Gazer

Gazer

Turkish 자막 다운로드

릴리스 정보

Gazer (2025) En 1080p X265 HEVC 10 bit Dolby Digital Plus
다음의 해설 dikistutmaz
23,976 fps

태그

webdl
게시일: 2025-07-25
다운로드: 45
청각 장애인용: No
FPS: 23.976

Turkish 자막 미리보기

처음 200줄입니다.

Ne görüyorsun?

Odaklan.

Değişiklik bekleyen biri mi var?

Nereye gidiyorlar sence?

Nereden geliyorlar? Neyden saklanıyorlar?

Kim onlar?

Biliyorlar mı?

Odaklan.

Ne görüyorsun?

Baksana!

Uyanıp işini yapar mısın?

N'oluyor!

- Bir sorun mu var? - Evet, bir sorun var!

Beş dakikadır burada bekliyorum.

- O ise kendi hayal âlemine dalmış. - Kusura bakma, patron.

- Abartıyor. - Aynen, o da abartıyor, ondan önceki de...

Tamamdır dostum, iyi geceler.

Ne? Para üstümü alacak mıyım?

Kusura bakma.

Tamamdır dostum, iyi geceler.

Yine o lanet şeyi kulağına takmışsın. Sana söyledim, burada dikkatli olmalısın.

- Dikkatliydim. - Ya, tabii.

Dinle, sana yardım etmeye çalıştım, evlat, gerçekten.

Ama sen hâlâ hayal âlemindesin. Burada sürekli sana bakıcılık yapamam.

Yapacak çok işim var.

Beni kovuyor musun?

Ne yapmamı istiyorsun?

Bunu da çarçur etme, tamam mı?

Kendine sakla, kimse seni fark etmez.

Uzun bir gece oldu...

- ...ve insanlar çok konuşuyor. - Adine Caddesi.

Odaklan.

Tek amacın eve dönmek.

Nereye gidiyorlar sence?

Nereden geliyorlar? Neyden saklanıyorlar?

Kasetin bitimine 31 dakika kaldı: “Benzin İstasyonu Yolculuğu”

Dalmaya başladığını hissedersen, kaseti başa sar.

Dışarı bak.

Ne görüyorsun?

Meditasyon / Kafe / Benzin İstasyonu

Bu kaseti, kızım Cynthia için kaydediyorum.

Bir süredir bunları kaydediyorum.

Günlüğe yazılmış kelimeler değil bunlar...

...sadece akıp giden düşünceler...

...ve anılar.

Belirli bir düzende yaşanmamış bir hayat.

Bu gece seni tekrar aradım.

Işıklarının açık olduğunu gördüm ve bir şeyin seni uyanık tuttuğunu düşündüm.

Gece çalışmak benim için iyi oldu.

Gürültü yok, dikkatimi dağıtan şeyler yok.

Sadece sen ve karanlıkta bulunan diğer şeyler var.

Bu, tetikte olmanı sağlıyor.

İnsanların gerçek yüzünü, izlenmediklerini düşündüklerinde görürsün.

- N'apıyorsun, bebeğim? - Oyun oynuyorum.

- Ne oynuyorsun? - Külkedisi Tavşan, pelüş ayıyı pataklıyor!

Demek öyle, anladım.

Anne?

- Babam ne zaman eve gelecek? - Bilmiyorum, bebeğim.

- Geç saatlere kadar çalışıyor. - Hep çalışıyor.

Çalış da çalış...

Anne?

Anne, yine aynı şeyi yapıyorsun.

Bir atak daha geçirdim, ama sıkıntı değil.

Yarın tekrar uğrarım.

Tamam, o zaman, geçen geceki olay dışında, kendini iyi hissediyorsun, öyle mi?

Evet, iyi hissediyorum.

- Baş ağrısı, mide bulantısı var mı? - Yok.

Peki, paranoya var mı?

Hayır, paranoya yok, mide bulantısı da yok.

