처음 200줄입니다.
19 milyon, bu teklif verilmişti bayım. 20 milyon sterlin veren var.
Evet, yirmi. 20 milyon dendi.
Koridorun sonundan 21 milyon geldi.
Rembrandt'ın bir tablosu var.
Adı, "Celile Denizi'nde Fırtına."
Tabloda kendisi de var.
Bizim Rembrandt, resmin içinde.
Fırtınanın tam ortasında, öylece durmuş, doğrudan size bakıyor.
Ama onu göremezsiniz.
Göremezsiniz, çünkü tablo çalındı.
Bugüne dek pek çok tablo çalındı. Hala kayıplar.
"Aslan Sürüsü" hemen solumda. Teşekkür ederim.
Artırmayı bin sterlinden açıyorum.
Eskiden isteyen herkes tablo çalabiliyordu.
Silaha gerek yoktu.
Biraz kas gücü ve cesaret yeterliydi.
İşte...
...bu kadar.
Ama artık o kadar kolay değil. O günler mazide kaldı.
Kimse böyle büyük vurgunlardan sonra ayakta kalamaz. Bu yüzden, artık prosedür...
...tedbirler ve güvenlik önlemlerimiz var.
Artık bir politikamız var.
Artık çantaları arıyoruz, manyetik alarmlarımız, sessiz dedektörlerimiz...
...röntgen cihazlarımız ve kameralarımız var.
Ayrıca tatbikatlar yapıyoruz. Bize söyledikleri ilk şey şu:
Kahraman olmaya kalkışmayın.
Bu bir soygundur!
Hiçbir sanat eseri insan hayatından daha değerli değildir.
Çok mantıklı bir tavsiyedir bu. Hiçbir sanat eseri insan hayatından daha değerli değildir.
Ama...
...bir şeyler ters giderse...
...veya bir durum oluşursa, en değerli objeyi...
...veya objeleri güvenli bir yere götürmemiz gerekir.
Yani, gecikmeli açılan...
...hızlı kurtarma kasalarına.
Bunun dışında yapacak başka da bir şey yoktur.
Gelin, açık artırmanın tadını çıkarın.
Sonuçta, insanların salona gelip, teklif vermesini istiyorsunuz.
Hele bir de satışın en gözde parçasını 25 milyon sterline satmak istiyorsanız...
...teklif vermelerini dört gözle beklersiniz.
650.000 sterlin.
88 numaraya satıldı. Hayırlı olsun hanımefendi.
Hanımlar ve beyler...
...şimdi kısa bir ara veriyoruz.
Döndüğümüzde, baş mezatçımız Francis Lemaitre...
...Goya'nın "Havadaki Cadılar" eseri için açık artırmayı başlatacak.
Çok teşekkürler.
Değerli eserlerin satıldığı günler polise bilgi veriyoruz...
...ve dışarıda duran bir minibüste Ukraynalı eski deniz komandolarını...
...bizim tabirimizle, işler sarpa sararsa diye hazır bekletiyoruz.
Simon, geliyor musun? Başlıyorum.
KAYBETTİN
Tamam.
Hadi bakalım.
Tabii, biz tedbirleri artırdıkça, kötü adamlar da kurnazlaşıyor.
Öyle kolayca yakalanmıyorlar. Biz tedbir alıyoruz, onlar plan yapıyor.
Araştırma ve keşif yapıyorlar. Kameralarımızı, dedektörlerimizi...
...ve Ukraynalı eski deniz komandolarını öğreniyorlar, ama bazı şeyler değişmiyor.
Hala biraz kas gücü ve cesaret gerekiyor.
İyi günler hanımlar ve beyler, Delancy's'e hoş geldiniz.
Francisco de Goya'nın muhteşem eseri, "Havadaki Cadılar" tablosunu...
...satışa çıkarmaktan onur duyuyoruz.
Modern resmin babası olarak kabul edilen Goya...
...insan zihnini tuvale yansıtan ilk büyük ressamdı.
Artırmayı 5 milyon sterlinden açıyorum.
Teşekkürler bayım. 5 milyon geldi. Açılışı yaptık.
5 milyon 500 bin. 6 milyon.
Salonun ortasından 10 milyon teklif edildi.
Koridor tarafından 11 milyon geldi.
12 milyon. 13 milyon.
17 milyon. Teşekkürler bayım. 18 milyon.
19 milyon. Şansınıza küsün. 20?
21 milyon sterlin. Acele etmeyin.
22 milyon. Teşekkürler.
Telefonda bir alıcımız var. 26 milyon. Telefondan 26 geldi.
Koridordaki hanımefendi 27 verdi.
-Az bir miktar mı? -Az.
27 milyon 500 binlik teklifi kabul ediyorum.
Son fırsat. Satıyorum.
27 milyon 500 bin sterline satıyorum.
Ve sattım. 104 numaraya satıldı.
Yere yat! Yere yat!
Gaz. Gaz!
Herkes hemen dışarı çıksın!
Herkes binayı terk etsin! Hemen!
Gaz bombası.
Gaz bombası, gaz bombası.
Lütfen dikkat. Lütfen dikkat.
Lütfen binayı tahliye edin.
Lütfen asansörleri kullanmayın.
En yakın acil çıkışa doğru ilerleyin.
