Pierwsze 200 wierszy.
Kilisedeyken acı çeken arkadaşlarımız ya da aile üyelerimizle
çoğu zaman nasıl empati kuracağımızı bilmiyoruz.
Bu da demektir ki çoğu kişi, bizim kilisemizdeki
insanlar bile gerçekten yalnız hissediyorlar.
Öyleyse onlara sevgimizi gösterelim ve bu çocukları
Tanrı'nın sevgisiyle uğurlayalım. Joe Lee, Michael Randolph
ve Benjamin Ellis. Gelin haydi. Evet, haydi.
Beyler lütfen bana sahnede katılın.
Dua ederiz sevgili lordumuz, ya da kılıçlarını kullananlar,
doğruluk galip gelsin ve kötüler mağlup edilsinler diye.
Koruyucularımız olan adamlar için.
Lord, lütfen bu insanlar görevdeyken ailelerini rahat ettir.
Tüm bu çocuklara özel bir lütuf bahşedin.
Tanrı sizi kutsasın ve korusun. Ve tanrı Amerika'yı kutsasın.
-Amin. -Amin.
Üzgünüm, seni uyandırmak istemedim.
Sorun değil. Zaten uyanıktım.
Antrenmanın nasıl gidiyor?
Yakınlaşmak için vaktin var mı yok mu?
-Bence o ayakta. -Bugün okulu yok mu?
Hayır, bugün cumartesi.
-Cumartesileri okul yok mu? -1953'ten beri yok.
1953'ü çok severim. İyi bir sene.
Babana merhaba demek ister misin?
-Selam. -Merhaba baba.
Elinde ne var?
-Şuna da bak. -Uçaktaki sensin.
-Ve şunlar da bulutlar. -Tüm hafta senin için bunu çizdi.
İnanılmaz.
Bize yardım et. Peki. Haydi.
-Jack? Jack? -Hemen arkandayım baba.
-Jack? Jack? -Baba, hemen buradayım.
Haydi. Başaracaksın. Sana inanıyorum.
Tam burada olacağım, anlaştık mı?
Bir şeye ihtiyacın olursa tam burada olacağım.
-Pekala. Hazır mısın? -Hayır.
-Evet öylesin. -Değilim. Beni bırakma lütfen.
Seni bırakmıyorum. Buradayım. Jack, bana bak.
Üç. İki. Bir. Haydi oğlum şimdi. Bana doğru yüz.
-Olmaz. -Hallediyorsun.
İşte bu. Oluruna bırak. Gözlerin bende olsun. Ayaklarını kullan. İşte bu!
Yüzüyorsun Jack. Yüzüyorsun işte!
Yapıyorsun Jack. Yüzüyorsun. Hadi! Harikaydın oğlum.
-Anne! Başardım! -Evet, başardın.
Başardım! Baba sanırım şimdi yüzebilirim. Bak.
Bir daha!
Şuna bir bak.
Yedi ayda iki buçuk santimetre.
Yedi ayda iki buçuk santimetre. Harika değil mi?
-Yeterli mi? -Bu çok fazla. Mükemmel.
Merhaba, ben Bills Recovery'den Sheila.
Vadesi geçmiş ödemelerinizi kontrol etmek için.
Mesaj silindi.
Selam James. Dinle dostum, hafta sonunu mahvettiğim için üzgünüm
ama komutan tüm takımı teste sokuyor. Buraya gelsen iyi olur.
Ordu astsubayı birinci mevki James Harper.
Rahat, astsubay.
Bu yeni komutanımız Yarbay Roberts.
Dizi parçalanmıştı. Yine. Rehabilitasyonla harika iş çıkardın.
Teşekkürler efendim.
Akciğeriniz yüksek irtifa veya su altı operasyonlarını olanaksızlaştırıyor.
Bu akciğerle beş yıl içinde dört göreve çıktım efendim.
Rahata geçebilirsiniz astsubay Harper.
Kan testinde Stanozolol, nandrolone, fenilpropionat
ve büyüme hormonu ile kirlendiğini gördük.
Sen Özel Harekat Kuvvetleri'nin sıhhi astsubayısın. Daha iyi bilmelisin.
Ekipte kalmak istiyorum efendim. Ekipte kalmak istiyorum.
Önceki komutanlarınızın sizi neye cesaretlendirdiğini
hiç bilmiyorum ama kendi birimimde kabul etmeyeceğim.
Büyük Ordu, Özel Harekat Kuvvetleri etiketinizi geri almayı önerdi.
Ve senin tercihlerine ters düşsem de bunu yapmayacağım.
Ordudan onurlu bir terhisle ayrılıyorsun ama emeklilik maaşını
ve sağlık hizmetini kapsayan faydalardan mahrum kalıyorsun.
Kovuldun.
James.
Bir şey demene gerek yok.
Bak. Zaten birilerini işten çıkaracaklardı.
-Bunu onlar için kolaylaştırdın. -Suçu üstleneceğim. Anlıyorum.
İtibarınla, her özel askeri şirket seni buradan çıktığın anda işe alacak.
Dizim için bir şeyler almıştım. Onu kanımda bulmuşlar. Böyle oldu işte.
Bu kadar mı yani? Yapabileceğin bir şeyler yok mu?
Kısacası onlar saçma bir kural uydurdular.
Uydurmadılar. Hayır, saçma bir kural falan uydurmadılar.
Kimseyi senelerdir teste sokmadılar demiştin.
Kimseyi senelerdir teste sokmadılar. Ama bu yasal.
Tam bir baş belası olan yeni komutan.
Bilmiyorum işte, sadece çalışan temizliği yapmak istemişler.
