The Pursuit of Happyness

The Pursuit of Happyness

Turkish സബ്ടൈറ്റിൽ ഡൗൺലോഡ് ചെയ്യുക

റിലീസ് വിവരങ്ങൾ

The Pursuit of Happyness 2006 WEBRip iTunes
The Pursuit of Happyness 2006 WEB-DL iTunes
കമന്ററി എഴുതിയത് ChristopherCavco
Turkish

ടാഗുകൾ

other
പ്രസിദ്ധീകരിച്ചത്: 2023-01-18
ഡൗൺലോഡുകൾ: 128
ശ്രവണ വൈകല്യമുള്ളവർക്ക്: No

Turkish സബ്ടൈറ്റിൽ പ്രിവ്യൂ

ആദ്യത്തെ 200 വരികൾ.

gerçek bir hikayeden esinlenilmiştir

Mutluluk Arayışı

Kalkma vakti.

-Sanırım bir liste yapmalıyım. -Ne demek istiyorsun?

-Doğum günü hediyelerin için mi? -Evet.

Sadece birkaç hediye alabileceğini biliyorsun, değil mi?

Evet, biliyorum. İstediklerimi yazıp içlerinden en önemlisini seçmek için.

İyi fikir, o zaman. Evet, bir liste yap.

Listendekilerin hepsini heceleyebilir misin?

-Sanırım heceleyebilirim. -Pekala, güzel.

S..TİR

-Burada keyfin nasıl? -İyi.

Bugün parka gidebilir miyiz? Buradan sonra.

Hayır, Oakland'a gitmeliyim. Ama olabilir, bakarız.

Öpücük ver bakayım.

Pekala, sonra konuşuruz.

Bakar mısın...

...bunu birisi silecek mi?

Ve şu "H"? Konuşmuştuk.

"Mutluluk"ta "K" harfi var. "Mutluluh" değil, "Mutluluk" olmalı.

Benim adım Chris Gardner.

Babamla 28 yaşımdayken tanıştım.

Ve ben daha çocukken, şu karara vardım:

İleride çocuklarım olursa babalarını tanıyacaklardı.

Bu benim hayat hikayemin bir parçası.

Bu kesitin adı "Otobüs Kullanma".

O ne?

Zaman makinesi, değil mi?

Zaman makinesi gibi görünüyor.

Bu şey, zaman makinesi gibi görünüyor.

Zaman makinesi. Beni de götürür müsün?

Bu makine...

...bu kucağımdaki makine...

Bu adamın bir zaman makinesi var.

Makinesiyle geçmişe gidiyor.

...zaman makinesi değil.

Bir taşınabilir kemik yoğunluğu ölçer.

Geçinmek için sattığım bir tıbbi cihaz.

Tartışma fırsatı tanıdığınız için teşekkürler. Çok minnettarım.

Ama ihtiyacımız yok, Chris. Gereksiz ve pahalı.

-Bekli önümüzdeki... -Teşekkürler.

İki misli fiyata patlayacak bir röntgen filminden...

...biraz daha ayrıntılı bir görüntü sağlıyordu.

-Merhaba. -Merhaba, canım.

-Ne oldu? -Yok bir şey.

Bak, bugün Christopher'ı alamayacağım.

Ama olmaz, Chris, akşam yedide tekrar işe gitmeliyim.

Biliyorum. Oakland'a gitmem lazım.

Yani Christopher'ı eve götürüp, yemek yedirip, yıkayıp yatırdıktan sonra...

...akşam yedide işe mi gideyim?

-Evet. -Bugün vergi makbuzu ihbarı geldi.

-Ne yapmayı düşünüyorsun? -Bak, elimizden geleni yapmalıyız.

Şu arabayı görüyor musunuz?

Tekerinde şirin, sarı kelepçe olan arabayı?

O benim arabam.

Hastane yakınlarında park yeri olmaz.

Ama aceleniz varken hep böyle olur.

Yine de sağ olun.

-Belki daha sonra. -Olabilir.

Kira ve yuva masrafları için ayda en az iki cihaz satmam lazımdı.

Sileceğimin altındaki...

