Mudbound

Mudbound

Turkish 자막 다운로드

릴리스 정보

Mudbound 2017 720p NF WEB-DL 1GB MkvCage
다음의 해설 tosun64

태그

Web-DL
web-dl
web
WEB-DL
720p
720
mkv
MkvCage
게시일: 2017-12-22
다운로드: 25
청각 장애인용: No

Turkish 자막 미리보기

처음 200줄입니다.

Çeviri: Hakan Yarbaoğlu, 22 Aralık 2017

Acele etsen iyi olur.

Başaramayacağız.

Başaracağız. Başarmalıyız.

Biraz mola ver. Haydi.

Sıra bende.

"Yapacağız. Yapmamız lazım."

Bu benim kardeşim, Henry idi.

Kafasına koyduğunu kesinlikle yapar.

Pamuğu tekrar ekmek için yağmur tam zamanında duracaktır.

Fırtınadan önce şu çukuru kazmayı bitiririz.

Kahretsin!

- İsa aşkına! - O da ne?

Bir köle mezarı çıktı.

Nereden biliyorsun ki?

Kafasından vurulmuş.

Kaçaklardan biri olmalı.

Mesele hallolldu böylece.

Nasıl yani?

Babamı asla bir köle mezarına gömmem.

Hiçbir şeyden bu kadar nefret etmezdi.

Yardım et.

Başka seçeneğimiz yok.

Bu kadar yeter kardeşim! Hadi!

- Ha? - Yeter bu kadar!

Seni ordan çıkarayım!

Hadi!

Haydi.

Kahretsin!

- Hadi, Jamie. Dayan biraz! - Olmuyor.

Bir merdiven getirip geleyim!

Ha?

Henry!

Henry!

Henry!

Henry!

- Henry, neredesin? - Buradayım! Buradayım!

Bu benim kardeşim, Henry idi.

Kafasına koyduğunu mutlaka yapar.

Ve küçük kardeşi...

Jamie.

...Onu asla yarı yolda bırakmazdı.

Hadi. Hadi. Hadi. Hadi ama. Neyin var? Ha?

Sandım ki... beni orada öylece bırakacaksın!

Hadi ama. Neden böyle bir şey yapayım ki?

Neden yapayım ki?

Çiftliğimizi düşündüğümde aklıma çamur gelir.

Tepemize kadar çıkan çamuru.

Döşemede çizme şeklindeki toprak parçaları ile yürümeyi.

Rüyalarım bile kahverengiydi.

Tamam. Haydi, kaldıralıım.

- Haydi ama. - Sadece şurdan tut.. Haydi!

- Dur biraz. Sadece şöyle...Dur. - Öyle tut.

- Kaldır, Jamie. Kaldır şunu. - Birazcık daha...

Öyle dur, tamam mı? Şuraya koyalım şimdilik.

Neden boylamasına sarmıyoruz ipleri? Uçlarda dururuz biz de.

Olmaz, tabut çok dar. Tekrar düşerse kırılabliir.

- Deneyebiliriz. - Olmaz!

- Hap! - Henry.

Henry, sakın yapma.

Olanlar benim suçum değildi ki.

- O çocuğu uyarmıştım. Her ikisini de. - Bırak gitsinler.

Hap!

Hap, biraz durabilir misin?

Bize bir el atar mısın, Hap?

Şu tabutu yerine yerleştirmemiz lazım.

Hap?

31 yaşında bakire bir kızdım ben,

1939 baharında Henry McAllan ile tanıştığımda.

Büyüdüğüm evde ailemle yaşıyordum.

Dünyam o kadar küçüktü ki,

sınırlı yaşamıma bir kurtarıcı gibi gelmişti.

Gerçekten mi? Bana üniversite mezunu olduğunuzu söyledi.

Mühendislik.

Mississipi Üniversitesinden mühendislik derecesi mi?

Evet.

Duydun mu, Laura? Mississipi Üniversitesinden mühendislik derecesi.

Vay, vay, vay.

Biliyor musunuz, Laura da üniversite mezunu.

West Tennessee Devlet Üniversitesinden öğretmenlik sertifikası aldı. Çok gurur duyduk.

Sevgili kızkardeşim ailemizin en zekisidir.

Notları hep benimkilerden iyi olmuştur. Tersi hiç duyulmamıştır.

Zeki bir kızdır.

Laura, belki de, yemekten sonra bize piyano çalarsın diyorum.

Hmm?

Şarkı söylerken dinlemelisiniz. Bir melek gibi söyler.

Evet, bence de McAllan için sonra bir şeyler çalmalısın.

- Anne. Anne. - "Ave Maria." Benim en sevdiğimdir.

- Siz de seversiniz. Öyle güzeldir ki. - Anne.

Ne?

Eminim ki, Tedd yeni patronu Bay McAllan'ı...

buraya ilahi dinlemesi için davet etmemiştir.

Pekala, o halde Ona soralım.

- Bay McAllan? - Mm-hmm?

Yemekten sonra biraz müzik dinlemek ister misiniz?

İlahileri severim.

İlahileri seviyormuş.

Erkeklerin bana hayran olmasına alışkın değildim

ve daha fazlasını istediğimi biliyordum.

Evde kalmışlara yöneltilen samimi acıma

ve samimiyetsiz kibarlığı en azından öteliyordu.

- Doğru. - Öyleyse...

