Le prime 200 righe.
İŞGAL ALTINDAKİ ŞEHİR
Ruysdaelstraat, 71 numara.
Dergi yayıncısı Keesing'in ofisi.
Jacob Keesing, eşi Esperance
ve kardeşleri Suzanne ile Marianne
15 Mayıs 1940'ta IJmuiden limanında intihar etti.
Hollanda ordusunun teslim olduğu gündü bu.
Birçok Yahudi limana gelerek İngiltere'ye kaçmayı ummuştu
ama pek çoğu onları kabul edecek bir gemi bulamadı.
Jacob'ın kardeşi ve şirketin müdürü Isaac Keesing
1942'de ABD'ye kaçmayı başardı.
Şirketi, Peter Diesveld adlı bir çalışanına devretti.
Bir Verwalter ile çalışması gerekiyordu,
yani Almanların tüm Yahudi işletmelerine yerleştirdiği bir denetçiyle.
Diesveld, kovulan Yahudi çalışanlara gizli gizli ödeme yapmaya devam etti.
Isaac Keesing'in evine taşınıp
insanları orada ve ofiste sakladı.
Bir adam, günlerce asansörün tepesinde saklandı.
Prins Bernhardplein.
Alman yetkililer, sokaklara Hollanda kraliyet ailesinin
yaşayan üyelerinin adının verilmesini yasakladı.
Bu meydanın adı Gooiplein olarak değiştirildi,
Amsterdam'a yakın kırsal bir bölgenin adıydı bu.
Schagerlaan, numara 7.
Aralık 1942'de
Bergsma ailesi polise dört aylık bir bebeğin
kapılarına bırakıldığını bildirdi.
1942 yılında gazetelerde bir "kimsesiz çocuk tufanı" olduğu yazıyordu.
Bu sayede Yahudi çocuklar resmi olarak evlat ediniliyor
ve kimlikleri gizli kalıyordu.
Buna engel olmak için
Almanlar Ocak 1943'te
tüm kimsesiz çocukların Yahudi sayılacağını duyurdu.
David Kurk isimli bebek,
savaştan Rudolf Bergsma olarak sağ çıktı.
Annesi Carolina Kurk-à Cohen
1944'te Auschwitz ölüm kampında öldürüldü,
babası Jacob Kurk de 1945'te Mauthausen toplama kampında.
Burası artık yok.
Rembrandtplein.
Eski Yahudi Mahallesi'nin yakınındaki bu meydandaki kafe ve barlara
Almanlar sık sık gelirdi.
Hollanda Nazi Partisi NSB'nin
ve paramiliter örgütleri Kara Gömlekliler'in mensupları da.
Haziran 1940'ta bu Yahudi düşmanı haydutlar
De Kroon'u ve Yahudi addedilen diğer mekanların içini harap ettiler.
Altı ay sonra da "Yahudiler giremez"
tabelası asmayan barların ve Yahudi sanatçılara
hâlâ sahne veren bir barın camlarını kırdılar.
Şubat 1941'de bu meydanda sayısız sokak kavgası yaşandı.
Alman Asayiş Polisi'nin yardım ettiği Hollandalı Naziler ile
vahşi saldırılara karşı örgütlenmeye başlayan
Yahudiler arasında.
Hollanda polisinin müdahale etmesine izin verilmiyordu.
15 Eylül 1941'den itibaren
Yahudilerin kafelere, barlara ve lokantalara girmesi resmen yasaklandı.
Bir belediye görevlisi Alman askerler sayesinde
gelir kaybının "en azından biraz telafi edildiğini" söyledi.
Savaşın sonraki dönemlerinde bu meydan karaborsa merkezi haline geldi.
İyi akşamlar.
Corona virüsü hakkında ilk kez televizyonda konuştuğumda
bunun son konuşmam olmasını ummuştum.
Bir süre de öyle olacak gibiydi.
Ama bugün maalesef yine bu konuda konuşmak zorundayım.
Önemli bir duyurum daha var.
Bir hafta kadar önce yapılan basın toplantısında
bir yol ayrımında olduğumuzu söylemiştim.
