As primeiras 200 linhas.
GERÇEK OLAYLARI VEYA KİŞİLERİ TEMSİL ETMEZ, KURGUDUR.
RİO DE JANEIRO, BREZİLYA - 2004
Öldün sen!
Tutun şunu!
Lütfen!
Kahretsin!
Kahretsin.
Son 20 küsur yıldır bu, bu harika şehirdeki günlük rutinim oldu.
Gecekondu mahallesinden ayrıldım ama gecekondu beni bırakmadı.
Bitti! Evinize girin, hadi!
Ve Rio de Janeiro'da her yer yanıyor.
Hayatımı suçtan uzak durmaya çalışarak, polisten kaçmak için...
...sokaklarda koşarak geçirdim.
Ama fotoğrafçılığa olan aşkım...
...hep bırakmaya çalıştığım yere geri dönmemi sağladı.
Rio'daki suç muhabirleri ebedi bir savaş bölgesinde yaşıyor.
- Siktir git! - İşte oradalar!
En iyi çekimi yapabilmek...
...çapraz ateşin ortasında olmak için cesur ve biraz da deli olmak gerekir.
Başlangıçta işler hiç de kolay değildi.
Ama zamanla alışıyorsunuz.
Gazetecilerin dediği gibi, kabuğum gittikçe sertleşti.
Li'l Zé'nin o fotoğrafını çektiğimde...
...ölü insanları fotoğraflamanın uzmanlık alanım hâline geleceğini...
...hiç düşünmemiştim.
O zamanlar tavuk kovalıyordum ama bugünlerde polisin peşindeyim...
...çünkü Rio'da polisin olduğu yerde ölüm vardır...
...ve ölümün olduğu yerde haber vardır.
Kıpırdama!
Hadi, hadi!
Koş, koş!
Kımıldama! Ateş!
Orospu çocuğu!
Kaçtı şerefsiz!
Siktir.
Sanırım bazı şeyler hiç değişmiyor ama bazıları daha da kötüleşiyor.
O zamanlar haydutlar silah, tabanca ve bıçak kullanıyordu.
Şimdilerde çocuklar makineli tüfekler ve .50 kalibre tüfeklerle geziyorlar.
Polis tutuklama ve rüşvet için buraya gelirdi.
Ama bu adamlar öldürmek için burada.
POLİS ÖZEL HAREKAT
İlk fotoğraflarımı çektiğimde...
...polisle uyuşturucu tacirlerinin arasındaydık.
Şimdi daha kötü insanlar peydah oldu.
Polise benziyorlar, silahları aynı ve polis gibi davranıyorlar...
...ama Rio'da tanıştığım tüm haydutlardan daha kötüler.
Basın.
Ama bunları konuşmak için henüz çok erken.
TANRIKENT MÜCADELE DEVAM EDİYOR
Öncelikle, nasıl Rio de Janeiro'nun en büyük gazetesinin...
...en ünlü fotoğrafçısı olduğumu anlatmam gerekiyor.
Her zamanki hikâye.
Gettoda doğup büyüyen bir adam, Rio'da olup bitenleri öğreniyor.
Ve babamın dediği gibi...
..."Nehrin kıvrımlarını bilirsen balıklar ağa takılır."
Benim durumumda ağ, eski bir kamera...
...ve balıklarsa buralarda dolaşan her türden eşkıya.
Bir gazeteci olarak bunca yıl boyunca...
...harika kapı ağırlığı olan ödüller kazandım.
Ayrıca bacağıma bir kurşun yedim, omzuma şarapnel parçası girdi...
...ve kaval kemiğimde vida var.
Konu ölüm olduğunda adamınız benim.
Ama açıkçası, seçme şansım olsaydı...
...bizimkilerin, siyahi partilerin ve uçurtma uçuran çocukların...
...fotoğraflarını çekmeye devam ederdim.
Copacabana insan dolu.
Angelica...
Hey, Roket, yüzmeye gitmek ister misin?
Fotoğrafları tab etmek için karanlık odaya her gittiğimde...
...hayatımı değiştiren günü hatırlıyorum.
Bir resim çeksene!
Stringy, bir şekilde yanlış zamanda yanlış yerde olduğumu söylerdi.
Orospu çocuğu!
Sovyet saldırısı!
Ama o zaman doğru zamanda doğru yerde olduğumu düşünüyorum...
...çünkü o fotoğraf sayesinde fotoğrafçı oldum.
Hayır. Sorun o değil.
Polis ya da basın. Hikâye buna değmez.
Cesetlerde durum nasıl?
Tanınabiliyorlar mı? Karbonlaşmışlar mı?
Tamam. Bakalım. Sana haber vereceğim.
Wilson, bu harika dostum.
Bu gerçekten harika dostum.
Matheus, spor dergisine transfer ne olacak?
Bu işler için çok yaşlıyım.
Tekrar kapakta olacaksın, sevinsene. Bir değişiklik yapıp gülümse.
- Tadını çıkar! - Gülümsüyorum.
Blue Gardenia'da iki ceset daha buldular.
Bu ay üçüncü.
Matheus, sana söyledim. Pierre'i gönderemez misin?
Elbette. Pierre'i seninle göndereceğim.
Şimdi gidip koleksiyonun için baş sayfayı kap. Yürü!
Matheus!
Hâlâ senin patronunum! Biraz saygı göster!
Blue Gardenia'da trajik bir gün daha.
Polisin elinde şüpheliler hakkında yeni bir kanıt yok...
...ancak şüphelilerin...
...yıllardır Rio'nun başkentini huzursuz eden çeteler arasındaki...
...bir savaşa karışmış olmaları muhtemel.
