لومړۍ 200 کرښې.
Bu üvey kardeşimin hikayesi.
Bu hikayeyi anlatıyorum çünkü
hikayenin gidişatıyla ilgili yapabileceğim tek şey bu.
Eugene, bana bazı gerçeklerden daha önemli bir şey bıraktı.
Şimdi, insanların bu hikaye ile ilgili yanıldığı ilk şey;
nasıl başladığı.
Bu hikaye, Bayan Wells ile başlamadı.
Toprak sahipleri ile dolu ilk tren ile başladı.
O gün, John, Olivia ve Eugene Baker,
Bismark'a gelen endişeli ve kalbi kırık insanların arasındaydı.
Baker ailesi, yaşamlarını, bir söz üzerine batıdan
Büyük Ova'ya taşıdılar.
Şimdi üzerinde durdukları, kirli toprak kadar çürümüş bir söz.
Yağmur duası edip, sıfırdan, yeni bir yaşam inşa ettiler.
Ama John ikna olmamıştı.
O yerde bir lanet olduğuna inanıyordu.
Sonraki yıllarda John'un alkol sorunu artmıştı...
...ve giderek paranoyaklaşıyordu.
Tanrının lütfu ile tekrar yaşayabileceği yerde,
zihni başka bir hayatın hayali ile doldu.
Ve böylece, Eugene beş yaşında iken,
- babası ortadan kayboldu. - Öylece gidiyor musun?
Ona, hayatı boyunca peşini bırakmayacak bir eksiklik verilmişti.
Eugene, babasından sadece bir kartpostal aldı.
Kartpostalda, John, tanrının gözünü,
dünyadaki en güzel yerde,
Meksika körfezi kıyısında bulduğunu iddia etti.
Olivia, çabucak Eugene'nin hayatındaki boşluğu doldurmaya çalıştı.
ve bir yıl sonra George Evans ile evlendi
bir ilçe delegesi, bir çiftçi ve benim babam.
Ama John Baker ve onun dünya hakkında yazdığı şey,
abimin aklından asla çıkmamıştı.
Babasının, gerçekten orada neyi bulduğunu merak etmişti.
Daha sonra, Eugene 17 yaşında iken,
başka bir şey dikkatini çekti.
Böyle bir olay, hepimizin dikkatini çekti.
Adeta, John'un bahsettiği lanet, toprak olup bize saldırdı.
Sevgili Amerikalılar. Dokuz eyalete seyahat ettim.
14 fırtına, o sene Bismark'ı vurdu.
Buğday ve mısır hasatlarını kaybeden
bir çok aile gördüm.
Hasatları çürüdü ve yiyeceksiz kaldılar.
Her seferinde baştan başlamayı denedikçe
daha da kötüleşti.
Ve Bismark'a bankalar geldi.
Çılgın vaizler tanrı ve kurtuluş ile ilgili feryat ederken,
aileler hala yapabilecekleri tek şeyi yapıyorlardı...
...ta ki daha fazla yapmanın anlamı kalmayana kadar.
Eugene terkedilmiş bir ahıra saklanırdı.
Kaderiyle ilgili hayaller kurar,
süper kahramanlar hakkında fanteziler düşünür
haydutlar ve maceraperestler hakkında okurdu.
Phoebe, buraya gel!
Bir şeyleri çok fazla hayal ederse, olabilecekler hakkında
kimsenin Eugene'i uyardığını sanmıyorum
Bu da Allison Wells'in hikayeye nasıl dahil olduğu.
Tıpkı cehennemden çıkan bir...
...yarasanın, doğrudan...
abim için gelmesi gibi.
Önümü kapat, olur mu?
Şu piçe bak.
Bahse varım, bu adam gerçek olsaydı, her gece başka bir kadınla yatardı.
Bahse varım, bu adam, bir kadını kesin deliye döndürecek doğru cümleleri biliyordur.
Gerçekten tüm olay bu... kelimeler.
Tabi böyle ölü bir yerde yaşıyorsan.
Buna katılıyorum işte.
Hey, ne oluyor orada?
Harold, bu konula ilgili herşeyi anlatacak.
- Bakalım mı? - Hmm-hmm.
Pekala millet, söylemem gereken bazı şeyler var.
Bu yüzden, hepiniz sessiz olun ki diğerleri de duyabilsin.
Hanımefendi?
Missouri bankasına baskın yaptıkları sırada,
hırsız ve katil Allison Wells,
dokuz yaşındaki bir kızı cennete gönderdi.
9 yaşında.
Ve bu, o gün canını aldığı
beş kişiden sadece biri.
Eğer bu kadını görürseniz,
onunla yüzleşmeyin.
Başka bir can daha almak için tereddüt etmeyecektir.
Şimdi, hepsinden öte, bu sadece küçük bir bayan ve
Texas kolluk kuvvetlerinin yarısı onu bulmaya çalışıyor.
Ve umalım ki bulsunlar.
Bu gerçek mi, bu ödül?
Eğer onu bulursak... on bin dolar.
