The Flight Attendant

The Flight Attendant

د Turkish ژباړه ډاونلوډ کړئ

1 فصل

د خپرونې معلومات

The Flight Attendant S01E05 720p WEBx265-MiNX
د لخوا تبصره sasadesign
The.Flight.Attendant.S01E05.720p.WEBx265-MiNX

تګونه

web
720p
720
x265
په خپور شو: 2020-12-06
ډاونلوډونه: 38
د اوریدلو معیوبیت: No

د Turkish سرليکونو مخکتنه

لومړۍ 200 کرښې.

Neden bu kadar erken takıyorsun lambaları?

Daha kasımdayız.

Çünkü bayram havasına girdim. Bu yüzden.

Hey, çekicimi alıp gelir misin bana?

Tanrım. Problemin ne senin?

Şu çekici al da çık şuraya.

Korkak tavuk işte baba.

Biliyor musun?

Bence de öyle olabilir tatlım.

Yardımcı olmak ister misin?

Teşekkürler.

Çok zor değilmiş değil mi?

Baba!

Baba! Baba!

Nasıl bu kadar korkak oldun sen?

Hey. Neden gidip bana bir bira daha getirmiyorsun?

Kendine de al bir tane. Tamam mı?

Ama sana gösterdiğim gibi sakla annenden tamam mı?

Baban tam bir şerefsizmiş.

Sabah birası mı?

Hadi ama. Saatin kaç olduğu anlaşılmıyor bile.

Anne, şuna bak! Aman tanrım.

İşte tam bu an hostes olmaya karar vermiştim.

- Tam bu an. - Ne?

Bunu mu ilham kaynağı buldun?

7997 numaralı uçuş. Kimsenin ölmemiş olması bir mucizeydi.

Gerçek bir mucize.

- İnanılmaz. - Evet.

Baş hostes Cheryl McAdams'dı.

Haberlere ve gazetelere çıkmıştı.

Herkesi hayatlarının en kötü anında o kadar güvende hissettirmiş ki.

Ben de tıpkı onun gibi olmak istedim.

Tek istediğim insanlara yardımcı olmaktı.

Bir tane daha var mı?

- Ciddi misin? - Bazı sorularım var.

- Bu olayda müvekkiliniz görgü tanığı. - Sabah bir kadının intihar ettiğini görmüş.

Söylenecek pek bir şey var mı?

Ayrıca FBI olay yerinde ne arıyor?

O nereye biz oraya.

Ayrıca Bayan Bowden'a bir şey sormak istiyorum...

...merdivenden inmeden önce neler oldu?

Sabrina!

Neler olduğunu bilmiyorsunuz.

- Cassie, izin ver ben halledeyim. - Hiçbir şey bilmiyorsunuz.

- Cas. - Binadaki kiracıların söylediğine göre...

...bu olay yaşanmadan birkaç dakika önce kurbanı taciz ediyormuşsunuz.

İçeride ona birinin saldırıyor olduğunu sanmıştım, tamam mı?

Birleştirdiğimiz belge parçalarında yazıyordu ki...

- Birleştirdiğiniz mi? - Bantladığımız. Ayrıca lütfen o yüz ifadesini bırakın.

Lionfish'in silah kaçakçılığı yapmak için uçakları kullandığını bu şekilde çözebildik.

Ayrıca Sokolov'un da Unisphere aracılığıyla para akladığını.

Annie, onu da çözdük değil mi?

- Hayır... - Miranda da...

...size zaten anlatmış olduğum kişi...

...beni metroda kovalayan kişi...

...yaptı bunu Sabrina'ya tamam mı?

Çünkü Sabrina konuştu benimle.

Yani aslında...

...bunun benim suçum olduğunu düşünmeye başladım.

Metaforik olarak demek istiyor.

Suç itirafı değildi bu.

Buna dair bir kanıtın var mı?

Biliyor musunuz? Teşekkürler.

Özel Ajan White.

Bu nezaketendi.

NYPD'nin onunla işi bitti çünkü.

Artık gideceğiz yani.

Güle güle.

Bak yine korkunç şeyler gördün biliyorum...

...ama neydi bu şimdi Cassie?

Annie, hiç o durumda olduğunu sanmıyorum...

Bak, farkında mısın bilmiyorum ama...

...Unisphere hakkındaki her boku sesli olarak söyledin.

Sana çok gizli bir şekilde söylediğim şeyleri.

Yasal olarak bilmemem gereken şeyleri.

Yani benim yüzüme patlayabilir bu. Bilmiyorum.

Bunu düşündüysen...

...ya da aklından falan geçtiyse...

Nereye gidiyorsun?

Annie, ona bir saniye ver.

Dinle, çok berbat durumdayım Annie.

Bunu biliyorum. Ama o bir intihar değildi.

Biri onu öldürdü.

Muhtemelen Miranda.

Ve sıradaki ben olmak istemiyorum.

Ben de sıradakinin sen olmanı istemiyorum.

Yürümeyi bırak. Cassie!

Nereye gidiyorsun?

Cidden gidecek hiçbir yerin yok.

Haklısın. Haklısın.

