Le prime 200 righe.
Hadi!
Emmy, bak şimdi.
Ben de yaparım!
- Gel buraya. - Gelemem, uçarım!
Hadi!
Olmaz.
Hadi, bir dene!
Hey!
BC Ferries ile yolculuğunuzdan umarız memnun kalmışsınızdır.
Kızlar, yapmayın.
Yapmayın.
Anne, biraz para verir misin?
- Hayır. - Lütfen.
- Hayır. - N'olur, lütfen.
- Ne için? - Dondurma alacağım. 1.99 dolar.
Bilemedim.
Emmy coşmayacağına söz verdi. Değil mi Emmy?
Yemeğe daha var Jude.
Bu melek gibi tatlı surata nasıl hayır denir ki zaten?
Peki, tamam.
Bakalım...
Al şunu.
- Teşekkürler! - Paylaşın ama!
Eğer mutluysan ve farkındaysan
Alkışla
Eğer mutluysan ve farkındaysan
Alkışla
Eğer mutluysan ve farkındaysan
Kesin yüzüne yansır
Eğer mutluysan ve farkındaysan
Alkışla
Eğer mutluysan ve farkındaysan
Ayağını yere vur
Eğer mutluysan ve farkındaysan
Ayağını yere vur
Eğer mutluysan ve farkındaysan
Kesin yüzüne...
İsterseniz verandayı kullanabilirsiniz,
kahvaltı kulübenize getirilecek.
Sonra da seanslar tam 9'da başlıyor.
Harika.
Burası ayrıca ana kulübe.
Bir şeye ihtiyacınız olursa
oraya gidin, birileri size yardımcı olacaktır.
Tamamdır, teşekkürler.
Bak, karınca yok.
Hiçbir şey yok.
Hadi, atla.
- Hazır mısın? - Evet.
İyi geceler tatlım. Bip, bip.
Bip, bip, bip...
- İyi geceler tatlım. - Yakalayamadın.
İyi geceler baba.
Kim biraz daha Alice ister?
Ben, ben!
Peki.
Neden bir kere de benim yatağımda okumuyorsun?
- Çünkü Emmy daha ufak. - Çok daha ufak değil.
Peki o zaman, gel bakalım.
Hadi.
Biraz sıkışacağız artık.
Peki, nerede kalmıştık?
Bulabilir misin?
- Burası. - Peki.
Şu kelime.
"'Bu nereye gitmek istediğine bağlı'
dedi Kedi."
"'Nereye gideceğim çok da önemli değil' dedi Alice."
"'O zaman ne yöne gideceğinin de önemi yok'
dedi Kedi."
"'Herhangi bir yere gitsem yeter'
diye açımlandı Alice."
Açıkladı.
Açıpladı.
Açıkladı.
Açıkladı.
Evet, aferin sana.
Annemin battaniyesini getirdin mi?
Evet, spor çantasında.
Teşekkürler.
Güzel olacak.
Yeni bir şeyler denemek.
Aynen.
İyi geceler.
İyi geceler.
Lütfen.
Olmaz, bacakların çok sıcak.
Ama korkuyorum.
Buradayım ben.
Ayakucunda uyusam olmaz mı?
Olmaz, bacaklarımı uzatamam o zaman.
Korkarsan beni uyandır.
Tamam.
Hazır mısın?
Sıkı sıkı sarıl. Öpücükler.
Burada bekle.
Tamam.
Şuradaki grubun yanına gitmen lazım.
Ama ben ayrılmak istemiyorum.
Merak etme, sonra yine bir arada olacağız.
Bone'u yanına alır mısın?
Tabii ki.
Hoşçakal Bone.
Sus Tyler. Kes sesini.
Hadi!
Peki, hazır mısınız?
Salak gibi düşürmeyin beni sakın.
- Düşürmeyin sakın. - Kes sesini!
Aman be Mike, resmen götümü avuçladın.
Hayır. Tyler yaptı.
Sam o.
Öyle mi? İyi.
Selam millet. Ben Pat.
Carol'ın eşiyim.
Ben...
Carol'ın gayet güzel ifade ettiği gibi
biz...
Buraya gelmeyi çok seviyoruz.
Yani işte...
Çok zinde ayrılıyoruz buradan,
bağımızı kuvvetlendiriyoruz,
bu yüzden...
Kusura bakmayın. Ben...
Bu kadar yol aldığımız için gurur duyuyorum.
Pardon, yeterince konuştum sanırım.
Sizi aramızda görmek her zaman büyük zevk.
Peki...
Sırada kim var?
Siz konuşmak ister misiniz?
Herkese merhaba. Ben Steve...
Ben...
Pardon, bu da eşim Judith.
Şey...
Burada olmamızın sebebi, ilişkimizde bir şeylerin
beklediğimiz gibi gitmemesi,
bu yüzden umarım
burası bize birtakım araçlar sağlar.
Ayrıca ilerlememize yardımcı olacak konuşmalar olur.
Güzel, merhaba Steve.
Tanıştığımıza memnun oldum.
Bir şey merak ettim ama,
ilişkinizde neyin
yolunda gitmediğini biraz daha açar mısın?
Çünkü burada niyetlerimizin açıkça
ifade edilmesi bence çok önemli.
Peki. Bence...
Sanırım eşim daha iyi anlatır.
Yani ben...
Mutluyum ama...
Judith kopuk hissettiğini söyledi.
Biz de yeniden bağ kurmak için buraya geldik.
Şunun üzerine düşün biraz.
Evlilik
hassas bir ekosistemdir.
Doğru. Doğru, aynen.
Ben...
Bunun üzerine düşüneceğim.
Merhaba. Ben Judith.
Buraya gelmek istememin sebebi...
Anlatması biraz zor.
Sorun değil. Acele etme.
Yakın zamanda annemi kaybettim.
Beş ay önce.
Evet. Bir de...
Bilmiyorum, birden...
Birden sorgulamaya başladım.
Kusura bakmayım. Sadece...
Burada olduğum için mutluyum,
sizi tanıyıp ilişkim üzerine çalışacağım için.
Peki. Harika. Hoşgeldin.
Evet, sırada kim var?
Herkese merhaba.
Keşfetmek için can atıyoruz...
Yakaladım!
Yapma bence.
Neden ki?
Mağara hayaletli.
Gerçekten mi?
Evet. Eğer mağaranın içine bakıp
ölmüş birini düşünürsen
sana musallat olur diyorlar.
Öyle değil.
Mağaranın içine girersen öyle olur.
Yerde bir kemik gördüm, kıpırdadı!
Bence dal parçasıydı. Çok karanlık içerisi.
Hayır, kemikti! İnsan kemiği!
Peki, gel hadi.
- Ah, acıdı! - Bir şey yok.
Merak etme. Bende bir şey var. Çok işimize yarayacak.
Sen geç.
Peki. Teşekkürler.
Anata wa nihongo wa hanasemasu ka?
Pardon, anlamadım.
Pardon, Japonya biliyorsun sandım.
Bir zamanlar biliyordum ama...
Doğru. Konuşmazsan unutursun.
Ya sen?
Biraz Japonca biliyorum
ama daha çok Mandarin ve Kantonca konuşuyorum,
biraz da İspanyolca.
No comments yet. Be the first to leave one.