نخستین 200 خط.
THE APARTMENT JOB
Son anlarında
yanında olabildim.
Neden böyle yaptın?
Son nefesini verirken
yanında olmalıydın.
Ama merak etme.
Ölürken acı çekmedi.
Sen…
Ne yaptın sen?
Ne?
Unuttun mu,
şeytan tırnağı kanasa bile koparılması gerekir.
Senin hayatında
şeytan tırnağı gibi bir şeydi.
Ben de senin yerine koparıverdim.
Rahatlamadın mı?
En derin taziyelerimi
sunarım.
Ben gideyim.
Bay Kim!
Olay çıkarma da buraya gel.
Sokak serserisi değilsin sen.
Cenaze sahibi yerini terk etmemeli.
Eski patronuna eşlik etmelisin.
Hayatımdaki şeytan tırnağı sensin.
Kanasa da
etimden et kopsa da seni kendim söküp atacağım.
Sana mutlaka
acı çektireceğim.
Sabırsızlanıyorum.
Ama dikkat et de tırnağının tamamını koparma.
Onun acısı
hiç geçmez.
Çekil.
Nereye gidiyorsun?
Lee Chung-won'u öldürmeye mi?
Yong-man daha yeni öldü.
Benim yüzümden öldü.
Burada durup ona boyun mu eğeyim?
Sen intikam peşinde falan değilsin.
Vicdan azabından kaçıyorsun.
Ne?
Bay Park.
Onun fotoğrafına bakacak cesaretin bile yok.
İntikamı bahane edip kaçan bir korkaksın.
Haksız mıyım?
Dışarı çıkıp ölmek
burada kalıp ağlamaktan daha az korkutucu,
değil mi?
Sen benim hislerimi nereden bilebilirsin ki?
Kalbim patlayacakmış gibi hissediyorum!
Ne yapmam gerekiyor?
Ne yapayım o zaman?
Sadece ağla Bay Park.
Madem ölecek cesaretin var, burada kalıp ağla,
ondan sonra Lee Chung-won ile yüzleş.
İşte o zaman Lee Chung-won'un en çok neden korktuğunu görebilirsin.
Ben…
Git eski patronuna söyle.
Sana kendi oğlu gibi baktığı için minnettar olduğunu,
ne pahasına olursa olsun
intikamını alacağını söyle.
OĞULLAR: PARK HAE-KANG, KIM GYEONG-NAM, JANG JE-GIL, KIM DOONG-HUI
THE APARTMENT JOB
Neden bu kadar çok içiyorsun?
Kaç şişe içtiniz? Hepiniz sarhoş olmuşsunuz.
İçmeyin artık!
Size başka yok.
Bir şişe daha lütfen.
Bir tanecik.
Bu sonuncu, tamam mı?
Bakar mısınız?
Kel adamın olduğu masaya
- bir şişe soju. - Tamam.
Geldiğiniz için teşekkürler.
- Tabii. - Gelmez olur muyuz hiç.
- Tabii. - Bir şey lazım olursa söyleyin.
Koca Oğlan. Tıkınmasana artık.
Çok üzgünüm ama açlığım da dinmiyor.
İstediğin kadar ye.
Sahiden iyi yiyorsun. Merhaba.
- İyice çiğne. - Tamam.
Bay Park.
Kumarhanedeki en korkutucu kişi kimdir, biliyor musun?
Kaybedecek bir şeyi olmayan mı?
Hayır.
Kaybetmemek için çok fazla nedeni olan kişidir.
Bak.
Hepsi.
Kazanmak için nedenlerin onlar.
Bu yüzden
ne pahasına olursa olsun kazanmalısın.
Yapman gereken bu.
Bir!
"Tıp" mı oynuyoruz?
Size fikirlerinizi paylaşın dedim.
İçten bir özür dileyip "Bir daha olmayacak" diyelim…
Sıradaki.
Çürük inşaat skandalından sonra
güven tazelemek için inşa sürecini halka açıklamalıyız…
Sıradaki.
Hissedarlar çekilmesin diye finansal istikrarımızın reklamını yapıp…
Biliyor musunuz,
siz direktörler en özendiğim insanlarsınız.
Bu kadar yeteneksizken bile düzenli maaş alıyorsunuz.
Ne âlâ memleket.
Beni iyi dinleyin.
Oman'daki daire fiyatlarını yarıya indirin.
