Ang unang 200 linya.
AMAZON ORMANI, BREZİLYA
Karadan devam edemeyiz.
Bir tekneye ihtiyacımız var.
Birkaç gün yeterli olmalı.
Burada olmamalıyız.
Orman bizi burada istemiyor.
Bir şey var...
Bunu yapmak zorundayız.
Bizi bekleyen şey hayatımızı değiştirecek.
Tamam. Tek başıma gideceğim.
Ana.
Bunu sakın yapma!
O kadın burada.
Botlara doğru gidelim!
Hadi çabuk ol! Gidelim!
Ver elini. Elimi tut!
ANAKONDA @asilruh Keyifli seyirler...
Dolunayın yakın planı.
Süt beyazı. Neredeyse sarı.
Sonra aşağıya iniyoruz
ve huzurlu bir yerleşim bölgesindeki yolu kadraja alıyoruz.
Bahçeli bir dizi villayı geçiyoruz
ve bir rögar kapağında duruyoruz.
Birdenbire açılıyor!
Büyük ve pullu bir yaratık sürünerek çıkıyor...
hızlı, aç ve kesinlikle insan değil,
ve burada ritmik bir müzik başlıyor.
Canavarın sırtındayız...
ve tehditkâr şekilde mavi bir eve doğru sürünüyor.
Bir dakika. Affedersiniz.
Bizim düğün videomuzdan mı bahsediyorsunuz?
Evet, ama ben onları video değil, kısa film olarak görüyorum.
Sanırım bu düşündüğümüz şey değildi.
Biliyorum, biraz alışılmadık ama...
Karen ve Bart için yaptığınız işi beğendik.
Nehir boyunca,
- zıplayıp birbirlerine çak yaptıklarında! - Harikaydı!
Ve şarkıya bayıldım.
Hayat bitene kadar beklemek istemiyorum
Hemen bilmek istiyorum Ne hissettirdiğini
- Biliyorsun. Evet. - Çocuklar. Dinleyin.
Siz hoşsunuz. Kendinizi korku hayranı olarak tanımladınız
ve düşündüm ki: "Ben korkuya bayılırım!"
Özel bir şey yapabiliriz. Anlıyor musunuz?
Bu, ömür boyu izleyeceğiniz bir film olacak.
Ama bu bir film değil, Doug.
Bu bir düğün videosu ve biz sadece küçük bir zıplayış istiyoruz.
- Evet. - Bizi memnun edebilir misiniz?
Biraz heyecanlanmam sorun olur mu? Tamam mı?
- Evet. Çok daha garip şeyler gördüm. - Güzel.
Repliği şöyle mi desem daha iyi:
"Onun görüşü bulanık, bu şu anlama gelebilir..."
yoksa şöyle mi: "Onun görüşü bulanık, bu şu anlama gelebilir..."?
Ya da özel bir aksan yapabilirim...
Provadaki gibi yapman daha iyi olur.
- Evet. - Evet.
Son işten bu yana biraz zaman geçti, iyi görünmek istiyorum.
- Tabii. - İstiyorum...
Zor bir ortam.
Affedersiniz.
Doktor numara 3, hazırız.
Yatırın.
Teşekkürler, Donna.
Eğer bir gün hırdavat malzemesine ihtiyacın olursa,
sana çalışan indirimi verebilirim. Soru sormazlar.
Teşekkürler. On cc daha tramadol.
Burada neyimiz var?
Görüşü bulanık,
- bu şu anlama gelebilir... - Optik nörit (Göz siniri iltihabı).
Onu eledik.
- Kestik! - Kestik!
Dostum, neden o aksan?
Normal konuş.
- Hemen tekrar yapalım. - Hazırız.
Görüşü bulanık, bu şu anlama gelebilir...
Kestik! Daha hızlı, anladın mı? Bu kez daha hızlı.
Görüşü bulanık, bu şu anlama gelebilir...
Kestik! Bu herifi kovalım. Bana başka birini bulun.
NEFES ALMADAN BAĞIRAMAZSIN
ANAKONDA NEFESİNİ KESECEK
Griff, ben Doug. Annenle markette karşılaştım.
Sana önemli bir rol vermişler. Seninle gurur duyuyorum.
Burada Buffalo’da herkes seni özlüyor.
Seni seviyorum. Bizi görmeye gel, hadi!
Tanrım, Jerry!
Doug, bu kanalizasyon canavarı hikâyesi de ne?
Ah, kahretsin.
Anlıyorum, bu çocukken hayalini kurduğun iş değil.
Ama hayaller geçer.
Ben yakında emekli olacağım.
Sadece zaman meselesi, bütün bunlar senin olacak.
- Gerçekten mi? - Evet.
Etrafına bak. İyice gözlemle.
Ve hayal et.
İşleri düzgün yaparsan, çok iyi bir hayat kurarsın.
Sekizlik bir hayat, belki sekiz buçuk.
Doğum günün için hiçbir şey yapmak istemediğine emin misin?
Eskiden her altı ayda bir kutlamak isterdin.
