Furious

Furious

I-download ang Turkish Subtitle

Season 1

Impormasyon ng release

Furious S01E07 Some Days It Dont Come Easy 1080p DSNP WEB-DL H264-RAWR
Komentaryo ni desprite
Alt yazı çevirmeni: Görkem Erva Demir

Mga Tag

webdl
Na-publish noong: 2026-08-24
Mga Download: 7
May Kapansanan sa Pandinig: No
FPS: 23.976

Preview ng subtitle na Turkish

Ang unang 200 linya.

- Ed. - Kontrol etmek istedim.

FURIOUS'TA DAHA ÖNCE

Ortak girişimle ilgili bilgi almak.

Bir adımız varmış.

- Catherine. - Elena, konuşabilir miyiz?

Onu bulacağını söylemiştin. Kız kardeşimi bulacağını söylemiştin.

Şimdi de oğlumun kariyerini mahvedeceksin.

Ne?

Kötü bir ayrılık yaşadın. Gerçek bu.

Seni tanıyorum. Kim olduğunu biliyorum. Duyuyor musun?

- Geri al! Hepsini! - Anne!

- Olmadı! - Anne, durmalısın!

- Dur! Alice. - Olmadı!

Jersey Sahili'nde bir evi var.

Birkaç geceliğine oraya gitmeyi düşündüm.

Belki sen de gelebilirsin.

Catherine binanın etrafı sarıldı.

Sanırım ikimiz de Jay Easton'ı istiyoruz.

Bunu birlikte yapabiliriz.

Neden kimse beni almaya gelmedi?

Yalan mı söyledin?

Hayır.

Burada başka kimse yok.

- Ajanımı orada yalnız bıraktın! - Artık bu iş bende.

Bu sabah nefesinden kokladığım alkolle ilgili bir telefon açtım.

Evimdeki ölü adam, Jay Easton'ın bilgisayarından kopyaladı.

Bir şeyler aldım.

Fotoğraf ve dosyalar. Ona karşı kullanabileceğim şeyler.

Bununla onu mahvedebilirsin. Hayatını mahvedebilirsin.

Hay sikeyim.

Alice!

Ona dokunma!

- Hayır! - Sikeyim!

İki miligramlık Narcan'e cevap veriyor.

- Tamam. - Başını sabit tut.

- Boyunluğu ver. - Bizimle kalın.

- Işık. Göz bebeklerine bak. - Elimi sık.

Eşit ve ışığa duyarlılar.

- Size Narcan vermemiz gerekti. - Nerede o?

Lütfen hareket etmeyin.

- Nerede? - Hastaneye gidiyoruz.

- Nerede o? - Selam.

Catherine nerede?

Şu anda bilmek istediğin bu mu?

Evet. Nerede o?

Gitti.

Bir bardak su alabilir miyim?

Danny.

Bayan Connelly.

O nasıl?

Girip onu görecek misin?

Yoğun Bakım Ünitesi

Bak, sadece Alice'i bekliyorum.

Alice'i mi görmeye geldin?

Bunu o yaptı.

Bu onun suçu.

Öyle mi dersin?

Marshall sığınakta ne yapıyordu biliyor musun?

Hayır, bilmiyorum.

Ben de.

Üniformasız ve körkütük sarhoş hâlde ne yapıyordu bilmiyorum.

Bir aile içi şiddet sığınma evinin

etrafında dolanarak ne yaptığını da bilmiyorum.

Hâlâ polis misin?

Evet, bu yüzden orada ne yaptığıyla ilgileniyorum.

Bence bununla ilgilenecek bir sürü başka insan da var.

Oğlumu tehdit mi ediyorsun?

Evet. Açık olmadıysam üzgünüm.

Daha açık konuşayım.

Boktan oğluna Alice'ten uzak durmasını söyle,

yoksa onu tekrar bu hastaneye yatırırım.

Onu bulduğumda

bir grup evinden

kaçmış olduğunu

ve sokakta yaşadığını biliyor muydun?

Bebeğini kaybettiğini biliyor muydun?

Nasılını Tanrı bilir.

Sana kendisi hakkında ne söyledi?

FBI'a ne söyledi?

Neden buradasın?

Artık her şeyi Ed yönetiyor.

Beni saf dışı bıraktı.

Görünüşe göre bir sarhoşmuşum.

Haksız değil.

Kanatlarım eridi, ölümüne düşüyorum,

bodrumdaki bir masada

bu sessiz ve olaysız şekilde olacak.

Bir gün, devlet tarafından verilmiş bir mikrodalgada erişte yaparken

yanlış düğmeye basacağım ve sonra…

Pat!

Eriştelerle birlikte evrene karışacağız.

Orada ne olduğunu bana anlatman gerek.

Onu ikna etmiştim.

Gelip bizimle konuşmak istiyordu.

Jay Easton'a karşı delilim var dedi.

- Ne kanıtı? - Videolar.

