Le prime 198 righe.
ÖZEL TEŞEKKÜRLER: JACKİE SHROFF, DİSHA PATANI
SURİYE
Çeviri: King3000
Hayır, Vikram... Vikram.
Hayır... hayır... kalk!
Bu şekilde ölemezsin.
Kalk dostum!
Bu şekilde ölemezsin.
Kalk artık.
- Bu şekilde ölemezsin. - Ronnie.
Vikram... Vikram.
Vikram!
15 YIL ÖNCE
ESKİ DELHİ, HİNDİSTAN
Yakaladım! Evet! Evet!
Vikram, sen ne cüretle benim uçurtma ipimi koparırsın?
Ne demek istiyorsun?
Ne demek istediğimi sana göstereceğim.
- Vur! - Ne yaptım ki ben?
Bırak onu!
Demek benim uçurtmamın? Buna nasıl cesaret edersin?
Döv onu Bali!
- Bana mı vuruyorsun? - Evet.
Kardeşimi çağıracağım!
Git, çağır, çağır!
Ronnie!
Bakın, küçük kardeşini çağırmış...
Ondan daha büyük birini bulamadın mı?
Vikram, bu küçük adamı nereden buldun?
Bali ile mi dövüşecek? Defol!
Konu benimle ilgili olduğunda, sakin olurum.
Kardeşim söz konusu olduğunda, zarar veririm.
Baba!
Hayır baba, lütfen...
- Sürekli kavga ediyorsun! - Hayır baba, lütfen...
- Hayır baba, lütfen... - O halde üniformayı giy!
- Hadi! - Bir daha olmayacak!
- Polis üniformasını giy! - Bir daha olmayacak...
Baba, hayır!
Her zaman sorun yaratıyor!
Üzgünüm, Ronnie.
Babam seni çok dövdü değil mi?
Hayır kardeşim. Beni dövmüyordu.
Sadece kıyafetlerimin tozunu alıyordu.
Üzülme.
Hadi ama efendim, neden küçüğe bu kadar eziyet ediyorsunuz?
İşkence dediğin şey, aslında sadece ısınmadır.
O daha bir çocuk.
Ama onu şimdi yola sokmazsam, yarın yanlış bir adım atabilir.
Bu doğru.
Ama kavgayı başlatan büyük olandı.
Dolayısıyla o da cezalandırılmayı hak ediyor.
Ben deli değilim.
Büyüğe dokunursam, küçük beni silahımla vurur.
Evet, bu mümkün.
Gidelim.
Vikram, Chaturvedi bana vurdu.
Ama neden sen ağlıyorsun?
İsteseydim ona karşılık verebilirdim.
Ama babaya vurmak uygun değil.
Al, ye.
- Ye. - Çocuklar.
Amca, sen?
Sizi evine götürmeye geldim.
Babam neden gelmedi?
Babanız gelmedi...
...ama üniformalı abilerinizin hepsi burada.
Sadar Çarşısı'nda iki çete arasında çıkan kavga, isyana dönüştü.
Efendim, herhangi bir destek gücü olmadan, silahsız olarak olay yerine gitti.
Ve ortada kalan tüm masum aileleri korudu.
İsyancıların dini, vicdanı ve ahlakı yoktur.
Ama üniformalı bir adamın tek bir yemini vardır.
Vatandaşı korumak.
Görevi ile hayatı arasında, görevini seçti.
Ve üniformaya olan borcunu öderken...
...savaşmaya devam etti.
O korkaklar onu sırtından vurdular.
Ama yaralı olmasına rağmen...
...tek bir ailenin zarar görmesine izin vermedi.
Efendim görevini kanını dökerek..
...yerine getirdi.
Baba.
Oğlum.
- Baba. - Buraya gel oğlum.
Ronnie...
Muhtemelen ilk kez bir baba...
...küçük oğlundan, büyük oğluna bakmasını istiyordur.
Asla onun yanından ayrılma.
Onun sana ihtiyacı var.
Benim fazla zamanım yok.
Sakın ağlamayın.
Ağlamayın oğlum.
Babana söz ver.
Ona bakacağına dair söz ver.
Chaturvedi'ye söz ver!
Ben...
...söz veriyorum.
Baba!
Ronnie!
Bu nasıl mümkün olabilir?
Bize yiyecek bir şeyler getireceğim.
