200 ensimmäistä riviä.
16.58
İyi misin?
Evet, evet. Üzgünüm, sadece gevşemeye çalışıyorum.
GPS kullanınca nasıl olurum, biliyorsun.
Evet.
İşimde her yıl kaç GPS kaynaklı kaza tazminatı talebi
görüyorum biliyor musun?
Bir ton. Evet, ülkenin neredeyse dörtte biri.
Pardon, iş yok.
Bu mola, ailece vakit geçirmek için.
Bunu yapmamızdan çok memnunum. Sadece üçümüz.
Sadece üçümüz mü?
Sadece sen ailece deyince ben...
Buradayız! Geldik!
- Selam! - Selam.
Annenle babanı çağırmışsın.
Üzgünüm. Sorun olmaz, değil mi?
Yok, şapşallık etme. Yok, sorun değil. Yok, çok hoş.
Harika. Vedge'ler!
Toplanın!
- Yaşasın! - Yaşasın!
- İşte pop yıldızı. - İşte o. Selam ver.
- Merhaba. - Selam Lisa!
İyi mi o? Hasta gibi.
Selam Vedge oğlanları ve kızları.
Kanalıma hoş geldiniz.
Ben Mark Vedge.
Bugün çok özel bir konuğum var.
Hayır.
Adı Russell. Yasal olarak üvey babam
ama benim için o, sadece babam
ve tam bir kaçıktır!
Selam hayranlar. Kıpırdaşıyor musunuz?
"Kıpırdaşmak." Bunu diyeceğini bilmiyordum. Kaçık işte.
- Şunlara bak. - Evet.
İki çocuk gibiler.
- Çok iyi anlaşıyorlar, değil mi? - Evet. Hep öyleydi.
İlkokuldayken
Mark'ın öğretmeni, büyüyünce ne olmak istediğini sormuş.
Ne dedi sence?
- Usain Bolt mu? - Bir üvey baba.
Öyle mi? Ne, dokuz yaşında mı?
Bence de.
Bugün Coleman Meadowood Air premier'i...
- Evet. - ...açıyoruz... Yardım eder misin?
- Ağırmış. - Air premier çadır.
Bu elemanı daha sonra kuracak ve Sunshine'a da bakacağız...
Biraz kaldır bebeğim.
Sunshine 20 litrelik taşınabilir kamp tuvaleti
ve haberiniz olsun, çok güzel.
Sabırsızlanıyorum.
Piyango bize vurdu, değil mi? Erkek anlamında.
Başlıyoruz, değil mi?
Seninle çok benzeşiyoruz.
Öyle mi?
Poppy'yi çok seviyor. Gerçek babası gibi.
Evet, Poppy de onu çok seviyor.
Cidden öyle, değil mi?
Değil mi?
Evet.
Mark'la bizi de davet etmeniz çok hoş.
Evet. Tabii.
Mark çocukken kamp yapmaya Fransa'ya giderdik.
Çok güzel, küçük bir yere.
Languedoc-Roussillon.
Poppy gitse bayılırdı.
Teklif etmelisin. Mark bayılır.
Evet. Gelecek yıl belki.
Languedoc-Roussillon. Evet, hadi. Söylemeyi dene.
- Languedo... - Languedoc.
- Languedoc. - Hayır. Languedoc.
Ne dediğimi anlar eminim,
- değil mi? - Hadi.
Yapmaya değerse doğru yapmaya da değer.
- Adım adım yaparız, olur mu? Evet mi? - Peki. Evet, yapalım.
- Langue. - Langue.
Hayır, dinle. Langue.
- Langue. - İşte bu.
Şimdi o zaman. Ngue.
Ngue.
- Ngue. - Ngue.
Dinle. Ngue.
- Ngue. - Ngue. Evet. Güzel.
Şimdi, doc. Doc.
- Doc. - Gördün mü? Yapabileceğini biliyordum.
- Tamam, şimdi. Roussillon. - Bir şey diyeyim mi?
Şunu alacağım çünkü işemem lazım.
Harika bebeğim. Biri kullanmalı ki
- videomda inceleyebileyim. - Yok, bebeğim.
Hadi. Birazcık bilgi ver. Rahat mı?
- Yok, bebeğim. Yapma! - Çabuk doluyor mu,
- şeyine değiyor mu... İşte. - İğrenç. Hayır.
İyi pompalıyorsun.
Kimim ben?
Tanrım. Uyuyor muydun?
Açar mısın, emin olamadım.
Belki hâlâ bana biraz kızgınsındır diye düşünüyordum.
Ne konuda kızgın?
Sana Chloe hikâyesini anlatmadım diye.