- Bilmiyorum. - Laptop temizlenmişti.

Onu getirip tanıklık ettirmeye çok yakındım.

Çok yakındım.

Sonra kaçtı mı?

Kaçtı, ben de onu takip ettim.

Sonra Marshall…

Oradaydı, beni yakaladı

ve kadın silahımı ona doğrulttu.

Ve…

Bana, onu öldürmesini

isteyip istemediğimi sordu.

Sen ne dedin?

Hayır, dedim.

Önemi yoktu. Yine de onu vurdu.

Sonra onun yanına koşup yarasını tuttun

ve kadın da kaçtı mı?

Protokol böyle.

Şimdi mi protokole uymak istiyorsun?

Güzel.

O yaşayacak.

Hayatını kurtardın.

Her şey elimizde olabilirdi.

O ölseydi kadını yakalardık.

Daha da iyisi, Jay Easton'ın evinde tutuklatabilirdik.

Arama izni olmadan evini aramak için sebebimiz olurdu.

Tutuklamak için bir arama.

Jay Easton'ın evini

habersiz arasak sence ne bulurduk?

Ama…

Sen Marshall'ı kurtardın.

- Kahraman olmayı seçtin. - Seçmedim.

Biz insanları kullanırız.

Yaptığımız şey bu.

Davaları böyle inşa ederiz.

Anlamadığın şey ne?

İnsanlığı savunmak için merhametsiziz.

Kötüyle savaşmak için kötü oluyoruz.

Desteğim neredeydi o zaman?

Neden orada yalnızdım?

Çok yumuşaksın.

Sorun değil.

Halledebilirsin sanmıştım ama halledemiyorsun.

Jay Easton asla yargılanmayacak

ve yatağında rahatça ölecek

çünkü senin sevgili problemlerin var.

Öyle mi?

Sen de ayyaşın tekisin.

Sağlık izninin tamamını kullanmalısın.

Uyandı.

Bunu bizden sakladın.

Şimdi de bir memur vuruldu.

Tamam. O sırada görev başında değildi.

Bekle. Pardon?

Alice Black'in ifadesine göre memur olduğunu söylememiş

ve kanındaki alkol seviyesi yüksekmiş.

Bekle. Alice ve Marshall yıllardır oynaşıyor.

Onun hakkında söylediklerine inanacak mısın?

Bilmiyorum ama kamera kayıtları var.

Sarhoş olduğu görülüyor

ve onu sokağa zorla sürüklemiş.

Hayır. O neden orada tek başınaymış?

- Doğru. - Bakın ne diyeceğim.

Bu, lanet olası Nora Washington'ın haddini aşması.

Bu konuda anlaşabiliriz.

Tansiyonu düşürüp şüpheliyi bulmaya odaklanalım.

Şüpheli mi?

Çoraplarıyla boyu 1,50 olan ve elinizden bir hafta boyunca

kaçmayı başaran o kızdan mı bahsediyorsun?

Bak adamım, bu ortak bir FBI-NYPD operasyonu.

Yani bunun iki tarafı var bence.

Geçen yıl tam taşaklarımla göt deliğimin

birleştiği yerde ortak bir operasyon geçirmiştim.

Anlamadım. Yani apış aranda bir eklem olduğunu mu söylüyorsun?

- Bir saniye izin verir misiniz? - Ne?

Taşaklarını dert etme, tamam mı?

Bunun için gelmedik.

Neler oluyor?

ASAC George, bu bir onur.

Adınız Ed, benim adım aslında Eduardo.

- Düşündüm ki… - Hal Hartford'ın bilgisayarı. Durum ne?

Evet. Sabit disk silinmiş ama fiziksel olarak yok edilmemiş.

Yani hâlâ kaybolan verileri kurtarmak için çalışıyoruz.

Ama dün gece bazı dosyaların

bir kopyasının yapıldığını kesin olarak söyleyebiliriz.

- Nelerin? - Bilmiyoruz.

Sadece bir kopya olduğunu biliyoruz.

Her şeyi bilmem gerek.

Nerede, ne zaman bulunduğu ve etrafında kimlerin dolandığını.

Her şey karmakarışık.

Şimdi bir adamımız hastanede, değil mi?

Terfi edilecekti ve şimdi bir daha hiç yürüyemeyebilir.

Evet, istediğimiz zaman arama emri çıkarabilseydik

bunların hiçbiri olmazdı.

Bu şehri altüst ettik

ve bunu en başından beri

sen yapmalıydın.

Onu bulursak

ve hemen elleri havada yüzüstü yatmazsa

intihara meyilli olduğunu düşüneceğiz, değil mi?

Silahlarımızı ateşlemeye tereddüt etmeyeceğiz.

Anlıyorum.

Anladım. Burada sağlıklı bir kadından bahsetmiyoruz.

- Aynen öyle. - Dinle Tim ve…

Marty Fontenesca.

Mga Komento

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left