最初の200行です。
DERİN KÂBUS
Üçümüze birden mi?
Rich için kocaman bir alkış alalım.
- Bu şarkı asla eskimiyor. - Bana diyor, size değil.
Harika bir ses, Kaptan.
Çok iyi.
Fenasın.
Hangi konuda fenayım, biliyor musun?
Evlilik.
İlk randevularda bayağı iyiyimdir ama.
Selam, hayatım.
Oh, çok şükür. Seni kaçırdığımızı sandım.
Mesajını aldım.
Evet, görev listesini değiştirdiler.
Ne zaman döneceksin?
Bebeğim, yeni çizelgeyi alır almaz sana gönderirim.
Ben, acı çektiğini biliyorum.
İkimiz de çekiyoruz.
Ama bundan kaçmaya devam edemezsin.
Bir saniye, bebeğim.
Selam, Lisa. Benim için bir şey buldun mu?
Los Angeles'tan Şanghay'a bir uçuş var,
ama bilemiyorum, kalkışa çok az kaldı.
Tamamdır, alayım o uçuşu.
Eve uğramaya vaktin olmayacak.
Önemli değil. Alıyorum.
Baksana, Nadine hatta bekliyor.
Seni sonra ararım, tamam mı?
Hayatım?
- Anne, neredesin? - Oğlumuz hasta, Ben.
Burada olmana ihtiyacı var.
- Gitmem lazım. - Anne!
- Nadine... - Sean beni çağırıyor.
Beyefendi? Burada sigara içemezsiniz.
Sinemalar, uçaklar, barlar...
Şimdi de "Eğlence polisleri" taciz etmeden
dışarıda bile sigara içemeyecek miyim?
- Yok artık. - Beyefendi.
Sigara içmek için ayrılan alanlar tam şu tarafta.
11 - 18 ARASI KAPILAR
Hay aksi!
Selam, Rich.
Görünüşe göre Şanghay uçuşunda yardımcı pilotun benim.
- Uzun zaman oldu. - Emekli oluyormuşsun diye duydum.
- Buyurun. - Penny!
- Merhaba. - Karaoke gecesini kaçırdın.
Duyduğuma göre yine aynı şarkıyı söylemişsin.
Lanet olsun, işe yaradı mı bari?
Her zaman yaramıştır.
Teşekkür ederim.
Özür dilerim efendim,
lütfen bu tarafa geçin.
Kahretsin.
Rastgele kontrole denk geldim. Kapıda buluşuruz.
Gidin siz, gidin.
Nasılsın, Penny?
İyiyim. Sen nasılsın?
Bana koskoca uçağı emanet ediyorsunuz,
ama diş macunuma takılıyorsunuz.
İçinde pil ya da taşınabilir şarj cihazı var mı?
Beyefendi?
Hayır.
Beni üst sınıfa alamaz mısın? Altın üyeyim sonuçta.
İstemiyorum.
Uçmanın beni nasıl etkilediğini biliyorsun.
Tamam, bak, bunu burada konuşmasak olur mu?
- Şimdi sırası mı? - İstemiyorum, anlamıyorsun.
Bak, Şanghay'a giden uçak daha büyük...
Hayır, değil.
Senin daha önce bindiklerinden daha büyük. Tamam mı?
- Bu da bir şeydir, değil mi? - Siz ikiniz iyi misiniz?
Evet, sorun yok. Kızım uçmayı sevmiyor da.
Uçmaktan daha tehlikeli olan şey nedir, biliyor musun?
Su aygırları.
Yok artık. Bunu sen uydurdun.
Google'da ara bak.
Sana hiçbir şey olmayacak.
Tabii biri uçağa kaçak su aygırı sokmazsa.
Sen kaptan pilot musun?
Hayır, yardımcı pilotum.
Benim işim, kaptanın rotadan sapmamasını sağlamak.
Bu yaşa gelip hâlâ kaptan olmaman biraz garip değil mi?
Cora!
- Fena laf çarptı, değil mi? - Aynen.
Şöyle ki, Cora...
bazen hayatta...
gitmek istediğin yere varmak için dolambaçlı yollardan geçmen gerekir.
Hiç dolambaçlı yoldan gitmek zorunda kaldın mı?
Hayır. Ben hep dosdoğru giderim.
Aferin, kızım.
Çetin ceviz.
- Farkındayım. Teşekkürler. - Cora.
Cora, Cora, Cora, bak. Bak, annem bana ne aldı.
- Selam, çocuklar. - Bak, bak.
O şey daha fazla ne kadar gürültü çıkarabilir acaba?
Biliyorum, çok havalı ama değil mi?
Buna da yeni pil aldım.
Tamamdır, işte oldu.
Boynuna bir evcil hayvan çipi taktırın, olsun bitsin.
Cora, izin verir misin?
- Bir şey yapıyordum ama. - Geri vereceğim.
Birazcık bekle.
Şifre, Finn'in doğum günü.
Cora, tatlım, bu yolculukta
kardeşine göz kulak olmanı istiyoruz, tamam mı?
