200 baris pertama.
Hikâyemiz böyle bitmemeliydi.
Seninle tanışmayı ve hayatımın alt üst olmasını beklemiyordum.
Mike, sende ne var?
14 yıl önce sıradan bir salı günüydü.
Dünya'dan Mike'a.
Evet. Affedersiniz.
Elimde şu proje var.
"En iyisinden Rory'ye kadar tüm Gilmore Girls karakterleri."
Rory kimdi?
Gilmore Girls'deki başrollerden biri.
Hangisi?
Genç olan.
Peki. Anlamadım.
Fear Factor ile ilgili bir şey yazamaz mısın?
Tabii. Fear Factor ile ilgili bir şey hazırlarım.
Çocukluğunu bir 80'ler komedisine benzeten biri için
TV Guide'daki işim rüya gibiydi.
Ausiello'lar!
Michael'in Küçük Kardeşi
ve Michael'ın Abisi'yle.
Başrolde Michael Ausiello, Michael Ausiello rolünde.
Çocuklar, ben geldim.
Anne.
ve Michael'ın Annesi Bayan Ausiello.
Hadi bakalım. Dizimiz başlamak üzere.
Annemle pembe dizi izlediğimi hatırlıyorum.
Hemşire Angelique, hastamız nasıl?
İyi değil Dr. Underwood.
Hastanelerdeki o üzgün insanların hikâyeleri.
Kendi hikâyemin güzel olacağına inanıyordum.
En azından bir süre öyleydi.
Kendimi bir ofis komedisinde başrolde gibi hayal ediyordum.
Selam prenses.
Biraz Liz Lemon ve bolca Will Truman.
Vay be.
Bu, Nick.
Beni hafta içi kulübe gitmeye ikna edebilen biri.
Nublu'da Jock Partisi var.
Öyle... Hadi böyle bir şey giy ve gidelim.
-Sana birini ayarlayacağım. Hadi. -Eğlenceli görünüyor
ama yarına kadar Fear Factor yazımı bitirmem gerek.
Çok çalışıyorsun, daha çok çıkman lazım.
Hadi ama.
İşte bu! Hadi gidelim!
Burası bana göre değil.
Saçmalama.
Jock Partisi ve sen de bir yarışçısın.
Jogging yapıyorum. Yarışmıyorum. Jogging bir spor değil.
Lütfen Michael, eğlenmeye alerjin mi var?
Ve seni gördüm, o saç bandınla bir ilah gibiydin.
Artık susuyorum.
Resmen sana yürüyor.
Bir kadınla birlikteydi.
Bu kulüpteki hiçbir erkek yıllardır kadınla beraber olmamıştır.
Aman tanrım, buraya geliyor.
-Ben yokum, beni görmüyorsun. -Nick, lütfen. Bunu yapma.
Sıradan bir eş cinselim.
-Selam. -Merhaba.
N'aber?
Senden n'aber?
O tarafa bakıyordun, el salladın ve şu suratı yapıyordun yani...
Evet ama biz... Karşılıklı gülümsüyorduk yani...
Bana gülümsüyordun, değil mi?
Aslında arkadaşım Nina bana içki alıyordu.
-Açıkçası ona bakıyordum. -Tanrım.
Yani bana bakmıyordun, arkamdakine bakıyordun.
-Aman tanrım. -Aslında şunu demek is...
-Peki. Bu utanç verici. -Selam.
-Yani... -Merhaba.
-Tam onun tipisin. -Biraz fazla kaçırdı.
-Hayır. -Çok içtin.
Evet içtim ama hâlâ onun tipisin.
Çünkü, sanki...
İnek tiplisin.
-Ne? -Uzun demek istiyor.
-Uzun demek istedin. -Evet, uzun bir inek.
-Bunu demek istedim. -Peki, vay be.
Önemli değil, utanmana gerek yok. Herkesin bir tipi vardır.
Benim tipim çok yakışıklı bir gey.
Sanırım bu yüzden hâlâ yalnızım.
Dans etmeye gidiyorum.
Tam bir felaket.
-Yani, benim için öyleydi. -Bence ikimiz için de.
Dans etmek ister misin?
Hayır dans etmeyeceğim.
İzlemeyi mi tercih ediyorsun?
Evet, izlemeyi severim.
Peki. Fikir değiştirirsen haberim olsun.
Dans ediyorlar!
-Çok güzel dans ediyorsun. -Çok kötü bir yalancısın.
Daha önce gelmiş miydin?
Pek benlik bir yer değil.
Senin tarzın ne?
Daha çok "Geç saate kadar çalış, erkenden yat" biriyim.
-Peki sen? -Buraya çok geldim.
Biraz sıkılmaya başladım.
Belki de başka bir tarz denemelisin.
-Belki denerim. -Belki denemelisin.
Cesurca.
Şapkayı biraz çevirsek mi?
Buradan çıkıp, bana gidelim mi?
-Daha adını bile bilmiyorum. -Kit.
Gerçekten mi? Adın Kit mi? Tanrım. Ben Michael.
Kara Şimşek'teki Michael ve KITT gibi.
