Baaghi 2

Baaghi 2 (बागी 2)

Scarica il sottotitolo Turkish

Informazioni sulla release

Baaghi 2 2018 1080p BluRay x264 AAC-[YTS MX]
Un commento di King3000

Tag

BluRay
x264
1080
TS
YTS
Pubblicato il: 2024-02-19
Download: 66
Sottotitoli per non udenti: No

Anteprima dei sottotitoli in Turkish

Le prime 188 righe.

KAÇIRILMA 2

Çeviri: King3000

İşte geldi.

Hadi gidelim.

- Sadece iki dakikanız var. Hızlı olun. - Tamam.

Arabadan çık!

Çık!

Gidelim!

Hey! Dur!

Hey! Arabayı bırak.

İKİ AY SONRA...

"Sadece senden rica ediyorum."

"Lütfunu göstermek ve isteğimi yerine getirmen için."

Canım.

Buraya iki ay sonra geldin.

Ama hayal kırıklığına uğramış gibisin.

Bu kadar mutsuz görünen birini görmedim.

Çok yalnızım... Kimse bana yardım etmiyor.

Yardım edeceğini düşündüğümün...

...benim varlığımdan haberi yokmuş gibi hissediyorum.

Hayır canım. Öyle konuşmamalısın.

Tanrı kullarının yalvarışını duyar.

Tanrıya inancın tam olsun.

Kararlar, ona olan inancına dayanarak verilir.

Bir kere... Sadece bir kere umutlu olmayı dene.

Tanrı mutlaka sana yardım edecek birini seçer.

Ranveer Singh'in yaptığı bu operasyonda üç kişi hayatını kaybetti.

Herhangi bir açıklama var mı?

Efendim, eğitim gereği orası ordu yönetimi altındaydı...

Olası kayıp.

Bu üç kişi sivil değil, teröristti.

Hey subay, bu bölge bizim kontrolümüz altında.

Bizim attığımız taş, sizin kurşununuzdan daha güçlü.

Tamam efendim, ama bunu neden yapmak zorundaydı?

Hey, şu araca bakın!

Bu kesinlikle bir insan hakkı ihlalidir efendim...

Oradan Umair Afdani'yi canlı kalkan olarak kullanarak çıktı.

Bir insanı sırf taş attığı için öldürmek. Adil değil.

Taş atması sorun değildi, efendim.

- Ama bayrağımızı yakmamalıydı. - Efendim!

Onunla birlikte bu operasyonun parçası olan DSP'yi de açığa aldık.

Artık siz karar verin efendim.

- Ranjeet. - Efendim.

Yüzbaşı Ranveer Pratap Singh! Kararımı verdim.

Sen ve savaş düzenin benimle eğitim alanında buluşacaksınız.

Ve ben gelmeden önce 25 km yürüyüşünü tamamlamış olmalısın.

Ve senin için karar zamanı başlıyor. Gidebilirsin!

Selam, efendim.

Efendim!

Bugün albay seni uzaklaştırılmaktan kurtardı.

Eğlendin mi?

Telefonun çalıyor. Kontrol et.

Silahlarımız olmasına rağmen taş attıklarında sessizce katlanıyoruz.

Başka ne yapabiliriz?

- Onlar bizim hemşerilerimiz. - Merhaba, Ronnie.

Ben Neha. Seni dört yıl sonra arıyorum.

Bu numarayı kullanıp kullanmadığından emin değilim.

Ama eğer kullanıyorsan lütfen beni bu numaradan ara.

989223583...

Hayır, Ronnie. Onu dinleme.

Neler yaşadığını biliyorum.

O kadar uzun süre seninle iletişime geçmedi, şimdi birdenbire seni aradı...

Kim bilir ne istiyordur.

İzin mi?

Dün seni disiplin soruşturmasından kurtardım.

- Bugün de izne mi ihtiyacın var? - Evet efendim.

- Neden gitmek istiyorsun? - Kişisel işlerim var efendim.

Umarım anlarsın evlat. Orduda kişisel hiçbir şey yoktur.

Son dört yıldır hiç izin almadım efendim.

Sadece yedi gün izne çıkmak istiyorum.

Son dört yıldır buradasın.

İnsanlara nasıl uyum sağlayacağını ve yaşayacağını unutmuşsundur.

Ayarlayacağım efendim.

Komando!

Yedi günün var.

Sekizinci gün şafak söktüğünde... Birim.

Kışla... Üniforma... Ve ben...

Bütün bunlar ve ben senin gelişini bekliyor olacağız.

Teşekkür ederim efendim.

- Selam, efendim. - Selam.

Neha.

Merhaba Simmi.

- Neha, lütfen dinle. - Ne oldu?

- Ronnie'nin numarasını aldım. - Ronnie de kim?

Ronnie...

Ronnie... ah... Şu adam.

Yıl ortası girişi... Askeri spor kontenjanına kayıtlıydı değil mi?

Evet, smaç topu şampiyonu.

- Ne olmuş ona? - Ne olmuş mu ona? Hadi gel!

- Bak. - Ah, bu o mu?