Benim yaptığım gibi boşluğu kelimelerle doldurma ihtiyacı hissetmiyordu.

Bende olmayan özgüvene sahipti.

- Bu kadar mı? - Aha.

Tamam.

O zamanlar Onu o gerçekten sevdiğimi söyleyemem...

Fakat Ona o kadar minnettardım ki, bu herşeyi gölgede bıraktı.

Kardeşim Jamie haftaya Oxford'dan dönüyor.

Onun seni tanımasını çok istiyorum.

İşte orada, tam orada.

Birader! Birader!

- İyi görünüyorsun kardeşim. - Sen de öyle.

Memphis'in havası sana yaramış.

Yoksa başka bir sebep mi?

Bayan Chappell, bu benim kardeşim Jamie.

- Tanımaktan şeref duydum. - O şeref bana ait.

Kendini oynadığı oyunlardaki karakterlerden biri sanıyor.

Evet, ama hangisi acaba, sevgili kardeşim? Hamlet? Faust? Prince Hal?

Sana bir gün hangisi doğru düzgün para kazandırabilirse O.

Siz ne düşünüyorsunuz Bayan Chappell?

Daha ziyade bir Puck olduğunuzu düşünüyorum.

Puck da kim?

"Tanrım, bu ölümlüler ne kadar budala oluyorlar."

Puck bir çeşit afacan ruhlu kişi.

O bir gulyabani. .

Bağışla beni kardeşim. Sadece Onu etkilemeye çalışıyorum.

Oh, Miss Laura'nın kolay etkilenir bir tip olmadığını anlayacaksın.

- Gidelim mi? - Haydi gidelim.

Babama bugün geleceğini söyleyiverdim.

Aha. Duymak isityorum. Duymak istiyorum.

Sonra bir baktım, suyun altına gömülmüşüm,

sarsılmıştım ve kanamam vardı, yani neredeyse ölmüştüm,

tıpkı 1927'deki Büyük Sel kurbanlarından biri gibi.

- Bunu bana hiç anlatmadığına inanamıyorum. - Dahası da var.

Sonra ne oldu?

Şey, titrek bir ışık gördüm,

- kayan bir yıldız gibi. - "Titrek."

Ve içinden oldukça büyük bir el çıktı...

sandım ki, Tanrı bizzat kendisi beni almaya geldi.

Ama öyle değildi. O el benim sevgili abim, Henry idi.

- Hayatını kurtamışsın. Sen bir kahramansın. - Aslında öyle.

Ne yani, ne yapmalıydım ki, ha? Boğulmasına izin mi verecektim?

Haydi geleceğe içelim, ne getirirse artık.

Tanrı seni mutluluk, sağlık ve refahla donatsın,

ve bu kız da seni alırsa, size bir ev dolusu çocuk versin.

İkinize de sevgilerimle.

Köpüklüymüş.

Kız arkadaşınla bir dans etmemde sakınca var mı?

Bayan Chappell, bir dansa var mısınız?

Zevk duyarım.

Jamie farklı bakıyordu.

Gözleri üzerimdeyken artık görünmez olmadığımı hissetmiştim.

Teşekkürler.

- Hemen dönerim. - Sorun yok.

Bu gece özel bir güzelliğin var.

Teşekkür ederim.

Jamie kızlar üzerinde oldukça etkilidir.

Kızlar Onun için kıvılcım saçarlar.

Seni beğendiği çok açık.

Kimseleri beğenmemezlik yapmadığına eminim.

Yani, en azından etek giymiş olanları.

Henry'nin evlilik teklifi hayalimde canlandırdığım gibi bir şey olmadı.

Dizlerinin üzerine çökmediği gibi, sorudan ziyade bir ifade gibiydi.

Henry romantik biri değildi.

Daha sağlam bir maddeden yapılmıştı.

Ev işlerini sevdim.

Ona bir şeyler hazırlamak ve eve gelmesini beklemek...

dünyaya geliş sebebimdi.

Ve Amanda Leigh doğunca, kendimi tamamen bebeğe adadım.

Sonrasında ise herşeyi değiştiren o gün geldi çattı.

Ebediyen.

7 Aralık 1941 tarihi,

kötü şöhretiyle anılacak bir gün olacak.

Amerika Birleşik Devletleri...

Japon İmpatorluğu'nun deniz ve hava kuvvetlerince...

aniden ve kasıtlı olarak saldırıya uğramıştır.

Birleşik Devletler bu ulus ile barış halindeydi...

ancak tacizlerine mazurdu.

Babam, beni bırakmak için Bay Robert'ın kamyonetini ödünç aldı.

Tek hatırladığım bu.

İlk şeyler ve son şeyler...

yakanıza en çok yapışan şeylerdir.

Teşekkür ederim.

Senin için hep dua edeceğiz.

Tamam.

Bizi unutma.

Tabii ki unutmam.

Unutmayacağım. Tamam mı?

Kendine dikkat et.

Ederim.

Hepiniz uslu durun, tamam mı? Annenize yardımcı olun.

- Tamam mı? - Oluruz.

Oğlanları da Lilly May'den uzak tutun ki, erkenden yaşlanmasın..

- Çabuk dön evine. - Dönerim.

Gittiğin gibi gel. Duydun mu?

- Seni seviyorum anne. - Ben de seni bebeğim.

Teşekkür ederim.

Geriye dönüp bakamam.

Bakmadım da.

댓글

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left