David Hasselhoff'un 80'lerdeki dizisi. 90 bölüm sürdü.
-Buna kısmet denir o zaman. -Kesinlikle.
KITT'in konuşan bir araba ve dizinin vasat olması dışında sorun yok.
İşte buradasın. Selam.
Kit, beni eve bırakman lazım. Başım dönüyor.
Pekâlâ. Gitme zamanım geldi.
Peki, tamam.
Tanıştığıma memnun oldum.
-Hadi. Tanrım. -Evet, ben de memnun oldum.
Baksana, bunu al. Bu benim kartım.
Üzerinde numaram var yani beni arayabilirsin.
Michael Ausiello Kadrolu Yazar
-Peki, tamam. -Sanırım, kusacağım.
Hadi seni buradan çıkaralım. Hadi bakalım.
-Özür dilerim. -Hadi.
Arayacağına hiç ihtimal vermemiştim.
Ama aradın.
Bir televizyon üniten var, değil mi?
Sanırım ev arkadaşım Kirby'nin var.
-Şaşırdın mı? -Şaşırmak mı? Hayır, şaşırmadım.
Televizyonu olmayan insanlar varmış ama denk gelmemiştim.
-Tanıştığıma memnun oldum. -Öğret bana.
-En sevdiğin dizi ne? -Şu an mı? Felicity.
Yeni şeyler deniyorlar, aynı zamanda geleneksel de...
Rahatlatıcı bir yanı var ve oyuncular da iyi.
Saç kesimi yüzünden az kalsın diziyi iptal ettirecek olan mı?
Çok başarılı bir dizi, izlemelisin.
Peki.
Şişe alsak mı? Buranın şarap listesi inanılmaz.
Diyet kolaya devam edeceğim. Çok içen biri değilim.
Tadını da gereksiz kalorileri de sevmiyorum.
Peki sen? Ayyaş mı, müptela mı?
-Fotoğrafçıyım. -İkisi de yani.
Faturalarımı ödememi sağlayan düzenli bir işim var.
-Nedir peki? -Così.
New York'un en iyi hızlı yemek restoran zinciri.
New York'taki en iyi bazlamayı yapıyorlar.
Ben de reklamlarını, tabelalarını tasarlıyorum.
Şu yeni humuslu vegan sandviç afişlerini sen mi yaptın?
-Evet, işlerimden biri. -Peki, dalga geçmiyorum.
Hayatımda gördüğüm en güzel
humuslu vegan sandviç reklamıydı.
Vejetaryenim. Bir sürü humuslu vegan fotoğrafı gördüm.
Ne diyebilirim ki? Konu bazlama olunca benden iyisi yok.
Her öğle yemeğinde Broadway 51. caddedeki Così'deyim.
O zaman bugün şanlı günündesin,
sıradaki iki bazlama sandviçlerin benden.
Kapa çeneni! Evlen benimle.
Tanrım. Teklif etmek için çok mu erken?
-Teşekkür ederim. -Rica ederim.
Peki, evlilik hakkında ne düşünüyorsun?
Ciddi bir tartışma konusu.
Yani, sadece bir konu açtım ve...
Tamam, peki...
Kendimi biraz umutsuz romantik olarak görürüm,
yani evliliğe inanıyorum.
Sanırım sen tam tersini düşünüyorsun.
Bunları aşmış olmamız gerekmiyor mu?
Kurban pazarında insan satılmasına dayanıyor.
O ritüelin parçası olmak istemem sanki.
Bence bazı ritüeller tatlı.
Bazıları da gerçekten çok önemli.
Kurban pazarı da ne?
Bilmem. Konuşan sığırlar gibi bir şey.
Konuşan inekler mi?
Üç erkek kardeşiz, ortancayım. Birbirimize düşkünüz
ama başka eyaletlerde olduğumuz için pek görüşemiyoruz.
Tek çocuğum.
-Tek... -Ablam ya da abim yok.
Çocukluk takıntılarım,
Noel, pembe diziler ve...
Noel, pembe diziler ve...
Hayır, başka bir şey yok. Noel ve pembe diziler. Nokta. Sende.
Çocukluk takıntım.
Sihirbazlık. Sahne adım Sihirbaz Kit'ti.
Sihirbaz Kit. Aliterasyon.
Şuranda bir şey...
-Ne var? -Kulağının arkasında bir şey var.
-Ne? Ne var? Nerede? -Burada...
-Aman tanrım. -Tanrım.
Ekmek. Oraya nasıl girdi?
Nasıl yaptın?
Bir sihirbaz asla sırlarını açıklamaz.
Lise bittikten sonra Los Angeles'a gittim.
Televizyon takıntımı beslemek için USC'de okudum.
O da TV Guide'daki işimi bulmamı sağladı.
Sanırım daha önce duymamışsındır.
Hayır, hayır. Ailemin TV Guide aboneliği vardı.
Çok şükür.
Artık emekliler. Babam üst düzey bir golfçü.
İyi biridir.
Annem de
bir triatloncu.
Annen triatloncu...
Yani şu hepsini...
-Yüzme, bisiklet, koşma. Evet. -Hadi canım.
No comments yet. Be the first to leave one.