Böyle bir şey başınıza geldiğinde, ki elbet bir gün gelecek...
...önemli olan paniğe kapılmamaktır.
Tatbikatlarda öğretilenleri sakin bir şekilde hayata geçirin.
Eğer şartlar elverirse...
...eğer, unutmayın, sadece bu mümkünse...
...bir şeyler ters giderse...
...veya bir durum oluşursa...
...en değerli objeyi veya objeleri...
...güvenli bir yere götürmemiz gerekiyor.
Kıpırdama.
Geri çekil.
Unutmayın, kahraman olmaya kalkışmıyoruz.
Yere koy.
Hiçbir sanat eseri insan hayatından daha değerli değildir.
Hayır, hayır, hayır...
Yapma.
Geri zekalı!
Riz, gidelim.
TRANS
İyi günler hemşire.
Nasıl hissediyorsun bakalım?
İyi.
Yataktan kalktın mı?
-Yürüdün mü? -Evet. Yürüyorum, ayaklandım.
Kim olduğunu biliyor musun?
Evet, sanırım.
Evine dönmek ister misin?
Muhteşem! Hadi millet, yürüyün.
Teşekkürler.
Hay sokayım!
S.ktir.
ÇIPLAKLIĞIN İDEAL FORMU
Efendim?
Hey, Simon. Franck seni görmek istiyor.
Nerede o?
Bilmiyorum. Üzgünüm Franck.
Sen almış olmalısın. Bir yerlere saklamış olmalısın.
-Evet, herhalde ben aldım. Biliyorum... -Aldın mı, almadın mı?
Hatırlayamıyorum! Kafama darbe aldım!
Onu nasıl hatırlıyorsun?
Kafamda böyle kocaman bir iz varken, unutmak mümkün mü sanki?
Ne bekliyordun?
Önce sen saldırdın. Elimde tüfek vardı. Simon, plan basitti.
Tek yapman gereken tabloyu alıp bana getirmekti.
Biliyorum...
E, nerede o halde?
Bilmiyorum, hatırlamıyorum. Hatırlayamıyorum.
Üzgünüm ama hatırlayamıyorum.
Franck!
Hafıza kaybıymış, yalana bak. Kim yer lan bu numarayı?
Gerçekten doğru söylüyorum.
Boşuna uğraşıyoruz.
-Ne demek istiyorsun? -Hatırlayamıyor.
Nasıl bundan emin olabilirsin?
Şu haline bak. Bilseydi şimdiye çoktan söylerdi, kimse bunlara dayanamaz.
Hey.
Biliyor musun?
Seni öldürsem yeridir.
Ne duruyorsun?
Al canımı da bu ıstıraptan kurtulayım.
Sonra da...
...lanet olası tablonu kendin bulursun.
Riz.
Biraz yemek ver şuna.
Genel anlamda beyin fonksiyonları yerinde. Ama mikro düzeyde, detaylar bulanık.
Yani kesin olarak bilemeyiz. Belki hatırlar, belki hatırlamaz.
Yapabileceğiniz tek şey bekleyip görmek.
-Yapılabilecek hiçbir şey yok mu? -Hafıza kaybı için yok. Tek tedavi zaman.
İlaç falan yok mu?
-Hafıza kaybı için bir ilaç tedavisi yok. -Peki ya diğer tür tedaviler?
Al bakalım.
Birini seç.
Hipnoz mu?
Doktor, işe yarayabilir dedi.
Çaldığım tabloyu nereye sakladığımı hatırlayamıyorum mu diyeceğim?
-Başka bir bahane uydur gitsin. -Ya işe yaramazsa?
İşe yaramazsa mı?
Simon...
İşe yaramazsa mı?
Tamam, tamam.
Bu olsun.
-Neden o? -Ne bileyim, adı hoşuma gitti.
Pekala.
Bomboş bir arazide yürüyorsun.
Normal şartlarda tam da panik olmana sebep olacak bir yer.
Cape Canaveral'dasın ve Görev Kontrol'ün komutası sende.
Roket fırlatılmaya hazır ve çok heyecanlı olduğun halde...
...roketi vaktinden evvel fırlatmayacaksın.
İzliyorsun, örümcek ağını terk ediyor...
...ve yerden yavaşça sana doğru gelmeye başlıyor.
Yerden 10.000 metre yukarıdasın...
...ve sorunsuz şekilde çalışan jet motorlarından gelen ses...
...seni sakinleştiriyor çünkü biliyorsun ki...
...aslında aç değilsin.
Hissettiğin duygular, stres ve yalnızlıktan başka bir şey değil.
Golf topunun son düzlükte yavaşça yuvarlanarak deliğe düştüğünü görüyorsun.
Pekala, adım Simon Newton değil. Adım David Maxwell.
Araba anahtarlarımı bulamıyorum.
Şunu yapmayı keser misin? Vurma öyle. Adını söyle.
Tamam.
-Adım David Maxwell. -Tamam, hazır.
Peki ya ağzımdan bir şey kaçırırsam?
Seni uyandırırız.
Bay Maxwell?
Bay Maxwell?
-Bay Maxwell? -Buradayım. Pardon.
Bir sorun mu var?
Yok, hayır.
-Adım Elizabeth Lamb. -Ben de... Bay Maxwell.
No comments yet. Be the first to leave one.