Hadi bir bira içelim.
Ya da başka bir şey.
Dağcılık belgeselini izleyelim.
Kadının düşüp öldüğü belgesel mi?
Evet.
Tamam o zaman Maldivler’de nefes almadan dalan dalgıç belgeselini izleyelim.
Ve sonra boğuluyor mu? Tanrı aşkına, Doug.
O zaman bir “edible” yiyelim ve uyuyalım.
Sürpriz!
Aman Tanrım, Malie. Hayır!
Evet. Sen büyük partileri seversin.
Baba, yüzünü gördüm!
- Sen biliyor muydun? - Fikir benimdi zaten.
Montunu al, teşekkürler.
Hey! Nasılsın?
- Doğum günün kutlu olsun! - Aman Tanrım, Kenny. Sırtım!
- Özür dilerim. - Bunlar… olamaz mı?
Aynı losyon ve aynı sepet.
“Losyonu sepete koy!”
- eBay. - Vay canına, bu delilik.
Evet, tam anlamıyla delilik.
- Doğum günün kutlu olsun. - Buraya geldiğin için teşekkürler, Claire.
Buffalo’yu bu mevsimde seviyorum: kar çamuru, hipotermi.
Peki ya Trent?
Burada değil.
Artık hiç olmayacak.
Diş hijyenistiyle birlikte oluyor.
Her neyse, bu gece buradayız senin için, tatlım.
- Benim için. - Senin için.
Geldin! İşte buradasın. Aman Tanrım.
- Ne kadar uzun zaman oldu! - Seni görmek harika. Evet, çok uzun zaman.
Doğum günün kutlu olsun.
Geldiğin için teşekkürler.
- Kaçırabilir miydim? Hayır. - Yenilikleri bilmek istiyorum.
Yıllar önce, hevesli genç sanatçılardan oluşan bir grup tek fikri benimsedi.
Bu fikir ne çok özgün ne de çok değerliydi,
ama tamamen onlara aitti.
Ve böylece, onu gerçeğe dönüştürmeye karar verdiler.
O halde, daha fazla gecikmeden,
işte size tamamen orijinal, hiç değiştirilmemiş bir kopya,
13 yaşındaki Doug McCallister’ın başyapıtı: Kocaayak.
- Ne? Hepsi kaybolmamış mıydı? - Hadi ama!
Garajdaydı, videokaset oynatıcının içindeydi.
Çocuklara uygun mu?
Kimin umurunda?
Okulda izlenmesi için küfürleri bipletmişlerdi.
Ve sebepsiz yere,
biz “18 yaş altına yasak” demiştik.
- Doğum günün kutlu olsun, dostum. - İnanamıyorum.
İnan, çünkü buradayız.
- Aman Tanrım. - Gel.
Seni öldüreceğim.
Hiç değişmedim.
Lanet ****!
- Çimlere bakın! - O peşinde!
- Kocaayak’a dikkat. - İşte.
Bana saldırmadan önce, ****, bir şey söyle bana, ****.
Isırabiliyor musun, ****? Yoksa sadece havlıyor musun, ****?
Çok fazla Scorsese filmi izlemiştik.
Ama pek bir şey öğrenmemiştik.
- Sana bir şey söylemeliyim. - Neymiş?
Seni seviyorum. Hep sevdim.
Ve ****, seni hep seveceğim.
****, ben de seni seviyorum.
Şimdi öp beni, kadın.
Büyük bir karizma. O zaman bile.
Nasıl ikna olduğumu bilmiyorum.
Senin fikrindi!
Evet!
- Bizi bulacak. - Tuzağa düştük.
Ne yapacağız?
- Hayır! - Evet.
Aman Tanrım. Hepimiz öleceğiz!
Burada işler ciddileşiyor.
Ben olduğum sürece değil, yakışıklı.
- Evet! - Evet!
Harika!
Mükemmel!
Bu bana verilen en güzel hediye.
- O kasetten haberim yoktu. - Senin...
televizyonda, artık çıkmıyor.
Evet!
- Hemen sonrasında... - Üniversitenin son yılı sonrası.
Anakonda çıktığında, 30 kez falan izlemişizdir.
Klasiklere ait.
Kesinlikle. Ve oyuncu kadrosu? Hadi.
- J.Lo, Ice Cube, Owen Wilson, Stoltz. - Tabii ki.
Onlar zirve.
Ve sonra, yılan o dönemdeki hayatımızın bir metaforuydu.
Hayat bize karşıydı.
Bizi kovalıyor, zorluyordu
bırakmaya...
aile sigortasını, böyle şeyleri.
- Bilmiyorum... - Doğru.
- Evet. - Öyleydi.
- Haklısın. - Peki.
Ve Jon Voight’un aksanı? Bilinçli bir tercihti.
“Onlar seni sıkar, ta ki ayrıcalığa sahip olana dek
- kemiklerini duymak... - Kırılmasını...
kollarının gücü damarlarını patlatana kadar.”
Affedersiniz.
Anakonda ’nın hakları bende.
No comments yet. Be the first to leave one.