Julkaisutiedot

A Separation 2011 DVDRip
Kommentaari Babak_N
Bir ayrılık Türkçe alt yazı

Tunnisteet

DVD
DVDRip
dvdrip
dvdr
Julkaistu: 2012-05-08
Lataukset: 69
Kuulovammaisille: Yes

Turkish tekstityksen esikatselu

200 ensimmäistä riviä.

Söylediğiniz şeyler boşanmak için geçerli sebepler değil.

- Eğer başka bir şey varsa bana söyleyin. - Ne gibi?

Mesela bağımlılık gibi. Ya da sizi dövüyorsa ya da size harçlık vermiyorsa.

Öyle bir şey yok. O iyi, düzgün bir insan.

O halde neden boşanmak istiyorsunuz?

Benimle gelmiyor.

Eğer gelirse boşanma talebimi geri çekerim.

- Gelecek misin? - Hayır, gelmeyeceğim.

- Neden gelmiyor, Sayın Hâkim? - Neden biliyor musun?

Hayır, bilmiyorum. Lütfen tekrar nedenini açıklasana.

Bırakın bu şartlarda neden yurtdışına gitmek istediğini açıklasın.

- Bana kalmak için iyi bir sebep göster. - Sana bin tane gösteririm.

- Sadece bir tane. - Babam. Onu bırakamam.

Ama karını bırakabilirsin?

- Seni ne zaman bıraktım? - Beni buraya getirdin.

Boşanmak için sen başvurdun.

Karına ve çocuğuna gidin demek, onları bırakmak değil mi?

Sayın Hâkim, isterseniz gidersiniz demedi mi?

Evet ve bunu yine söylerim.

- Kalmak istemiyorsan seni zorla tutamam. - Sesini yükseltme. Sakin ol.

Bir gün benimle yaşamaya geldin. Bugün istemiyorsun.

- Tercih ettiğin... - Senin "tercih" anlayışın nedir?

Bu ikimizin de başlattığı bir şey.

Sayın Hâkim, 18 ay uğraşıp, masraf yaptıktan sonra vizemizi aldık.

Altı ay geçti ve 40 gün sonra süresi dolacak.

Neden bu fırsatı kaçıralım?

Bu fırsatı kaçırmak istemiyorsun o zaman bir öneri getir.

Durumumu biliyorsun.

Bize ne yapmamız gerektiğini söyleyin, Sayın Hâkim.

- Bahanesi babası... - Bahanem değil. Sebep.

- Bırak konuşayım. - Sakin ol.

Babası Alzheimer hastası. Onun oğlu olduğunu bile bilmiyor.

- Bu ne fark eder ki? - Neden böyle söylüyorsun?

Senin onun oğlu olduğunun farkında mı?

Ben onun babam olduğunu biliyorum.

Kızın ve onun geleceği senin için önemli değil yani?

Kızımızla ilgili bir şey söyleyen oldu mu? Neden sadece senin umurunda sanıyorsun?

Yani bu ülkedeki çocukların bir geleceği yok mu?

Bir anne olarak ben onun bu şartlarda yetişmemesini tercih ederim.

Hangi şartlarda?

Burada anne ve babasıyla, orada babasız olmasından daha iyi değil mi?

Bu yüzden onun gelmesini istiyorum.

Gidemem. Kaç kez söylemem gerek?

O gelemiyor. Peki, bana ne olacak?

Hiçbir şey. Hayatınıza geri döneceksiniz.

Dönebilseydim boşanmak için başvurmazdım.

İkinizin de onayı olmalı.

- O razı oldu. - Boşanmaya razı oldunuz mu?

Eğer ailesini bırakıp yurtdışına gitmek istiyorsa, evet oldum.

O razı oldu. Peki ya kızım?

Her konuda mutabık kalmalısınız. Kızınız kaç yaşında?

İki hafta sonra 11 olacak.

Babasının izni olmadan gidemez.

İzin vermiyor.

Bu ikinizin arasında.

Lütfen burayı imzalayın ve iyi günler.

Sayın Hâkim, ben buraya sorunumu çözmek için geldim.

Lütfen burayı imzalayın. Siz de.

- Nereyi imzalıyorum? - Burayı.

O her şeyi alabilir. Ben yalnızca kızımı istiyorum.

Kızım bana çok düşkün. Zaten seninle gitmek istemiyor ki.

- O en doğrusunu bilemez. - Nedenmiş?

O 11 yaşında.

Lütfen şurayı imzalayın ve mahkemenin zamanını çalmayın.

- Kimse senden daha iyisini bilemez. - Hayır, en iyisini sen bilirsin.

Sayın Hâkim, ne yapmalıyım? Sadece 40 günüm kaldı.

Her küçük sorunda, boşanmak için başvuramazsınız.

Küçük sorun mu?

Benim sorunum küçük değil.

Sorun kızım.

O onun da kızı. Onun da hakları var.

Bana göre sizinki küçük bir sorun.

Lütfen şurayı imzalayın ve iyi günler.

BİR AYRILIK

- İkinci kat demiştiniz. - Burası ikinci kat.

Peki, burası ne?

O zemin, o birinci, bu da ikinci kat.

Verdiğimiz fiyat iki kat içindi.

- Ama size alıcı ödeyecek. - Sadece iki kat için.

Ne dediğinizi anlamıyorum.

