200 ensimmäistä riviä.
Anahtarlarını aldın mı?
Evet, aldım.
23.27
ŞEKERLEYENLER
Selam.
Ayaktaymışsın. Bir an için uyudun sandım.
Yok. Hâlâ ayaktayım, her zamanki gibi.
Uyku uygulaması nasıl?
Geçen gece yine denedim.
Konuşması seni uyutmalı hesapta ama sesi öyle seksi ki
beni yanan bir petrol kulesinden kurtardığını hayal ettim.
Bu da harika ama uykusuzluk çekiyorsan işe yaramıyor.
Sen hiç denedin mi?
Yok.
Hipnoz, akupunktur, hiçbiri işe yaramıyor.
İnternetten bir kitap aldım,
adı, 1.001 Uyku Tedavisi ve Devası. Zırvalık.
Palavralarla dolu. Lavanta dolu bir şapka takın gibi.
Uyuyan birinin ses kaydını dinleyin.
Tek burun deliğinden nefes alın.
Yumuşak bir döşekte yatın. Sert bir döşekte yatın.
Yumuşak olanı sert olanın üstüne koyun.
İkisinin üstünde yatın.
Bir İskandinav tanrısına dua edin. Gözlerinizi yok sayın.
Hayır. Tamam, bak,
birkaçını uydurdum ama bilirsin.
Pardon, tek kelimesini dinlemedim.
Neden karanlıkta sürünüyorsun?
- Komşumu hatırlar mısın? - Ne, pisi pisiciyi mi?
- Kedici Adam'ı. - Beğendin mi?
Neden bilmiyorum, beni kedisinin yaş günü partisine çağırdı.
Kaç yaşında?
On yedi. Para toplayıp sürücü kursu hediye ettik.
Neyse,
gitmemek için bir mazeret uydurmam gerekti
ve dönüp bakınca abartmış olabilirim diyorum.
Neden? Ne dedin?
Bir ay boyunca gezip dünyadaki tüm Disneyland'lerde kalacağımı.
- Neden öyle dedin ki? - Hiç yapmadım. Hep istemişimdir.
Uygun bir zaman diye düşündüm.
Ama sen dışarı bile çıkmazsın.
Evet, öyle. Mantık hatası var
ve şimdi tatildeyim sanıyor.
Partiyi taraçamda düzenledi. Saatlerdir sürüyor.
Peki, gelecek ay için planın bu mu?
Adam her dışarı çıktığında karanlıkta sürünecek misin?
Evet. Artık buna mecburum
ve işin iyi tarafı, ampullerden ne çok tasarruf edeceğimi düşün.
Perdeleri çeksene.
Yok ki
ve gidip perde alıp assam perdeleri gördüğünde
"Bunlar nereden çıktı?" deyip evde olduğumu anlar.
Yani çıkışım yok.
Aklıma geldi.
Yemek işini ne yapacaksın?
Alışverişini hâlâ karşı komşun Adam mı yapıyor?
Hayır, onu da kandırmam gerekti.
Nasıldır bilirsin.
Gerçeği bilse 20 saniyede tüm binaya anlatırdı.
- Evet. - Bak, sorun değil.
İyiyim. Bir şeyim yok. Dairedekilerle yaşarım, yani...
Bir kavanoz mayonez ve muhtelif mısır gevrekleri.
Evet, üstünde düşünmemişim, değil mi?
Bu, dışarı çıkabilmenin faydalı olacağı
- anlardan biri. - Öyle mi? Sağ ol.
Elimde değil ve şu anda açım. Pizza söylemem lazım.
Kedici Adam, teslimat.
Birinden saklanmak çok karmaşık.
Risk alacağım.
Mümkün mü göreceğiz.
Adam sonsuza dek dışarıda duramaz.
Tamam. Hamsili ve ananaslı.
Hamsili ve ananaslı mı?
Kesinlikle. Geliyor. Sen neredesin?
Gececi bir eczanede.
Poppy'nin suçiçeği. Hâlâ küçük bir babun gibi kaşınıyor
ve Peridyne kalmadı.
Üstüne, tüm sınıfı da yakalandı.
Velilerin WhatsApp kanalı bir haftadır delirdi. Kendimi berbat hissediyorum.
Neden berbat hissediyorsun?
Hatırlıyor musun,
suçiçeği yüzünden
- okul gezisine götürmedim demiştim ya? - Sorun ne?
Hiçbir şey.
- Birazdan çıkarız. - Anne!
Önce bir şey yapmalıyım.
Götürdüm aslında.
İşte. Şimdi gerçekten koyun gibi oldun.
Gitmesem olmazdı.
Zach'in cadaloz annesine yine mi kansaydım?
Her şey yolunda mı?
Evet, iyiyiz.
Evde de böyle yapıyoruz.
Dün gece lazanya yedik. Ortalık birbirine girdi.
Şüphelendiği belliydi ama paçayı tamamen kurtardım.
Kurnazca ve ahlaken şaibeli.
Sen de başlama. Şekerleyenler diye yeni bir hapın ilanını gördüm.