...park cezalarını ödemek için de bir tane daha satmam lazımdı.

Sorun şu ki...

...bir süredir bir tane cihaz bile satamamıştım.

Ne zamandır peynirli makarnayı sevmiyorsun?

Hiç sevmedim ki.

O ne?

-Bu ne? -Christopher'a bir hediye.

-Kimden? -İş yerindeki Cynthia'dan.

Büyükler için. Chris bununla oynayamaz. Ama o bilmiyordu.

Bununla ne yapılır ki?

Her tarafını aynı renk yapmalısın.

Vergileri ödedin mi?

Hayır, ek süre için dilekçe yazacağım.

-Zaten bir dilekçe yollamıştın. -Evet ama bir tane daha yazacağım.

Borcum 650 dolar. Gelecek aya kazanacağım.

Ama faiz de işleyecek, değil mi?

-Ve cezası da olacak. -Evet, biraz.

Bak, bırak bu işi ben halledeyim. Pekala, rahat ol. Tamam mı?

-Bak, rahat ol. -İşe dönmeliyim.

Uyumaya hazırlanalım. Tabağı lavabonun içine koy.

Birkaç gün önce bana, istediğim bir rapor sunuldu.

Açıkça söylemek gerekirse, ekonomik durumumuz hakkında ayrıntılı bir...

...inceleme. Hoşunuza gitmeyecek. Benim hiç hoşuma gitmedi.

Ama gerçekle yüzleşmeliyiz...

...ve durumu düzeltmek için çalışmalıyız.

Ve hiç şüpheniz olmasın, durumu değiştirebiliriz.

Devlet bütçesi kontrolden çıktı.

30 Eylül'de sonra erecek bütçe yılında yaklaşık 80 milyar dolarlık büyük bir...

...bütçe açığıyla karşı karşıyayız.

Bu açık 1957'deki devlet bütçesinin tamamından daha büyük...

...ve milli borçlarımız yüzünden...

...bu sene faiz olarak yaklaşık 80 milyar dolar ödeyeceğiz.

Yirmi yıl önce, 1960'ta...

...devletimizin ödediği maaşlar 13 milyar dolardan azdı.

Bugün, 75 milyar dolar.

Geçen yirmi yılda, nüfusumuz sadece yüzde 23,3 oranında arttı.

Devlet bütçesi ise yüzde 528 arttı.

Vay be! Sana iki sorum var.

Ne iş yapıyorsun ve nasıl yapıyorsun?

-Brokerim. -Broker ha.

Broker olmak için üniversiteye gitmen gerekti, değil mi?

Şart değil. Aran rakamlarla ve insanlarla iyi olsa yeter.

-O kadar. -Kendine iyi bak.

Hafta sonu arabamı alabilirsin.

-Ama pazartesi geri vermelisin. -Parkmatiğe para atmayı unutma!

O anı hala hatırlıyorum.

Bana hepsi çok mutluymuş gibi geliyordu.

Ben neden öyle görünemiyordum?

Altı gibi evde olmaya çalışacağım.

İşten sonra bir brokerlik firmasına uğrayacağım.

-Neden? -İş var mı diye bakacağım.

Öyle mi? Ne işi?

Biliyorsun, ben çocukken bir matematik kitabını...

...bir haftada bitirebiliyordum.

O yüzden bana verebilecekleri bir iş var mı diye bakacağım.

Ne işi?

Brokerlik.

-Brokerlik mi? -Evet.

Astronotluğu denesen?

Benimle böyle konuşma, Linda.

İş var mı diye o firmaya gideceğim ve bütün gün bununla uğraşacağım.

Satış için görüşme yapsan daha iyi olur.

Satış görüşmelerimi hatırlatmana gerek yok, Linda.

Daha hastaneler açılmadan üç ziyaret ayarladım.

Haftaya kira ödememiz gerektiğini hatırlıyor musun?

Muhtemelen hayır.

Zaten iki aylık borcumuz var.

Haftaya da üç aylık olacak!

Tam dört aydır çift vardiya çalışıyorum, Chris.

Anlaşmandaki kadar cihazı sat. Ve bizi bu işten kurtar.

