Ang unang 200 linya.
Kendimizi tanıtmamıza gerek yoktur.
Yok.
Sizi tanıyorum.
Biz de seni tanıyoruz.
Eskiden olduğun kişiyi tanıyoruz.
Ne süredir buradayım?
Anlattıklarını doğrulayacak süredir.
Bahsettiğin salı bulduk.
Yolcu işlemlerini yapıyoruz.
O sallarda kaç kişi vardı?
Sandığın kadar çok olmasa da ihtiyaçlarımızı karşılayacak kadar.
Orada olduklarını nereden bildin?
Telsizde sesler duydum, ilgilenirsiniz diye düşündüm.
Bunun bir parçası olmak istiyorsan
kendini adadığını göstermelisin.
Öyleyim.
-Adadım, öyle de kalacak. -Göreceğiz.
-Bu ne? -Yeni alımımız.
Neden dinletiyorsunuz?
Toplayıcı olmanı istiyoruz.
Topluluğa yeni katılan bu çocuk gibilerini getirmeni istiyoruz.
Çocuğu bize seni üye yapan kişi getirdi.
Kıza...
-Kıza ne yapıyorlar? -Kız mı?
Bir kızım vardı, oradan biliyorum.
Kan alıp hastalanmasın diye aşı yapıyorlar.
Diğer çocukları hasta etmesin diye.
Peki ya ebeveynler, onları da getiremiyor muyuz?
Denedik. Daha iyisini yaratmayı istemediklerini gördük.
Eski düzeni kurmak istiyorlar.
Eski düzen yüzünden bu durumdayız.
Mutlu değil, rahatlatılması gerekiyor.
Hadi ama! Sesi korkmuş gibi geliyor!
Buradaki tüm çocuklar gibi
duygularından arınmayı öğrenecek.
Durun!
-Ne oldu? -Bu bir tuzak!
Nereden biliyorsun? Nereden biliyor? Sen mi söyledin?
Genelde bir günde hem çocuk
hem de yeni üye getirilmez.
Emin olmalıydık.
Seni satmış gibi miyim?
O çocuğu bana getirmelisin.
Bunların sonuçlarını
görecek kadar yaşamak istiyorsan
çocuğu iskeleye getirir, tekneye binip
kızımla uzaklaşmama izin verirsin.
-Kızın için en iyi olanı yap. -Öyle yapıyorum zaten.
Git. Sen gidene kadar onu hallederim.
-Emin misin? -Yapacağımı söylemiştim.
Kızın bu adada büyümeyecek.
Teşekkür ederim.
Bunu gerçekten yapacak mısın?
Bana yaşadıklarımdan daha beterini yaşatamazsın.
Onu görürüz.
Onu buraya getirin!
Tutun!
Tutun.
Nereden geldi?
Hepsinin geldiği yerden.
Ana karadan.
Merak etme.
Bunu aynı sebeplerden yapıyorsun.
PADRE için.
Hey!
Yardım et!
Ne oldu, neden donup kaldın?
-Bilmiyorum. -Seni buraya asla almamalıydı.
-Çok küçüksün. -Değilim.
Beni eğitmelisin. Eğitimde yaptıklarını öğret.
Haftaya eğitimim olacak.
Hayatta kalmaya çalışmalıyım.
Sen çalışırken görevlerini yapsam?
Ne kadarlığına?
Bir hafta.
Bir ay.
Bunları mutfağa götürebilirsin, işim bitti. Sağ ol.
Düşmanına arkanı dönme.
Sırt sırta verip herkesin dönebilmesini sağlayın.
Kama düzeni işinize yarayacaktır.
Alan, esneklik ve hız sağlar.
-Şundan dolayı. -Selam.
Ekip lideriniz leşle temasa geçmenizi ister.
-Bunları niye öğreniyoruz? -İzle.
PADRE için!
Bu yaşamı kim sunuyor?
PADRE!
Kim bize güçlü olmayı öğretiyor?
PADRE!
Dünyayı kim yeniden kuruyor?
PADRE!
Lanet olsun.
OKSİJEN
Merhaba.
Orada biri mi var?
Hey!
Biri yardım edebilir mi?
Yaklaş.
İyi misin?
Merhaba. Orada biri mi var?
