Shrinking

Shrinking

Muat Turun Sari Kata Turkish

Musim 1

Maklumat siaran

Shrinking S01 1080p ATVP WEB-DL DDP5 1 H264-NTb-ION10-CAKES
Ulasan oleh BartuW

Tag

webdl
Diterbitkan pada: 2026-03-28
Muat Turun: 170
Masalah Pendengaran: No

Pratonton sari kata Turkish

200 baris pertama.

Selam, ben Grace. Mesaj bırakın.

Grace, selam. Ben Jimmy. Yine. Ama bunu biliyorsun, değil mi?

Beni o yüzden doğruca telesekretere attın.

Beni ara. Tamam mı? Görüşürüz.

Selam Derek.

Günaydın Jimmy.

Ne yapıyorsun?

Liz sabahları tuvaleti işgal ediyor. Ben de bazen işemeye buraya çıkıyorum.

Yağmurda işemek güne başlamak için fena bir yol değil.

Harika bir yol.

Rüzgâr doğudan esiyormuş gibi geliyor.

Şu cornhole barına gittiğini duydum.

-Harika mıydı? -Fena değildi.

İçki ve vasat yiyecekler vardı işte.

-İki cornhole alanı. -İki mi? Süper.

Yine dışarıda işiyor musun Derek?

Hayır. Jimmy'yle konuşuyordum.

Göz kırpması biraz tuhaf oldu.

Gözlerin iyiymiş Jimmy.

Bana kızgın gibi miydi?

Hayır, bir sorununuz yok.

Tamam. Çiçeklere işemeyi kes.

-Birazcık damlattım canım. -Kes şunu.

Birazcık damlattım.

Bu çörekler özür için. Gammazcılık yapmak istemedim.

Paul'a rastladığımda Sean'un taşındığını bildiğini varsaydım.

Evet. Beni resmen siktin.

Sorun değil ama beni siktin.

Sorun değil ama evet, beni siktin.

Özür dilerim.

İnsanlar hak etmediği hâlde başlarını derde sokmayı sevmiyorum.

-Peki hak ettiklerinde? -O en sevdiğim.

Aslında üzülme. Paul bana kızgın kalmaz. Bir şey olmayacak.

-Sevindim. Görüşürüz. -Tamam. Ama beni siktin!

Anladım.

Evet, seni göreceğim için heyecanlıyım.

Ofise gel sonra eve geçeriz.

Tamam. Görüşürüz. Hoşça kal canım.

Vay. Hayatın kim? Seksi bir hatun mu bari?

Kızım.

Benim hatam.

Hey, bekâr mı? Biliyorsun, boşandıktan sonra

bazı yeni şeyler denemek istiyordum.

Şaka yapıyorum. Sadece seni rahatsız etmeye çalışıyorum.

-Bunda çok ustasın. -Teşekkürler. Şimdi bin arabaya.

Sevdiğim şarkıyı çalabilir miyiz?

Nereden başlasak?

Evde konuşabilecekken neden ta buralara geldik?

Sean,

not defterim burada.

Ailene benimle kaldığını söyledin mi?

Hayır. Terapistimle kaldığımı bilseler kafayı yerlerdi.

Evet. Çok tuhaf olduğunu kabul ediyorum.

Tamam. Söylemem lazım, daha mutlu ve enerjik görünüyorsun.

-Biraz derine inelim mi? -Hayır.

Pardon. Bunu soru gibi aktarmak tamamen benim suçum.

Yani sonundaki tonlama. Hadi biraz daha derine inelim.

Afganistan'da geçen zamanını hiç konuşmadık Sean.

Yalan yok Jimmy. Kendimi çok iyi hissediyordum.

Tamam mı? Neden bunu sikip atayım ki?

Bu benim işim dostum. Sikip atmada diplomam var.

Meraklı Turşucu Üniversitesinden.

Aslında kolej sayılır. Neyse keseyim.

Bundan sonsuza dek kaçamayız.

Henüz olmaz.

Peki.

-Teşekkürler. -Oraya da geleceğiz. Baskı yok.

Evde görüşürüz dostum.

Merhaba. Ben Gaby. Burada terapistim.

Aslen bana yönlendirilmiştiniz,

ben de sizi Jimmy'ye yönlendirdim.

-Peki. -Peki.

Nasıl gidiyor?

Güzel. Başta bu terapi bokundan hiç hoşlanmamıştım.

Ama şimdi hoşuma gidiyor.

Çok memnun oldum.

Beni neden ona attın?

Doğrusu birbirinize iyi uyacağınızı düşündüm.

Belki birbirinize de yardımcı olursunuz dedim.

Süper. Her zaman zengin, orta yaşlı beyaz bir adama yardım etmeyi istemiştim.

Vermek her zaman güzeldir. Yani…

Selam. Günaydın. Patates seven bir kız mısın?

Hayır Paul. Güçlü, siyahi, patates seven bir kadınım.

Burada ne işimiz var?

Çiftlik kolimden çok fazla patates çıktı.

Dur, sebzelerin artık ofise mi yollanıyor?

Çok fazla sorum var.

Gizli bir şef misin? Burada yemek mi yapıyorsun? Bana öğretir misin?

Patates istiyor musun, istemiyor musun?

İki patatesi ne yapacağım?

Beleş veriyorsan patatesleri ben alırım.

-Al bakalım. İki tane al hatta. -Tamam.