Evet, orada oturan ve basketbol topunu tutan.

- Onu arayalım. Şanslısın... - Çok teşekkür ederim.

- Tebrikler! - Sen deli misin?

Onu arayamazsın. Onu tanımıyorsun bile. Suhi.

Ata bineceksin, evleneceksin ve üzüleceksin. İnsanlar

Düğünde ata değil, kısrağa binerler. Tebrikler.

- Evet. - Bizi düğüne davet et.

- Bizi düğününe davet et, Ronnie. - Alo, kimsiniz?

Çok fitsin. Güzel bicepslerin var.

Onları nasıl geliştirdin?

Esmer ekmekli sandviç yiyerek mi?

- Aman Tanrım! - Gidelim!

- Kiminle konuştuğumu öğrenebilir miyim? - Kaçtık.

Sana kim olduğumuzu söylemezsek bizimle konuşmayacaksın, öyle mi?

Eğer söylemezsen, seninle nasıl konuşabilirim?

Ne diyeceksin?

Demek kızlar sana kendilerinden bahsederse onlarla konuşur musun? Mükemmel!

İkiniz kendinizi o kızlar grubuna dahil mi ediyorsunuz?

Beni nereden biliyor?

- Ne yapıyorsun? - Hey Bay Michael Jordan.

Oyunlarını benim gibi kızlarla değil, basketbol sahasında oyna.

Hey! Sus!

Ama beni sen aradın.

Alo! Ben seni aramadım. Arkadaşım aradı.

Aptalsın!

Bu arada, konuşabildiğin için çok şanslısın.

Genellikle erkekler bana bakmaya bile cesaret edemiyorlar.

Çok üzücü. Neden öyle? Bu kadar mı çirkinsin?

Çirkin mi? Sen fotoğrafımı bile görsen, anında bana aşık olursun.

Öyle mi?

O zaman deneyelim. Beni kendine aşık et.

Ne demek istiyorsun?

Dinle.

- Sen git, be geliyorum. - Biliyorum.

Biliyor musun, Shekhar adında bir çocukla tanıştım.

Çok umut verici.

Onunla tanışmalısın.

Neden hiçbir şey söylemiyorsun? Ne?

Hey! Hey! Seninle konuşmak istiyorum.

Seni çok beğendim.

Biliyor musun, birinden hoşlanmamızın üç nedeni var.

Birincisi, zihinsel yönü... Delilik değil...

Yani zihniyetin.

Yani diğer öğrenciler festivalde eğlenmekle meşguller.

Ama sen yaratıcı çalışmalarla meşgulsün. Kesinlikle odaklanmış durumdasın.

Güzel.

İkincisi ise duygusal yönü, doğan.

Arkadaşın üniversite ücretini ödeyecek parası olmadığı için üniversiteyi bıraktı.

Ve sen onun ücretini ödedin.

Ve üniversitenin ona burs verdiğini söyledin.

Üçüncüsü ise fiziksel yönün...

Gülüşün...

Kendini gülümserken göremezsin, ama çok güzel.

Ve bu... Bu yönün...

Gözlerine hem korku, hem de öfke yansıyor.

Çok beğendim.

Ama ben seni beğenmedim.

Sen... Sen onun babası olmalısın.

- Merhaba efendim. - Bu şekilde selamlaşmalısın.

Merhaba. Tanıştığıma memnun oldum efendim.

Neyse, beni unutmayın. Çünkü sık sık göreceksiniz.

Ben gidiyorum.

Güzel araba.

Bu arada...

...ben, ben Ronnie.

Bu tip adamlardan uzak dur.

Gidelim.

Kımıldayın çocuklar!

Şimdi dinle. Ben de seninle ilgili üç şeyi sevmedim.

Öncelikle... Çok kibirlisin.

İkincisi, babamın önünde gevezelik ediyordun.

Üçüncüsü de, beni takip ediyordun.

Takip edenlerden nefret ederim.

Seninle ilgili bir şeyi sevdim.

Çok açık sözlüydün. Bunu sevdim.

Bir dahaki sefere bir şey söylemek istersen...

Yaklaş.

Bu kadar çabuk mu?

Yaklaş!

Bu benim telefon numaram. Benimle doğrudan konuş.

Babamı karıştırmaya gerek yok. Tamam mı?

Artık numaramı aldığına göre, çaresiz davranma.

- Biber gazı taşıyorum. - Tamam.

Bu arada...

...ben Neha.

ARAYABİLİR MİYİM?

Seni seviyorum.

- Artık geçerliliğini yitirdi. - Bunu söylemenin yeni bir yolu var mı?

Ne oldu?

Korkuyorum.

17 yaşımdayken bunu bir çocuğa söylemiştim.

En yakın arkadaşımı öptü.

- Biliyorum, komik. - Evet.

Çocukluğumda anneme anlatırdım.

Vefat etti.

Şöyle yapalım: 'Seni seviyorum' dediğimi unut.

- Yani? - Yani...

Bunu söylemek gerekli değil. Önemli olan hissetmektir.

Commenti

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left