200 baris pertama.
NETFLIX SUNAR
Üç tür insan vardır.
Yukarıdakiler,
aşağıdakiler
ve düşenler.
48. kat.
-Delik. -Evet.
Delik.
Ay da daha yeni başladı.
Yani soru şu,
ne yiyeceğiz?
Ne yiyeceğiz?
Belli ki yukarıdakilerin artıklarını.
-Yukarıda ne var? -Belli ki 47. kat var.
Benim adım Goreng.
Lütfen Delik'in kendi tarafında kal.
Goreng.
Sizin isminiz nedir?
Evet.
Birbirimizin isimlerini bilmeliyiz.
Birlikte çok vakit geçireceğiz.
Ya da geçirmeyiz.
Kim bilir?
Benim adım Trimagasi.
Delik'in nasıl işlediğini biliyor musunuz Bay Trimagasi?
Belli ki biliyorum. Olay yemek yemek.
Bazen çok kolaydır.
Bazen çok zordur.
Katına göre değişir.
Neyse ki 48. kat iyi.
Aşağıda çok insan var mı? Durun, söylemeyin.
Belli ki var.
Yakında daha az olacak.
-Aşağıdakiler, beni duyabiliyor musunuz? -Onlara seslenme.
-Neden? -Çünkü aşağıdalar.
Yukarıdakiler cevap vermez.
-Neden? -Belli ki yukarıda oldukları için.
Sizin için her şey çok net, değil mi? Herhâlde çok uzun süredir buradasınız.
Aylardır.
Tekrar söyleyeyim, 48. kat iyi.
Kendini şanslı say.
Bu katta ne kadar kalacağız?
Tam olarak bir ay.
Sonra göreceğiz.
Başka soruya cevap vermeyeceğim.
Konuşmak beni tüketiyor.
Özellikle de aldığımdan çok bilgi vermem gerekiyorsa.
Belli ki adil değil.
O yüzden bundan sonra
senin bana verdiğin kadar bilgi vereceğim.
Kırmızı ışık kapalı. Yeşil ışık açık.
Size bilgi verdim. Hakkıyla karşılık vermek adil olur.
Kırmızı ışık niye kapalı?
Bu yemek çoktan yenmiş.
Bu o kadar belli ki "Belli ki" demeyeceğim.
Bu iğrenç.
Tamam.
Üstümüzde 47 kat ve her katta iki kişi var dersek
94 kişinin artığını yiyoruz.
Merak etme.
Yakında yukarıda daha az insan olacak.
-Yemiyor musun? -Aç değilim.
Acıkacaksın.
Niye daha az insan olacak?
Bunun belli olduğunu söylemeyeceğim çünkü değil.
Sekizinci kata gidene dek ben de anlamamıştım.
Şarap!
Üst katlarda Müslümanlar ve alkol içmeyenler olmalı.
Alkol genelde bu kadar aşağı ulaşmaz.
Gerçekten yemeyecek misin?
Bunu sonra yerim.
Bunu niye yaptınız?
Aşağıdakiler yesin diye.
Ya aynısını yukarıdakiler de yaparsa?
Zaten yapıyorlardır.
Piçler.
-Sıcak mı oldu? -Daha sıcak olacak.
Daha mı sıcak?
Yanıp kül olacağız.
Öyle mi? Neden?
Senin yüzünden.
Sıcaklık durmadan artacak. Artmamasını istiyorsan...
-Ne yapayım? -O elmadan kurtul.
Platform sadece bizim katımızdayken yemek bize aittir.
Bir şey saklarsan biz yanana dek sıcaklık artar.
Ya da donup ölene dek düşer.
Değişiyor.
Sikeyim.
Anlıyor musunuz?
Anlıyor musunuz?
Neyi?
İçeri girince anlaştığımız süre bitene dek çıkamayacağınızı anlıyor musunuz?
Demek kabul edildim.
Henüz değil.
Benim nesnem bir kitap olabilir mi?
İstediğiniz her şey olabilir.
LA MANCHA'LI YARATICI ASİLZADE DON KİŞOT
Niye burada olduğumu size söylemek isterim.
Niçin?
Siz de niye burada olduğunuzu bana söyleyin diye.
Belli ki.
Sigara içmeyi bırakıp Don Kişot'u okumak istedim.
Yanımda bir nesne getirebileceğimi söylediler, ben de...
Buraya kendi rızanla mı geldin?
Bir diploma karşılığında altı ay, evet.
Diploma mı?
Ne demek istiyorsun?
O zaman bana iki tane borçlular.
Ben bir yıl burada olacağım.
Siz niye buradasınız?
