As primeiras 200 linhas.
Amele mi lazım?
Amele mi lazım? Amele mi istiyorsunuz?
Hayır
-Amele istiyorsunuz, değil mi? -Kaç kişi?
İki kişi alsana.
-Merhaba beyim. -Merhaba
Nasıl gidiyor?
-Ne yapıyorsunuz? -Arabayla oynuyoruz.
Bir yemeğin fiyatı kaç para sen biliyor musun?
Sadede gel.
100.000 toman hiçbir şey değil!
Bunu nasıl geri ödeyeceğiz?
Tamam, onlar ne talep ediyorlar?
Ruhsatları nerden bulabiliriz?
Kapatma! Telefonla bir arama yapmak mı istiyorsunuz?
Ne?
-Telefonu mu kullanmak istiyorsunuz? -Hayır
Evet, dinliyorum.
Nerede?
Müzenin dışında mı? Ne zaman?
Pekala.
Hoşçakal.
-Gideceğin yere bırakabilirim. -Hayır, ben çalışıyorum.
-O tarafa gidiyorum. -Çalışıyorum.
-Ukalalık etme! -Çalıştığımı söyledim!
Buraya gel. Sadece bir dakika, lütfen.
Merhaba. Nasılsın?
Eğer para sorunun varsa, sana yardım edebilirim.
Hayır
-Para sorunun yok mu? -Hayır
Sana yardım edebilirim.
Çek git burdan, yoksa ağzını yüzünü dağıtırım.
Kaybol!
-Merhaba -Merhaba
-Nasılsın? -İyiyim, sağol.
Nedir o? Ne topluyorsun?
Plastik torbalar.
Ne için?
Onları topluyorum ve fabrikanın yanında satıyorum.
Parmağına ne oldu?
Bu sabah kestim.
Burada mı?
Güzel sweatshirt! Nerden aldın?
Geçen hafta burada buldum.
Güzel bir renk, sana yakışmış!
Üzerinde ne yazdığını biliyor musun?
Nerelisin?
"Aynasız aynasız... Aynasızın ensende"
-Onlara aldırma -Oyun oynuyorlar.
-Nerelisin? -Lûristan’ın yakınlarından.
Bu durumda Lûristan’ın yerlisi değilsin.
-Siz de Lûristan’dan mısınız? -Öyle de diyebilirsin.
Günde kaç tane topluyorsun?
200, 300, 4OO...
6OO, 700.
Parayla ne yapıyorsun?
Aileme gönderiyorum.
Evlenmek mi istiyorsun?
Hayır, aileme yardım ediyorum.
Onlara yardım ediyorsun demek.
Öyleyse, bir şey istesem yapar mısın?
Bir iş mi?
Kazançlı bir iş.
Hayır, bilmiyorum nasıl...
Ben sadece plastik torbalar toplar ve onları satarım.
Niçin? Nereye gidiyorsun?
KİRAZIN TADI
Bu film Abbas KiYARÜSTEMÎ tarafından
Hümâyûn ERŞÂDÎ ile birlikte yapılmıştır.
Abdülhüseyin BAKARÎ Afşin Hurşîd BAHTERÎ
Sefer Ali MURÂDÎ
Mir Hüseyin NÛRÎ Ahmed ENSÂRÎ
Hamîd MASÛMÎ Elham ÎMÂNÎ
Asistan kameraman Ferşâd BEŞÎRZÂDE
Ses asistanı Sâsân BAKARPÛR
Kameraman Ali Rıza ENSARİYÂN
Yazılar Mehdi SEMÂKÂR
Birinci yönetmen asistanı Hasan YEKTÂPENÂH
İkinci yönetmen asistanı Behmen KiYARÜSTEMÎ
Editör Abbas KiYARÜSTEMÎ
Ses Cihângîr MîRŞEKÂRÎ
Kurgu Muhammed RIZA DELPÂK
Görüntü Hümâyûn PÂYVAR
Yazan, yapımcı ve yöneten Abbas KiYARÜSTEMÎ
-Nereye gidiyorsun? -Kışlaya
Haydi, bin.
Merhaba
Merhaba
İyi misin? Nereye gidiyorsun?
Aşağıya, fazla uzakta değil.
Kışla aşağıda mı?
-Su deposunun yanında mı? -Evet
Yorgun görünüyorsun.
Sanırım, öyleyim.
-Çok mu yoruldun? -Evet
Bir asker asla yorulmaz!
Darabad’dan beri yürüyorum, başka ne olmasını umuyordun ki?