Üvey kardeşim.
Hepsi bu kadar. Son bavul da buydu.
Yükleyin.
Teşekkürler.
Northeastern Hava Yolları'nın
N-140 sefer sayılı Şanghay uçuşu için
- biniş işlemleri başlamıştır. - Hey, hey!
Sakın üstüme kusayım deme, kanka.
O sarhoş kıçını şuraya fırlatır atarım.
Şakam yok, Hutch.
Uçağa binmek üzereyiz. Sam, neredesin?
- Yok artık, e-spormuş. - Teşekkürler.
Video oyunu oynamak gerçek bir spor değildir.
Annesinin bodrumunda takılan bir sürü ezik tip işte bunlar,
ellerinde Doritos cipsler ve...
Çok özür dilerim. Pardon.
Ooo, n'aber e-sporcu?
- Bırak. - Çek ellerini onun üzerinden!
Hop. Tamam. Pardon. Kafası biraz kıyak da.
Ooo! Yırtıcı bir kız, bayılırım.
Dokunma ona.
Dokunursam ne yaparsın yani,
Klavye Delikanlısı?
Hutch, terbiyesizliği bırak da adam gibi sıraya gir.
Bir hanımefendiyle böyle mi konuşulur?
- Koç, ben idare... - Kapa çeneni, Jesse.
Bana bak, benim takımımda
böyle davranışlara asla yer yok.
Özür dilerim küçük hanım.
- İyi misin? - Suratına bir tane çakmalıydım.
Bu kadar gözü kara olmayı bırak.
Çaktın bir tane diyelim, ya sonra?
İzninizle...
Üst sınıfa alınmam gerekirdi.
UÇAK TEKNİK KAYIT DEFTERİ HAVA RESİRKÜLASYON FANI ÇALIŞMIYOR
Resirkülasyon fanıyla ilgili arıza rapor edilmiş.
Mevzuat gereği, tamir edilmeden kalkış yapamayız.
Az önce yeniden başlattım.
Sonradan yine arıza yapmayacağı anlamına gelmez.
Merhaba, hoş geldiniz.
Sağ taraftan buyurun.
Bizi çok beklettiniz.
N'aber, kanka?
Evet, tamam. İşte böyle.
Evet, buraya geçebilirsin...
Selam, iyiyim sağ ol.
Hadi oturalım.
Gel şöyle, yerimize geçelim.
Kemerini bağlayacak mısın?
İyi günler, sayın yolcularımız.
Ben Penny,
Northeastern Hava Yolları adına,
hepinize, uçağımıza hoş geldiniz demek...
İzninle içeri geçeceğiz. Sen lafını kesme, devam et.
Pardon. Bizi hiç görmemiş ol.
Beyefendi, koltuğunuzu dik konuma getirebilir misiniz acaba?
- Tabii ki. - N-140 sefer sayılı uçuşumuza
- hoş geldiniz demek isterim... - Sosyal medyan var mı?
Los Angeles'tan kalkıp Şanghay'a uçacağız.
- Teşekkürler. - Kalkış hazırlıklarına
birazdan başlayacağız. Şimdi lütfen yerlerinize oturun
ve emniyet kemerlerinizin sıkıca bağlı olduğundan emin olun.
Northeastern 140,
bugün 24 Sol pistinden kalkış yapacaksınız.
Kalkış öncesi kontrol listesi.
Flaplar.
Sence hangi konumdalar?
Bana sadece bir cevap lazım.
Ben, biliyorsun değil mi...
FAA'nın* flapları defalarca kontrol ettirmesinin nedeni,
*FAA: Federal Havacılık İdaresi
Delta 1141'i uçuran o aptalların,
hangi hostesle yatmak istediklerini
car car konuşmaya dalıp
flapları kontrol etmeyi unutmuş olmaları.
Kaptan, sadece cevap vermeniz yeterli.
Flaplar beşte, Ben.
Son üç kontrolümüzde neredelerse, yine aynı yerdeler.
Northeastern 140,
24 Sol pistinden kalkış izniniz verildi.
24 Sol pistinden kalkış serbest, Northeastern 140.
- Görüşürüz, beyler. - Kaptan.
O flap kontrolü yüzünden
bana okkalı bir tane geçirmek istiyor gibiydin.
Kariyerime bir faydası olmazdı.
Zaten Hava Kuvvetleri'nden de bu yüzden kovulmamış mıydın?
Bakma... O kıdemli subay kaşınmıştı.
Sen... Sen gıcığın tekisin.
Emekli maaşını da sosyal haklarını da kaybettin.
Karın ve küçük çocukların varken zor olmalı.
Sırf bu yüzden boktan bir yerel havayolunda işe girmek zorunda kaldın
ve şimdi o koltukta oturuyorsun,
ki aslında benim koltuğumda olman gerekirdi, üstelik artık,
tek bir kuralı dahi çiğneme lüksün olmadığını düşünüyorsun.
Ama, Ben,
No comments yet. Be the first to leave one.