Vaka sayıları artmaya devam ederse daha sıkı önemler
alabileceğimi söyledim.
Ne yazık ki o zamandan beri vakalar
son sürat artıyor.
Corona virüsü, geçen haftaki tahminlerimizden
çok daha hızlı yayılıyor.
İşte bu yüzden Hollanda
en az beş haftalığına karantinaya giriyor.
Hollanda kapanıyor.
İnsanların birlikte olduğu tüm mekanlar kapanacak yani.
Hep beraber
daha önce görülmemiş bir şey yaşıyoruz.
Barış zamanında hiç yaşamadığımız bir şey.
Ama bunu atlatacağız.
Önümüzdeki haftalarda önemli olan...
AŞK SEKS İŞÇİLERİ
ORAL SEKS GERÇEK İŞ!
Zeedijk.
Kırmızı fener bölgesi, Alman ordusu
Wehrmacht'a yasaktı.
Savaşın sonraki dönemlerinde karaborsa merkezi haline geldi.
KIRMIZI FENER BÖLGESİ: AMSTERDAM'IN KALBİ
CANLI SEKS
Oudezijds Achterburgwal, 74 numara, zemin kat.
- Betje Fuld'un evi. - CANLI SEKS GÖSTERİSİ
Yahudi İşleri Birimi'nin 10 Temmuz 1942 tarihli
tutuklama tutanağında
şöyle yazıyordu: "Eski terzi, artık fahişe.
"Yahudi yıldızını takmadan dışarı çıkıp kendini pazarlıyordu.
"Ayrıca Aryan kişilerle cinsel ilişkiye girmekten
"ceza aldığını belirtti."
Fuld, Eylül 1942'de Auschwitz'de öldürüldü.
MESAFENİ KORU
GEÇİCİ OLARAK KAPALIYIZ
Kalverstraat.
31 Ağustos 1941'de bu sokakta bir kavga patlak verdi,
Kraliçe Wilhelmina'nın doğum gününde.
Hollanda Kraliçesi, Londra'dan Almanlara karşı kampanya yürütüyordu.
Direnişçilerden Cor Snijders, savaştan sonra şöyle anlattı o günü:
"Yakamızda çiçeklerle Kalverstraat'ta kutlama yapıyorduk.
"Hollandalı Nazi haydutlar çiçekleri almaya başlayınca
"çiçeklerin arkasına jilet yerleştirmeye karar verdik.
"Artık Kara Gömlekliler çiçekleri almaya çalıştığında
"epey kanlı oluyordu.
"Bu büyük bir kavgaya sebep oldu
"ve sonunda sokağın bir kısmını kapattılar.
"Çiçek takan herkes tutuklandı."
Max Euw Meydanı, 62 numara, o zamanlar Leidsekade.
Lido Restoran.
Hollanda Nazi partisinin gazetesinde Ocak 1941'de yayınlanan
bir makalenin başlığı şöyleydi:
"Leidseplein tamamen temizlendi".
Şöyle devam ediyordu: "İnsan gözlerine inanamıyor.
"Prestijli Amerikan oteline Yahudiler alınmıyor,
"yakın zamana kadar Leidseplein'de Yahudilerin
buluşma noktası olan Lido'ya Yahudi alınmıyor,
"Amsterdam'ın en büyük sinema salonuna Yahudi alınmıyor.
"Kısacası Yahudiler hiçbir yere alınmıyor!
"İnanılmayacak kadar güzel:
"Hiçbir Yahudi Hıristiyanları boş zamanlarında rahatsız edemiyor."
COVID 19 NEDENİYLE GEÇİCİ OLARAK KAPALI
Mart 1943'te
Stalingrad muharebesini kaybettikten sonra
Almanlar tüm lüks restoran ve dükkanları kapattı.
Personel, çalışmak için Almanya'ya gönderildi.
Mayıs 1945'teki kurtuluştan sonra
Lido Kanadalı bir askerin kulübü oldu.
Burada çalan müzisyenlerden biri Surinamlı saksafoncu Kid Dynamite'dı.
Bina artık yok.
