Bloodsuckers

Bloodsuckers (Blutsauger)

Scarica il sottotitolo Turkish

Informazioni sulla release

Blutsauger (2021)
Un commento di hajkarax

Tag

other
Pubblicato il: 2024-10-11
Download: 45
Sottotitoli per non udenti: No

Anteprima dei sottotitoli in Turkish

Le prime 200 righe.

Bugün sekizinci bölümü tartışacağız.

Bu bölümün konusu, iş günü. Herkes okudu mu?

Vakit bulamadım.

Diğerlerimiz?

Güzel.

İlk paragraftan başlayalım.

Marx, emek gücünü satmanın temellerinden bahsediyor.

Kim açıklamak ister?

Affedersiniz. Bir sorum olacak.

Beşinci paragrafla ilgili.

Sonra değinsek?

Biraz acil.

Peki. O kısmı sesli okuyun öyleyse.

Marx şöyle yazmış... Biraz geriden başlıyorum.

"Kapitalist, emek gücünü günlük fiyatından satın alır.

Emekçiyi bir gün boyunca

çalıştırma hakkını satın almıştır.

Peki, iş günü nedir?

Kapitalistin iş gününün sınırlarına dair

kendince fikirleri vardır.

Kapitalist, vücut...

...sermayenin vücut bulmuş halidir.

Sermayenin tek bir dürtüsü vardır,

mümkün olan en yüksek miktarda artı değer elde etmek.

Sermaye, ölü emektir. Vampir..."

İşte bu kısım.

"Vampir misali

canlı emeği emer.

Ömrü ne kadar uzunsa emeği o kadar çok emer."

Buraları atlayayım.

Devam ediyorum.

"İş gününün geceye sarkması

vampirin canlı emek açlığını dindirmeye yetmez."

Dipnotta ise şöyle diyor:

"Tek bir kas, tek bir sinir, tek bir kan damlası kalana dek

vampir sömürmeye devam eder."

İlginç bir bölüm. Neresini anlamadınız?

Kapitalist sahiden de vampir mi?

Bizim vampir gibi mi yani?

Geceleri uçan hani?

Bayan Flambow-Jansen mı?

Benzetme yapmış Bruno.

Schnösl haklı.

Kapitalist, vampire benzer

çünkü artı değer elde etmek için

işçinin emeğini emer.

Bir metafor sözkonusu.

Bu yapıyı betimlemek için

biraz talihsiz olsa da vampir imgesinden yararlanıyor.

Ama Marx açıkça kapitalistin kan emdiğini söylüyor.

KAN EMİCİLER

AĞUSTOS 1928'DE, BİR SALI GÜNÜ...

Af buyurun Octavia Hanım fakat geri dönsek daha iyi değil mi?

- Bana hanım deyip durma. - Nasıl isterseniz.

Şu beyefendiye kartımı ver.

Ya gerçekten oysa?

Köylü dedikodularına kulak asacaksak işimiz iş.

Şemsiyenizi kim tutacak?

- Söyle, hemen yanıma gelsin. - Söyleyeyim.

1. SINIFSIZ TOPLUMDAN MİSAFİR

Oklahoma Yatırım teklifine göz atacak mısınız hanımım?

Yarın denizaşırı telgraf gönderebilirim.

Bana hanım demeyi bırak.

Affedersiniz. Henüz alışamadım.

Sibirya'daki komünist kamplarından kaçmış olsa gerek.

Sence?

Henüz bu konuyu açmadı.

Bir baron, alelade bir çalışanla böylesi sırlarını paylaşır mı sence?

Paylaşsa tuhaf olurdu.

Baron Kobersky!

Ne iyi ettiniz de geldiniz.

Evin yolunu nasıl buldunuz?

Şampanya bile getirmişsiniz. Zahmet etmeseydiniz.

İçime doğdu. Sizi aramaya çıktım.

Vejetaryensin diye seni ayaklı marul sanıyorlar.

Asistanımın beceriksizliğini mazur görün.

Protestan bir fabrikatör kızıyım, özümü reddedemem.

Çalışanlarımın da aristokrat olması benim için önemli.

St. Petersburg'daki standartlarınız eminim ki farklıdır.

Bizde hizmetçiler yok artık.

Nasıl yani?

Devrim oldu ya.

Aptal kafam!

Devrimleri gazetelerden okuyunca böyle oluyor.

Meraktan çatlıyorum baronum.

Fabrikatörlerin güzeller güzeli kızları meydanlarda giyotinle idam ediliyor mu?

Zamanında Paris'teki saraylılara yaptıkları gibi hani?

Ediliyor, diyemem.

Terbiyesizlik ettim.

Nahoş anıları tekrar hatırlayın istemem.

Yok canım.

Hem St. Petersburg'un adı artık Leningrad.

Leningrad mı?

Duydun mu Jakob? Dünya ne hale geldi!

Beni uykumda boğ, belki senin de adını bir şehre verirler.

