Playdate

Playdate

Lataa Turkish -tekstitys

Julkaisutiedot

Playdate 2025 720p AMZN WEB-DL DDP5 1 H 264-FLUX
Kommentaari BartuW

Tunnisteet

webdl
Julkaistu: 2025-11-13
Lataukset: 76
Kuulovammaisille: No

Turkish tekstityksen esikatselu

200 ensimmäistä riviä.

Durdur arabayı!

Acayip bir şey!

Öleceğiz!

Olamaz!

24 SAAT ÖNCE

Pas ver!

Toplanın bakalım.

- Hadi gelin, toplanın. - Geldik işte.

Sadece bir dakikamız kaldı. Berabereyiz.

- Lucas, neredesin? - Buradayım baba.

Bastır Lucas!

- Gel, oyuna giriyorsun. - Ama berbat oynuyor.

İkinci çeyrekte onu tutan yoktu. Beni üç kişi tutuyor.

- Bak ne diyeceğim... - Lakrosun L'sinden anlıyor musun?

- Taktiği söyle ezik. - Peki, tamam.

Taktik topu Lucas'a vermek.

- Kafan mı güzel? - Plan bu.

Lucas atacak ve kazanacağız.

- Ne dersiniz? - "Kaybedeceğiz." derim.

Umurumda değil. Kazanalım şu maçı.

- Saçmalık bu. - Hadi çocuklar. Kahraman olalım.

Baba, bundan emin misin?

Bu işi batırırsam herkesin tepesi atacak.

- Yedek kulübesinde otursam ya? - Yedek kulübesi mi?

Ama bu senin kahraman olma anın.

Tam o spor filmlerindeki gibi.

Maçın bitmesine saniyeler kala

her şey ağır çekimdeyken

kahraman ortaya çıkar.

Sahne yavaşlar,

kahraman atışını yapar ve zafer!

Onu omuzlarında taşırlar,

millet delirir. Kızlar "Lucas!" diye bağırır.

- Böyle kazanacağız. - Anlaştık!

Hadi bakalım.

- Seni seviyorum baba. - Tamam.

Şimdi maçtayız, yani... Tamam, biliyoruz.

Onu biliyoruz.

Lucas!

Tanrım, lütfen.

Lütfen. Yalvarıyorum Tanrım. Lütfen.

- Evet! - İşte bu!

Devam Lucas!

Nasıl yakaladım ama!

Hadi! Koşsana! Çabuk ol!

Ne yapıyor?

- Neden ağır çekimde gidiyor? - Benim yüzümden.

Hayır! Buna hakkı yoktu!

- Olamaz! - İğrençsin Lucas!

İyi, bir şeyi yok.

Nefes alamıyorum.

Nefesi kesildi ama iyi, bir şeyi yok. Şimdi ayağa kalkar.

Yardım edin.

Lakros ona göre değil sanki.

Belki de hiçbir spor ona göre değildir.

Spor yapmak önemli Em. Benim bildiğim tek şey spor.

Yaptığım şey de. Babamla spor sayesinde bağ kurdum.

Bu yeni üvey baba olayı kolay değil, biliyorum.

Onunla bağ kurmaya çalışman çok güzel.

Çabalıyorum.

Lucas'la dengenizi bulacaksınız ama biraz zamana bırak.

Zorla olmaz.

- Seni seviyorum. - Ben de seni.

- Hunt, sonrakini alırız dostum. - "Dostum" deme moruk.

"Moruk" deme velet.

- "Velet" deme pislik. - Asıl sen...

Durun artık.

- İyi misin? - Evet, iyiyim. Sadece...

Lucas kaç zamandır işiyor.

Bir bakar mısın? Bazen geriliyor.

Olur.

Şu işe bakın, Yuh-kıs buradaymış. N'aber Yuh-kıs?

Bakın, sizi kızdıracak bir şey yaptıysam üzgünüm.

Aramızın iyi olmasını istiyorum ama...

- Vay. - Hop! Ona dokunma!

Babası geldi.

Gidelim Lucas.

İyi dinleyin.

Ona elini süren olursa hepinizi tek tek tokatlarım.

Tek tek. Tokat manyağı olursunuz. Anlaşıldı mı?

Hadi gidelim Lucas. Yürü.

Neye bulaştığınızın farkında mısınız?

Size neler yapabileceğime dair bir fikriniz var mı?

Ne bakıyorsun? Canın dayak mı çekti?

Benim çekti. Dayak mı atacaksın? Dene bakalım.

Yaşın kaç? Sulak yerde mi büyüdün?

- Hadi. - "Dövmek istiyorum." demedim.

"Dövebilirim." dedim.

Saçmalamayı kes de başla moruk. Hadi.

Bağırma. Buranın akustiği kötü.

- Bizi tokat manyağı yapıyordun. - Şimdi karnım aç.

Benihana'da yiyeceğiz.

Hani soğanla dumanlı volkan olayını yapıyorlar ya?

Sorun yok. Hadi gidelim Lucas.

Bir dahaki sefere dikkatli olun ama.