Dur, lütfen! Sana zarar vermeyeceğim.
Yardıma ihtiyacım var.
Günaydın Tarla Kuşu.
Haftanın o zamanı geldi.
Uslu duracak mısın?
Yine yemeklerini yemiyorsun.
Sana zorla da yedirebiliriz.
Haftaya görüşürüz.
Buraya dolu silah getireceğimizi mi sanıyorsun?
Ölmek istediğini biliyorum
ama PADRE buna izin vermeyecek.
Tekrar girmen gerekmez.
Girmek istiyorum.
Geleceğimize yardım etmek için gitmeliyim.
-Büyüyene kadar bekle. -Bekleyemem.
Oraya ne zaman baksam
büyük bir parçam eksikmiş gibi geliyor.
Eksik olanı orada mı bulacaksın?
Orada leşten başka bir şey yok.
Dişleri olanlardan.
Bodrum katındaki tutsak neden orada?
Nereden biliyorsun?
Tanklardan biri düştü. Yardım istedi.
Onunla konuştun mu?
-Gardiyanı çağırdım ama... -Beni dinle, ondan uzak dur.
O kadın tehlikeli.
PADRE, görevlerimi yaptığını öğrenirse başımız belaya girer.
Kadın neden orada? Ne yaptı?
Bunu anlatmamam gerekir.
Adı Tarla Kuşu.
Toplayıcılardandı.
Herkesten çok çocuk kurtarmış.
Sonra nedense
yeni bir üyeyle çocuğunun adadan kaçmasına yardım etmiş.
Kime?
Bilmiyorum. Bir baba ve kızı.
PADRE çocukları kaybetmiyor sanıyordum.
Bana böyle anlattılar.
Orada olmasının bir nedeni var.
Balyozla bir düzineden fazla gardiyanı indirmiş.
İki katı kadar da leş.
Neredeyse PADRE'yi öldürüyormuş.
Çalışacak mıyız?
Bunu neden oradayken yapamıyorsun?
Bilmiyorum.
Siz hıyarlar sabah geldiniz zaten.
Zarar vermeye gelmedim.
Geri döndün.
Buraya nasıl indin?
Gardiyanlardan gizlendim.
Vardiya değişiminde boş bırakıyorlar.
Neden geri döndün?
Öğretmeni istiyorum.
Öğretmek mi?
Neyi öğreteceğim?
Leşleri öldürmeyi.
-Onu nereden buldun? -Kulübeden.
Birinin kaçmasına yardım etmişsin.
Gardiyanları bununla indirmişsin.
PADRE'yi bile öldürüyormuşsun.
İşi bitirmek mi istiyorsun?
Buraya gelmemeliydim.
Hayır, lütfen. Hayır.
Sana yardım edebilirim.
Bana öğretecek misin?
Neden ölüleri öldürmek istiyorsun?
Yanıldığını göstermek istiyorum.
Pelerini giymek için küçük değilim.
Yardım edeceğim.
Benim için bir şey yaparsan.
-Ne? -Şu vana var ya.
Gördün mü?
Onu kapatmanı istiyorum.
Kapatınca ne olacak?
Düşündüğün şey olacak.
-Ölmek istiyorsun. -Gardiyanları öyle öldürdüm.
Yaşamak umurumda değildi.
Yapmam gerekeni yaptım zaten.
Nasıl kullanacağını göstereceğim, sen de vanayı açacaksın.
Anlaştık mı?
Evet.
-Evet, anlaştık. -Peki.
Tutuşunu göreyim.
Peki, şimdi salla onu.
İşi balyozun ağırlığıyla yapacaksın.
Anlamıyorum.
Galiba çok sıkı tutuyorsun.
Dur, göstereyim.
Göstereyim.
Evet, tamam. Ver.
-Geri çekil! -Yapma!
Ne yapıyorsun sen?
Kahretsin!
Bana yalan söyledin! Anlaşmamıza sadık kalmadın!
Ne yapıyorsun evlat?
Senin yüzünden derde girmem!
Bu yara nasıl oldu?
Bilmiyorum. Küçüklüğümden beri var.
-Kaç yaşındasın? -Sekiz.
Neden bunları soruyorsun?
No comments yet. Be the first to leave one.