Baş ağrıları ara sıra oluyor.

- Durumum ne kadar kötü, Doktor? - Yani, bir şey demek zor.

Tarama sonuçları durumun kötüleştiğini gösteriyor...

...ama semptomların hafif.

Şuna bir göz atsana.

- Nedir bu? - Buraya yakın bir kliniğin broşürü.

Kognitif yetersizliği olan hastalara bakım sağlıyorlar.

Bak...

...rahat edeceksin, ayrıca, ailen ve arkadaşların da seni ziyarete gelebilecek.

Umutsuz vakaymışım gibi davranıyorsun.

Frankie, her zaman umut vardır; ama bence, en kötüsüne hazırlıklı olmalıyız.

Ve dürüst olmak gerekirse, senin yerinde olsam, böyle yapardım.

Dr. Marin, saat 11:20 ve dördüncü odada bir hasta sizi bekliyor.

Çok teşekkürler.

Bak, bir düşün, tamam mı?

Bu arada, semptomlarını izlemeye devam et...

...ben de reçeteni yenileyeceğim.

İntihar Kaybı Destek Grubu

Abim intihar edeli yaklaşık beş yıl oldu.

Ama hâlâ, haberini dün almışım gibi geliyor.

Adı Owen'dı galiba, ya da Brandon.

Ed, Nancy, Jessica.

Orada kim olursa olsun...

- ...hepsi aynı hikâyeyi anlatıyor. - Bu bir hata olmalı...

- ...diye düşündüğümü hatırlıyorum. - “Bu bir hata olmalı...”

“Yanlış kişiyi aradınız.”

- Benim tanıdığım kişi... - “Benim tanıdığım kişi...”

- ...böyle bir şey yapmaz. - “...böyle bir şey yapmaz.”

Sanki, gözümün önünde bambaşka bir hayat yaşıyordu.

Bu toplantılar, bana yapacak bir şey, gidecek bir yer veriyor.

Mümkün olduğunca katılıyorum.

Hiçbir şey söylemiyorum, sadece izliyorum.

Bakmamı umursamıyorlar.

Ama sanırım en zor olanı şu...

...onu aslında hiç tanımadığımı fark etmek.

Ama ben sadece onların görmemi istedikleri yüzlerini biliyorum.

- Hepsi bu. - Paylaştığın için teşekkürler, Owen.

Bu konu veya yaşadıkları deneyimler hakkında başka bir şey söylemek isteyen var mı?

Bu akşam bir şey paylaşmak ister misin?

Kendini rahat hissediyorsan tabii.

- Üzgünüm, geç kaldım. - Hoş geldin.

- İlk kez mi katılıyorsun? - Yo, yo.

Peki, buyur otur.

- Burada olmana sevindim. - Sağ ol.

Kusura bakma.

Paylaşmak istediğin bir şey var mı?

- Bu akşam yok, sanırım. - Sorun değil.

Başka paylaşmak isteyen var mı?

Tahliye bildirimi Kirayı öde veya hafta sonuna kadar taşın.

Tekrar aradım; ama Diane, uyuduğunu söyledi.

Uyanık olup olmadığını kontrol etti mi ki?

- Bu akşam yemeği dışarıda yiyebilir miyiz? - Hayır, bebeğim, bu akşam olmaz.

Bu gece biriyle tanıştım, daha önce gördüğüm biriyle.

Dairesinden koşarak çıktı ve bana çok tuhaf bir bakış attı.

Sonra da diğer izlediklerim gibi ortadan kayboldu.

Sanırım başına kötü bir şey gelmiş olabilir.

Onu hâlâ koşarken hayal ediyordum..

Cynhthia / Yiyecek / Kira

...ama sonra bu akşam yine ortaya çıktı.

Beni tanıdı mı acaba?

- Senin için kamyonetin arkasını temizledim. - Teşekkür ederim.

“Harrison” bu aralar nasıl?

- Kim? - Garajdaki Ford'u diyorum.