Şaka bir yana,

şu Lenin şehrinde kimbilir ne iğrenç suçlar işleniyordur.

Şehrin adını söylemeye dilim varmıyor.

Leningrad.

Siz o güzel sesinizle söyleyince kulağa şiir gibi geliyor.

Orada olsaydınız bu evi yedi oduncu aileyle paylaşmanız gerekirdi.

Korkunç! Neden oduncu peki?

Misal olarak.

Kelimelerle aranız şahane baron. Tolstoy'dan aşağı kalır yanınız yok.

O eli baltalı gaddarları bahçemi yerle bir ederken hayal edebiliyorum.

Fakat, çağdaş Rus resminin şahaneliğine değinmeden geçemeyeceğim.

Bakın.

Söyleyin bakalım,

komünistler hakkındaki düşünceniz nedir?

Onlardan nefret ediyorum.

Nasıl da tutkuyla söylediniz.

Maketi beğendiniz mi?

Yeni evimin tasarımı.

Bu antika oyuncak bebek evinde nefes alamıyorum.

Telefon bile yok.

Ev çok güzel ama.

Siz geçmişte yaşıyorsunuz baron.

Güvercinle aşk mektubu da yolluyorsunuzdur.

Amerikanvari davranışlarım sizi şaşırttı mı?

Hizmetçinizle masayı paylaşmanız biraz tuhaftı tabii.

Jakob hizmetçi değil ki.

Asistanım.

Ona hanım dedirtmiyorum bile. Buna ne diyeceksiniz?

- Bolşevik'ten hallicesiniz. - Bilakis.

Demokrasimizi anlamıyorsunuz.

Siyaseti bir kenara bırakalım.

Bana tutkularınızdan bahsedin.

Mantar toplamayı severim.

Mantar mı?

Size âşık olmama ramak kaldı baron.

Otelde kalacağım, demeyin sakın.

Yanlış anlamayın ama...

Misafir odası hazır.

Alın size emrivaki.

Kaderinize boyun eğin.

Bana bir kadeh şampanya koyuverin.

Uyku mu tutmadı baron?

Deniz havasındandır. Alışırsınız.

Okuyacak bir şeyler arıyordum.

Baronun başucuna niye kitap koymadın Jakob?

İlk kez sizin gibi bir baron görüyorum.

Salyangoz yemeyi bilmezsiniz,

martini ile şampanya kadehini ayıramazsınız...

Vampir değil.

Yansıması görünüyor.

Sırası mı şimdi?

Kimsiniz, ofisimde ne arıyorsunuz? Anlatın bakalım.

Sakın ola canımı sıkmayın.

Adım Anton Inokentoviç Petuşkin.

Ama bana Lyovoşka derler.

Kestik. 10 dakika ara!

Bu adı yönetmen Ayzenştayn takmıştı.

Elma ağaçlarını çekebiliriz Sergei.

Ne elması?

Aslanları çekelim.

- Sağ ol. - Bırak şu bayrağı.

Ayzenştayn'ı nasıl buldun?

Vertov ile çalışmayı yeğlerim.

Bu bayrak niye yerde?

Affedersin kameraman yoldaş.

Peki Pudovkin?

Kuleşov ile çalışmayı yeğlerim.

- Dovjenko? - Çok iyidir.

Aman be!

Ne aptalsın be Lyovoşka! Ekim 'in adına leke süreceksin!

Lyovoşka, Lev isminin aşağılayıcı haliydi.

Ayzenştayın'ın Ekim filminde

devrim kahramanı Lev Troçki'yi oynamıştım.

Günbatımına 80 dakika.

Sis.

Sis.

Sis!

Affedersiniz yönetmen yoldaş.

Sis makinesinin grev yapası tuttu.

Sabotaj!

Sessizlik!

Herkes yerlerine.

Bir, iki, üfleyin!

Hayatımın en iyi zamanıydı.

Merhaba Lyovoşka.

Merhaba Lyovoşka.

Selam çocuklar.

- Nasılsın? - Çok iyiyim.

Saygın biriydim.

Varlıklı çevrelerdeki yerimi almıştım.

İki renkli gözlerimin önünde bu kapıdan geçti.

Galadan kısa süre önce

Stalin'in stüdyoda, kurgu odasında

Ayzenştayn'ın ziyaretine geldiği hakkında bir söylenti çıktı.

En az bir mühendis kadar gururluydum.

Galadan sonra Yevka'ya evlenme teklifi edecektim.

Galada gördüm ki

Ekim'in son halinde benden eser yoktu.

Troçki'nin Stalin'in gözünden düştüğünden

ve filmden tamamen çıkarılması gerektiğinden haberim yoktu.

Pek tabii, Yevka da artık benimle görüşmeyi göze alamazdı.

İşler epey zorlaştı.

Saklanın, Lyovoşka geldi!

Kimse beni işe almaz oldu.

Ev sahibim, siyasi polisin

Bloodsuckers subtitles in other languages

Commenti

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left