190 ensimmäistä riviä.
22.41
Az kaldı.
Neye az kaldı?
Birinin evlilik teklif etmesine.
Dünyadan Leese'ye.
- Dünyadan Leese'ye. - Pardon. Ne dedin?
Evlenme sırası sende diyorduk.
- Hayır. Bilemiyorum. - Veggie'yi istemiyorsan ben alırım.
Zaten evli gibisiniz. Seni durduran ne?
Hiç. Sadece doğru zaman değil.
Artı, Veggie muhtemelen ideal smokin kilosuna inmek ister, yani...
Lisa, Lisa'lık ediyor.
Nasıldır bilirsiniz. Her şeyi karmaşık hâle getirmek ister.
Üniversiteden Penny'yi gördüğümü söyledim mi?
Anlat.
- Burun estetiği, göğüs silikonu. - Hadi be.
- Lisa Osgood, nereye gidiyorsun? - Tuvalete.
Tamam. Acele et, ısmarlama sırası sende.
Tamam.
Selam. Ben Lisa Vedge.
Ben... Ben Bayan Vedge.
- Vedge. Bayan Vedge. - Kaçabiliyorken kaç!
Dinleme onu! Hepimiz destekliyoruz!
Onun adını alınca sesin böyle mutsuz çıkacaksa...
- Ben... Evet. - ...hemen vazgeç.
Pardon. Evet.
Selam.
- Evet? - Selam. On tekila alabilir miyim?
Tepsi ister misin?
Hayır. Burada içeceğim.
BİLİNMEYEN NUMARA
- Alo? - İyi değilim.
Lisa? Nereden arıyorsun? Neredesin?
Londra'da. Bir yerlerde.
- Tamam, iyi başlangıç. - Evet. Sokak telefonundayım.
Sokak telefonu mu?
Hani telefon kendi serasında gibi olur ya.
Ankesörlü telefon mu? Neden oradasın?
Aynen.
Aynen değil... Peki, yine soruyorum.
Neden o telefondan arıyorsun?
Telefonumu kaybettim
ve en kötüsü de nerede kaybettiğimi bilmiyorum.
Dur. Numaramı mı ezberledin?
Evet, belli ki öyle Danny.
Danny!
- Evet. Konuş. Neler oluyor? - Tamam.
Arkadaşım Gemma'nın bekârlığa veda partisi vardı ya?
- Tamam. - Ben birazcık
içmiş olabilirim... Çok içtim
ve sonra
bir süre sızmış olabilirim
ama uyandığımda hepsi muhtemelen
eve gittiğimi sanmış çünkü beni bırakıp gitmişler.
- Veggie'yi aradın mı? - Evet
ama Veggie... uyuduğunda onu hiçbir şey uyandıramaz.
Bak, odaklan lütfen. Tam olarak neredesin şu anda?
Tamam, açık konuşacağım, tamam mı? Sorun şu.
Bilmiyorum.
Peki. Sorun yok. Korkma. Yerini belirleyelim.
- Kulüp neredeydi? - Evet.
- Hoxton'daydı. - Peki.
- Ne zamandır yürüyorsun? - Yirmi dakika ile
bir buçuk saat arasında.
Peki. Çevrene bak. Yakınında sokak tabelası var mı?
Bir saniye, bekleyebilir misin?
Lisa?
Lisa?
Danny, ben ne yapacaktım?
- Peki, bak. Şöyle yapacağız. - Tamam.
Bir emekliden çalman gerekse bile umurumda değil.
Bir telefon bulup bana konum atacaksın.
- Tamam. - Evet.
- Konum ne? - Olduğun yer.
- Görmüyorum. - Yok.
Yapman gereken...
Bir telefon bulup olduğun yeri mesaj at.
- Tamam. Evet. - Evet .
Ne dememi istersin?
Mesaj... Bu... Yok.
Tamam, sadece... Bana bir mesaj at,
-"Merhaba Danny." Bunu yaz, tamam mı? - Tamam.
Eve gitmene yardım edeceğim.
Bunu yapabilir misin?
Evet... Belki.
- Harika. - Muhtemelen.
Olur. Tamam.
Başka telefon bulamazsan yarım saate buradan ara, tamam mı?
Başka ne bulamazsam?
Lisa, telefona para koymalısın.
Hayır...
Geri aramak için bire basın.
30 DAKİKA BAŞLA
KUZEY LONDRA HB GEZGİNİ
Hadi, Lisa.
- Selam! - Selam.
Sonunda... Telefon mu buldun?
- Buldum. Bu, Al'ın telefonu - TikTok'ta mıyım?
