最初の200行です。
Türkçe altyazı ve senkronizasyon; ufukbaba
Size nasıl yardım edebilirim?
Sade bir kahve alabilir miyim?
Elbette.
Teşekkür ederim.
O kitabı çok severim. Bu...
Daha geçen hafta bitirdim.
İnanılmaz. Bu...
Gerçekten, gerçekten, gerçekten hayran kaldım.
Ve...
Ah...
Pekala.
Üzgünüm. Öyle demek istemedim...
Ben... Gerçekten,
- Kitabı gerçekten sevdim. - Ne? Üzgünüm?
Sadece diyordum ki...
Size yürümüyorum. Ben...
Pardon, ne diyorsunuz?
Aslına bakarsanız kitaba gerçekten hayranım.
Bu taraf duymuyor.
Sağır mısınız?
Evet. Ama bununla duyabiliyorum...
Ah...
- Evet... Ahh.. - Yeniden başlamak ister misin?
- Şey... - Tekrar deneyebilir miyiz?
- Belki? - Denemek ister misin?
- Tekrar mı yapsak? - Evet. Tekrar yap.
- Tamam. - Tamam.
"Kesinlikle tuzağa düşürüldüğümden,
".. kapana kısıldığımdan,
"..ve internette viral olacağımdan,
"kesinlikle emindim ama şimdi anlıyorum ki,
"...beni kurtarabilecek tek şey "
"...tek şey ancak ikinci bir,
"... ilk izlenim olabilirdi."
Evet. Çok komik. Harika.
Oradan başlayıp, ilk buluşmadan,
- devam edeceğim. - Güzel.
Peki sonu hakkında ne düşünüyorsun?
Sonu mu? Neyin?
Kitabın. Yeni bitirdim.
Oh, şey...
Bilmiyorum. Sanki anlamamışım gibi hissediyorum, biliyorsun.
Sanki bir şeyleri kaçırıyormuşum gibi.
Demek istediğini biliyorum. Sanırım...
Evet, ben de aslında.
'-Yani kız öldü mü? - Bu...
Mesela öyle olduğunu mu düşünüyorsun?
Sanırım..Sanırım..
Ama bu hiç mantıklı değil.
Değil mi?
Hayır, çünkü şu ayna olayını hatırlıyor musun?
Hm. Bir dakika, hangi ayna?
Sonundaki aynayla ilgili her şeyi.
Şey...
Bunun daha çok bir tür metafor olduğunu düşündüm...
Ah...
Aynanın gerçek olduğunu
Gerçekten anlamadım, yani...
Ayna...
Bilmiyorum bile...
Bunu nereye götüreceğimi bile bilmiyorum.
Kitabı okumadım. Ve... evet.
- Ne? - Sanırım hata yaptım
seni gördüğümde...
sadece seninle konuşmak istemiştim..
Ve hiçbir şeyim yoktu, o yüzden...
Bu çok tuhaf.
Um, evet, ben... Üzgünüm. Ben...
Sadece tuhaf, küçük bir ucube.
Tuhaf, küçük İngiliz ucube.
Öyle mi?
Üzgünüm. Israrın ikiye fark etmemiştim.
Evet, ne yapmam gerekiyordu?
Kitabı okumaya ne dersin?
İlk buluşma için mi? Bilmiyorum. Bu çok daha tuhaf, değil mi?
Nasıl daha tuhaf?
Bilmiyorum. Bir şekilde daha tuhaf geliyor.
Tamam. Kabul etme, ama devam et.
Gülüşüyle ilgili şunu söylemek istiyorum.
Bu nasıl bir şey biliyor musun...
Çok tatlı ama aynı zamanda da...
- ..iğrenç bile sayılır. - Evet.
Ve sonra, eğer, eee, gülerse, o zaman ben de,
"İşte buradaymış!" diyebilirim.
"Herkes adamın pislik olduğunu biliyorsa,
"o zaman neden retrospektif,
..yapıyoruz ki?" dedim
Sanki inanılmaz derecede sorumsuz.
Çok geç olana kadar kimseyi umursamaz.
Ve bir de, her zaman bana ters tepiyor...
Emma, ciddiyim. Hiç komik değil.
Hayır, sana katılıyorum. Bu hiç de komik değil.
Durum çok ciddi.
Gülüyorsun.