Yani bu adama verip bana vermiyorlar mı?
Yerinde olsam çekilirdim.
-Bugün de mi yemiyorsun? -Belli ki yemiyorum.
Yazık.
Bu katı hak etmiyorsun.
Niye burada olduğunuzu söylemediniz.
Hadi, söyleyin.
Pekâlâ ama ancak "belli ki" lafını çalmayacağına söz verirsen.
Evdeydim, sakallı bir adamın bıçak bileyici reklamını izliyordum.
"Samurai-Max bileyiciler düz veya tırtıklı her bıçağı biler." diyordu.
"Şu bıçağa bakın.
O kadar kör ki bir süngeri bile kesemiyor.
Samurai-Max'tan sonra en sert yüzeyleri, hatta bu tuğlayı bile kesebilir."
Ve kesti.
Sonra birkaç ev hanımı çıkıp
Samurai-Max'ın hayatlarını değiştirdiğini söylediler.
Hepsi bir ağızdan "Domates bile soyamıyorduk,
ekmek parçalanıyordu.
Samurai-Max hayatımızı değiştirdi." dedi.
Açıkçası ben hiç domates soymadım.
Ama dilimlenmiş ekmek alırım.
Mutfak bıçağıyla tuğla kesmek neden gerekir, onu da anlamıyorum.
Ama beni düşündürdü.
Niye bıçaklarımı bilemiyorum?
Ya onları bilemediğim için benim de hayatım berbatsa?
Detaylara dikkat etmiyorum diye mi?
-Detaylar Goreng. -Aldınız mı?
-Belli ki aldım. -Sonra ne oldu?
Bıçaklarınızı bileyip birinin boğazını mı kestiniz?
Onları aldım ve sonraki reklamı bekledim.
Yine aynı sakallı elemanla aynı ev hanımları vardı.
Bil bakalım ne satıyorlar.
Tuğlayı bile kestikten sonra körelmeyen bir bıçak.
Doğrarken kendisini biliyor.
Adı ne, biliyor musun?
-Samurai-Plus. -Sen de mi aldın?
-Hayır. -Belli ki suratıma gülüyorlardı.
Detaylar.
Detaylar beni delirtti.
Televizyonumu tutup
pencereden fırlattım.
Bisiklet süren kaçak bir göçmenin üstüne düştü.
O adamın ölmesinin suçlusu ben miyim?
Zaten orada olmaması gerekiyordu.
Birini öldürdüğünüz için mi buradasınız?
Bana seçim hakkı tanıdılar, akıl hastanesi ya da Delik.
Ben de buraya geldim.
Ama bana diploma teklif etmediler.
Kaç tane kat var?
Bilmiyorum. En az 132 çünkü oraya gittim.
132.
Aşağıda daha da vardı.
-Oraya ne kadar yemek ulaşıyordu? -Hiç.
Yemeksiz bir ay yaşanmaz.
Yemek yemedim, demedim.
Yemek ulaşmıyordu, dedim.
Ve yemek yemeden bir ay yaşayabilirsin.
Ama üst üste iki kere aşağı katlara düşersen yandın.
Yukarıdakilerle temasa geçmeliyiz.
Niçin?
Yemeklerini paylaşmalılar.
Onlar da 46. kata söyler.
Onlar da 45. kata vesaire.
Sen komünist misin?
Akılcıyım. Bölüşmek adil olur.
Yukarıdakiler komünistleri dinlemez.
O zaman aşağıdan başlarız.
49. kattakiler!
Gelecek sefer daha çok şarap bırakın piçler!
Alın size şarap şerefsizler.
Aşağıdakiler aşağıdadır Goreng.
-Gelecek ay yukarıda olabilirler. -Evet, onlar da bizim üstümüze işer.
Piçler.
Ben bir kitap seçtim.
Siz ne seçtiniz?
Ne seçtiğim belli.
Samurai-Plus.
Bunu yapmaktan bıkmıyor musunuz?
Müthiş bir şey.
Kullandıkça keskinleşiyor.
-O bir insan mıydı? -Tabii ki insandı.
Umarım alkol içmeyenlerden değildir.
Şarabımız az.
Yukarıdaki katlarda istediğin kadar yiyebilirsin.
Ama herhangi bir beklentin kalmıyor
ve düşünecek çok şeyin oluyor.
Kimse bir şey yapmayacak mı?
Yerinde olsam orta katlarda kalmak için dua ederdim.
Yukarıda olsa atlayacak adamlara benziyorsun.
Aşağıda kalmaya da yüreğin yetmez.
No comments yet. Be the first to leave one.