نخستین 200 خط.
NETFLIX SUNAR
Hani şu insanın hayatını sonsuza dek değiştiren anlar vardır ya?
Mantığa oturtamadığın, hazırlıklı olamadığın.
Herhangi bir öğleden sonra içkin elinde takılırken
birdenbire elektrik alırsın.
Biriyle göz göze gelirsin ve ne olduğunu anlayamadan
kalbin güm güm atar, heyecanlanırsın, için pır pır eder.
Birden tüm hayatın, seni bu ana getiren bir yolculukmuş gibi gelir.
Sanki yıldızlar ve kaderleriniz kesişmiştir.
Ve birdenbire
kendini tanıyamaz, olanları ifade edemezsin.
Yine de içindesindir işte.
Her şey olağanüstü gelir.
Onunla arabada Titanik tarzı sevişebilmek.
Bir anlığına 15 yıldır evli olduğunu,
kocanın yanında olduğunu unutursun.
Ama ona baktığında
kocanın, arkadaşını gözleriyle soyduğunu görürsün.
Seninle aynı şeyi hissettiğini.
Kıskanmak yerineyse hoşuna gittiğini fark edersin.
Bu duyguların vücudunu ve zihnini ele geçirmesine
izin verirsin
çünkü ne kadar çabalarsan çabala,
artık karşı koyamazsın.
Bir anda etrafına bakıp kendine sorarsın,
"Benim sorunum ne lan?"
- Alır mısın? - Tabii.
İşte tam o anda
bazıları kulübümde ilk gecesini geçirmeye
karar veriyor.
Kuzenime bayılacaksın. Sürprizlerle doludur.
Sabah birayla başlar,
kendini Benidorm'da bulursun.
Bu o mu?
Kuzen!
- Oteliniz yakın. - Pekâlâ.
N'aber? Merhaba.
Merhaba.
Sıçayım!
Telefonunu aç.
Telefonun çalıyor Liana.
Efendim?
- Liana, alyans yok. - Alba?
- Efendim? - Liana!
Alyansım diyorum, yok!
Gece kaybetmiş olmalıyım ama…
Neredeyiz biz?
Sana dans edeyim mi?
Şu göte bak.
Hangisini istersin? Pizza mı…
…yoksa sucuk mu?
- Merhaba. - Nasılsın?
- Çok güzel olmuşsun kaltak. - Sen de.
- Gergin misin? - Altıma sıçıyorum.
- Niye? - Bir şeylere uyandı.
- Hayır, çok sevecek. - Tabii.
- Tezgâhlanmış gibi olmasın. - Olmaz.
- Çaktırma yoksa boku yeriz. - Evet.
- Tamam mı? - Tamam.
Bak, bunu bir çekmeceye koy.
- Bu ne? - Hap.
- Ne hapı? - Sonrası için.
Ne fısıldaşıyorsunuz? Acıktım ya.
Ne? Geliyoruz.
Hemen kıllanıyorlar.
Bu akşam hepimiz sevişiyoruz.
- Evet! - Hadi.
Teşekkürler.
İşte geldik.
- Gergin misin? - Altıma sıçıyorum.
Ben de.
- Bak aşkım… - Ne?
Bana bak.
İstemiyorsan gidebiliriz.
İkimiz de emin olmalıyız.
- Emin misin? - Çok eminim.
- Ne burası böyle? - Bilmem ki.
İnternete göre özel bir kulüpmüş.
"Club Paradiso." Biz buraya mı gelmiştik?
- Hiçbir şey hatırlamıyorum. - Ben de.
- Merhaba. - Merhaba.
Club Paradiso'ya hoş geldiniz.
İlk seferiniz mi?
- Evet. Bir bakalım dedik. - Evet.
- Çok hevesliyiz. - Güzel, işte aradığımız ruh.
Henüz erken, daha dolmadı.
Böyle başlayıp emin olmak daha iyi.
Yapmanız gereken en önemli şey, duygularınızı evde bırakmak.
- Tabii. - Zevk almaya geldiniz.
"Zevk almaya."
Size etrafı göstereyim.
- Tamam mı? - Tamam.
- İyi akşamlar. Montunuz? - Selam, evet.
Teşekkürler.
Burası barımız. Başlangıç için mükemmel.
Birileriyle tanışıp çiftler beğenebileceğiniz
en güzel yer.
Ama acele etmeyin.
İstemediğiniz hiçbir şeyi yapmayın.
Peki bir çifti beğenirsek?
En kolay yol yanlarına gidip
sohbet etmek, bir şeyler içmek.