"Dramamı komediye dönüştürmek için,
"...her zaman bir yol bulabilmeni seviyorum."
Ve sonra...
- Bilmiyorum. - Ne?
Şey hakkında bir şeyler yazmak istiyorum...
- Hayır. - Hayır mı?
Neden ailenin önünde sikişten konuşmak istiyorsun?
Ya da onun ailesinin?
Hayır, konuşmak stemiyorum.
Sadece bir şekilde bunu ima etmek istiyorum,
çünkü sanırım biz bunları her zaman yaşadık.
İnanılmaz bir kimya gibi bu sadece... Ben...
Evet, hayır, şunu yap.
Tam olarak bunu yap.
- Tamam mı? - Peki ya şunu söyleseydim...
Çapkın.
Veya halsiz.
Bu kısmı tamamen atla..
Ne yani doğrudan ağlama olayına mı geçelim?
Biliyorsunuz, bunu ilk
..defa yüksek sesle söylüyorum,
yani o gün başaracakmışım gibi hissediyorum.
Belki de komik bir şeyle,
..başlamalısın, böylece hemen gözyaşlarına boğulmazsın.
Ama biraz tatlı. Çok sevimli.
Ama güzel görünmek istiyorsun.
Ağlamak seni çirkin gösterir.
- Ne? - Seni, genel olarak seni.
Kadınlar gibi yani..
Peki ya ilk tanıştığınız zaman?
Bu çok komik bir hikaye değil miydi?
O kitabı severim. Ben sadece...
Hayır, bunu söyleyemez.
Neden?
Nasıl hikayeler anlatacaksın?
Konuşmam için mi?
Evet.
Sadece bekleyip görmen gerekecek.
Hayır, hayır, hayır. Yani
...aynı şeyden bahsetmiyoruz..
İlk tanıştığımız ânı mı kullanacaksın?
Evet.
Peki ya ilk buluşma?
- Evet, elbette. - Siktir!
Konuşma yapmana gerek yok.
İlk öpücük?
Bekle, yani istediğin zaman içeri girebilecek misin?
Evet, her zaman yapıyorum.
Yani bütün kızları buraya getirdin?
Evet.
- Ah. - Hayır,
gece geç kaldığımda falan.
Evet, geçe kaldığında falan.
Evet.
Tamam, bu sanki...
Çocukluk hayali gibi gece gizlice
bir alışveriş merkezine ya da kütüphaneye girmek gibi. Bu...
Pekala, hayallerin gerçekleşmek üzere.
Vay.
Şey...
Çalışmıyor mu?
Hm.
Ah, şey...
Ah... Ah!
Bekle, yani seni tuzağa mı düşürdü?
Planlanmamıştı Rachel.
Peki ya şey olduğunu düşündüğün zaman...
- O kimdi? - Hım?
Ah, sadece Charlie. Cüzdanımı bıraktım.
Hm. Charlie kim?
Erkek arkadaşım sanırım.
İyi misin?
Evet. Hayır, iyiyim.
Bilmiyorum. Sadece...
Göğsünde olduğunu söylüyor...
kalbinde. Onun kalbi...
Peki neydi o?
Sadece duygular gibiydi.
- Duygular mı? Ne demek istiyorsun? - Evet.
Kuvvetli kelebekler gibi.
Hayır, anlıyorum,
ama bu senin ilk seferin değildi ki.
Bilmiyorum.
Yani Charlie'nin senin için ilk şey olduğunu söylüyorsun...
..Aşk... Evet.
İlk aşkın mı yoksa ilk tutkun mu?
Her ikisi de sanırım.
- Ne, bu delice mi? - 30'unda mı?
Yani tanıştığımızda 28 yaşındaydım, yani...
Hala!
Bilmiyorum. Ben eskiden çirkindim.
Hadi ama!
Korkma ama,
..sırtından yukarıya çıkan, ve,
neredeyse saçının içine girecek bir örümcek var.
Panik yapma.
Hiçbir şey mi?
- Hayır. - Hayır.
Sanırım daha yüksek sesle yapmalısın.
Tamam. Şey...
Seni o kadar çok seviyorum ki canım acıyor.
Sensiz olamam.
Bu korkunç çünkü hayal edemiyorum...
Seninle evlenmek istiyorum ama sormaya bile korkuyorum.
Sanırım bunu duydum.
No comments yet. Be the first to leave one.