Linda, ben de onu yapmaya çalışıyorum.

Ailem için yapmaya çalıştığım şey bu, senin ve Christopher için.

Senin neyin var?

Linda.

Linda.

DEAN WITTER REYNOLDS İNSAN KAYNAKLARI BÖLÜMÜ

DEAN WITTER REYNOLDS, STAJYER BROKER PROGRAMINA

BAŞVURULAR BAŞLAMIŞTIR

Hayatımın bu bölümünün adı "Aptallık Etmek".

Bir şey rica edebilir miyim?

Bak, bunu sana bırakmamın mahsuru var mı? Sadece beş dakikalığına.

Şurada toplantım var ve bunu yanımda götürmek istemiyorum...

...acemi gibi görünürüm.

İşte sana bir dolar, çıkınca biraz daha veririm.

Tamam mı? Değerli bir şey değil. Hiçbir yerde satamazsın.

İşim olduğu halde ben bile satamıyorum. Tamam mı? Pekala.

-Chris? Tim Brophy, İnsan Kaynakları. -Nasılsın?

-Benimle gel. -Tabii efendim.

Stajyerlik için başvuru formumuz var mı bir bakayım.

Maalesef elimizden gelen bu kadar. Burası küçük bir şube.

Jay Twistle, o merkezde. İnsan kaynaklarının başında o var.

Ben sadece bu şubeden sorumluyum.

Görebileceğin gibi, bir sürü başvuru alıyoruz.

Evet, normalde bir özgeçmiş formum var ama hiçbir yerde bulamıyorum.

-Biz... -Çok teşekkürler.

Gitmeliyim.

Bunu geri getiririm.

-Teşekkürler. -Tamam.

Cihazımı bir hippiye emanet etmek... Bunu neden yaptım ki?

Affedersiniz.

Dediğim gibi, hayatımın bu bölümünün adı "Aptallık Etmek".

Sakın kıpırdama! Olduğun yerde kal!

Hayır!

Hayır! Gitme! Treni... Treni durdurun!

Dur! Dur!

Stajyerlik programına her altı ayda sadece 20 kişi alınıyordu.

İşi bir kişi kapıyordu.

Eğitim başlığında "Lise" satırından sonra üç boş satır daha vardı.

O kadar satıra ihtiyacım yoktu.

Uyumaya çalış, geç oldu.

Her yüzü 7,5 santim olan, altı farklı renkten oluşan...

...kareleri döndürüp çevirerek her tarafta tek bir renk...

...oluşturmaya çalıştığınız bir bulmaca.

Bu küçük küp 1981 yılının bir numaralı hediyesi.

San Francisco Üniversitesi'nde...

...sadece 30 dakikada çözen bir matematik profesörüyle...

...karşılaşmış olsak da kolayca çözmeyi ummayın.

Ben kendiminkinde bu kadar ilerleyebildim.

Görebildiğiniz gibi, daha önümde uzun bir yol var.

Ben Jim Finnerty, KJSF adına Richmond'dan bildirdim.

Uyan.

Bir şeyler ye.

-Hoşça kal, anne. -Hoşça kal, yavrum.

-Şunu sat da gel, lütfen. -Evet, satacağım.

O yüzden ona hoşça kal de, çünkü bugün onu satacağım.

Hoşça kal, başımın belası.

Başımın belası demene gerek yoktu.

Hoşça kal, anne.

Güle güle.

"U-L-U-H" diye yazılmış ama son harfin "K" olması gerekiyor.

Bu bir sıfat mı?

Hayır, aslında isim ama doğru yazılmamış.

"S..tir" doğru yazılmış mı? Evet. Doğru yazılmış...

...ama yuvanın parolasında bu yok. Yani bunu öğrenmen gerekmiyor.

Öfke ve başka şeyleri ifade eden, yetişkinlerin kullandığı bir kelime.

Ama sakın bu kelimeyi kullanma, tamam mı?

Tamam.

Sırt çantanda ne yazılı?

Lakabım.

More Turkish subtitles for The Pursuit of Happyness

അഭിപ്രായങ്ങൾ

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left