gilmore.

Bayan Gilmore, ben Max Cherry.

Reggie'nin... Evet, Reggie'nin kefaletçisiyim.

Bakın, Reggie'nin başı büyük dertte.

Gelip onu alacağım. Ben gelene kadar ona sahip çıkmanızı...

Oturun.

Evet, geldiğimde orada olmasını sağlamanızı rica ediyorum.

Bakın, bu onun için ikinci bir şans.

Normalde...

Evet, öyle.

Peki. Oğlunuza yardım etmeme yardım edeceğinize inanıyorum.

Çok teşekkürler. Telefonu ona verir misiniz?

Anlaştık o zaman Reggie. Tamam mı?

Güzel. Kendine büyük bir iyilik yap ve ben geldiğimde orada ol.

Buyurun?

Külümü nereye silkeyim?

Şu kupaya.

Bir de 10.000 dolarlık kefalet lazım.

- Orada keyfin yerinde mi? - Evet.

Kahve içebilir miyim?

Keyfine bak.

Şu fotoğrafta yanında duran insan azmanı eleman kim?

- Winston. Burada çalışıyor. - Vay be!

Sence de dev gibi değil mi? Yakın mısınız?

- Öyleyiz. - Ama patronusun, değil mi?

Öyle.

Kesin fotoğraf çektirmek de senin fikrindi.

Neyse, 10.000 dolarlık kefalet mi istiyorsun?

Teminat olarak ne göstereceksin?

Nakit para.

- Yanında mı peki? - İşte burada, rapçi çantamda.

- Zaten paran var. Benden ne istiyorsun? - Hadi ama. Bu işler nasıl yürür bilirsin.

10.000 dolar nakit parası olan bir Siyahi görünce

ilk nereden bulduğunu sorarlar.

Sonra mahkeme masrafı zırvalıklarını açıp

büyük bir kısmını almaya çalışırlar.

Sikerler öyle işi Jack. Ben sana gelirim.

Senet sana bir binliğe patlar.

Bana uyar.

- Kimin için peki? Akraban mı? - Beaumont diye biri.

Merkezde tutuklanmış. Alkolden durdurmuşlar

ama kayda gizlenmiş silah bulundurmak diye geçmiş.

- Aptal herifin belinde tabanca varmış. - 10.000 kulağa fazla geliyor.

Sicilini tarayınca aradıklarını bulmuşlar. Önceden hapis yatmış.

Ayrıca Kentucky'de. Bence orada güneyli kardeşlerimize

ön yargılı olabiliyorlar.

Kaçarsa ve onu almak için Kentucky'ye gitmek zorunda kalırsam

masrafları sen karşılarsın.

Bunu yapabilir misin sence?

Yapmışlığım var.

- Tam adı nedir? - Beaumont. Tek bildiğim bu.

Beaumont adı mı yoksa soyadı mı?

Tahmin yürütmek zorunda kalsam Beaumont vaftiz adıdır derdim.

Kayıt ofisi.

Cherry Kefalet'ten Max Cherry. Kiminle görüşüyorum?

- Ordell, ben arabadayım. - Selam Vicki. Bana bir...

Sıkıntı yok. İşimiz bitmek üzere, değil mi?

Hallediyorum.

- Hey... - Şunlar lazım...

Arabada beklerken müzik dinle.

Al anahtarları.

- Hangisi arabanın anahtarı? - Bu.

Alarmı kapatıp kilidi açmak için şu küçük siyah şeyi kullan.

- Ne yapmam lazım? - Hiçbir şey.

Arabaya doğrult, düğmeye bas. Şöyle bir ses çıkacak...

Kilit açılmış, alarm kapanmış demektir. Sonra bin.

Peki.

Sesi istediğin kadar aç ama koltuk ayarlarıyla oynama.

- Tam sevdiğim gibi ayarladım onu. - Peki.

More Turkish subtitles for Jackie Brown

Comentários

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left