- Ya sonra vazgeçersek? - Hayır, hayır demektir.
Kulübümüzün tek kuralı.
Hiç toplu seks dönüyor mu?
- Ne var? - Her gün.
- Her gün mü? - Evet.
Her günmüş bebeğim.
Evet, öyle dedi.
İçimde çılgın bir his var.
Şurası ne?
Bodruma inen merdiven.
Tüm sırları açık etmemi istemezsiniz herhâlde.
Teşekkürler.
Tanrı aşkına bebeğim.
- Paco, uyuma. - Uyan.
Geliyorum.
- İşte… - Çok gurur duyuyor.
İşiyle çok gurur duyan bir adam.
Ona dikkat et bence.
Bebeğim.
Bunu içerken aklıma ne geldi sence?
- Ne geldi? - Şey…
- Kamptaki şu gün. - Yirmi yıldan fazla oldu be.
Claudia'yla işlettiğimiz kamp alanını hatırlıyor musunuz?
Gabriela diye bir liderimiz daha vardı, öyle değil mi?
Valencia'lıydı, hep Valencian Water kokteyli yapardı.
Neyse, bir gece bir etkinlikten acayip sarhoş döndük.
Çadıra geldik,
fermuarı açtık,
Gabriela bizim uyku tulumunda çırılçıplak yatıyor.
"Ay, ay" falan diyordu.
Ne dedi aşkım?
Sonra "Yanlış çadırdayım" dedi.
Evet, bir yandan da memesini okşuyordu.
- Hadi be! - Yok öyle bir şey.
Memesini okşuyordu, gördüm. Böyleydi…
Niye daha önce anlatmadınız?
Sonra ne oldu?
- "Evet" dedik. - Yapma be.
Yani "Evet, yanlış çadırdasın" dedik.
- Sonra? - Sonra gitti işte.
O kadar toyduk ki
kızın bizimle bir şeyler yapmak istediği aklımıza gelmedi.
- Alberto, hayal kırıklığına uğradım. - Üzgünüm.
Böyle bir fırsatı nasıl tepersin?
Doğru, buna izin veremezsin.
Ne?
Sen ne yapardın bilmiyorum canım.
Okuldaki yıl sonu gezisini hatırlatayım mı?
Meksikalı kızlara güvenmemişti, onu kaçıracaklarını sanmıştı.
Hayır…
Ama bakın, o eski Paco'ydu.
Paco artık çok değişti. Şerefe.
Gabriela'ya ve tepilmemesi gereken fırsatlara.
Pekâlâ.
Gabriela zeki kızmış ama.
Çok seksiydik ama. Hâlâ öyleyiz gerçi.
Seksi olan sensin Marta.
Tabii canım. Çok seksisin, bebek gibisin.
Sen de Claudia, sen de.
Sen hayırdır?
- Öpücük attın. - Ne bileyim, oluverdi.
Merak ettim,
Gabriela şimdi gelse ne yaparsınız?
- Güzel soru. - Ne yapardınız?
Evet, ne yapardın?
Alberto'nun namını duyduğu için çadıra girmiş bence.
Belki senin namını duymuştur.
- Alberto'nun ne namı varmış? - Malum mesele işte.
- Ne olacaktı? - Efsaneler doğru.
Hayır, bir saniye.
Biliyorum, Alberto biraz şeydi ama…
- Ama cidden, efsane mi? - Dur, bak.
- Hem de devasa bir efsane. - Yok be, abartıyorlar.
Paco, cini az olmuş bunun. Yapma böyle.
- Lütfen. - Peki.
Yeteri kadar koy.
Bak Pablo, bu John. Sidney'den geldi.
Merhaba John.
Bu da Hans.
Kuzenim sağ olsun.
Fuar meselesi biraz ani olunca…
Umarım odanı seversin. En büyük odamız.
- Burası mı? - Evet.
Ee Pablo, daha daha?
New York ne âlemde? Müthiş bir çatı dairen var.
Evet, fena değil
ama taşınmayı düşünüyorum.
- Komşulardan bıktım. - Hep şikâyet eden teyzeler falan mı?
Kuzenin seninle konuşuyor.
Hayır, tüm gün âlem yapan üniversite öğrencileri.
Kahretsin.
Zamane gençleri yaşlılara hürmet etmiyor.
- Katılsana, sen de âlemcisin. - Öyleydim ama artık…
Herkesin işi gücü var. Eve gelince yatmak istiyorsun.
Yatmak mı istiyorsun?
Çıkarabilirsin artık.
Bunu mu? Unutmuşum.
Pablo.
No comments yet. Be the first to leave one.