Hypnotic

Hypnotic

Lataa Turkish -tekstitys

Julkaisutiedot

Hypnotic 2021 720p WEBRip x264 AAC5 1-[YTS MX]
Hypnotic 2021 1080p WEBRip x264 AAC5 1-[YTS MX]
Hypnotic 2021 2160p WEBRip x264 AAC5 1-[YTS MX]
Kommentaari DrAbdellateef
Your Rate Will Be Great

Tunnisteet

webrip
web
x264
720p
720
BRip
TS
YTS
1080
Julkaistu: 2023-05-15
Lataukset: 29
Kuulovammaisille: No

Turkish tekstityksen esikatselu

200 ensimmäistä riviä.

NETFLIX SUNAR

Jane, sen kontrol et. Ben aşağı gelip masayı devralırım.

Gidiyorum.

Ben Portland Emniyeti'nden Dedektif Wade Rollins.

İsminizi ve numaranızı bırakın, size dönerim.

Dedektif, ben Andrea Bowen yine.

Kusura bakmayın.

Geç oldu biliyorum ama müsait olunca beni arar mısınız?

Çok makbule geçer.

Çok korkuyorum ve sadece…

Sanki hâlâ beni izliyor.

BİLİNMEYEN NUMARA

Dedektif?

Andrea, dünyanın sonu böyle geliyor.

Hayır.

Hayır!

Hayır!

İmdat!

Hayır!

İmdat!

Birisi yardım etsin! Hayır!

Selam pardon, bir şişe şarabım vardı ama içtim,

yerine bu bitkiyi getirdim ama fark ettim ki ölmüş.

-Seni beş kez aradım. -Ne oldu?

Jenn. Brian burada.

Biliyorum. Özür dilerim.

Başta gelmeyecektin, sonra Scott onu çağırdı

ve benim hiç haberim yoktu. Yani…

Evet, herkese hasta olduğunu söyleyebilirim.

Bana bir kadeh şarap lazım.

Selam Jenn.

Selam Scotty.

Çok özür dilerim.

Evet, diler.

-Özür dilemene gerek yok. -Var.

Bir hafta önce gelmeyeceğini söyledi.

-Onun suçu. -Tamam, dur.

Ne olduğunu bilmiyorsun, uzaklaş.

-Peki, çok tatlı. -Seni seviyorum.

Dr. Meade gelmiş.

Selam. Dr. Meade.

Selam.

Bu Jenn. Bahsettiğim Jenn.

Evet, ben bahsedilen Jenn.

-Collin Meade. Memnun oldum. -Sihirli biridir, hayatımı değiştirdi.

Seninle çalıştıktan bir ay sonra terfi aldım.

Bir de bu evi aldım. Ona kesin gitmelisin.

Ne? Herkesin terapiye ihtiyacı vardır.

-Böyle diyorsun, değil mi? -Buz maşası nerede?

-Buz kovasının yanında Scott. -Hayır, değil.

Bebeğim, cidden. Hep aynı. Buz kovasının yanına koyuyorum.

Hayır, hep aynı değil.

Terapistler danışanlarıyla takılır mıymış?

Kurallara yüzde 99 uyarım.

95 de olabilir.

Memnun oldum.

-Şerefe. -Yeni evinizin şerefine.

Yeni evime.

Brian, Foghorn nasıl?

Foghorn ne?

-Aptal bir isim sadece. -Hayır, nedir?

Büyük bir ses mühendisi için yeni bir yazılım geliştirdiler.

Kodun bir kısmına yardım ettim.

Peki sen Jennifer?

Pardon, ne?

Yok. Şey sadece…

Mesleğin ne?

Şu ara iş değiştirip duruyorum.

Mütevazı davranıyor. Jenny müthiş bir yazılım mühendisidir.

Etkileyici.

-Hiç birlikte çalıştınız mı? -Brian.

-Bunda susam mı var? -Aman tanrım! Brian, çok üzgünüm.

Sorun değil.

Yeni evimizde ölseydin çok kötü olurdu dostum.

Bunu buraya bırakayım.

Ne olur ne olmaz.

İyi misin?

Evet, iyiyim.

Jennifer.

Efendim?

Çıkıyorum ama sana bunu vermek istedim.

-Belki ilgilenirsin. -Peki.

İyi geceler.

Sana da.

Uber mi?

Evet.

"Viola dokuz dakikaya gelecek."

Hayatımı kurtardın, sağ ol.

Lafı bile olmaz.

İyi geceler.

İyi geceler.

Jenny?

Efendim?

Seni rahatsız etmemek için çok uğraştım…

…ama aklımdan hiç çıkmıyorsun ve…

Seni özledim.

Uzak durmanı söyleme sebebim beni rahatsız etmen değil.

Evet. Biliyorum.