Kocamındı.

- Biraz paslanmış. - Aynen.

Hepimiz paslanmadık mı?

Kazadan hemen önce almıştık.

Buradan ayrılmayı planlıyorduk, ama işler...

...planladığımız gibi gitmedi işte.

- Seni hep Florida'da hayal ederdim. - 20 yıl önceydi o.

Mike'ı kaybettiğimde...

...insanlar, “Zaman her şeyin ilacıdır” derdi.

Peki bu sözün nesi sorunlu biliyor musun?

Zamanın geçtiğini hissetmiyorum bile.

Zamanın geçtiğini hissetmiyorsan, zaman nasıl her şeyin ilacı olabilir ki?

- Anlatabildim mi? - Evet.

Evet, sanırım anlıyorum.

Herkes bir eş bulsun ve hazır olduğunuzda...

...kendinizle veya kaybettiğiniz sevdiğinizle ilgili...

...bir şeyi paylaşmak için birkaç dakika ayırın.

Tamam mı?

İhtiyacınız olursa etrafta dolaşıyor olacağım.

Oturabilir miyim?

Tabii.

Ee, sen kimin için buradasın?

Ya da laf kalabalığını kesebiliriz.

Bana geçen geceyi sorabilirsin.

Başkalarının pencerelerini izlemenin yasa dışı olduğunu biliyorsun.

- Öyle bir şey değildi. - Tamam.

Nasıl bir şeydi peki?

An'da kalmama yardımcı olması için bu kaset kayıtlarını yapıyorum.

Fark ettim ki...

...insanları izleyip onların hayatlarına dair senaryolar kurguladıkça...

...aklımın dağılmasını engelleyebiliyorum.

Peki.

Benim senaryom neydi peki?

- Bilmiyorum. - Bunlara karnım tok benim.

Birisi yaralanmış gibi görünüyordu...

...ama sonra bir olay yaşadım ve dikkatim dağıldı, pek bir şey görmedim.

- Bir şey mi oldu? - Hayır.

Peki.

- Yani, çok üzgün görünüyordun, ondan. - Anladım, tamam.

Bak, ilgine teşekkür ederim; ama ben de tam olarak bilmiyorum, o yüzden...

Tamam. Ben sadece...

...yardıma ihtiyacın olduğunu düşünmüştüm, hepsi bu.

Annem, aşırı dozda ilaç almaktan öldü.

Patronu onu hırsızlıkla suçladı, sonra dava açtılar...

...ve o da tamamen dağıldı.

Bu olaydan sonra bir daha toparlanamadı.

- Üzüldüm. - Önemli değil.

Ama abim, onun ölümünden sonra yıkıldı.

Kim olduğumu, ne yaptığımı bilmeden, hiçbir yere gitmeme izin vermiyordu.

Bir yalanımı yakaladığında da çok sinirleniyordu.

Yani, geçen gece gördüğün şey de işte...

Şöyle diyelim, valizimi topladım ve gizlice evden çıktım, o sırada seni gördüm.

- Polise gittin mi? - Hayır.

Poliste arkadaşları var.

Ondan gerçekten uzaklaşmam lazım.

- Neden uzaklaşamıyorsun peki? - Arabam onda.

Arabamın anahtarı evde. Oraya geri dönemem.

- Peki, ne yapacaksın? - Bilmiyorum.

Uzaklaşmak isteseydin, nereye giderdin?

- Batıya. - Hiç tereddüt etmedin.

Kocam da oraya gitmek istiyordu.

Kendine sakla ve kimse seni fark etmesin.

Kasetin bitimine 31 dakika kaldı: “İntihar Kaybı Destek Grubu”

Selam.

- Uzun bir gece oldu... - Selam.

...ve insanlar çok konuşuyor.

- Batıya giden son otobüse mi bineceksin? - Hayır.

Hayır, sadece, yakındaki bir lokantaya gidiyorum.

Gazer subtitles in other languages

댓글

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left