Tanrım, Cas.

Pekala, özür dilerim.

Özür dilerim. Özür dilerim. Bak.

Bunu bir başına yapmak zorunda olduğunu söylemeye çalışmıyorum.

Sana yardımcı olmaya çalışıyorum.

Lütfen sana yardımcı olmama izin verir misin?

Sorun yok. Her şey yoluna girecek.

ÇEVİRİ: JAVAJAVA2002

Bütün parçaları toplayacak senin gibi biri olduğu için şanslı.

Ona inanıyor musun bu konuda?

Alo?

Günaydın Bayan Mouradian.

Teklif ettiğiniz o iyilik hakkında...

...bugün sizinle görüşmek isterim borçlarınız hakkında konuşmak için.

Elbette. Anlıyorum.

Adresi mesaj olarak atarım.

Saat 3'te.

Dakik olmanızı beklerim.

Elbette.

İşle ilgili mi?

Ona inanıp inanmadığımı mı sormuştun?

Elinde hiç fotoğraf yok...

...görgü tanığı da yok...

...ve alkol de var.

En yakın arkadaşım o benim...

...ve ona inanmayı çok istiyorum...

...ve şu anda da bunu yapıyorum.

Ona o belgeleri birleştirmesine yardımcı oldum ben.

Burada bir şeyler olmalı bence.

En azından bir şeyler olmalı.

Bak, Max...

...ikinizin de buna inanması güzel...

...ama bazen üzerine heyecanlandığınız çöpler...

...sadece çöptür.

Tamam mı?

Benim gitmem gerek.

Saat çok erken.

Öğlen 2 oldu.

Aman Tanrım.

Annie'nin bir işi çıktı.

Evet, ver onu bana. Teşekkürler.

Aman Tanrım.

Max, çok kötü bir haldeyim. Çekil.

Tanrım. FBI'a Unisphere hakkında konuştum.

Annie için çok kötü sonuçlanabilir bu. Çok kötu.

Hayır, kesinlikle...

Annie bu. O bulur...

- ...bir yolunu. - Max.

Lanet olsun. Ne dememi istiyorsun Cassie?

Üzgündü işte. Çok üzgündü.

Bilmiyorum...

...belki biraz da korkmuştu.

Peki. Tanrım. Bunu duymaktan nefret ediyorum.

Pekala, hadi düşünelim. Düşünelim.

Sen Unisphere'in yasadışı şeyler yaptığına dair bilgiler topladın zaten.

Tekrar yapabilirsen bunu...

Unisphere'i dışarıdan hackleyemem.

Denedim.

Güvenliklerini sıkılaştırdılar.

Belki bilgisayarlarından birine girebilirsem...

Hayır, hayır. Yapamayız. Hayır.

Ben oraya gidip sahte bir isim verip pahalı bir eseri kırdım bile.

Oraya bir daha girmeye iznim yok.

O zaman... Lanet olsun. Ne diyeceğimi bilmiyorum. Hadi ama.

Üzgünüm. Gerçekten.

Ellerin titriyor.

Alex, bu gerçekten çok kötü.

Evet...

...durumlar zaten kötüydü. Yani teknik olarak daha da kötü oldu şimdi.

Sen ciddi misin?

Yani ne düşündüğünü biliyorum Cassie.

Ama bu senin suçun değil.

Başıma gelenler senin suçun değil.

Sabrina'nın başına gelenler senin suçun değil...

Bunu bilemeyiz tamam mı?

Ama Annie'nin başına gelenler...

...benim suçum işte.

Barodan atılırsa eğer...

...hayatı son bulur.

Queens'e taşınmak zorunda kalır. Annesiyle yaşamak zorunda kalır.

Benim suçum olur bu. Ne yapabilirim?

Elimde bir şey kalmadı. Hiçbir cevap yok elimde.

Ne yapacağım?

Nefes al sadece.

- Daha iyi mi? - Evet.

Bir şey yapmaya çalışırsan...

...daha da kötü bir hale getirebilirsin.

Annie'ye yardımcı olmam gerek.

Ayakkabı kutusunda yaşıyorum ben.

Yarışıyor muyuz?

Evet binbaşı...

...bana havalı evlerini anlat.

- Anlat hadi. - Pekala.

Evden çalışabiliyorum.

Harika bir konumda.

- Harika bir manzarası var. - Öyle mi?

Nasıl bir manzara?

Kapı görevlisi öyle düşünmüyor ama.

Bütün gün kapıda bekliyor.

Vessel'a bakıyor.

Büyük bir eser.

Herkes nefret ediyor ondan.

Evden çalışabiliyorum.

- Neden gözlerin büyüdü öyle? - Pekala, bir dakika.

Sanırım bir fikrim var.

Bütün bu pisliği temizleyebilir...

...ayrıca Annie'yi de kurtarabilir aynı zamanda.

Bu kulağa gerçek olmayacak kadar güzel geliyor...

...bu yüzden bu duruma hiç bulaşmayacağım.

Hayır, hayır. Dinle beni.

More Turkish subtitles for The Flight Attendant

تبصرې

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left