Fresh

Fresh

Unduh Subtitle Turkish

Informasi rilis

Fresh 2022 1080p HULU WEB-DL DDP5 1 H 264-CMRG
Komentar oleh sub.Trader
Mustafa Hamit Çalışkan

Tag

Web-DL
web-dl
web
WEB-DL
1080
Diterbitkan pada: 2022-03-04
Unduhan: 37
Tuna Rungu: No

Pratinjau subtitle Turkish

200 baris pertama.

Ne?

-Kızım, siktir et. Terk et gitsin. -Biliyorum. Sanki...

Ödemeyi umursamıyorum. Ama çıkmaya başlamak için garip bir yol.

Aynen. Çocuklarına şöyle mi söyleyeceksin?

"İlk buluşmamızdan önce çok romantikti.

'Bilgin olsun, burada sadece nakit geçiyor.' diye mesaj attı." Hayır.

-Mekâna geldim. -Kızım...

Gerçekten acıktım.

Umarım iyi bir hikâye olur.

-Sonra ara beni. Seni seviyorum. -Tamam. Ben seni daha çok seviyorum.

-Hoşça kal. -Hoşça kal.

-Hoşça kal. -Hoşça kal.

Tamam, hadi yapalım şu işi.

Acı sosa bayılırım.

Evde bulduğum her şeye koyarım.

Pizzadan tavuk kanadına kadar her şeye.

Hem de reflü yaptığı hâlde.

Ağzıma kadar gelir, kusacakmış gibi olurum.

-Yani... -Evet. Berbat bir şey.

Ama çok severim, o yüzden...

-Evet. -Evet.

Ben wasabi severim

ama Meksika baharatları benim için çok acı.

-Evet. Anlıyorum. -Evet.

Evet.

-Ne? -Aklıma çılgınca bir düşünce geldi.

Bence ebeveynlerimizin kuşağındaki kadınlar

giyimlerini, nasıl göründüklerini

çok önemsiyorlardı.

Kadınsılığa çok önem veriyorlardı. Anlatabiliyor muyum?

Bugünlerde ise

kızların giydiği her şeyin ölçüsü çok büyük. Battaniye gibi.

Anlatabildim mi? Anlıyorsun, değil mi?

Bence elbise giysen harika görünürsün.

Kazak yakışmamış demiyorum ama eğer...

Bitti mi?

Evet, bitti. Teşekkürler.

İyi. O zaman bunu paketleyin.

-Teşekkürler. -Bir şey değil.

Nakit getirdin mi?

Evet. Hatırlattın, bu yüzden...

Kardeşim kalmaya geliyor.

Sorun olmazsa şu kalanları alayım.

-Bahşiş için sen... -İyi. Hayır. Peki.

...birkaç dolar daha az ver.

Eğer bu mantıklıysa.

Atkın eriştenin içine girdi.

Siktir. Kahretsin.

Bu atkıyı çok severim. Affedersin.

Çabuk, gel. Maden suyu var mı?

-Maden suyu. -Evet.

-Köpüklü. Köpük bilir misin? -Evet.

Bir de limon, lütfen.

Anladı mı bilmiyorum. İngilizce bildiğini sanmıyorum.

Eğlenceliydi.

-Gerçekten çok tatlısın. -Teşekkür ederim.

Evet. Bunu bir ara tekrar yapmalıyız.

-Şey, bak Chad... -Evet.

Uyuştuğumuzu sanmıyorum.

Kibar olmaya çalışıyordum.

Doğrusu tipim bile değilsin. Yani...

-Tamam. -Komik mi bu? Komik mi? Evet.

Tamam. Erkek bulmada iyi şanslar. Kendini beğenmiş sürtük.

Bu ne lan?

Kahretsin.

Aptal geri zekâlı.

Lütfen ona mesaj atıp şöyle yazar mısın?

"Seni de çirkin atkını da sikeyim kaltak."

Keşke bunu o an düşünseydim.

Orada bir geri zekâlı gibi durdum.

-Hadi değişelim. -Peki.

-Sen nasıl yapıyorsun, anlamıyorum Mollie. -Neyi?

İnsanlarla çıkmayı.

Sonunda hep yalnız kalıyorum. Ki bu arada benim için sorun değil.

Noa. Bu ne?

Bir erkeğe ihtiyacın yok, tamam mı? Ya da herhangi bir kişiye.

Sadece siktiğimin Disney filmlerinden beri böyle yetiştirildik.

-Evet. Sikeyim Ariel'i. -Siktir et onu.

Bir erkek için denizi terk etti sürtük. Olacak şey mi?

-Güzel'i de sikmişim. -Evet. Çirkin'i de. O benim.

Sensin. Hakla onu.

Vakit tamam millet.

Bugün çok iyi iş çıkardınız. Ciddiyim.

Şimdi kendinizi alkışlayın.

Harika iş çıkardınız.

-Güçlüsün. -Güçlüsün.

-Bak ne kadar güçlüsün. -Şuna bak.

Selam tatlı şey, n'aber?

Pek bir şey yok. Köpek tatlıymış. Adı ne?

Ringo. Ne giyiyorsun?

Hadi vücudunu göster. Seni sırılsıklam yaparım.

Siktir.

Bunlardan hiç yedin mi?

-Üzüm mü? -Hayır. Pamuk Şeker üzümleri.

Tadı tıpkı onlar gibi. Şaka yapmıyorum.

-Gerçekten mi? -Evet.

