Les 200 premières lignes.
Bu hikaye ne bir suçlama ne de bir itiraf.
Bir macera olmadığı da kesin, çünkü ölüm, onunla yüz yüze gelenler için
bir macera değildir.
Bombalardan kurtulmayı başarsalar da, savaşın yıkımına uğramış olan
bir nesil adamın hikayesini anlatmaya çalışacak.
- Otuz bin. - Ruslardan mı?
Hayır, Fransızlardan.
Her gün daha da fazla sayıda Rus ele geçiriyoruz.
Postacı Bey.
Savaş savaştır, içki de içkidir ama işimize bakmaya devam etmeliyiz.
Bu sabah henüz postayı getirmedin.
Özür dilerim Bay Meyer.
Merhaba Himmelstoss. Bugün bize bir şey getirdin mi?
- Hayır, hayır Küçük Bey Peter. - Hadi, mutlaka bir şey olmalı.
Al, al bakalım kerata.
İşte. Nasıl olsa, bu son mektup dağıtışım.
- Ne? - Yarın üniformam değişecek.
- Orduya mı katılıyorsun? - Evet, göreve çağrıldım.
Yedek askerler bölümünde çavuşum.
Birkaç ay içinde savaş bitmezse ben de çağrılacağım.
- Bitecek ama. - Eminim haklısınızdır Bay Meyer.
...ve ülkemizi, anavatanımızı
savunan güçlü orduya katılın.
Şimdi, sevgili sınıfım, yapmamız gereken bu.
Tüm gücümüzle saldırmak.
Yıl sonuna kadar
zafer kazanmak için gücümüzü sonuna kadar kullanmak.
Bu konuyu istemeden yeniden açıyorum.
Siz anavatanınızın hayatısınız çocuklar.
Siz Almanya'nın demir adamlarısınız.
Göreve çağrıldığınızda düşmanı geri püskürtecek
hayat dolu kahramanlarsınız.
İçinizden birilerinin ayağa kalkıp ülkesini savunmaya
gönüllü olması gerektiğini ima etmek bana düşmez.
Ama aklınızdan böyle bir şey geçiyor mu diye merak ediyorum.
Okullardan birinde
erkek öğrencilerin sınıfta ayağa kalkıp
toplu halde gönüllü askere yazıldığını duydum.
Ama elbette burada öyle bir şey olacak olsa,
beni gururlandığım için suçlayamazsınız.
Belki kimileri diyecektir ki,
henüz savaşa gitmenize izin verilmemeli,
yaşınız çok küçük, evinizden, anne babanızdan
koparılmamanız gerek.
Babalarınız, sizin yerinize anavatanlarının yok olmasına
izin verecek kadar vatanlarına karşı umursamaz mı?
Analarınız, onlara can veren toprağı savunması için
evladını gönderemeyecek kadar güçsüz mü?
Ne de olsa azıcık deneyim, bir erkek çocuğu için
hiç de fena olmaz, değil mi?
Üniforma giyme onurundan
kaçılır mı hiç?
Hem genç hanımefendilerimiz o üniformaları giyenleri onurlandırıyorsa,
bu utanılacak bir şey midir?
Hiçbir zaman kahramanlar gibi pohpohlanmayı arzulamadığınızı biliyorum.
Bu asla benim öğrettiklerimin bir parçası olmadı.
Kendimizi kanıtlamaya çalıştık
ve takdiri başkalarına bıraktık.
Ama savaşta ön cephede yer almak,
küçümsenecek bir erdem değil.
Savaşın çabuk sona ereceğine inanıyorum,
az kayıp olacak.
Ama kayıp vermemiz gerekecekse,
yabancı topraklarda savaş halindeyken
birçok Romalının dile getirmiş olduğu kesin olan
şu Latince deyişi unutmayalım:
"Dulce et decorum est pro patria mori."
"Vatan uğruna ölmek tatlı ve şerefli bir şeydir."
Bazılarınız başka işler başarmayı hedeflemiş olabilir.
Yazar olmaya hevesli, çok yetenekli genç bir adam tanıyorum,
üstatların eserlerinden aşağı kalır yanı olmayan
bir trajedinin ilk perdesini yazdı.
Sanıyorum, Goethe ve Schiller'in
izinden gitmeyi hayal ediyor
ve umarım bunu başarır.
Ama şu anda vatan çağırıyor.
Anavatanın öncülere ihtiyacı var.
Ülkemiz için yapacağımız bir defaya mahsus bu büyük fedakarlıkta,
kişisel hırslar bir kenara konulmalı.
Hayatlarınız için ne şanlı bir başlangıç.
Şerefle dolu savaş alanı sizi çağırıyor.
Neden buradayız?
Sen, Kropp, seni alıkoyan ne?
Ya sen Mueller, sana ne kadar ihtiyaçları olduğunu biliyor musun?
Bakıyorum liderine bakıyorsun.
Ben de sana bakıyorum Paul Bâumer
ve ne yapacağını merak ediyorum.
- Gideceğim. - Gitmek istiyorum.
Bana güvenebilirsiniz.
- Bana da. - Hazırım.
Evde durmayacağım.
Beni takip edin! Askere yazılın!
- Artık okul yok! - Artık okul yok!
