Marathon

Marathon (말아톤)

Unduh Subtitle Turkish

Informasi rilis

Marathon 2005 KOREAN ALL WEBRip / NF
Komentar oleh tedi
Retail NF Fix common errors

Tag

webrip
web
BRip
Diterbitkan pada: 2021-12-07
Unduhan: 17
Tuna Rungu: No

Pratinjau subtitle Turkish

200 baris pertama.

Afrika'daki Serengeti düzlüklerinde

sayısız otobur hayvan

birlikte yaşar.

Her sene çiftleşirler ve yavruları olur.

Yeni doğmuş bebeğiyle birlikte olan

şu anne zebraya bakın.

Bebeğine, vahşi doğada

nasıl hayatta kalınacağını

öğretecek.

KAPALI

- Ama vahşi doğada hayatta kalmak... - Cho-won.

- ...kolay değil. - Başka bir yoldan gitmeliyiz.

- Tehlike her yerde. - Buradan geçemeyiz.

- Yavrularının etrafında. - Sana buradan geçemeyiz, dedim.

Uslu dur, Cho-won.

Bir lokma daha alırsan sana bir sürprizim var.

Bir lokma daha!

Cho-won,

o ne?

O ne?

"Yağmur."

Tekrar et. "Yağmur."

Annenin dediğini tekrar et. "Yağmur."

"Şakır şakır yağmur yağıyor."

Bu ne? "Yağmur."

Tekrar et. "Yağmur."

"Şakır şakır yağmur yağıyor."

"Şakır şakır yağmur yağıyor."

"Yağmur" de.

"Şakır şakır yağmur yağıyor."

Söyle.

Neden söyleyemiyorsun? Dilsiz değilsin ki.

"Şakır şakır yağmur yağıyor."

Yine de

Serengeti düzlükleri

dünyada vahşi hayatın hâlâ yaşandığı

birkaç yerden biri.

Orada anneler, yavrularını otlaması

ve özgürce koşması için salabiliyorlar.

Uzun bir süre önce,

dünyanın her yeri bu durumdaydı.

Büyük bir köpek

seni kovalıyor.

Nasıl hissederdin, Cho-won?

Mutlu mu?

Üzgün mü?

Kızgın mı?

Yoksa korkmuş mu?

Sana demedim mi?

Baban çok uzaklarda, seyahatte.

Nasıl hissederdin, Cho-won?

Mutlu mu?

Üzgün mü?

Kızgın mı?

Yoksa korkmuş mu?

Annen hastalanmış, hastanede yatıyor.

Nasıl hissederdin?

Mutlu mu?

Üzgün mü?

Kızgın mı?

Korkmuş mu?

Otizm bir hastalık değil.

Bir engel.

İlaçla ya da ameliyatla tedavi edilemez.

Duygularını dışa vuramayıp, iletişim kuramıyor olmaları

sosyal hayatlarını engelliyor.

İnsanların arasına karışmakta zorlanmaları onların en büyük sorunu.

Bu durum ailelerini de

çok yıpratıyor.

- Sorun ne? - Cho-won kayıp.

- Ne? - Ne yapacağız?

Cho-won!

Cho-won!

Cho-won!

Cho-won!

Cho-won.

Tamam.

Daima birlikte olacağız.

Ölene dek.

Ağaç.

Buna "ağaç" deniyor.

Güneş ışığı.

Güneş çok güzel parıldıyor.

Dere.

Güzel, değil mi?

Rüzgâr.

Bu, rüzgâr.

Rüzgâr.

Kalbin çok hızlı atıyor.

Kalbin

küt küt atıyor.

Benimki de öyle.

Kardeşininki de öyle.

Herkes aynı.

Senin de diğerlerinden

bir farkın yok.

Bacakların?

Çok değerli.

- Vücudun? - Çok iyi.

Bacakların ne?

Çok değerli.

"Yapabilirim."

Söyle. "Yapabilirim."

- Yapabilirim. - Daha yüksek sesle.

Yapabilirim!

Hadi.

Hadi!

- Hadi. - Hadi.