Olağanüstü fiyatlar, birinci sınıf malzemeler,
sınırsız ücretsiz güvenlik denetimleri.
Agresif bir tanıtım yapın
ve kampanyanın yüzü olmaları için
Kore'nin en ünlü yıldızlarını bağlayın.
Ama efendim,
bütçemiz…
Şirketimizi kurtarmak için
son kuruşumuza kadar harcamamız gerekmez mi Direktör?
Peki ya kamuoyu?
"Taesan mağduru" etiketi sosyal medyada yayılmaya devam ediyor
ve ana akım medya
Taesan hakkında olumsuz haberler yağdırıyor.
Sosyal medya bir yana,
basın hiç iş birliği yapmıyor.
Yani şu an
asıl sorunun basın olduğunu mu söylüyorsunuz?
Lütfen merhamet edin efendim!
Arazi, Altyapı ve Ulaştırma Bakanlığı ortalığı birbirine katıyor.
True Value'daki
çürük inşaat hakkında kapsamlı bir incelemeden bahsediyorlar.
Duvardaki birkaç çatlaktan çok daha fazlasıydı bu.
Üst düzey yetkililer seçimden önce
bu skandalın patlak vermesinden rahatsız.
Yolumuz uzun.
Patlak lastikle devam edersek hepimiz ölürüz.
O lastiği değiştirmeliyiz.
Ne?
Taegowon'da mezarlarınızı
sizin için seçtim bile.
Sizin için dört tane minik çukur kazdırdım.
Orada hangi ağacın yetişmesini istediğinizi seçin.
Meşgul olursunuz dedim, onları bizzat getirdim.
Yüksek Mahkeme yargıcımız dürüstlüğe değer verir,
çam ağacına ne dersiniz?
Oldukça sabırsız görünen kıdemli sekreterimiz için
azmi öğrenmeniz adına bir erik çiçeği.
Pekâlâ.
İstediğiniz ağacı seçin.
Ne yapıyorsun sen?
Ukala herif.
Ne? "Ukala" mı?
Sağır mısınız yoksa aptal mı?
Sizin için mezar yerlerinizi seçtim.
Kendinize gelmezseniz sizi oraya gömeceğim!
Basın epey yaygara koparıyor.
Bunu çözmelisiniz, öyle değil mi?
Lastiği değiştirmeyi boş verin,
döndürmeye devam etmenin bir yolunu bulun.
Batacak olursam…
…hepinizi yanımda götürürüm.
O yüzden
bunu aklınızdan çıkarmayın!
Sakın unutmayın! Tamam mı?
Bu
size son uyarım.
MERHUM PARK YONG-MAN
Eski patronumuz
büyük bir olay oldu mu
hep buraya gelirdi.
"Otelde açık büfe yer ayırttık" dediğimizde bile
"Göbek bağlamak yumruklarınızı yavaşlatır!" derdi.
Ama bunu söylerken bile
tatlı ekşi soslu domuz eti, domuz göbeği gibi şeyler yerdi.
Enseme şaplak atmasını özledim.
Ne zaman gece tek başıma çalışıyor olsam
"Je-gil, neden hep bilgisayar başındasın?" derdi.
"Gözlerin bozulacak. Çalışırken ışıkları açık tut."
İyi yumruk atmak için karnının tok olması gerektiğini,
açlığın perişanlık olduğunu söylerdi.
Karnım tıka basa dolu
ama neden böyle perişanım, bilmiyorum.
EMEKLİLİĞİN KUTLU OLSUN
Bu pelerin biraz abartı kaçmadı mı?
Yakıştı ama.
Oteli falan her şeyi ayarlamıştık
ama illa burayı istedin.
Saçmalama.
Ne zamandan beri sosyalleşip otellere gidiyoruz?
Emeklilik töreni dediğin
böyle bir yerde siyah fasulyeli erişte yiyerek olur.
Hangi akıllı Çin lokantasında emekliliğini kutlar?
Kes sesini.
Bu işe girme sebebim
istediğim kadar siyah fasulyeli erişte yiyebilmekti.
YONG-MAN VE YENİ HAYATINA!
Bunca yıldır bu sektörde çalışırken
gerçekten de gönlümce yedim.
Artık emekli olduğuma göre
ölene kadar bir daha siyah fasulyeli erişte yemeyeceğim.
Beni tebrik edebilirsiniz.
No comments yet. Be the first to leave one.