As primeiras 200 linhas.
DEHŞET YOLCULARI
Çeviri: Günebakan
İyi seyirler.
Dondurma kaymak!
Limonlu, vanilyalı, çikolatalı, yerbademli!
Fakire bir sadaka, bayım.
O kapkara tenine biraz çamaşır suyu sürsen iyi olur.
Ben onu, o diline süreceğim.
Hadi ama, Perla. Neyin varmış bir görelim.
Densizlik etme, pişkin herif.
Öyle olsun. Sakın ha, kimseye gösterme.
Aman ne utandım.
İtlerden nefret ederim!
Soran oldu mu?
Ne kadar da sıcak.
Senin için bu bir şans.
Ne kadar sıcaksa o kadar az yemen gerekir.
Sana fikrini soran olmadı, doktor.
Bazıları amma da şanslı be.
Böyle bir işe hayır demezdim doğrusu.
Bu sadece oy hakkı olanlar için. Kartın var mı?
Ipıssız bir yer. İş için yalvaracağım aklıma gelmezdi.
Serseriler için iş miş yok.
Ee, ne getireyim size?
Hadi, karar verin artık. Canınız ne istiyor bakalım?
Bir soda, lütfen.
Hepiniz için tek bir şişe soda mı?
Getir, sonra da burdan toz ol.
Galiba her istediğinizi yapacağımı sanıyorsunuz.
Rosa, doktora bir soda!
Hemen, efendim.
Bunu hak ediyorsun ama!
Burda bizi eğlendirecek o kadar az şey var ki.
Şu sıcaklar olmasaydı...
Burda ne için dolanıp duruyoruz ki?
- Bu gece geliyor musun? - Belki.
- Yanında mı? - Un çuvalında.
Bana bir öpücük versene.
Bir öpücük ver, Mario.
Hey, dikkat et, elbisem kirlenecek!
Linda, buraya gel çabuk!
Yine un ha?
Sana yemek vermiyor muyum?
Ununuzu yemedim.
Suç üstü yakalandın!
Şimdi gününü göstereceğim sana.
Boşver gitsin.
Kendi işine baksana sen!
Belasını arıyor bu.
Bir itirazınız mı var?
Serseri yığınından başka bir şey değilsiniz.
Tek yaptığınız şey aylaklık edip...
...müşterileri kaçırmak.
Toz olun yoksa polisleri çağıracağım.
Seni pis ispiyoncu.
Belki kimliklerinize bir bakmak isterler.
Bizi polise mi teslim edeceksin yani?
Ben buralıyım, bitli bir yabancı değilim.
Beyaz ırk için gerçek bir kazanç!
Sen ne diye burda duruyorsun?
Beni duymadın mı?
Tabanları yağla bakalım!
Onun saçının teline bile...
...dokunduğunu duyarsam eğer...
Ben mi? Onu incitir miyim hiç?!
Tam aksine.
Ona iyilik yapmaktan başka bir şey istemiyorum. Öyle değil mi, bebeğim?
Sen odama git. Ben hemen geleceğim.
Peki, efendim.
Bırak şunu.
Sen ve senin şakaların!
Kaybol burdan, seni bitli serseri!
Adi serseri!
Sakin ol!
- Kaybol hemen! - Sokağın sahibi de sen değilsin ya.
İçeri girme o zaman.
Yoksa sabaha bir seyahate çıkabilirsin.
Sıçan suratlı! Pis herif!
Senin hakaretlerin bir kulağımdan girer ötekinden...
Yukarı çıkacak mısın sen?
Bimba! Bimba!
Nerde bu tembel teneke?
Burdayım.
Posta! Uçağı duymadın mı sen?
Çoktan havaalanında olman gerekirdi!
Acele et!
Sen beni işimden mi edeceksin?
- Burda ne arıyorsun? - Seninle gelebilir miyim?
Yana kay çabuk.
Bir gün doğru pilotu bulacağım.
Benim bagaj bölümünde gitmeme izin verecek.
Ona Amerika vizemi göstereceğim.
Hakiki bir vize. Hiç sana göstermiş miydim?
Bana ve herkese... hata yapıyorsun
İnsanlar yanlış fikirlere kapılabilir. Ortadan kaldır onu.
Lütfen, dikkat.
Herkes alanı boşaltsın.
Başkentten gelen International Havayolları uçağı...