İşte, al.
Bunun neresi adil?
Bağlan şebeke, bağlan!
Bağlan! Bağlan! Bağlan!
Bağlandı!
Pardon, bayan.
Nerede olduğunu biliyor musun?
Burası erkekler tuvaleti.
- Yani, utanmıyor musun? - Utanması gereken sizsiniz.
Bir kızın önünde böyle durulur mu?
Böyle ne demek istiyorsun?
Ama burası erkekler tuvaleti hanımefendi.
Ben ne zaman burasının bayanların özel dans barı olduğunu söyledim?
Ben zavallı, buraya şebeke aramak için geldim.
Ve siz beni suçluyorsunuz!
Ama kardeşim, kibar davranıyoruz...
Hepiniz bir bayanla nasıl konuşulacağını bilmiyorsunuz.
Siz aptalların kullandığınız dile bakın.
Aptallar mı?
Bizim dilimiz mi?
Erkek tuvaletinde miydin?
Ağ. Sanırım bütün kuleler orada.
Ne?
Hadi gidip sıkıcı filmini bitirelim.
Açlıktan ölüyorum.
- Ziyafet çekeceğim. - Evet hanımefendi.
Bir peynirli cips ve patlamış mısır.
Bir de soğuk su.
Tamam hanımefendi.
Teşekkür ederim.
Ne oldu?
- Her şey yolunda mı? - Bilmiyorum.
Bunu aradan sonra öğreneceğim.
Mesele şu ki, bu yorumlamalarda biraz ustalaşıyorum.
- Ne? - Demek istediğim...
Böyle durumlarda biraz huysuz oluyorum.
- Teşekkür ederim. - Affedersiniz...
Dur, dur, dur.
Bu kadar duygusallaşmanın anlamı yok dostum.
Filmler gerçeklikten kilometrelerce uzakta.
Dur, şunu açıklayacağım.
Örneğin, kahramanın girişi.
Yani içeri girdiğinde...
Neden yavaş çekimde geliyor?
Ve bir adam bir düzine adamı tek başına dövüyor.
Bunlardan herhangi biri mantıklı mı?
Sen ne yaptın?
Hemen temizleyeceğim.
Patron seni temizleyeceğini söylüyor...
Ne dedin sen?
Hayır, yani sileceğim.
Hayır, seni yok edeceğini söylüyor.
Bu ne cüret?
Yani sileceğim, sonra temizleyip kuruması için asacağım.
Bu çok fazla, şimdi de seni asacağını söylüyor.
Evet, sen C sınıfı filmin düşük dereceli dublaj sanatçısısın.
Yanlış çevirinle bu basit sahneyi aşırı dramatik hale getiriyorsun.
Size "dramatik" i göstereceğim.
Beni mi? Beni mi yok edeceksin?
Ronnie!
İşte Ronnie.
Rony (Ağla bebeğim).
Ona kim olduğumu söyle.
Buradaki adamın adı Rocky Deli.
İnsanlarla ilgili olan şey şu ki, sürekli bir şeyler söylüyorlar.
Onları fazla ciddiye almayın.
Ben bu bölgenin 'kötü kardeşi'yim.
Muhteşem!
Anlıyorum.
Peki kız kardeşlerin nerede?
Hey! Ne dedin?
- Ne dedin sen? - Bu da ne...
Peki burada ne oldu?
Yanlışlıkla üzerine yiyecek döktüm.
Şimdi dinle, bunun için üzgünüz.
Yolundan çekileceğiz.
Gidelim. Hadi.
Gidelim.
Adam tam bir karmaşa.
Tepsi benim değildi. Kız verince ne yapabilirdim ki?
Bunları unut, ama daha dikkatli olmalısın.
Odak noktam tepsiydi.
O zaman...
Ne oldu?
Ne yapıyorsun?
Ne...
Kan?
Sorun değil. Olabilir.
Bırak. Hadi gidelim.
Sana vuran mı oldu?
Unut gitsin Ronnie. Hadi gidelim.
Vikram, sana kim vurdu?
'Neden bana vuruyorsun?'
'İşte sana bir tane daha.'
- 'Beni asacak mısın? - Ona bu şekilde vuramazsın.'
Unut gitsin.
Hadi eve gidelim.
No comments yet. Be the first to leave one.