Hamoun

Hamoun (هامون)

Lataa Turkish -tekstitys

Julkaisutiedot

Hamoun 1990 avi
Kommentaari Babak_N

Tunnisteet

other
Julkaistu: 2013-03-22
Lataukset: 46
Kuulovammaisille: Yes

Turkish tekstityksen esikatselu

200 ensimmäistä riviä.

Merhaba Zeynep Betül, Nasılsın??

Senin için bu filmin Türkçe alt yazısın hazırladım iyi seyirler. Nami

Rüyamda deniz kenarındayım, tanıdığım ve tanımadığım insanlarla birlikte...

...bir yere yürüyorum.

Gel. Rolünü unutma.

Onu çok iyi hissetmelisin.

Gel, gel.

Bırakın dövüşsünler!

"İbrahim'in Sevgisi ve Sadakati" Doktora Tezi - Hamid Hamoun

Seviyor ama nefret etmeyi istiyor.

Umut ediyor ama umut etmemeyi umuyor.

Hatırlıyor ama unutmuş olmayı diliyor.

- Nereye? - Kağıtlarımı toplamam lazım.

Yarı çıplak dışarı çıkamazsın.

Sana yiyecek getirdim.

Sağol.

Hani burayı temizleyecektin?

Üzgünüm yapamadım.

Bu suratının hali ne? Biraz kendine dikkat et.

Hepsini yeniden yazmam lazım.

Öğlen mahkemeye gitmemiz gerekiyor, hatırladın mı?

Bütün itirazları bir kenara at ve boşa onu.

Şaka mı yapıyorsun?

Ben senin avukatınım, bunun başka yolu yok.

Onun eli daha üstün.

Ortadan kaybolmalarına izin veremem.

Biliyorum.

Senin kalbini kırdı o ama, gerçeği kabul etmen lazım.

Etmezsem?

Herkes seni sevsin istiyorsun ama bunun için hiçbir şey yapmıyorsun.

Mahkemede çeneni kapalı tut.

Maşhid ve çetesine kazanma şansı verme.

Ben boşanmayacağım!

Sen aklını mı kaçırdın?

Sen Maşhid'in etkisindesin, ona sorsan altı tane bomba patlatmışımdır.

Bu pazarlıktan ne kadar kazandın?

Herşeyi yırtıp kendimi aşağıya atacağım!

Mükafatım bu mu?

Seni daireme getirdim, polisten kurtardım.

- Kalbim. - Üzgünüm. Otur şuraya.

İç şunu, soğuk soğuk.

İyi gelecektir.

Çantamı getir.

Mahşid boşanma için...

...tüm ön koşulları sağlamış durumda.

Koca ailesini geçindiremez.

Geçindiremiyor muymuşum? Öyle mi demiş?

Kazandığımın tamamını, artı aldığım borcun hepsini ona verdim.

Sadece o lanet boya ve fırçalarına 12 bin harcadı.

Evin taksitlerini ben ödedim. Makbuzları sende.

Mahşid kronik ruhsal hastalığın olduğunu kanıtlamıştı.

Ona ve çocuğa kötü davranıyorsun.

Evde sürekli bir kavga var.

"Bebek ağlar ağlamaz Hamoun bağırmaya başladı ve onu korkuttu."

Tezimi yazıyordum.

- "Karısına ve çocuğuna vuruyor." - Yalan!

Bir kere karını çatıdan atmaya kalkışmışsın.

O kendini öldürmeye kalktı ben onu kurtardım.

Bu yüzden mi bir koruma tuttu?

Eve sahip olur olmaz beni dışarı attı.

Polis raporu var, komşuların ifadesi var, dayağın verdiği zararı gösterir...

...tıbbi rapor bile var.

Psikiyatristlere göre...

Ne? - Hamid ileri düzeyde psikozlu.

Fiziksel olarak da hastadır.

Hadi mahkemeye gidelim.

