Stuart Fails to Save the Universe

Stuart Fails to Save the Universe

Turkish 字幕をダウンロード

シーズン 1

リリース情報

Stuart Fails to Save the Universe S01E02 1080p WEB h264-ETHEL
解説: BartuW

タグ

webdl
公開日: 2026-07-31
ダウンロード: 20
聴覚障害者向け: No
FPS: 23.976

Turkish字幕のプレビュー

最初の169行です。

İnanılmaz. Artık mutant yok, dev güveler yok.

- Çok daha iyi bir dünya. - Senin için belki.

Haremimi kaybettim.

Onların sağlıklı ilişkiler olmadığını biliyorsun.

Hepsi rızaya dayalıydı.

- Yemek karşılığı seks. - Her yere baktım. Denise yok.

Boyutlararası baloncuktan çok uzakta kalmış olmalı,

Leonard/Sheldon cihazının yarattığı baloncuktan.

Bu da ne demek şimdi?

Şey, bilmiyorum. Kafadan atıyorum.

- Selam Stuart. - Selam.

- Merhaba. - Selam.

Hayatımın aşkını kaybedip seninle kalmama inanamıyorum.

- Unutmayalım, Raj'i o öldürdü. - Şimdi, iki olasılık var.

Bir, az önce bulunduğumuz dünya artık yok,

bu durumda 'Raj'i öldürmüş' olmuyorum.

İki, o dünya ve bu dünya sonsuz dünyaların bir parçası,

bu durumda sonsuz sayıdaki Raj'lerden birini öldürdüm.

Matematiksel olarak bir yuvarlama hatası.

Bağışlayın, o kitabı ben alacaktım.

Özür dilerim. Alın. Hiç haberim yoktu.

İstenmeden oldu.

- Seni affediyorum. - Buna minnettarım.

Ve ben de sana minnettarım.

Ne kadar istiyorsun

Süpermen ve Lex Luthor: En İyi Dostlar 30. sayı için?

En İyi Dostlar mı?

Şuna bir bakayım.

Ne oluyor be?

Stuart, şuna bak.

Bu bütün duvar Archie çizgi romanları dolu.

- Ne? Ben Archie satmam. - Artık satıyorsun.

Zengin Richie: Etkili Özgeci 12. sayı.

Zengin Richie ne?

Burada yolunda gitmeyen bir şey var.

Makineyi bozmuş olmalısın Stuart.

Ben mi bozmuşum?

Aleti nasıl kullanacağını bilen tek adamı sen öldürdün.

Beyler, hepimiz arkadaşız.

- Evet, tartışmak yok. - Sen karışma.

O aptal düğmeye basan sensin.

Ne yapmam gerekiyordu? Sen de--

Gitmeliyiz.

- Bu harika bir fikir. - Teşekkürler.

Orada olmaması gerekiyordu.

- Az önce ne oldu? - Bilmiyorum.

- Bir hipotezim var. - Dinliyorum.

Ensenizdeki şeyi fark ettiniz mi?

Ne? Ne şeyi?

Hatırım için bir bak.

- Hadi ya. - Hiç iyi değil.

Şimdi bir tartışmayı deneyin.

Neden bahsediyorsun sen? Bu duyduğum en saçma--

Bir şey yakalamış olabilirsin.

- Beyler, cehennemdeyiz. - Gerçekten mi?

- Herkes birbirine çok nazik davranıyor. - Selam!

Nazik olmaları için enselerine cihaz yerleştirilmiş.

Sheldon/Leonard zımbırtısındaki düğmeye basıp

başka bir evren denemeyi mi tercih edersin?

Hayır, kalsın. Daha kötü bir yere düşebiliriz.

İnsanların gelişmiş büyücülere et olduğu bir yer gibi mi?

Evet, tıpkı onun gibi.

Ya da herkesin Fransız olduğu ama Fransızca bilmediği.

O da ne?

Tahminin nedir?

İlerleme mekanizması olmayan devasa yüzen bir dikilitaş mı?

Gerçekten sinirime dokunmaya başladın.

Konuşmayı kes--

Bulmacanın başka bir parçası mı?

Belki.

Sanırım baktığımız şey klasik totaliter bir ütopya dışı dünya,

biraz zihin kontrolü gözetimiyle birlikte.

- Biraz mı? - Küçük bir porsiyon demek.

Evet, ne demek olduğunu biliyorum--

Ne demek olduğunu biliyorum!

Şöyle düşünüyorum.

Caltech'e gidip Leonard ve Sheldon'ı bulmalıyız.

Tamam, sen onu yap. Ben Denise'i bulmaya çalışacağım.

Bütün saygımla...

Belki de bir arada kalmalıyız.