- Korkak olma. - Hadi Behn!
Birlikte hareket etmeliyiz. Yapmamız gereken bu.
- Beraberliğimizi bozmayalım. - Hadi Behn.
Tamam. Tamam.
- Gideceğim. - İşte böyle!
Gidelim!
Şarkı söyleyelim! Hadi!
Sırayı bozmayın askerler.
Emredersiniz komutanım.
Asker, dur!
Sola dön!
Üniformanı giy, göreve hazır ol. Dağılın.
Bahse girerim böyle bir yerde iyi forma girersin.
Uzun yürüyüşler için formda olman gerek.
Ben süvari sınıfına katılıp ata bineceğim.
Ben süvari sınıfına katılmam.
Çatışmayı piyade sınıfında görürsün.
Silahlar nerede oluyor? Ben onu merak ediyorum.
Uzun bir müddet silahın olmayacak.
Düşmanı gebertmek için pratik yapmam gerek.
Ben süngü istiyorum.
Al sana madalya Mueller.
Bekle de gör. Bir ay sonra, her yerim madalyayla kaplı olacak.
Çek o çizmelerini üzerimden.
O çizmelerin üzerinde olması senin için şereftir.
Ordudaki en iyi çizmeler. Onları bana amcam verdi.
Şu özel olarak ithal edilmiş deriye bak.
Yüzümün dibine koyma da nereye koyarsan koy.
Bu halimle bir mutfak hizmetçisi bile yüzüme bakmaz.
Dikkat!
Şu işe bak... Himmelstoss bu!
- Evet, o. - Üniformasını da giymiş.
Merhaba Himmie. Beni bu kadar çabuk göreceğini tahmin etmemiştin, değil mi?
- Rütbemi görüyor musun? - Tabii.
Geri çekil o halde!
Himmelstoss, seni gördüğümüze sevindik.
Ne dedin?
- Diyecektim ki... - Boş ver!
Neyin var Himmelstoss?
Senden üst rütbedeki biriyle konuşurken "efendim" diyeceksin.
- Bu güzel üniformayı nereden bulmuş? - Bize mektup var mı Himmie?
- Sessizlik! - Sevgili dostum, bağırıyorsun.
Hadi Himmelstoss. Seni tanıyoruz. Bırak şu yapmacık tavırları.
- Sanırım sen ciddisin. - Ciddi miyim, değil miyim görürsünüz.
Ama daha üç gün önce bizim postacımızdın.
Sessizlik!
Gel buraya!
Sıraya girin!
Sıraya girin! Bir tür sıra oluşturun! Düşünmeyin bile.
Hepiniz! Sıraya girin dedim!
Ne hoş bir manzara.
Sıraya girmek nedir, hiç duymadınız mı?
Yüzünüze gözünüze bulaştırdınız.
Belli ki size öğretmem gerekecek.
Demek bütün günü buna harcayacağız.
Aptal olabilirsiniz ama buna alışığım.
Başka şeyler de olacak.
Sizi ihmal etmeyeceğim.
Henüz pek işe yaramazsınız ama elimden geleni yapacağım.
Görüyorum ki buraya gelirken ufak bir yanlış anlama olmuş,
bunu da düzelteceğiz, değil mi?
İlk yapacağınız şey bildiğiniz her şeyi unutmak.
Öğrendiğiniz her şeyi unutun! Anlıyor musunuz?
Ne olduğunuzu unutun, ne olacağınızı sanıyorsanız onu da unutun.
Asker olacaksınız, hepsi bu!
Bu ana kuzusu halinizden eser bırakmayacağım. Sizi kurda çevireceğim.
Sizi ya asker yapacağım ya da öldüreceğim!
Şimdi, selam dur!
Hazır ol!
Kıta, yere yat!
Yere yat!
Başını eğ!
Başını eğ Bâumer!
Kıta, kalk!
İlerle!
Şimdi, şarkı söyle!
Siz buna şarkı söylemek mi diyorsunuz?
Kıta, dur!
Hiç ruhumuz yok, öyle mi?
Eğlence havasında değiliz.
Çalışmak istiyoruz. Güzel!
O zaman işimize geri döneriz.
Kıta, yere yat!
Başını eğ.
Şimdi, şarkı söyle!
Dur asker!
Tüfekle hazır ol!
3.00'te teftiş var. Paydos!
Domuz herif! Hiç boş zamanımız olmayacak demektir.
Teftişe hazır olmak dört saat alır.
- Acaba beyninden ne geçiyor? - Beyni yok onun!
Kafasını kesip var mı, yok mu öğreneceğim.
Fazla kalın kafalı. Kesemezsin.
Onun yüzünden dördüncü kez zavallı kızı hayal kırıklığına uğratıyorum.
Tüfek!
Tüfekle hazır ol!
Tüfek omuza!
Bölük, sağa. Sağa, uygun adım marş!
Sol, sol, sol, sol.
Sıra ol, sola, uygun adım marş!
Sola, dikkat...
Bölük, sola uygun adım marş!
İleri, marş! Sol.
Kıta dur!
Selam dur!
Himmelstoss.
Mükemmel çalışma. Yarın cepheye gidiyorlar.
No comments yet. Be the first to leave one.