Ben mi hastayım?

Öğlen 12'de mahkemede ondan kurtulman en iyisi.

Aynı baban gibisin. Akıl almaya ihtiyacın var.

Şu aptal kadını başından at.

Daha ne kadar onun kölesi olacaksın?

Onun gücü karşısında niye bu kadar zayıfım?

Bu zayıflık nerden geliyor? Babamdan mı, annemden mi?

Ülkemden mi? Mahşid'den mi?

Herşey o lanet sabah başladı.

Üçkağıtçı Azimi'nin bize sağladığı yeni eve henüz taşınmıştık.

Baksana ne istiyor. Ben anlamıyorum.

Şu zavallı halime bakın!

Çöp torbanız yırtılmış, halime hiç acımıyor musunuz?

- İşte al. - Onu alamam.

- İşte sana poşet. - Hayır, alamam.

- Küreğini getir. - Küreğim yok.

- Küreğin yok mu? - Ben bahçıvan değilim, belediye işçisiyim.

Tut şunu.

Bir, iki, üç, dört.

Ne yaptın?

Bu nasıl oldu, tüh!

- Ne oluyor? - O yaptı.

Ne yaptın sen? Tablomun haline bak!

- Bir fark yok. - Hayatımı mahvettin.

- Aptal! - Sensin aptal!

Utanmaz!

Bir şeyiniz yok ya?

Görüyor musun ne yaptı?

Kazaydı.

Benim suçum değildi.

Gözümün önünden defol!

Buna bir çözüm bulmak şart.

Artık bir arada yaşayamıyoruz.

Söylemesi çok zor ama seni asla sevmedim.

- Bu işin bitmesi lazım. - Ama seni seviyorum.

Kendini de seviyorsun.

Bu çok doğal. Sen kendini sevmiyor musun?

Bu şekilde değil. Seninle bir hiçim.

Niye beni buna sürüklüyorsun?

Bir sinir krizi geçiriyorsun.

Doğal olarak herkese antipati duyuyorsun.

Senin sevdiğin kişiyle birlik olmak gibi...

...saçmalıklarını dinlemeyeceğim.

Sen başka birisin.

- Nasıl yapabiliyorsun? - Sözlerin ve eylemlerin birbirine zıt.

Beni veya oğlunu hiç düşünmüyorsun.

Hep kendin ve lanet kitapların! Artık dayanamıyorum.

Sen kendi istediğin gibi biri mi olmamı istiyorsun?

O zaman ben ben olmam ki.

Ben! Ben! Kahretsin!

Sen sanki kendin misin? İki yıl önceki sen misin?

Hiç değişmedin mi?

Hayır. Artık seni sevmiyorum.

Bütün o sevgi jestleri sevgi sözleri, yalan mıydı?

- Bıktım artık. - Ağlama.

Kashan'a Ali'yi görmeye gidiyorum.

Ali canım, baba dışarı çıkıyor.

Bisikletin mi bozuldu?

Baba şimdi tamir edemez. Bir öpücük ver bakayım.

Bir öpücük daha ver. Yukarı bakıcının yanına git.

Buraya nasıl geldiğini görmek için hayatımın parçalarını bir araya getirmeliyim.

Bir yıl öncesine kadar herşey tatlı ve güzeldi.

Hayatım bak kuşlara.

Adam davetten çıkıyor ve ayakkabılarını bulamıyor.

"Ben ne zaman gittim" diyor.

Niye bu duruma geldi? Bu nasıl başladı?

O aptal psikiyatrist onu delirtti.

- İyi günler doktor bey. - Sizin de gelmenizi istedim.

- Ben de sizinle tanışmak istiyordum. - Lütfen oturun.

Ondan analiz edilmesini ben istedim.

Kendiniz de göreceksiniz, nevrozu babasından geliyor.

Lütfen siz ofiste bekleyin.