Alıcıyı arayın. Burası üç kat.

Bir katınkini ben öderim. Bırakın geçeyim.

Affedersiniz, hanımefendi?

Babana gitmek istediklerini söyle.

Neden sen söylemiyorsun?

- Ne söylemiştim? - Anlaşmamış mıydık?

Ders çalışıyorum.

- Merhaba. - Merhaba.

Hemen geliyorum.

Ne kadar süreliğine bilemiyorum.

İş babama bakmak.

Bazı ev işleri de var...

...ama asıl iş ona ilaçlarını zamanında vermek...

...onu ocaktan uzak tutmak, evden çıkmasına engel olmak.

İşe gitmem için 7:30'ta burada olman gerek.

7:30 çok erken.

O saatte gelebilmem için evden 5:00'te çıkmam gerek.

- Sekiz yapabilir misiniz? - Bilmiyorum.

- Sekiz olur. - Yukarının zilini çal.

Ben anahtarları burada bırakırım.

- Tamam mı? - Evet.

- Paramızı verebilir misiniz? - Maaş nedir?

O şimdi gelir.

- Aylık 300.000. - Bu çok az.

Hayır, fiyatlar böyle.

Etrafa sorun. Mesafe çok fazla.

Birkaç otobüs değiştireceğim.

Ben ancak bu kadar verebilirim. Eğer uyarsa yarın başlayabilirsin.

Size yarın haber verebilir miyim?

- Bu da gerekebilir. - Hiç bozukluğum yok.

Yarın öğleden sonraya kadar vaktin var.

Eğer gelemeyeceksen tutabileceğim başka biri daha var.

Tamam.

Termeh! Çamaşırlarını al!

Sen gelmiyor musun?

- Kitaplarını neden alıyorsun? - Onları istiyorum.

Hepsi sadece iki hafta için mi?

- Teşekkür ederim. - Rica ederim.

- Hangi ayarı kullanıyor? - Gidip sorayım mı?

Benim kötü gözükmemi mi istiyorsun?

- Simin, nereye gidiyorsun? - Hemen döneceğim.

Şu köşeye kadar gidiyorum. Hemen dönerim.

Geri döneceğim.

Bir randevum var.

- Dört. - Neden dört?

Çünkü o solmuş.

En çok onu kullanmış olmalı.

Dört o zaman.

Şu andan itibaren her şeyi dörde ayarlıyoruz.

O gerçekten gidiyor.

- Geri dönecek. - Termeh!

Gelip büyükbabanla kal.

Baba?

Termeh, tatlım, odana git.

Baba, kalksana. Bıraksana elini.

Kalksana. Senin tuvalete götürmek istiyorum.

Beni nereye götürüyorsun?

Tuvalete sonra da gazeteyi almaya.

Tatlım, sana odana gitmeni söylemiştim...

- Beni nereye götürüyorsun? - Hadi.

Elini oraya koyma.

Bu CD'yi alıyorum.

- Hangisini istiyorsan al. - Hayır, sadece bunu.

Hoşça kalın.

Siz de orada yaşıyorsunuz sanmıştım.

Hayır, ben annemin evine taşındım.

Bu biraz zor.

Hayır, ona güvenebilirsiniz.

Böyle şeyler için endişelenmeyin.

Ayrıca o ayakaltında olmayacak.

Erkenden gidecek ve siz giderken geri dönecek.

Kızınızı da getirin. Kızıma arkadaşlık eder...

...kendimi daha iyi hissederim.

Kararınızı yengenize söyleyin.

Nereye gidiyorsun?

Bu nedir? - Oksijen.

Oksijen nedir?

Çekil. Uyandıracaksın onu.

Hiçbir şey duyamıyorum.

Ne yapıyor?

Merhaba.

Nereye gitmek istiyorsunuz?

- Gazete. - Ne?

Gazeteyi istiyorum.

Gazete odanızda.

Gelin sizi odanıza götüreyim.

Sizi odanıza götürüp, yemeğinizi getireyim.

Anne...

...pantolonuna işemiş.

Yatağa oturun.

Bu nedir?

Burada ne yapıyorsun?

Ayakkabılarını giysene. Görüyorsun yerler ıslak.

Gitmesi gerektiğinde söylerdi.

Onu tuvalete götürün...

Gelemem. Saat 12:00'ye kadar dersim var.

Kocamı arayın.

Numarası var mı? Yazsanıza.

Telefonun yanında kalem var.

Size pantolon getirsem değiştirebilir misiniz?

Giysileri, değiştirebilir misiniz?

- Simin? - Kendinizi yıkayabilir misiniz?

- Kendinizi yıka? - Simin?

Giysileriniz burada.

Yıkanın, sonra da onları giyin.

Havlunuzu buraya koyuyorum.

- Tamam mı? - Evet.

Temizlenin.

Pantolonunuzu şuraya koyun.

Becerebilecek misiniz?

Pantolon?

Onu çıkarın. Size verdiğimi giyin.

Tamam mı?

Simin...

Merhaba. Dini bir sorum var.

Bir evde çalışıyorum. Bakmam gereken yaşlı bir adam var.

Sormak istediğim...

Affedersiniz ama pantolonuna işemiş.

Acaba onu değiştirirsem, günah sayılır mı?

Burada kimse yok.

More Turkish subtitles for A Separation (Jodaeiye Nader az Simin)

Kommentit

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left