Ordu, çarşamba sabahından bu yana Rio'nun batı yakasındaki...
...Tanrıkent'e ve Blue Gardenia'ya baskın düzenliyor.
Tanrıkent'teki ajanlar...
Suçu fotoğraflarken sağ kalmak için hataya yer yoktur.
Ne zaman ateş edeceğinizi bilmelisiniz.
Silahınızı ne zaman indireceğinizi de.
Leka! Kalk da şu kapıya bak!
İşim var, bakamam!
Leka! Sıçayım böyle işe.
Kapıyı bile açamıyor.
- Tatlım. - Merhaba anne.
Ne güzel mucize.
Seni gören cennetlik yahu.
- Yemek yedin mi? - Pek değil.
O zaman yemek yiyelim.
Yeter anne, doydum.
Al. Bu kadar var, zor bir ay oldu.
Gitmeliyim.
Stringy kampanya yüzünden rahat vermiyor.
Leka üst katta. Kızını görmeyecek misin?
Git kızını gör.
- O şarkı. - Bunun gibi. Bak.
Götüm sikinde, vites beşte götüm sikinde, vites beşte
Götüm sikinde, vites beşte
Bekle de gör nasıl dağıtıyorum yüzünü amımla
Hep böyle amlı götlü şarkılar söylüyorsun.
Beğenmiyorsan kendin yaz soytarı.
Götüm hakkında yazacağım. Dinle.
Kıçım kocaman Bana tatlı yanaklı derler
En azından farklı.
- Gitmem lazım anne. - Otur şuraya.
- Geç kaldım anne. - Otur dedim!
Annem bir tabaktaki bir avuç deniz kabuğuyla...
...insanların kaderini okuyabileceğine inanıyor.
Keşke o gün onun orisha'larına inansaydım.
Belki tüm bu rezaletten kaçabilirdim.
Bu, Tanrıkent'i sonsuza dek değiştirdi.
Ama trajediye girmeden önce size iyi şeylerden bahsetmem lazım.
Bu duvar, Roket.
Bana Roket deme. Bana Wilson demeni söylemiştim.
Hadi Roket. Burada kimse sana Wilson diyemez.
Fotoğrafını çek hadi.
- İnanılmaz. Tamam. - Yap şunu.
Tanrıkent'ten uzun zaman önce ayrıldım ama Stringy kaldı.
Ama hâlâ yakınız.
Arkadaşlık budur. Birbirimize uzakken bile yakınız.
O benim kardeşim gibi.
- Sana tekerlekli sandalye lazım. - Evet.
- Ofise uğra. - Olur.
- Bir an önce iyileş. - Teşekkürler.
- Güle güle. - Tanrı seni korusun.
Stringy, bölge sakinleri derneğinin başkanı, futbol takımının koçu...
...ve hâlâ topluluğun en iyi hareketlerini yapıyor.
Buraya gelin çocuklar. Hadi bir resim çekelim. Hadi.
Benny'yi hatırladınız mı? Benny, Stringy ile gurur duyardı.
Tanrıkent'teki herkes onu çok seviyor.
Bu nedenle bu yıl meclis üyeliğine aday olmaya karar verdi.
Barış işareti yapın.
Nasılsın dostum?
Topluluk eskiden Li'l Zé, Nakavt Ned, Havuç gibi haydutlarla meşhurdu...
...ama şimdi gecekondu mahallesinin diğer tarafını görme zamanı geldi.
- Ne haber? - İyi misin dostum?
Bu Stringy'nin hayaliydi.
Tabii ki arkadaşıma destek olmak zorundaydım.
Onlarla konuşacağım.
- Nasıl gidiyor? - Merhaba.
- İyi misin kardeşim? - İyidir.
- Selam dostum. Arlete nasıl? - İyi. Oyun evi açtı.
- Uğrayacağımı söyle. - Tamamdır.
Onu tanıyor musun? Arlete'nin oğlu.
Ne haber beyler?
Çocuklar oyun oynuyor.
Ne haber çocuklar?
Derneğe gidin, top isteyin, kazanan takıma gazoz ısmarlayacağım.
Kameraya gülümseyin!
Bir tane daha. Güzel.
Hadi Amanda. Pes etme!
Dikkat edin çocuklar.
Güzel. Kontrolü ele al. Olacak, olacak.
Delano, Tanrıkent'teki bir başka harika adam.
Ama Stringy'den farklı olarak...
...değişimin içeriden gelmesi gerektiğine inanıyor.
Annesinin öğrettiği gibi.
- Bitti mi? - Harika iş çıkardın.
Siyasetle hiç ilgilenmediğini söylüyor ama...
...çocukları suçtan uzak tutmak için elinden geleni yapıyor.
- Hocam, dediğimi düşündünüz mü? - Bilmiyorum Amanda.
- Neden? - Baban yüzünden.
Kardeşimin doğum günü. En azından bunu yapabilirsin.
Düşüneceğim.
- Lütfen düşün. - Tamam.
Delano, en sevdiğim öğretmen!
- Tatamimin üstüne ayakkabı giymişsin. - Kötüyüm.
- Şampiyon kızımız! - Merhaba Stringy.
- Merhaba Cinthia. - Roket.
- Seni görmek çok güzel. - Aslında adım Wilson.
Elbette Bay Wilson. İnanılır gibi değil.
Yetkiyi imzala Stringy. Saha için ışık direkleri alıyoruz.
Gerçekten mi? Harika!
Tanrıkent'teki iyi adamlardan bahsediyorum...
...ama Cinthia olmasaydı ne Stringy ne de Delano...
No comments yet. Be the first to leave one.