Yönteminiz nedir öğrenmek isterdim.

Hastalarınıza ilaç mı veriyorsunuz, yoksa onlarla konuşuyor musunuz?

Duruma göre iksi de. Birazdan geleceğim.

Ne hakkında konuşuyorsunuz? Eğer ebeveynler önemli ise o zaman...

Benim annem genç yaşta öldü, babam ise tutucu bir aptaldı.

Ama ben tam tersiyim. Her kapıyı çalıyor ama bir yere varamıyorum.

Ben batıştayım. Kimseye güvenmiyorum. Hiçbir şeye inanmıyorum.

- Bunun anlamı ne? - Bu istisna bir durum değil.

Ben herhangi biriyim.

Kırkımı aştım ama hala muallaktayım.

"Karanlık gecede üstümüzü örtecek

"Yırtık ve çürümüş pelerinimiz nerede?"

Bencil ve hırslı olduğumu biliyorum. Önemli biri olmak istiyorum.

Ama bu insanlar için fazla iyiyim.

- Gitmem gerek. - Nereye?

Nefes alabileceğim bir yere.

Hamoun'la hayatım ziyan oluyor.

Ve şu kendimle ve işimle ilgili işe yaramazlık duygusu.

Duvardaki birkaç resim ile neyi kanıtlıyorum ki?

- Neye yarıyor ki bu? - Yaramıyor mu?

Eskiden fırçamın her darbesinin tarihsel bir gerçeklik olduğuna inanırdım.

Ama şimdi hiçbir anlamı yok.

Hepsi ölü.

Hamoun'la nasıl evlendiniz?

Her zamanki klişe.

Babam beni aptal ve zengin bir adamla evlendirmekte ısrar etti.

Sonra Hamoun'la tanıştım.

Tuhaf hallerinden, çocuksu heyecanından,

meraklı oluşundan, bilgisinden hoşlandım.

O benim açılmamı sağladı.

Hamid!

- Geç mi kaldım? - Evet.

Gerçekten mi? "Erkekler için enerji." Judo hayranı mısın?

Kitabını geri getirdim. İşte al, "Demian", müthiş.

Harika.

Tolstoy. Çocukluk ve Gençlik. Okumalısın.

Sana bir kitap getirdim.

Franny ve Zooey. Acı ve aşkla örülü bir hikaye.

Ve beynini kullanmak istiyorsan bunu oku.

"ASYA BATIYLA YÜZLEŞİYOR"

- Tutkuyu hissetmek istersen de bunu oku. - ATEŞTEKİ İBRAHİM

Bence şiirin, gazelin ruhuna iyi gelmesi boşuna değil.

Sana bir şey göstermek istiyorum, ama gülmeyeceksin.

BEŞ HİKAYE, HAMİD HAMOUN

- Çok güzel kokuyor, hadi yiyelim. - Önce türbeye gidelim.

- Ayakkabı poşetini aldın mı? - Evet.

- Hayran olacaksın. - Çok güzel.

Dört tane daha, toplam oniki olacak.

İnsanlar 2000 yıl sonra nasıl kebap yiyecekler acaba?

Nasıl pişirip, nasıl körükleyecekler?

Bence insanlar uydular tarafından beslenecekler.

Uydu bir gaz salacak.

Bana elini ver.

Ses çıkarıyor.

- Çok mu kötü çalıyorum? - Hayır...evet.

- Ne kadar süredir çalışıyorsun? - Bir kaç dakikadır.

Evlenmemizden önce Hamoun çok fazla kazanmıyordu.

Bir İngilizce öğretmeni ya da çevirmen çok fazla kazanmaz.

Ona yardımcı olmaya çalıştım.

Ailem evliliğimize karşı çıktı, onları yatıştırmayı denedim.

Benim hatamdı. Ona aşık oldum.

Her zaman zordu. O her şeyi daha da kötüleştirdi.

Kommentit

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left