Evet. Onu unutmuştum.
Çok üzgünüm ama.
Evet. Üzüldüğünü biliyorum.
Saat kaç?
21.00 olacak.
- Gece mi? - Evet.
- Güzel. Gitti demek ki. - Kim gitti?
Usta. Ev sahibi nihayet banyo fayanslarını yeniliyor.
Yani burada adı Rick, Ralph, Ron ya da öyle bir şey olan biri vardı.
Sabah 7.00'de geldi. Korkunçtu.
Gerçek erkeklerle iletişim kuramam, biliyorsun,
özellikle de alet kullanmayı bilenlerle.
Dün gece, maçı izledin mi?
Evet, yok, hayatta... Evet, hayatta kaçırmam.
Evet. Arsenal harika oynadı, değil mi?
Evet.
İyi takım.
Salah'a üzüldüm.
- Aynen, değil mi? - Ofsayta kalmadı.
Ofsayt mı? Hayır.
Evet, kenarlara değmedi. Yaklaşmadı bile.
- Maçı izlemedin, değil mi? - Yok, izlemedim. Üzgünüm.
Temas sporu, beni korkutuyor, yani...
Sadece...
Tek mantıklı şeyi yaptım.
Bir şişe öksürük şurubu içip o gidene dek kendimi bayılttım.
Günün biraz boşa gitmiş, değil mi?
Haklısın. Boşa giden gün demişken, kamp nasıl gidiyor?
Çok eğleniyorum.
Nasıldı? İnanılır oldu mu?
Yakınından bile geçmedi, hayır.
Kamp yapmayı sevmiyorsan neden kabul ettin?
Çünkü Veggie seviyor.
Sadece üçümüz hoş olur dedim.
Sonra anne babasını davet etti.
Anne babası nasıl insanlar?
Üvey babası iyi. İlginç.
Öyle mi? Ya annesi?
Christine çok tatlı.
Çok pozitif bir kadın.
Aslında çok ama çok iyi biri
ve ondan nefret ediyorum.
Bu, beni kötü biri mi yapar?
Bak, dedim sana, bildiğin pisliksin. İnsanlar bunu biliyor.
- O da neydi? - Ne neydi?
Ayak sesi gibi.
- Aman tanrım. O filmdeki gibi. - Pek açıklayıcı olmadı.
Merhaba? Orada biri mi var?
- Ne o? - Bilmem, hiçbir şey göremiyorum.
- Aman tanrım! - Ne?
Tanrım, bir sürü inek var.
İnek mi?
İnekler saldırır mı?
Elbette hayır.
Aslında bilmiyorum. Dur, bekle. Kontrol edeyim.
"İnekler saldırır mı?" Tamam.
Evet, saldırırlarmış ve onlar... öldürüyorlar.
Ne?
Danny? Danny!
Danny!
- Seni sonra ararım. - Hayır, kapatamazsın!
Hayır, Danny, bu çok korkutucu...
Merhaba.
Bir zamanlar Âşık oluyordum
Şimdi sadece dağılıyorum
Yapabileceğim bir şey yok Tam bir kalp tutulması
- Merhaba? - İyi misin dostum?
Sen hâlâ burada mıydın?
Evet, devam edeyim dedim, anlarsın ya?
Hepsini bir seferde bitirmeye çalışıyorum... Sorun değilse yani.
Aslında ben...
Evet, yok, güzel fayanslar.
Benim banyomda da aynıları var.
Eşim seçti.
Hep çok zevklidir.
Neyse, uzun sürmez.
İyi.
Bir fincan çay ister misin?
Evet. Hoş olur, sağ ol.
Selam Bay İnek.
Leese?
- İyi misin? - İyiyim.
Kimden kaçıyorsun?
Kimseden kaçık. Biraz yalnız kalmak istedim.
İneklerle mi?
Evet.
Evet, inekler bir anda geldi.
Bu hafta sonu herkesin yaptığı gibi.
Leese, üzgünüm. Aklıma bile gelmedi.
Burada olmaları sorun değil, değil mi?
Gitmelerini isteyemem.
Hayır, tabii sorun değil.
Russell'ı severim.
Christine'i de.
Sadece birlikte keyifli vakit geçireceğiz sanıyordum.
Hâlâ geçirebiliriz. Yolda gördüğümüz güzel tavernada yer ayırtayım mı?
Yarın gece için. Sadece üçümüz.
- Cidden mi? - Tabii.
Annemler başka masada oturmaktan gocunmaz.
Evet. Tamam. Evet. Güzel plan.
Harika. Dönelim mi?
No comments yet. Be the first to leave one.