- O çocuğun adı neydi? - Kurt.

Kurt. Lanet olası Kurt.

Gördün mü, az kalsın neler oluyordu?

- Evet. - Tokatlayacaktım.

- Kesinlikle. - Evet.

İçeri geri mi dönsem acaba?

- Ama o çıkmıştır, değil mi? - Boş ver baba.

Gidip meseleyi kökten çözeyim bence.

- Şey yaparım... - Gerek yok baba. Ben alışığım.

"Alışığım" da ne demek?

Alışabileceğin bir şey değil ki.

Bu hep mi oluyor?

Her gün.

Kaçması mümkün değil. Bu kadar kötü olduğunu biliyor muydun?

Hayır. Ne yapacağız?

Şimdilik hiçbir şey. Çünkü ben konuyu kapattım.

Hallettim. İcabına baktım.

Hem okulu hem de müdürü arayalım.

Ne? Olmaz. İspiyoncu durumuna düşer.

- Köstebek'i izledin. Onu bitirirler. - Brian.

Babası sensin.

Bu işi babasının halletmesi gerek.

Haklısın. Ben...

Bana bak.

Ona kötü bir şey olmasına asla izin vermem, tamam mı?

- Tamam. - Ben işe dönüyorum.

Döndüğümde bu işi halledeceğiz, tamam mı?

Zorbalığa geçit yok.

- Hadi! - Bas tekmeyi! İndir!

Yakala onu.

- Yakala onu geri zekâlı. - Sana 5.000 bastım. Hadi!

Claire beni görmek istediğinizi söyledi.

Evet dostum, geç otur.

- Yakala! - Otur hadi.

- Koş hadi! - Yapabilirsin! Kendine inan!

Evet!

- Sökülün paraları! - Evet!

Konu şu Pfizer işi.

O sayıları düzeltecek misin?

Sayılar gayet düzgün zaten.

- Bağırma bana. - Bağırmadım ki.

Biraz bağırdın.

Sayılar bize uymuyor. Biraz değişmeleri lazım.

- Ama değiştirirsem... - Biraz sakin olsana.

Sayıları değiştirirsem

yaptığımız şeyin adı

- dolandırıcılık olur. - Ne?

Bak, babam bu sayıları görürse kafayı yer.

- Babam kafayı mı yesin? - Babam kafayı yiyemez.

Yani benim babam değil sonuçta.

- Ne? - Ben...

- Bu ne cüret? - Duymamış olayım!

Sana bir şey soracağım. Sence nasıl gidiyor?

- Bence bayağı iyi... - Soru sormamıştım.

Ama cevabı şu.

- Kovuldun! - Tamam.

- Babam da seni sevmezdi! - Peki.

Salla kızım.

Sana ciddi ciddi "mızmız bebek" mi dediler?

- Hep mi böyleler? - Hayır, önemi yok.

Ne olursa olsun, yasalara uymak zorundayım.

Burada mesele kumaş farkı.

Ben çok daha kaliteli bir kumaşım.

Bilmem anlatabiliyor muyum? Yani...

Anlıyorsun, değil mi?

Anlıyorum, evet. Haklısın bence.

Ne oldu?

Bence çok cesursun.

Hiç de mızmız bebek değilsin.

Yeni iş bulana kadar biraz kemerleri sıkarız, olur biter.

Bu vesileyle belki dans dersinden kurtuluruz.

- Bu paralı mı? - Hem de çok.

Aslında eski şirketimin yaptığı teklif hâlâ geçerli.

Lucas'la ilgilenmek istiyordun.

İstiyorum ama paraya da ihtiyacımız var.

Değiş tokuş yapsak

ve sen evde kalıp ona mı baksan?

Bütün gün onunla evde mi kalacağım? İkimiz, baş başa?

Geçici bir süre için. İkinize de iyi gelir.

Biraz tek başınıza takılıp samimiyeti ilerletirsiniz.

Beğendiniz mi?

Çok beğendik tatlım. Çok güzeldi.

Kelimeye dökemiyorum dostum.

Tatil gibisi yok!

Selam dostum.

Okulda olman gerekmiyor mu?

- Bugün hizmet içi eğitim günü. - O da ne?

Öğretmenler için ders anlatma eğitimi gibi.

Size de tatil mi oluyor yani? Mesai sonrası yapsalar ya.

Bilmiyorum ama bizim için daha iyi oldu.

Bugün ne yapıyoruz?

Birlikte mi?

İşte bu! Yapboz. Şuna baksana.

25.000 parçaymış.

Evet. Haftalar sürer. Hatta belki bir ay. Kim bilir?

Aslında biraz karnım aç.

Benim mi hazırlamam gerek?

- Evet. - Annen nasıl yapardı?

Peki, tamam. Hazırlayalım bakalım.

Aralıklı orucu duydun mu?

- Aralıklı oruç mu? - Evet.

Bağırsak sağlığı için.

Birlikte yapalım mı? Ne dersin?

Özür dilerim ama gerçekten çok açım.

- Tamam. Peki. - Kusura bakma.

Kommentit

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left