Sen, delege Evans'ın oğlusun, değil mi?
Evet efendim. Benim üvey babam.
Pekala, ilgini takdir ediyorum evlat,
ama Evans ailesi tarafından,
ihtiyacımız olan tüm yardım zaten sağlanıyor, o yüzden eve git.
Arama ekibi toplantısı, bildiriden sonra kilisede.
Tanrı ve tesadüf
aynı anda dünyada yer alamaz.
Bunu biliyoruz, hanımefendiler ve beyefendiler,
çünkü bir işaret varsa, orada tanrının eli vardır.
Ve topluluğumuz şimdi onun parmaklarının altında.
Ve şimdi sebebini anlıyoruz...
Allison Wells gibi kadınlar...
Eugene.
Ne sıkıcıydı be.
Gitmeye hazır mısın?
Eugene?
Selam, Joe.
- Bugün seni evde istiyorum. - Neden?
Şu Wells denen kadın dışarda iken
buralar çok güvenli değil.
Arama ekibiyle gidiyoruz anne.
Güvende olacağız.
Birbirimize göz kulak olacağız, tamam mı?
Söz veriyorum.
Hava kararmadan evde ol.
- Tamam anne. - Ve birlikte kalın.
Ver şunu.
- Ben gelebilir miyim? - Hayır, gidemezsin.
- Hava kararmadan. - Tamam.
Bu kadar paran olduğunu hayal edebiliyor musun?
Kıyamet gibi olduğuna eminim. Hayal edemiyor musun?
Hayır, tam olarak edemiyorum.
Bahse varım, sen de hayal edemezsin.
Kavga mı çıkaracaksın, Evans?
Lanet olsun, seni dövmeden önce payını versen iyi olur.
Sen beni kırbaçlamadan önce, ben gülmekten ölürüm oğlum.
Onu ölü bulacağımızı mı düşünüyorsun?
Bilmiyorum, muhtemelen.
İyi misin?
- Hey? Sorun nedir? - Hiç.
Hadi, söyle bana. Ne oldu?
California'ya gidiyoruz.
Bize bu sabah söylediler.
Texas'tan vazgeçtiğimizi söylediler.
Lanet olsun dostum.
Ne kadarlığına gidiyorsunuz?
Şey, sonsuza kadar.
Demek istediğim, burayı bir düşününce, neden geri gelelim ki?
Evet.
Sanırım sürtünecek başka birini bulman gerekecek.
Senden daha çok sürtmek istediğim, kimse yok Garza.
- Bundan kurtulabilir misin? - Bırak beni, seni ahmak!
Olmaz. Gitmeden önce içeri sokmam lazım.
Yakala beni! Yakala beni!
Seni özleyeceğim dostum.
Gel hadi.Hadi.
Hadi gidelim.
Ne yapacaksın?
Senden daha hızlıyım oğlum.
Her zaman öyleydim.
Gerçekten onu bulacağımızı mı sanıyorsun?
Denemeye değer.
Hava kararmadan demiştim.
George seninle konuşmak istiyor.
Başın belada.
Kendi kaşındı.
Beni mi görmek istedin?
Bir annenin sözü...kanundur.
Bir anne oğluna bir şey yapmasını söyler, o da yapar.
Her zaman.
Aile olmak bunu gerektirir.
İyi günde kötü günde.
Birbirimizi anlıyor muyuz?
Evet...Evet efendim.
Orada ne var?
Hiçbir şey.
İkimize de bir iyilik yap.
Bana aptal muamelesi yapma.
İşin de yok paran da. Bu çöp için para mı ödedin?
Bak, annen seni rahat bırakabilir, ama ben yapamam.
Bu evde küçük bir oğlan için artık yer yok.
Bunu bir düşün.
Yıka.
Işığı kapat.
Sesini çıkarma.
Sakın!
İstiyorsan senin olsun.
Adın ne?
- Ben Allison. - Kim olduğunu biliyorum.
O halde, senin kim olduğunu bilmek adil olur.
Eugene.
Eugene.
Zeki bir isim.
Bu sen değil misin? Ha?
- Senin bir katil olduğunu söylediler. - Ben katil değilim.
Eugene...
Sana karşı gerçekten dürüst olacağım.
Sakinliğimi korumaya çalışıyorum,
ama bacağımdaki bu orospu çocuğu delik şu an canımı çok acıtıyor.
Bu yüzden, eğer bana yardım edersen, sana her şeyi anlatırım. Beni dinle.
Eugene, beni dinle.
Ben katil değilim.
Yine de inanılmaz hikayem var.
Tıpkı şu kitaptakiler gibi.
Şapkalı adam olmam hariç.
Vay canına. Fena değil.
Pekala.
Tanrım.
Olduğundan kötü görünüyor.
Pekala. Ellerin sağlam mıdır çocuk?
Bence bir doktora ya da bir yere görünmelisin.
Hayır, hayır, hayır. Şu an doktorum sensin, tamam mı?
Dr. Eugene.
No comments yet. Be the first to leave one.