Fikrine saygı duyuyorum ama ben bu kadına aşığım

ve onu bulmam gerek.

Anlıyorum.

Teşekkür ederim.

Aptal.

Kahretsin!

- Selam. Bize yardım edebilir misiniz? - Umarım edebilirim.

Harika. Dr. Leonard Hofstadter'ı arıyoruz

ya da belki Dr. Sheldon Cooper'ı.

Randevunuz var mı?

Hayır.

Keşke randevunuz olsaydı.

- Bir randevu alabilir miyiz? - Elbette.

- Randevu almak istiyoruz. - Ben randevu vermiyorum.

Kişisel asistanlarıyla iletişime geçmelisiniz.

Tamam.

Peki onlarla nasıl iletişim kuracağız?

Onları arayarak.

- Numaralarını verebilir misiniz? - Kesinlikle veremem.

Bir krizin ortasındayız ve onlarla konuşmamız gerek.

Beyefendi, sesinizi yükseltmemenizi rica edeceğim.

Sesimi yükseltmiyorum.

Sadece demeye çalışıyorum ki--

Özür dilerim.

Ensedeki düğme işinde yeniyiz de.

Tanrıya şükür.

- Evet? - Denise?

- Kim o? - Benim, Stuart.

Ne hoş bir sürpriz. İçeri gir.

Gary, burada kim var asla tahmin edemezsin.

- Sakin olmalısın. - Anlaşıldı. Baştan alabilir miyiz?

Elbette.

Olay şu.

Leonard Hofstadter ve Sheldon Cooper çok özel bir cihaz yaptı.

Buradaki biri özel bir cihaz yapabilecekse

o kesinlikle o ikisidir.

- Kesinlikle öyle. - İyi gidiyorsun.

Her neyse, cihaz gerçeklik dokusunu yırttı,

evrenin çökmesine ve sonra yeniden büyümesine yol açıyor.

- Yeniden büyümek mi? - Evet, yeniden büyümek.

Yeniden büyümek nedir?

Yeniden büyümek.

Bir bitkinin yeniden büyümesi gibi.

- Yeniden büyümek mi? - Yeniden büyümek.

- Yeniden büyümek mi? - Yeniden büyümek.

Seni aptal, aptal--

'R' harfiyle ilgili sorunu var.

'Yeniden büyümek.' Şimdi daha mantıklı geldi.

Tamam, direkt söyleyeceğim, saçma gelirse affet.

Denise, sen ve benim kaderimizde birlikte olmak var

ve ben paralel bir evrenden geldim...

seni almaya.

- Vay canına, bu gerçekten bir şeymiş. - Akıl almaz.

Tamam, sen... Bütün bunlarda espri malzemesisin, değil mi?

- Efendim? - Önemli değil.

Sana söyleyebileceğim tek şey yaşamak zorunda olmadığın

seni kontrol eden bu yapay zeka zımbırtısıyla.

- Nasıl? - Biraz karmaşık.

Dükkanda bir makinem var... o...

Ben... o...

Sadece bana güvenmek zorundasın.

- Bir soru sorabilir miyim? - Elbette.

Bunun sizin için ne kadar üzücü olduğunu anlıyorum.

Üzgün değilim. Denise, sen üzgün müsün?

- Hayır, elbette değilim. - Ne yapmasını istiyorsun?

Şey...

Dediğim gibi, seni bırakıp benimle gelmesini istiyorum.

- Vay be. Denise? - Dürüst olmak gerekirse cazip geliyor.

Gerçekten mi?

- Elbette. - Elbette mi?

Ama... Yani sen buna razı mısın?

- Evet, bana katlanamıyor. - Katlanamıyorum.

- Neden birliktesiniz o zaman? - Şey, ben ayrılırsam,

- Gary üzülür. - Travma geçiririm.

Ve birbirimizi üzmemeyi öğrendik.

- Çünkü can yakıyor. - Ah.

Dur, mutsuz olduğunu biliyorsun ve sorun etmiyor musun?

Sadece ayıkken mutsuz oluyor, o da pek sık olmuyor.

Hayır, hayır, içkiyle biraz sorunum var... yani...

Tamam. Bu nasıl çılgın, tepetaklak bir dünya böyle?

Denise, mutlu olmaya hakkın var!

Seni mutsuz eden biriyle kalman için hiçbir sebep--

Evet.

- Rom Kola mı? - Diyet Kola, lütfen.

Geliyor.

- İzin verin... - Evet.

- Merhaba. - Merhaba.

Biliyor musun, başka bir evrende bu binada çalışıyordum.

Gerçekten mi? Hangi bölümde?

More Turkish subtitles for Stuart Fails to Save the Universe

コメント

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left