Kız kardeşimle yeğenime söyledim. "Olamaz. Siktir." dediler.

Şimdi onlara giderken götüreceğim.

-Yeğenin sana "Siktir" mi dedi? -Evet. Dört yaşındakiler çılgın oluyor.

Pekâlâ.

Bana inanmadığın belli. O yüzden bir tane tatman gerekiyor.

Ucube olduğumu düşünmeni istemiyorum.

Peki.

-Değil mi? -Vay canına!

-Bilim. -Evet. Bastır bilim.

Buralarda mı yaşıyorsun?

Çünkü ben altıncı koridorda yaşıyorum.

Meyve bölümüne

oradaki güzel insanlarla havadan sudan konuşmak için geliyorum.

-Berbattı. -Biraz berbattı.

-Çok özür dilerim. -Sorun değil.

-İyi geceler. -Sana da.

Biliyor musun? Siktir et.

Zaten mahvettim. Bu yüzden devam edeceğim.

Numaranı alabilir miyim?

Kız kardeşimle yeğenime anlatacak bir hikâyem olsun istiyorum.

Çünkü sanırım üzümler hakkında konuşacağız.

-O zaman... -Tabii. Evet.

O zaman benimle aynı şekilde düşünen biriyle tanıştığımı söyleyebilirim.

Tabii. Mantıklı, evet.

Tamam.

İstersen haftaya burada buluşup brokoli hakkında konuşuruz.

Kulağa iyi geliyor.

-Sis. -Yağmur ormanı.

-Biraz sis olması her zaman iyidir Noa. -Evet, gizem.

Evet. Ben Steve.

-Tanıştığımıza memnun oldum. -Ben de.

Sana mesaj atmayacağım ama gerçekten istiyorum.

-İyi geceler. -İyi geceler.

-Ne? -Evet.

-Numaranı mı? -Evet.

-Bir markette mi? -Evet.

-Geçen gece mi? -Evet.

Bana bugün mü söylüyorsun?

-Arkadaşım olduğunu sanırdım. -Hayır, sadece biraz tuhaf gelmişti.

-Tatlı ve komikti ve... -Peki.

Gerçek hayatta insanların insanlarla tanıştığını düşünmüyordum.

-Muhtemelen evlidir. -Bunun için teşekkürler.

-Evet, muhtemelen evlidir. -Muhtemelen.

Şimdiden mesaj atmadığını düşünmeye başladım.

Kadınlarla çıkmanın sevdiğim yönlerinden biri bu.

Daha az oyun, daha fazla duygusal bağımlılık oluyor.

Bu yüzden oyun oynama, başından itibaren sadece kendin ol.

Belki. Daha sonra bana uğrar mısın?

Biraz duygusal bağımlılık işime yarayabilir.

Duygusal bağımlılığım ucuz değildir şekerim, inan bana.

-Merhaba. -Selam. Nasılsın?

-İyi, teşekkürler. Sen nasılsın? -İyi.

-Burası gerçekten güzel. -Evet.

Ayılar...

Pis ama tarz bir yer.

Kesinlikle.

Selam.

-Ne istersiniz? -Selam.

Bir Manhattan alabilir miyim? Kirazı çok bol olsun lütfen.

-Kiraz. Hoşuma gitti. -Kiraza bayılırım.

Bundan bir tane daha istiyorum. Sağ ol.

Anlaşıldı. Al bakalım.

-Teşekkür ederim. -Bir şey değil.

-Merhaba. -Selam.

-Ben Steve. -Noa.

Pekâlâ, aptalca sorular geliyor.

Nerelisin?

-Aslen Doğu Yakası'ndanım. -Güzel.

Peki ya sen?

-Teksaslıyım. -Güzel. Seni buraya ne getirdi?

-İkinci ihtisasım. Evet. -İhtisas.

-Doktor musun? -Doktorum. Evet.

-Evet. -Etkileyici.

Rekonstrüktif cerrahi üzerine çalışıyorum.

Yani estetik cerrahi.

-Evet. İşte o. Sadece bir tane var. -Doğru. Tamam.

-Ama hepsi burun ameliyatı değil. -Tabii ki. Şey de var...

-Meme işleri. -Meme işleri.

-Kalça kaldırma. -İmplant.

-Yüz gerdirme. Evet. -Yüz gerdirme.

Ama bazen birine yardım edebiliyorum ki bu iyi bir şey.

Geçen gün kaza geçirmiş

bir çocuk getirdiler. Çok kötü yanmıştı.

Yani o da var.

-Şaka yapıyordum. Özür dilerim. -Teşekkür ederim.

-İnanılmaz. -Dert etme.

Bu kadar yeter mi?

-İstediğin oldu mu? -Evet.

-Çünkü hepsi bu kadar. -Peki. Pardon.

Mükemmel.

-Birkaç tane demek istemiştim. Sağ ol. -Şerefe.

Peki ya ailen?

Kardeşim yok, babam uzun süre önce öldü.

Annemin nerede olduğunu bilmiyorum çünkü konuşmuyoruz.

-Evet. -Üzüldüm.

Sorun değil.

Peki ya senin ailen?

Babam Teksas'ta, annem vefat etti.

Yani... Ama...

-Üzüldüm. -Sorun değil.

Ortak bir noktamız var sanırım.

-Evet, ölü ebeveynler. -Evet.

-Mükemmel. -Harika.

Hadi buna içelim.

More Turkish subtitles for Fresh

Komentar

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left