Gerçek uykusuzlar için ekstra güçlü.
Burada var mı bir bakayım.
Hayır, alma. Uyutmuyor. Sadece her şeyin tadı lahana gibi oluyor.
Lahana dışında ki biliyorsun, zaten tadı hafiften lahana gibidir.
Ne diyeceğimi biliyorsun.
Hayır, bir gece bunu konuşmasak, olmaz mı?
Seninle uyku kliniğine gelmem.
Hadi.
Hayır. Elde not panosu uyumamı mı izlesinler?
Uyurken izlenmeyi sevmem.
Hem ya...
Ya şekerleme yaparken
kendimi elliyorsam?
Yani uyurken kendini mi elliyorsun?
Bilmem ama uyanıkken çok sık yaptığıma bakarsan
yapmıyorumdur diyemem.
Neyse, Veggie geceyi benimle geçirmene bozulmaz mı?
Sanmam. Seni kızlardan biri sayıyor,
onun güzünde kadınsın.
Öyle mi? Bildiğim iyi oldu.
Bekle. Veggie arıyor. Seni ararım.
Selam Veg.
Panik bitti. Kız uyuyor
ve tarihin en iyi üvey babasıyım.
Onu nasıl başardın?
Kitap okudum.
Ben de denedim. Ne okudun?
Sadece Tuğla Tarihi'ni.
Pardon, ne?
Tuğla Tarihi.
- Onu neden okuyorsun? - Cumartesi için.
- Evet, tuğla şeyi. - Evet, beni bilirsin.
Hazırlık her şeydir.
Hem oldukça da ilginç aslında.
Şu anda 12. yüzyıldaki Gotik tuğla dönemini okuyorum.
Peki. Mutluysan tamam.
Beni terk etme.
Kaşıntı ilacını aldın mı?
Hayır. Eczacıyı bekliyorum.
Sorun değil. Daha yedi bölüm okuyacağım.
Tamam. Sonunu anlatırsın.
Bence pek hikâye sayılmaz...
Şaka yaptın, değil mi?
Birazcık, evet. Gelirken bir şey almamı ister misin?
Sürpriz yapabilirsin.
Peki. Meydan okumanı kabul ediyorum. Gelirken yazarım.
- Tamam. Güle güle. - Tamam, güle güle!
Peki, nerede kalmıştık?
Her şey yolunda mı?
Evet, yolunda. Diz desteği. Mükemmel.
- Ona alayım. - Evet.
- Hafta sonu tuğlatlona katılıyor. - Tuğlatlon da ne?
Triatlon gibi. Koşuyor, yüzüyor, bisiklete biniyorsun
ama sonunda küçük bir duvar inşa etmelisin.
Etkileyici.
Seninle ilgilendiler mi?
Hayır. Tezgâhta kimse yok. Arkada olmalı.
Kendine bir iyilik yap. Dikkat çek. Bağır.
Hayır. Hiç sevmem. Kabalık.
- Ne? - Sus.
Sen sus. Bir şey demedim ki. Ne yapıyorsun?
Zach'in annesi.
- Lisa. Selam. - Kate, tanrım. Çok garip oldu.
- Benden mi saklanıyorsun? - Saklanmak mı? Yok.
Hayır, ben neden... Sen neden... Hayır.
Kesinlikle saklanmıyordum, hayır.
Zach suçiçeği oldu.
Hayır.
Poppy nasıl bu arada?
Maskeyi çıkarmak istemedi, değil mi?
Hayır. Koyun rolünün olabildiğince gerçeğe uygun olmasını istedi.
Bugünlerde metot oyuncuları gibi.
Yani o elindeki kalamin losyonu başka bir şey için, öyle mi?
Evet, öyle. Kesinlikle.
- Eve dönmem lazım. - Tamam.
Eczacı nerede?
Bilmem. Ben de bekliyorum.
- Bağırdın mı? - İyi fikir.
- Hayır, yapmak... - Merhaba?
Merhaba?
Anlaşılan, beklememiz gerekecek.
Birlikte.
- Sana bunu ben alsam, olur mu? - Neden böyle bir şey teklif ediyorsun ki?
Bence anneler birbirine destek olmalı. Bir sonrakini sen alırsın.
Peki. Sağ ol.
Evet.
Pardon, artık konuşabilir miyim?
Buradan çıkmalıyım.
Hasta ettiğim başka çocukların anneleriyle karşılaşmak istemiyorum.
Merhaba? Bay Eczacı?
Bayan Eczacı?
- Kimse yok mu? - Şuna ne dersin?
Losyonu alıp parayı bırak.
Yapamam. Yanımda sadece kart var.
Makinesini kullanabiliyor musun?
Aslında biliyorum ama çok yanlış geliyor.
- Peki, tamam. - Yap.
Peki.
İŞLEM ONAYLANDI
- Siktir. Hayır. - Ne?
- Ne? - Tanrım, hayır.
- Kendimden 100 paunt çektim. - Ne?
Peki, ya böyle yapsam?
No comments yet. Be the first to leave one.