Ve böyle şeyler söyleme.

Böyle şeyler söyleyince kötü olan sanki ben oluyorum.

Kötü olan ben değilim. Ben…

Kötü olan sen de değilsin. Bunu ima etmiyorum.

Sadece… Tanrım, ne diyorum ben? Ne dediğimi bilmiyorum.

Seni eve bırakayım mı?

-Bence kötü bir fikir… -Altı üstü eve bırakacağım Jenny.

SENİ UYANDIRMAK İSTEMEDİM, SONRA ARARIM - B

Seviştiniz mi?

-Barışmak mı istiyorsun? -Hayır.

Aptalın tekiyim. Tanrım, aptalın önde gideniyim.

Aman tanrım, değilsin. Aptal değilsin. Sadece, şu an…

-Şu an mutsuzsun. -Evet, herkes mutsuz.

Hayır, ben mutluyum. Scott mutlu.

Ve çoğunlukla, bunu söylemek istemezdim

ama Brian mutlu.

Buna ne cevap vermemi bekliyorsun?

Bence Dr. Meade'le görüşmelisin.

-Dr. Meade de kim? -Terapistim.

-Olmaz. -Dün gece tanıştın, yakışıklıdır.

-Hayır. -Hadi.

Beni dinle, olur mu? İçine kapanıyorsun, işsizsin.

Değilmiş gibi davranma ve dün gece eski nişanlınla yattın.

-Hayatın şu an boklar silsilesi. -Çok eğleniyorum.

Benim hatırıma gider misin?

-Peki, bir kez. -Harika. Cumaya randevu aldım.

Ona ilk geldiğimdeki hâlimi görecektin.

Pardon?

Saçımı koparıyorum.

OKB.

Ne için geldiysen Dr. Meade çözecektir.

Evet.

Seni bekliyor.

Tamam, evet.

Sıcak bir hava var.

Jennifer.

Ufaklığı besliyorum.

Balık bakmanın stresi azaltıp tansiyonu düşürdüğünü biliyor muydun?

Hayır, bilmiyordum.

En azından böyle duydum. Doğru mu bilemem.

Ama sakinleştirici buluyorum.

Gelmeye karar vermene çok sevindim.

Geldim işte.

Lütfen.

Hiçbir şey yapasım yok.

Ya da içmeyi bırakmalıyım. Daha sık spor yapmalıyım.

Geceleri sekiz saat uyumalıyım.

Jennifer,

kötü alışkanlıklar daha derin sorunlardan kaynaklanır.

Daima temelde yatan bir sebep vardır.

Senin için bu sebep ne?

Bilmiyorum desem?

Soru muydu bu?

Evet desem?

Brian'la ilişkini anlat.

Hoş biri, tatlı, komik, zeki. Brian yani. Ne bileyim.

Tamam, peki.

Üniversitede tanıştık.

Birlikte yaşadık, birlikte çalıştık. Hep birlikteydik.

Düşük yaptım.

Aslında altı aylık hamileydim, yani ölü doğdu.

Adı Daniel'dı.

Onunla 33 dakika geçirebildim.

Brian'la nişanlıydık

ve bundan sonra ne yapacağımızı bir türlü çözemedik.

Çıkışta bir planın var mı?

Yok.

Hiç hipnoterapi denedin mi?

Hayır, denemedim.

Neden yargılıyorsun?

Kontrolü veren bir kişi değilim,

yani almayayım.

Tabii ama hipnoterapinin güzel yanı şudur,

bilinçaltını sadece sen kontrol edebilirsin.

Yani baştan sona kontrol sende.

Ve travma geçirmiş insanlar için şahane bir araçtır.

Hiç değilse zavallı parmaklarını daha da parçalamana engel olur.

Bilmiyorum.

Bir hocam vardı.

Adı Dr. Xavier Sullivan'dı.

Parlak bir zekâya sahipti. Şöyle derdi,

"Sıradan yöntemler hayal gücü olmayanlar içindir.

Kalıcı sonuç arayan biri açık fikirli olmaya cesaret etmelidir."

Jennifer.

Ne istiyorsun?

Sadece tekrar mutlu olmak istiyorum.

Sana yardım etmeme izin ver.

Işığa konsantre olmanı istiyorum.

Vücudunun ağırlığını hisset. Vücudundaki her kas birer birer

koltukla birleşiyor.

Ayak parmaklarından başlıyor,

ayak tabanların.

Baldırların. Kalçaların.

Ta yukarı çıkıyor,

sonra başının tepesine ulaşıyorsun.

Şimdi,

kendini güzel bir ormanda

bulmanı istiyorum.

Bir saat mi oldu?

Üç dakika gibi geldi.

Nasıl hissediyorsun?

Bilmiyorum, bir şey hatırlamıyorum.

Kommentit

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left