MAX EUWE DÜNYA SATRANÇ ŞAMPİYONU
GÜVENLİĞİNİZ İÇİN BURADAYIZ
Apollolaan, numara 123.
Apollo House.
1942'de, pek çok konukları gibi
Auschwitz'de öldürülen Josephs ailesinin misafirhanesi.
Daha sonra Alman misafirhanesi oldu.
Alman istihbarat teşkilatı SD, Kasım 1944'te
karargahlarının bombalanmasının ardından bu otele yerleşti.
Otelin bir kısmı,
Ruys ailesinin evinden alınan eşyalarla döşenmişti.
Direnişçi Gerrit Ruys
Keizersgracht'ta ofisi olan bir avukattı.
Oğlu Hugo, gizlice çıkarılan Het Parool gazetesini dağıttığı için
gözaltına alındıktan sonra
Ocak 1945'te kendisi de tutuklandı.
Gerrit Ruys'un diğer oğlu Herman
iki yıl önce tutuklanmıştı.
İki oğlu da infaz edildi.
Gerrit Ruys, Sandbostel toplama kampında öldü.
Eşi Johanna Ruys-Bavinck de tutuklanmıştı.
Nisan 1945'te serbest bırakıldı.
Amsterdam, 15 Mayıs 1940.
Alman birlikleri Amsterdam'a doğudan yaklaşarak
Amstel Nehri üzerindeki Berlage Köprüsü'nde ilerledi.
Alman vatandaşları ve Hollandalı yandaşları
onları karşılamak için oraya yerleştirilmişti.
Almanlar Rotterdam'ı bombalayıp diğer şehirleri de
yıkmakla tehdit edince Hollanda ordusu geri adım atmıştı.
Hollanda ilk başta tarafsız kalmaya çalışmıştı,
I. Dünya Savaşı'nda yaptığı gibi.
Ama Alman ordusu, Belçika ve Fransa'ya eşzamanlı olarak Hollanda'ya da saldırdı.
Kraliçe Wilhelmina ve kabinesi Londra'ya kaçtı.
1940'ta Amsterdam'ın nüfusu yaklaşık 800 bindi, bugünkü nüfusa yakın.
Nüfusun yüzde 10'u Yahudi'ydi.
Naziler diğer Hollandalıların çoğunu
Aryan ırkının üyeleri sayıyordu
ve nihayetinde Hollanda'yı Büyük Alman İmparatorluğu'na
dahil etmeyi umuyorlardı.
Başkentte kendilerine epey destekçi buldular.
Hollanda Nazi partisi NSB, savaştan bir yıl önce
Amsterdam'da yapılan yerel seçimlerde yaklaşık 30 bin oy almıştı.
Almanların ilk hamlelerinden biri
saatleri bir saat 40 dakika ileri almaktı,
böylece Amsterdam'la Berlin'in saati aynı oldu.
Gazeteler hava durumunu bildirmemeye başladı.
Hava durumu, askeri sır addediliyordu.
Alman birliklerinin bir kısmı
Berlage Köprüsü'nden belediye binasına ilerledi.
Belediyenin, başta askerler olmak üzere,
Almanlara kalacak yer sağlaması gerekiyordu.
Kısa süre sonra Hollanda'da bir yerel yönetim birimi kuruldu.
Almanlar, işçi sendikaları ve hayır kuruluşları gibi
tüm Hollanda kurumlarını nasyonal sosyalist kurumlarla değiştirdi.
Medya da Almanların kontrolüne geçti,
hatta erkek izciler bile Nazileştirildi.
Amsterdam'ın işgalinin ilk gününde bir belediye meclisi üyesi
belediye meclisi adına konuşarak Alman Korgeneral Karl von Tiedemann'a
Almanların Amsterdam'daki Yahudileri
rahatsız etmeyeceklerini umduklarını iletti.
Tiedemann esrarengiz bir cevap verdi:
"Yahudiler bizi görmek istemiyorsa
"biz de Yahudileri görmeyiz."
Museumplein. Buz Patenti Kulübü'nün o zamanki adı buydu.
No comments yet. Be the first to leave one.