Şey ben az önce Sean'la içeride oturuyordum

ve artık TSSB'sini açma vakti geldiğini düşündüm.

Ama o konulara girmiyor.

Evet. Gazi askerlerde yaygın bir şeydir.

Ne zaman rahatça açılacağını merak ediyordum.

Çok kolay. Hiç.

Sıçtın. İkili bir ilişki yarattın.

Seni terapisti değil arkadaşı/ev arkadaşı olarak görüyor.

Peki sence sınırlarımızı baştan çizelim dememin faydası olur mu…

Pardon… Bana zil sesi mi yaptın?

Evet.

Hastalarınla o yola girmemeni söylemiştim ama yine de girdin.

Tamam. Ama sana katılacağım anlamına gelmiyor.

Bunları seninle konuşmayacağım.

Ama patateslerden konuşuyorsun.

Tüm gün boyunca. Afiyet olsun ahbap.

Haşla, fırına at, kızart,

birbirine sürtüp ateş yak. Umurumda değil.

Belki elma gibi yerim Paul.

Dur.

Hav.

Elektrolit.

Sormadım.

Burada ne işi var?

Yeni bitki mi? Ne bu? Eğrelti otu mu? Yoksa…

-Hiçbir fikrim yok. -Peki.

Harika.

Neden geldin?

Üç yıldır telefonlara, e-postalara ve mesajlara cevap vermediğin için

mirasınla ilgili yaptığım değişiklikleri bizzat getirdim.

Gurur duyulacak bir şey değil bu.

Hemen üzerinden geçelim mi?

Pek iyi bir zaman değil. Kızım geliyor.

Kız babası. Bayılırım.

Yok mu? Ekleyecek bir şey yok mu? Peki.

Alternatif enerji konusunda bir konuşma yapacak.

Zamanı çok az,

benimle geçirecek sadece birkaç saati var.

Ne kadar tesadüfi. Bu en sevdiğim kelimelerden biridir.

Burada bekleyip tıbbi vekâletini imzalatırım.

-Hiç sanmıyorum. -Ne? Hayır.

Teşhisine bakılırsa, o konuyu uzatmanı tavsiye etmem.

Avukat-müvekkil mahremiyeti sadece kriminal avukatlar için mi geçerli?

Yoksa çakma avukatları da kapsıyor mu?

Miras hukuku gerçek hukuktur. Ben gerçek avukatım.

-Evet mi hayır mı? -Evet.

Sessizlik konisi.

Meg, Parkinson olduğumu bilmiyor.

Yani ikinizin arası açık mı?

Sessizlik konisi.

-Onu söylemeyi kes. -Tamam.

Annesiyle o küçükken ayrılmıştık.

Doğu sahiline taşındılar. Ayrı düştük.

İletişim kurmak zordu.

Neden? Telefon ve uçağın icadından önce miydi?

Pardon. Bana açılıyorsun ve mahvediyorum.

Öz farkındalığın en iyi özelliğin.

Sence bunu şimdi yapmam çok mu önemli?

Evet.

Peki. Ona söyler bunları imzalatırım.

Harika. Bu belgeleri bana postayla mı yollarsın

yoksa şehir merkezindeki ofisime mi bırakırsın?

Hayır. Birinin gelip buradan almasını tercih ederim.

-Beni zahmetten kurtarmasını. -Peki.

Ama asistanım Kevin yapabilir.

Kevin. Kevin!

Kevin.

Kevin benim, değil mi?

Tamam. Yakında görüşürüz.

Uğradığın için sağ ol.

-Memnuniyetle. -Habersizce.

Aradım, e-posta ve mesaj attım.

Yani…

-Selam tatlım. -Selam.

-Dripling yaptığını duydum. Boştayım. -Tamam.

-Çok güzel! -Üç oğlan çocuk.

Connor bu akşam üniversiteden dönüyor.

-Selamımı söylersin. -Tamam.

-Selam Liz. Merhaba. -Selam Gab.

Alice'e yeni aldığım topla atış yapacaktım.

Doğru ya.

Ona aldığını söylediğin basket topunu hatırlıyorum.

-Doğru. -Bu harika.

-Size iyi eğlenceler. -Teşekkürler.

Evet, süper. Seni görmek çok güzeldi.

Kesinlikle. Seni de öyle.

-Ayakkabılar güzel. -Teşekkürler. Jordan marka.

-Harika. Aferin sana. -Evet.

Görüşürüz.

-Benim için zevkti. -Tabii ki.

Vay canına. Birbirinizden nefret ediyorsunuz.

Kapa çeneni de topu at.

Tamam, tamam.

Oldu işte. Ayakkabılarını çıkarır mısın?

OKB meselesi değil. Eskiden Japonya'da yaşamıştım.

Pasadena'dan hiç çıkmadım dediğinden eminim.

Tamam. OKB meselesi ama Japonlar da aptal değil.

Tamam. Başlıyorum.

Az önce parktaki bankta oturduğum kotla koltuğuna oturacağım, tamam mı?

-Şimdi sıra sende. -Ev kıyafetlerimi giymem gerek.

Bunlar dışarı kıyafeti. Böyle olmaz.

-Bu… -Hey. Evet, olabilir.

-Gel yanıma otur. -Tamam.

-Gözlerini aç. -Korkuyorum.

Korktuğunu biliyorum ama yanındayım.

-Nasıl bir duygu? -Güzel.

Hadi ama Wally.

Her şeyi yapabilecekmişsin gibi görünüyor.

Komen

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left