-Darabad’dan mı? -Evet
Fakat bugün tatil.
Bu gece sabah altıya kadar görevdeyim.
Peki, şimdi ne yapacaksın?
-Nereye gideceksin? -Teyzemlere
Aslında teyzem öldü, ben eniştemle kalıyorum, kapıcıdır kendisi.
Ne zamandır askersin?
İki aydır
-Hâlâ eğitimde misin? -Evet
Nerelisin?
Kürdistan
-Ve burada ordudasın? -Evet
Orduda kalacak mısın yoksa daha sonra sivile mi döneceksin?
-Hayır, evime geri döneceğim. -Affedersin, anlayamadım?
-Evime geri döneceğim. -Kürdistana mı döneceksin?
-Evet -Güzel
Kürdistanda ne yapıyordun?
Orada ne yapıyordun?
Çiftçiydim.
Çiftçi mi?
Okudun mu?
-Okula gittin mi? -Pek sayılmaz.
Peki...
Bıraktın mı?
Niçin?
Nasıl olduğunu bilirsin.
Ailen kaç kişi?
Dokuz
-Dokuz mu? -Evet
-Hepsi çalışıyor mu? -Evet, hepsi.
-Tahranda tanıdığın biri var mı? -Evet
-Akraban mı? -Evet
Tahranda iki erkek kardeşim var.
Niçin onlarla kalmıyorsun?
Onlar evliler, çocukları var, evleri de küçük.
Orada kalamam.
Paran var mı? Askerler ne kadar alıyor?
Para mı? Biraz... verdikleri pek bir şey değil.
Bu sana yetiyor mu?
Hayır, yetmiyor.
Ne zaman geri döneceksin?
Akşam altıda.
Saat şu anda beş.
Bir saat erken orda olduğuna göre
orayı seviyor olmalısın?
Hayır, bu doğru değil...
Boşa geçirebileceğimiz bir saatimiz var. Arabayla gezmeye ne dersin?
Sana teklif edeceğim, gelirine katkı yapabilecek...
kazançlı bir işim olabilir.
Altıya kadar kışlada olmak isterim.
-Ne? -Altıya kadar geri dönmüş olmak isterim.
Seni geri götüreceğim.
Endişelenme, gecikmeyeceksin.
-Gidecek miyiz? -Tamam
Saat altıya kadar seni geri götüreceğim, endişelenme.
Kışla fazla eğlenceli değil dedin, değil mi?
Ben askerliğimi yaparken, iyi vakit geçirmiştim.
Hayatımın en güzel günleriydi.
En yakın arkadaşlarımla orada karşılaştım.
Özellikle ilk altı ayda.
Hiç unutmam, sabahın dördünde uyanıp kahvaltımızı yaptıktan sonra,
botlarımızı cilalar ve tatbikat yapmak için
dışarı çıkardık. Binbaşı da bize katılırdı.
40-45 adam vardı birlikte.
Binbaşı saymayı başlatırdı.
Bize tekrarlayın diye emrederdi: Bir
İki
Üç
Dört
Siz de sayıyor musunuz? Aynı şekilde mi?
Eee?
Siz nasıl sayarsınız?
Çekiniyor musun?
-Evet -Neden?
Niçin? Kışladaki arkadaşlarınızla birlikte saymaz mısınız?
Evet, sayarız
Yani beni arkadaşın olarak görmüyorsun.
Elbette görüyorum, biz arkadaşız.
Hayır, sanki birbirimizi tanımıyormuşuz gibi davranıyorsun.
-Hayır, öyle davranmıyorum. -İyi, öyleyse?
Öyle değil.
Dinle, biz böyle yapıyorduk. Bir
İki
Üç
Dört
Bir iki üç dört
Bir iki üç dört
-Haydi, benden sonra tekrarla: Bir -Bir
İki, üç
Siz kışlada nasıl yapıyorsunuz, böyle mi?
-Askerler böyle saymazlar! -Başka türlü yapamam.
Beni oyalıyorsun. Ne istediğini bilmem gerekiyor!
-Ne yapacağını mı? -Evet
Bilirsin, evlat.
Eğer, senin yerinde olsaydım
iş nedir, diye sormazdım
senin gibi birisi için
ne kadar alacağın önemli.
Sorun alacağın parada. İş iştir.
Bu sıradan bir iş değil, ücreti de öyle...
Altı aylık maaşını, on dakikada kazanabilirsin.
İş nedir?
İşi unut, sorun olan ücret.
No comments yet. Be the first to leave one.