HAN NEHRİ ON KİLOMETRE YARIŞI

Engelli olmasına rağmen mükemmel bir performans gösterdi.

Lütfen kocaman alkışlayalım.

NEW BALANCE HAN NEHRİ YARIŞI

Hadi bakalım. Kameraya bak.

Kupayı biraz indir.

İşte böyle.

Şimdi gülümse.

Hadi, kocaman gülümse.

Gülümsemeye devam et.

- Çok iyi. - Her gün çalış.

Dersleri asmak yok.

Aynen öyle oğlum. Çok zekisin.

Hayvanlar Âlemi saat altıda.

Korkma, geç kalmadık.

Hayvanlar Âlemi.

Pekâlâ.

Merhaba, Jung-won.

Eve mi geldin?

Sana söylemiştim. Dönem arasına girdik.

Açsındır. Sana bir şeyler hazırlayayım.

Yemek yedim.

Havluları yıkar mısın?

Babam aradı.

Önümüzdeki hafta da gelemeyecekmiş.

Programa 30 saniye kaldı.

Küçük kardeşlere eğilerek selam verilmez.

Küçük kardeşlere eğilerek selam verilmez.

Afrika'daki Serengeti düzlüklerinde

sayısız otobur hayvan birlikte yaşar.

Zebralar sürü hâlinde yaşarlar. Antiloplar ve zürafalar...

- Dik otur. - Tamam.

Düşmanları, aslanlar ve leoparlardır.

Hamilelikleri bir yıl sürer ve bir seferde tek bir yavruları olur.

Han Nehri On Kilometre Yarışı

On kilometrelik bir yarışa katıldım. Üçüncü oldum.

Aferin

Öğretmenim çarşamba günü görüşmek istiyor.

Neden?

Danışmanlık falan.

Cho-won'un o gün yüzmesi var.

Sana bununla ilgili ne demiştim?

"Sana ne demiştim?"

Yemek yerken gaz çıkarıyor muyuz, çıkarmıyor muyuz?

Bilmiyorum.

Peki.

Beni dinlemiyorsun.

Sana büyük bir iğne lazım.

Çantamı getir.

İğne yok.

Pekâlâ.

O zaman yemek yerken gaz çıkarmamalısın.

Gazını dışarıda çıkar, yoksa iğne yaparım.

İğneyi sevmiyorum.

Değil mi? Dışarıda gaz yap.

- "Dışarıda gaz yap." - Aynen öyle.

Merhaba.

TAEHUNG TERZİSİ

Takım elbise.

Çantasını tutmuş.

Onu kapkaççı sanmış.

Çok üzgünüm.

Zebra desenini seviyor.

Muhtemelen yakından görmek istemiştir.

Benden özür dilemenize gerek yok.

Ona öğretin. Bu ilk sefer değil.

Çok üzgünüz.

Tanrım.

Aklından ne geçtiğini nasıl biliyorsunuz?

Normal birine benziyor.

Paranın ne olduğunu bilmiyor.

Çantanın pahalı olduğunu biliyor olmalı.

Yepyeni.

Onu evden çıkarmamalısınız.

Diğer insanlar için bir tehdit.

Onu bir tımarhaneye ya da tesise falan gönderin.

- Para üstünü aldın mı? - Evet.

Ne kadar?

Bir gimbap sarması 2.000 won ediyor.

2.000 won ediyor.

- Toplamda 6.000 won. - 6.000 won.

10.000 won eksi 6.000 won, yani 4.000 won.

- 4.000 won. - Bak bakalım 4.000 won var mı?

Tesis mi? Tımarhane mi?

O ne bir suçlu ne de bir deli.

Çantan ne kadar pahalı olursa olsun oğlumun ilgisini çekmiyor.

O yüzden ağzından çıkanlara dikkat et, tamam mı?

Bana oğluma ne yapacağımı söyleme.

Ne cüretle bunu suratına söylersin? Bak.

O her şeyi hatırlar.

Senden çok daha akıllı.

"Köfte, peynir, sosis, ketçap,

Komentar

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left