...bir numaralı piste iniş yapmış bulunmaktadır.
Lütfen bütün yolcular gümrüklere doğru ilerlesin.
Merhaba, Pepito. Yeni bir haber var mı?
Baksana, patron, Benim pasaportum var.
Belgeleriniz.
Sıradaki.
Sıradaki.
Bu yana geç.
Bagaj yok mu?
Yok.
- Pasaportta yok, ha? - Hayır, pasaportum var.
Sizi buraya getiren nedir?
Henüz bilmiyorum.
"Turist" olarak kaydedelim.
- Sorun nedir? - Trafik sıkışıklığı.
Tito! Hadi ama!
Hadi artık!
Hanımefendi ve çocuğu alalım.
Çok güzel.
Gülümseyin. Kıpırdamayın, lütfen.
Hey, bir dolar tuttu.
Bekle. Burda kalmayabilirim.
Fakire bir sadaka?
İmza falan ister misin?
Fransız mısın?
Açıkçası senin gibi birine rastlamak büyük şans, evlat...
- Nerelisin? - Paris, Pyrénées Caddesi.
Ben Propriano'danım.
Demek, Korsikalı'sın.
Ama Paris'te çalışırdım.
Bize de maaş verirlerdi, biliyorsun.
Güzel! Sanırım düşündüğüm kadar zor olmayacak!
Tegucigalpa'dan mı geliyorsun?
Olabilir.
Bana doğruyu söyle.
Meteliğe kurşun atıyorum.
Burda yapacak bir şey var mı?
Salonu deneyebiliriz. Hernández fena biri değildir.
Uzak mı?
Taksi tutalım. Daha iyi olur.
Korsan'a çek.
Hey, patron. Bir arkadaşımı getirdim.
Beni yeterince işletmedin mi sen?
Dur bir dakika!
Sizi burda görmek ne güzel.
Merhaba, ahbap. Taksi ücretini öde.
- Kim bu adam? - Senin arkadaşın sanıyordum.
- Onu tanıyor musun? - Gıyaben.
Buraya gel, evlat.
Dostuma da bir tane koy.
Otursana.
- Teşekkür ederim, bayım. - Formaliteleri bırak şimdi.
Bana Jo diyebilirsin.
Ama öbürleri için...
...Bay Jo'yum.
Anladın mı?
Şerefine, Jo.
Şerefe.
Her şey yoluna girecek. Endişelenme.
O kadar da kötü bir bar değilmiş.
Yakında bıkarsın.
Beni ilgilendirmez ama bu çöplükte ne arıyorsun?
Bazen başka seçeneği olmaz insanın.
Acele etmem gerekti. Bankaya bile gidemedim.
Nefes nefese havaalanına gittim...
...ceplerimi boşalttım ve "Bana 50 Dolarlık bir bilet." dedim.
Ve işte burdayım.
Bu Linda. Tatlı bir çocuktur.
Görüyorum.
Bir şey söylesene. Kibar ol biraz.
Çok hoştur, ama görgü kurallarından anlamaz.
Yarı vahşidir.
Düğmesi düşmüş. Hemen hallet.
Yerli halkı görmüş müydün?
Şu bitanesi ağaçtan düşmüşe benziyor.
Bir şeyler yedin mi?
Uçakta yedim.
Yemek dahildi.
O halde izninle ben bir şeyler atıştırayım.
Burda halletsene.
Hayır, kasabada bir yerim var. Bir erkek bağımsız olmalı.
Kesinlikle.
Fazla uzun sürmez.
Gördün mü? Aramam bile gerekmedi.
Kesinlikle.
Merhaba, dostum!
Bugün çimentoyu mu kardın?
İskeleti kurdum.
Yeni bir karıştırıcımız var.
Belki bize makine bile verebilirler.
Bugün başıma ne geldi, hayatta bilemezsin.
Söylesene banka mı soydun? Yoksa bugün doğum günün mü?
Bir hediye.
- Yine mi makarna? - Kes şu mızırdanmayı.
Sana nefis bir sos yapacağım.
Vaktim yok. Sossuz yerim.
- Bir randevum var. - Yoksa bir kadınla mı?
Ne kadını yahu?
Erkek... sahici bir erkek.
Buyrun.
- Çok teşekkür ederim. - Bir şey değil.
Susadım.
No comments yet. Be the first to leave one.