Bunu yüzbaşı söyledi. Çalışan temizliğiymiş.
Nedir bu?
Borç tahsildarları. Ama onlarla zaten konuştum.
Ve bize plan konusunda yardım edebilirlermiş.
Faizi ne kadarmış?
Yüzde 18.
Evet. Orada kendi paralarıyla çok şey var.
-Özel sözleşme mi yapsak? -Evet.
-Nedenmiş? -Olmaz. Bunu yapmayacağını söylemiştin.
Ne söylediğimi biliyorum. Ne söylediğimi biliyorum.
Hayır.
Seni seviyorum.
Arayan Executive Protection'dan Bruce Michaels.
Yıllar süren başarılı hizmetinizden ötürü
tebrik ederiz. Fırsatları tartışmak isteriz.
Bay Harper, benim adım David.
Su ve Enerji Departmanı'ndan arıyorum.
Mesaj silindi.
Ne yapıyorsun?
Biraz çakıl koyuyordum sadece. Hava daha da kötüleşmeden önce.
Oğlumuz nerede?
Uyudu o. Horulduyor. Biraz uzun sürdü ama. Okul nasıl geçti?
-Aşağı gelebilir misin? -Tabii, saniyeler içinde ineceğim.
Biraz daha işim var.
Tatlım sana söylemem gereken bir şey var.
-Bir dakikaya oradayım. -Hayır. Şu an.
Bir dakikaya oradayım Brianne.
Mason öldü.
Ne?
Mason. Ölmüş. Ben. Daha yeni Suzanne ile konuştum.
Nasıl olmuş?
Sence nasıl olmuş olabilir?
Cenazesi ne zaman?
Yarın.
Belki anneni aramalı ve Jack'i alıp alamayacağını sormalısın.
Ben gitmeyeceğim.
-Elbette gideceğiz Brianne. -Hayır gitmeyeceğim.
Çünkü başka bir taneye daha katılamam.
Ne yapıyorsun?
-Efendim? -Gece yarısı çatıda ne yapıyorsun?
Çatıyı düzeltiyorum.
Ben iyiyim. Ben sadece.
Bu Mason'un Suzanne'ye söylediği şeyin aynısı. Gerçekten korkmuş durumdayım.
Ben babam değilim.
Bundan nefret ederdi.
Törenden mi ölmekten mi?
Şişman ve çirkin olmaktan işte.
Koca poponu o mezara nasıl soktular sanıyorsun?
Tanga giyiyordur.
Nasıl gerçekleştirdi işi?
Ne demek istedin?
Uykusunda öldü.
-Ailesi tam ödeme alacak mı? -Tam ödeme.
Güzel.
-Neden akşam yemeği için gelmiyorsun? -Olmaz.
Yeni evi görmedin. Akşama geliyorsun.
O ne kadar şişmansa sen de o kadar karamsarsın.
-Defol. -Sen defol.
Seni görmek güzel. Burada olmana sevindim.
Takdir ettim. Güzel bir eviniz var.
Selam dostum. Nasıl gidiyor?
Bilgisayar oyunu oynamak ister misiniz?
Ben ne zaman. Ben ne zaman bilgisayar oyunu oynamak istemedim ki?
Şuna bakın. White Sox takımı.
-Evet o. -Güzel.
-White Sox'a bayılıyorum. -Evet. Öyle görünüyor.
-Ne var ki? Onları seviyorum. -Selam Kelly.
Merhaba James amca.
Anladın mı?
Beni dolaştırmak ister misin yoksa harita mı bulayım?
Sanırım.
Şunu izle.
Öyle mi? Şunu izle öyleyse.
-Çok iyi atıştı. -Roger Clemens burada resmen.
Yemek için ve James amcayı sağ salim getirdiğin için teşekkürler.
Amin.
-Amin. -Amin.
Hanginiz daha iyi bir asker, sen mi babam mı?
Aslında baban benim üstüm, yani.
Dikkat et. Ben onun üstüydüm.
-Anladım. -Ama biz.
Nasıl denilir? Birbirimizi kollardık.
Kardeşler gibi.
Doğru. Kardeşler gibi.
Babamın hayatını gerçekten kurtardığın doğru mu?
Hayır. Evet.
Bir kez. Bir keresinde beni bardan çıkardı.
Evet alkolle enkaza dönüşmüştü. Baban gerçek bir enkazdı asıl.
Bunu sana bu kadar erken söylemekten nefret ediyorum.
-Ben. Hayır ya. -Hayal kırıklığı.
Mikey beysbola bayılıyor. Asla oynayamayacak.
Onunla savaşıyor. O. DNA'sında pes etmek yok.
Tedavisi yok.
En iyi senaryoda ömrünün sonuna dek özel bakım hizmeti alacak.
Nasıl gidiyor?
İyi. Evet, iyi.
-Evet. -Sen?
Güzel. İyi. Elbette.
İyi olsaydın iki ay boyunca iletişimimizi kesmezdin. Sorun ne?
Gelecekten beklentin ne?
Çocuklarımın büyümesini izlemek.
Gülümsemelerini görmek.
Güvende ve varlıklı olmalarına emin olmak.
Benim sahip olmadıklarımı onlara vermek.
İşlerimi yoluna koymam lazım.
Terapi denen bir şey var.
Olmaz. Terapi ünüme zarar verir. Asla olmaz.
Özel şirketler benimle iletişime geçtiler.
-İyi. -Öyle.
Güzel. Çok harika. İyi bir maaşı hak ediyorsun.
Banka da sürekli peşimde dolaşıyor ve ben...
Harika işte. Kabul et.
Ben de birkaç güvenlik işi tamamlamıştım.
No comments yet. Be the first to leave one.