Yok, değilsin. Sadece... ben varım.
Al'ın mağazasındayım. Al'ın telefonu ve dükkânı var.
İnanabiliyor musun?
- 1996'dan beri bu dükkân benim. - Ne?
- 1996'dan beri burası onunmuş. - Evet, onu duydum. Neredesin?
Dedim ya, Al'ın dükkânında.
Elbette, Al'da.
Haritada yerine bakayım. İnanabiliyor musun? Haritada yok.
- Garip. - Çok garip.
Evet. Bak lütfen. Londra'nın neresindesin?
- Al... - Evet?
Pardon, neredeyiz?
Well Caddesi, Hackney hayatım.
- Güzel. - Tamam. Bekle...
Evet. Tamam, ev yolunda sayılırsın.
- Öyle mi? İyi haber. - Evet.
Evet.
- Tamam. Otobüse binebilirsin. - Tamam.
Sanki bu an yaşanabilsin diye
Hackney'ye gelmem gerekiyormuş.
- Anlıyor musun Danny? - Tabii.
Tamam, oradan geçen iki otobüs var.
- İlki 253. - 253.
Evet ve ikincisi de 91.
Doksan bir. Tamam.
- 253. Doksan bir. 253. Doksan... - Ne yapıyorsun?
Numaraların şarkısını.
Numaralar çok garip, değil mi?
Telefonu Al'a ver lütfen.
- Ona ver. - Merhaba.
Merhaba. Rahatsız ettiğim için üzgünüm ama acaba
253'e binmesine yardım eder misin?
Evet. 253 dükkânımın önünde duruyor.
- Onu şahsen bindiririm. - Tanrı'ya şükür.
Çok sağ ol. Harikasın.
Lisa, sorun yok. Al seni otobüse bindirecek.
- Al kim? - Al kim mi?
Sen...
Gitti.
02.15 - 02.16 - 02.17
- Merhaba. - Selam.
- Orası eve benzemiyor. - Yok.
- Otobüs konusunda karışıklık oldu. - Yanlış otobüste misin?
Hayır. Yanlış yönde giden doğru otobüse bindim.
Hata yapmak kolay.
- Şimdi neredesin? - Neredeydim?
Bermondsey.
- Bermondsey mi? - Jamaica Yolu.
Tamam. Jamaica Yolu'nda neredesin?
- Bir çamaşırhanede. - Adı ne?
- Çamaşırhane. - Çamaşırhane.
- Öyle mi? - Evet.
ÇAMAŞIRHANE
Bu Lena.
Hayatımı kurtardı. Bana telefonunu ödünç verdi.
Selam Lena. Ona göz kulak olduğun için sağ ol.
Endişelenme tatlım. Burayı neşelendiriyor.
- Tamam . - Sağ ol Lena.
- Sana taksi çağıracağım. - Yok.
Yok. Daha olmaz.
Bak, bir kurutucu var, içinde ne olduğunu anlamaya çalışıyoruz.
Bence dev gibi bir erkek yastığı.
Lena da bir sürü büyük sutyen var diyor. Bahse girdik.
- Kaç paraya? - 150 papel.
Lisa, hayır. Senden faydalanmaya çalışıyor.
- Ne? Hayır. Elbette hayır. - Evet.
- Hemen oradan ayrılmalısın. - Hayır, gidemem.
Ya haklıysam?
Çok açım ama. Belki yakınlarda kebapçı vardır.
Nasıl aç olabilirsin?
Bütün gece kurabiye tıkındın.
Bence de. Değil mi?
Pippa bekârlığa veda partisine getirdi
ve ne bileyim, sızmadan önce
çantama zulalamışım demek ki.
Partiye kurabiye mi getirdi?
- Evet. - Paniğe kapılma. Kurabiyeler esrarlı.
Hayır, değiller.
Lisa. Kim bir partiye kurabiye getirir?
Pippa fırında yemek yapmayı sever. Bence onu pek tanımıyorsun.
Aman Tanrım.
Danny, sence bunlar... Sence bisküviler kafamı iyi mi etti?
Evet. Ne yapıyorsun? Bırak o bisküvileri yemeyi.
Üzgünüm. Çok lezzetliler.
- Kaç tane yemişsindir? - Beş, altı?
- Beş, altı mı? - Belki yedi.
- Tamam, sekiz yani. - On tane olabilir bence.
Lena. Lena, duruyor.
Neymiş?
Bence kukla. Gagası var.
Kim sabahın ikisinde kukla yıkar?
Tanrım. Çok haklısın ve onunla ne yapıyorlar?
No comments yet. Be the first to leave one.